Belirsizlik Denizinde Giderken

İlginç bir yıldan geçtin, belki daha da ilginç olacak yenisi.
Biz adını “fantastik” koyduk bu yılın. Fantastiğin üstüne ne tanımlanır, yaşayıp göreceğiz.

Dört duvar ve biraz da pencere evimde, yalnız bir gecede yazıyorum bu yazıyı. Odam loş, birkaç mum yaktım gecemi onurlandırmak için, arkadan usulca sevdiğim bir müzik çalıyor. Günün üçüncü kahvesini içtim başlarken. Birileri dört duvar pencere evlerinde yalnız okuyor şimdi yazımı. Birileri yeraltında, metroda kalabalığın arasında tek başına benimle konuşuyor okurken. Bir başkası korkuyla bir dişçi koltuğuna oturmadan hemen önce denk gelecek belki. Durup düşünüyorsun, durup düşüneceksin. Ben de düşünüyorum. Biraz önce elimden bıraktığım eski bir dostun cümlesini; Okumaya devam et “Belirsizlik Denizinde Giderken”

Acıyı Dönüştürmek

Kalbimin bir yanıyla ayak izlerini yürüdüğüm Tezer Özlü, şöyle demişti:

“… hiç değilse acıları dönüştürecek sözcüklere sahip olduğumu düşündüm. Ama diğer insanlar, acılarını, yaşantılarını, uykusuz gecelerini, umut ve umutsuzluklarını ne yapıyorlar?”

Tezer Özlü’nün bu sorusunu elimde kağıtla, kalemle ya da gece yarısı bir klavyenin başında kendime kaç kez hatırlattım bugüne dek, bilmiyorum. Her defasında “Sahi ne yapıyorlar?” diye sorarak. Belki bir heykel, belki bir örgü, belki birkaç müzik tınısı, nehrin altındaki nehre insan ruhunu bağlayan herhangi bir şey işte, en iyi ihtimalle. Okumaya devam et “Acıyı Dönüştürmek”

Theta Healing: 27- Gün Sonu Raporu

Bayağıdır hikayenin geri kalanını anlatmıyorum size. Oysa, itiraf etmem lazım. Sıklıkla dönüp eski yazılarımı okuyup bazen “Ah!” diyorum biliyor musunuz? Ah, üzüntüden değil. Nasıl berrak bir zihinle ve nasıl güzel anlatılmış hikaye. Fazlası yok eksiği çok. Ama en çok, içimdeki saf sevgiyi hissediyorum yeniden okurken. Saf niyet, saf sevgi. Çok az kişinin gerçekten hatırladığına ama uyanışın başladığına duyulan inanç. Hala öyle güçlü ki! Okumaya devam et “Theta Healing: 27- Gün Sonu Raporu”

İçine Akan Gözyaşlarının Heykeli

İlk kez bir yazımı tren yolculuğunda yazıyorum. Bu yazıyı yazmayı bir ay ertelemiş olmamı ve bu ana denk getirmemi ise gülerek kutluyorum 🙂

İşin aslı, bekleyen yazılar var. Yeni bir yolculuk, yeni hatırlananlar olacak dilerim. Yarından itibaren onun içindeyim. Ama onun öncesinde anlatmasam olmaz bir hikaye: gözyaşı şişesinin, sayım şiirinin, arapsaçının ve dört haftalık emeğimin, ilk heykelimin, oğlan beklerken fırından kız gelenin hikayesi.

Bir zamanlar, burada bir yazı yazmıştım. En çok okunan yazım oldu sayenizde. Google’dan ona gelen olmuyor ama sıralı okuyanlar sayesinde yerini koruyor hala 🙂  Okumaya devam et “İçine Akan Gözyaşlarının Heykeli”

Ne-re-den Tanışıyoruz?

Bu fotoğrafı bir evin camında görmüştüm, Amsterdam yakınlarında şirin mi şirin bir kasabayı, Volendam’ı gezerken.

Biz burada birbirimize yabancı değiliz, henüz tanışmadığımız arkadaşlarız, diyordu. Sanki hayatımın özetiydi. Yanyana gelen iplikler, birbirine anlık temaslar ve sonra, yıllar sonra değişen hayatlar.

Bir gün öylesine tanıştığım kim varsa görür görmez bildiğim, bana, yaralarıma şifa oldu hayatta. Ve ben kimin hayatından sessiz sakince geçtiysem, bir gün en derin sırlarımızın örtüsünü kaldırıp yüzleşip şifayla örttük yine. Okumaya devam et “Ne-re-den Tanışıyoruz?”

Theta Healing: 26- Söz Onlarda…

İstanbul basic dna gruplarımdan ikincisi… Bağını hiç koparmayan, en aktif whatsapp grubunu oluşturan altı kişi… Uzun zamandır onlardan gelen yorumları paylaşacaktım, hep bir engel çıktı. Şimdi üçünün bloğuma göndermiş olduğu yorumları derledim sizinle paylaşacağım 🙂 Ben ilk günün enerjisinden şimdi geldiğimiz noktaya inanamıyorum. Buna tanık olmak öylesine güzel ki… Hepimizin yolu bir, ışık ve sevgi olsun… Okumaya devam et “Theta Healing: 26- Söz Onlarda…”

Theta Healing: 25- Balık, Balık, Balık…

Yunanistan’ın yaşattığı büyülü theta healing anılarıma bayılmıştınız, doğruyu söyleyin. Ama hikaye, öyle hemen bitmiyor. -Çok şükür- Zamanın içinde yeni karşılaşmalar, olasılıklarla kendisini yazıyor. Gelin size yeni sembolümden bahsedeyim. Vaktiniz var mı? Yazmazsam unuturum, işte bundan çok korkuyorum. Üstelik yazı bilinen en eski meditatif uygulamalardan, boyutlar arasına açılan en büyülü kapı. E, yazım dilimi de seviyorsunuz. Kendime saklamamın bir anlamı yok 🙂

Bir gün burada anlatmak istediğim bir deneyimim var. Çok etkilendiğim arketiplere dayalı bir danışmanlık hizmeti aldım şubat ayında. Çok saygı duyduğum kişilerden. Rüyamda onlarla görüşüyorum yeniden. Bir sorum var sanki, ama sorumun ne olduğunu bilmiyorum. Bana tek bir cümle söylüyorlar. “Zamanı geldi, hastaneye git.” Sonra beni aile yemeklerine davet ediyorlar ve şöyle diyorlar. “Bugün balık günümüzdü.” Onlara sarılarak balıklarla dolu masaya oturuyorum. Uyandığımda mutluyum ama korkuyorum da. Bilinen hiçbir sağlık sorunum yok, her gün kendime beden taraması yapıyorum. Vianna, korktuğunuz hastalıkları bedeninizde göremezsiniz, demişti. Bu cümleyi unutmaya çalışıyorum.  Okumaya devam et “Theta Healing: 25- Balık, Balık, Balık…”

Bulanık Sular Üzerine Serilmiş Bir Köprü Gibi

Hayatımın son iki ayı, alev alev yanan ama bir o kadar dingin, sessiz bir ateş. Bozcaada’da kendimle başbaşa kaldığım o dolunay gecesinden, akrep dolunayından beri… Bir şeyler yıkılıyor ve daha derin bir şey kuruluyor belli ki. Zaten, son iki dolunayın güneş burcum olan akrep ve yükselenim yayda olduğu düşünüldüğünde, astroloji de aynı bilgiyi veriyor. Ve sezgisel insanlar için ucu bir şeye çıkacak o delirtici sessizlikle baş etmek… Ne demek istediğimi bilenler mevcut, biliyorum.

Az önce başka bir yazının içindeyken ve az daha paylaşacakken, bir titreşim hissettim omuzlarımda ve birden gönderilen bir düşünce formu kafamın içinde bir yerde. Bana, “Ben bulanık suların üzerindeki o köprü olacağım, beni daha önce hiç böyle derin hissetmedin, lütfen devam et,” diyen. Okumaya devam et “Bulanık Sular Üzerine Serilmiş Bir Köprü Gibi”