Theta Healing: 24- Gönül’ün Mektubu

Kutub Şimşek, Ot dergisindeki yazısında;
“Birşey içindeki acıyı hafifletiyorsa ona inanırsın” demiş.

Yıllarca melankolik yaşamış, bunun için haklı nedenleri olmasına rağmen acısını sündürmüş, acıdan baymış birisi olarak söylüyorum; acınızın hafiflemesini ve hatta geçmesini istiyorsanız; o acıdan mutluluk elde eder, teşekkür bile edersiniz. Edebilirmişsiniz, olay yerinden bildiriyorum.
Geçen yıl bu zamanlar, hayatımın artçı depremleri yıkıma hazırlanırken…
Geçen yazın sonu, koca şehrim yıkılmışken ömrümde. Okumaya devam et “Theta Healing: 24- Gönül’ün Mektubu”

Sakız’ın Hikayesi… &3

Nerde kalmıştık? Size  Sakız’ın köylerini anlatacaktım.

Sakız adasında ziyaret ettiğim köyleri birkaç başlıkla sıralayayım. Öncelikle köyler, güney ve kuzey olarak iki ayrı bölgede. Kuzey, güney kadar tercih edilmiyor. Bir nedeni, güneydeki köylerin bence daha masalsı olması, diğeri ise kuzeye giden yolların bir miktar deniz manzarası eşliğinde uçurum olması da olabilir. Ama abartmamak gerekirse, ülkemizdeki güney sahillerinin yollarından bir farkı yok. Tek farkı, biliyorsunuz Yunanistan, İspanya, İtalya gibi ülkelerde küçük yol kilisecikleri var. Bunlardan birini gördüğümüzde, dua edebiliriz. Anlamı, o bölgede birinin hayatını kaybetmesi demek.  Okumaya devam et “Sakız’ın Hikayesi… &3”

Sakız’ın Hikayesi… &2

*İlk yazımı okudunuz mu? Yemeğe ortasından başlamak olmaz. Öyle değilse, buyrun önce ilkine: Tıkk tıkk… *

Yola çıkmadan bir gece önce, bir televizyon programında İstanbul’un sembollerini tartışan iki kişiye denk gelmiştim. Anlatılana göre, Fatih Sultan Mehmet’in en büyük hayali aslında Roma İmparatoru olmaktı. Yani Roma’yı bir kültür olarak görmekte ve devamını Osmanlı ile getirmeyi istemekteydi. İstanbul’u aldı ve ölümüne yakın, Roma İmparatoru 1. Konstantin’in mezarının üzerine defnedilmeyi istedi. Okumaya devam et “Sakız’ın Hikayesi… &2”

Sakız’ın Hikayesi… &1

 

Uzun yollardan çıktım geldim yine, hoş geldim.

Bir şeyler var aklımda, kalbimde yazılmayı isteyen. Ama öncesinde sembolleri nasıl okuyorsunuz, dedi bir öğrencim İzmir’de. Karşımıza her çıkan bilgiye sembol diyemeyiz, kabul. Hayat sanırım, sürekli bir şeyi okumakla yaşanmaz. Hatta sevdiğim bir söz de var, birileri yaşar, bir diğeri onu yazar, diye. Yazarken bile kopar insan. Ayrılır yaşamın içinden. Misal, gece 00:48. Eşim uyuyor, İstanbul’un yarısı, Türkiye’nin geneli uyuyor. Ben burdayım, gözleri apaçık, kelimelerin emirlerine amade…

Bir Zen üstadının hikayesini okudum. Ona bir soru sorulur. Elini suya batırır ve havaya kaldırır. Eli kurumuştur. Cevabı, yapma olur. Bu bereketli bir yol değil. Nereden bildin dediklerinde, doğadan der. O anda rüzgar esmiş eli kurutmuştur. Benzer bir öngörü soru astrolojisinde de var, bildiğim kadarıyla. Orada en önemli detay, sorunun sorulduğu anın kalitesi. Örneğin, siz iş değişikliği ile ilgili bir soru sordunuz. Astrolog, sizin doğum bilgileriniz bir yana, soruyu sorduğunuz anın bilgilerini alıyor ve gökyüzünü okuyor. Cevap, o anda.  Okumaya devam et “Sakız’ın Hikayesi… &1”

Theta Healing: 23- Kalbin Şarkısı

Geçen sene temmuz sonuydu. Basic dna eğitimini martta almıştım. İkinci eğitim olan advanced’i ise temmuz sonu. O eğitimin ikinci günü, benim hayatımı dönüştürecek bir şey, tam anlamıyla kafama sert bir tuğla gibi inmişti. -Bunu hep kitaplardan bekleyecek değiliz ya? -Kendimi oyaladığım bir kabuk açılmış içinden hiç de yüzleşmek istemediğim ama kaçınılmaz olan bir şeyler çıkmıştı. Ve çok mutluydum. Bakın ben bir akrebim. 🙂 O dibin karanlığını, rutubetini, cesaretini severim.  Okumaya devam et “Theta Healing: 23- Kalbin Şarkısı”

Theta Healing: 22- Evren Rehberdir Ruhu Uyanana…

– Theta healing eğitimi almalı mıyım? Bu benim için iyi mi?

– Bir gül ile bir gül bahçesi satın alıyorsun.

Bir gül ile gül bahçesi kurmak… Dünden beri bu cümlenin içindeyim. Tüylerim diken diken. Dün ilk İstanbul grubumdan Meltem paylaştı benimle bu anıyı. Eğitim için Cevaplar Kitabını açmış ve bu cümleler çıkmış karşısına Mesnevi’den.

Geçtiğimiz yıllarda bir kaktüs almıştım Ikea’dan. Benim için anlamlı bir döngüde. “Ölür.” demişlerdi alırken. “Buralardan alınanlar yaşamaz.” Biliyorum, duyar çiçekler ve konuşurlar da. Ama ne kaktüs duydu bu sözü ne ben. Biz birbirimize inandık, üçten ikiye koşulsuz sevgi aktı sadece. Gel zaman git zaman… Okumaya devam et “Theta Healing: 22- Evren Rehberdir Ruhu Uyanana…”

Theta Healing: 20- İlk Seminerler&Az Gittik Uz Gittik…

Ocak ayında verdiğim ilk seminerlerin ve uzun süreli bir sessizliğin ardından, yeniden karşınızdayım! Öyle yoğun bir süreçti ve öyle güzel anılar yaşadım ki. Güldük, ağladık, eğlendik, duygulandık ve eminim ki kendi içimizde kilometrelerce yol yaptık. Şimdi dilerim o hislerle duygularımı sizlere anlatabilirim.

Gün içerisinde çok fazla soru alıyorum theta healing ile ilgili. Tam olarak nedir, bu semineri almak insanın hayatına nasıl bir dokunuşta bulunur, şifa ve mucizeler ne zaman başlar, zor mu, herkes yapabilir mi… Zamanım oldukça tek tek cevap veriyorum ancak, istedim ki bir yazı olsun burada da.

Theta healing tekniğini anlatmak hem çok kolay hem de azıcık zor. Çünkü o kadar kapsamlı ki, tek bir genel açıklama, asla ne olduğunu yansıtmıyor. Birbirinden farklı seminer türleri olduğu için de, her birinin belki de tek tek açıklanması gerekiyor. Okumaya devam et “Theta Healing: 20- İlk Seminerler&Az Gittik Uz Gittik…”

Gölge

#öyküleşenrüyalar

Varlığını bilirsiniz, dünyada eşsiz sokaklar vardır. Sanki, yaşamışsınızdır o sokaklardan birinde. Öyle tanıdıktır, öyle sıcak. Sanki, gerçek hayat o sokaklarda, o Arnavut kaldırımlarındadır.

Onu o sokakta görüyorum, bir grup insanla birlikte, henüz gelmişler. Kocaman cumbalı ahşap konakta misafirler o gece. İçeri giriyorlar… Odası hemen girişte değil diğerlerinin aksine, herkes girişteki odunluğa doğru yönelirken ve orada uyayacakken, “Senin odan üst katta.” deniliyor. Ahşap merdivenlerden çıkıp hemen sağdaki odaya giriyor. Okumaya devam et “Gölge”