Ya Sonra?

Uzun bir sessizliğin ardından bir küçük mektup bırakmak istedim bloğa.

Birkaç kuşak öncemizin, şimdi aklımızın dahi almadığı sorunları vardı. Çok uzak değil, babaannemin babası örneğin, Yunanistan’da köylerini basan anarşistlere (Andarte olarak geçer) en büyük çocuğunu vermek zorunda kalarak ve tüm mal varlığını da vererek ailenin geri kalanını koruyabilmişti. İki seçenek sunulmuştu, ya istenilenleri verecekti ya da o gece o ev ve içindekiler yok edilecekti. 

Bu hikayeyi duyduğumda, derinden yaralanmıştı bir parçam. Diğer bir parçam ise, henüz hiçbir şeye aymadığından, neyse bu geçti gitti, şu an seninle ilgili değil, bunu atlattılar demekteydi. Oysa, 25’lerimden sonra açıkça öğrendim ki, konu tamamen bizimle ilgiliydi artık ve şüphesiz anlaşılmayan her döngü kendini tekrarlar.

Bu kesinlikle çok büyük bir travmaydı ve dnamız çok akıllıydı. Hayatta kalma benliği hemen bu travmayı sonraki nesillere aktaracak şekilde işlemeliydi. Sonraki özellikle 7 nesil, bu travmayı bilmeden bilecekti ki, belki açıklanamaz korkulara ve inançlara sahip olacaktı ki hayatta kalabilsin…

Gelelim bugüne:1 yıldır, her an evimize sızabilecek bir bilinç ile yaşıyoruz. Tüm konuşmalarımızda o var, tüm haberler onunla ilgili, neredeyse rüyamızda bile virüsü görecek duruma geldik.

Biliyorum ki, bazı insanlar virüs konusunda çok farklı düşünüyor, bununla ilgili önemli kaynaklara atıfta bulunuyorlar ancak benim ilgimi çeken kısmı -bu yazıda- virüs konusunda yanıltılma ihtimalimiz değil. Siz virüsü tehlikeli bulmayabilirsiniz, size asla bulaşmayacağına dair bir inancınız da olabilir ve aslında belki sisteminiz böyle çalışıyor da olabilir, ancak ne olursa olsun, dışarıda sana ya da sevdiğin birine zarar verebilecek bir ‘bilinç’ olduğunu bilmek, stres yaratır. Stres ise tüm hastalıkları açığa çıkarabilecek gizli güçtür. Anlattığım hikayede de, anarşistler de belki o gece her kapıyı çalmıyordu, ama her evde aynı stres ve korunmazlık hali vardı.

Pandemi döneminde hayatıma katılan bir teknik olan Recall Healing bize en basit anlatımla şunu söylüyor:

Beyin stres yaratan bir konuyu alır ve çözüm olarak bir organa indirir, biz buna hastalık deriz. 

Örneğin, aldatılan bir kadını ele alalım. Kadın aldatıldığını öğrendi, beyin için müthiş bir stres şimdi bu konu, sevilmedi, tercih edildi, aldatıldı… Bu stresi çözmek zorunda, çünkü çok fazla işlevi var o beynin, bu travmayı uzun süre tutmamalı. (Tutarsa beyin kendini bir koruma modu olarak depresyona sürükleyebilir) Ve şimdi bir şey oldu, kadın onu aldatan adamı unuttu, çünkü yeni birine aşık. Yeniden sevilebilir ve arzu edilebilir olduğunu hatırladı. Eşzamanlı olarak birden memesinde bir kitle olduğunu öğrendi. Bu durumda tekniğin kurucusu Gilbert Renaud, Yeni Alman Tıbbı’nı baz alarak şunu söylüyor: “Tebrikler! Sonunda bu travmaya bir çözüm buldu beyniniz! Organa indirdi ve sorunu çözdü…“ Bu bakış açısıyla, hastalıkların tamamı değil ancak önemli bir kısmı stres ortadan kalkınca oluşuyor.

Eminim bunu birçok kez yaşamışsınızdır hayatınızda. Büyük bir stres altındasınızdır ve bedeniniz muhteşem çalışmaktadır. Sonra stres yaratan eş, iş elinizden gider ve siz tam rahatladım derken birden yataktan kalkacak gücü bulamazsınız. Hasta olmuşsunuzdur.

Sanırım artık kimse romantik bir şekilde “Covid bit artık” demiyor. Vizelerimizin izin verdiği ölçüde dünyaya açılan o ülkelerle biricik görünen bağımız, şimdilik çok net bir şekilde son buldu. Hijyen kelimesi ve sınırlara saygı, idraklerimizin izin verdiği ölçüde hayatlarımıza girdi. Tıpkı üniversite günlerimizdeki gibi Starbucks’tan bir kahve alabilmek, yeniden adeta lüks oldu 🙂

İşte bu noktada, acemi merağım beni şu soruya götürüyor.

Peki yine de, bu tehdit gücünü bir nebze yitirdiğinde, biz virüse bağışıklık kazandığımızda, gerekli aşılar bulunduğunda vs… yani artık beynimiz artık bu strese ihtiyaç yok dediğinde beyinlerimiz bu stres yükünü ne yapacak?

Dediğim gibi, acemi merağım soruyu soran, belki bu şekilde çalışmayacak, belki zaten stres fazında bunu yönetemeyen bünyelerde epey zararını verdi ancak bu bir ihtimal ise belki farklı yaklaşmamız gerekiyor.

Bu yazıyı içleri karartmak adına değil, aslında sonuna birkaç öneri sunabilmek adına bıraktım.

Ne yapabiliriz? Her koşulda 7 kuşak boyunca izi sürülecek bir travmanın bir yıldır içindeyiz.

Neysek o olabiliriz. Eminim ki, birçok okuyucu evde ebeveynlerinin sağlığından endişelendiğinden birçok korkusunu ya da gün içinde yaşadığı stresi maskeliyor, onlara yansıtmamaya çalışıyor. Ancak, bir şeyin daha büyük bir sorun olmasını kesinlikle istiyorsak yapabileceğimiz en mantıklı şey maskelemek. İçinize atmamak, sağlıklı bir şekilde duygularınızı ifade edebileceğiniz dostlar ve yakınlıklar geliştirmek…

Stresliysek, bunun bedenden bir şekilde çıkmasına izin vermek. Belki yürüyüş, belki yine teknikte öğrendiğimiz saldırgan bir kaplan gibi birkaç dakika durabilmek, belki son ses şarkı söyleyip bedenden o stres yükünü atabilmek.

Meditasyona zaman ayırmak… Böylece, düşünce denizinde kaybolmadan kendi merkezinde Yaradan’la ilahi hattında durabilmek.

Kahkaha atabilmek! Biliyoruz ki, en büyük tahribat akciğerlerde oluşuyor. Akciğerler, üzüntü ve kederi tutan organlarımızdır. Gerçekten bizi güldüren skeçleri, yapımları izlemek, kahkahanın müthiş şifalandırıcı etkisine tanık olmak en çok nefesimize ve akciğerlerimize iyi gelecektir. Ve elbette, nefes egzersizleri de hepimiz için çok önemli olabilir.

Kendimizi negatif bakış açılarından koruyabilmek. Unutmamak lazım, yaratıyoruz, izlediğimize, duyduğumuza inandığımızda o bilgiye kendi bilincimizi ekliyoruz ve yaratım olarak karşımıza çıkıyor.

Organlarınıza her sabah uyandığınızda gülümsemeye ne dersiniz? Merhaba karaciğerim, merhaba pankreasım, merhaba safra kesem, merhaba sol dizim… Harika iş çıkarıyorsunuz, sizi seviyorum!

Sağlıklı beslenmek, egzersiz gibi konular benim uzmanlık alanım değil, ancak yazmaya dahi gerek yoktur sanıyorum. 

Son olarak Theta Healing bakış açısını eklemeden geçemeyeceğim.

Virüsler, alanlarımızda bizim sayemizde ve bizimle birlikte yaşayan bilinçlerdir. Özellikle, suçluluk, değersizlik hislerine çekilirler. Belki bu konuda bir rehberlik talep etmek ya da kendi içimize elimizden geldiğince nazik ve derin yolculuklarda bulunmak katkı olur.

Güzel havaları, güzel diyarları ve güzel haberleri çok özledik.

Dilerim, nefesimiz kadar yakın olsun.

Sevgiyle…

    • Rümeysa diyor ki:

      Merhaba mesela asıl evet tüm başıma gelenlerin sebebi korkularımmis dediğimizde evet buldum artık rahat bırakıyorum kendimi dediğimizde çözülmüyor mu olaylar recallhealing de. Tam bu anda çözüm bulununca organa iner demişsiniz hastalık anliyamadim

      • Yeliz diyor ki:

        Beyin stresi tutarsa indirdiğinde hastalığa dönebilir diyor sistem. Ama stres olarak tutmak zorunda değil, Bunun için de yapılabilecekleri sıraladım. Korkuyor musun, ifade et, bedenden at, zihninden at böylece. Bağırmak mı istiyorsun bağır… Yokmuş gibi davranma ve zihinde karışıklık yaratma idi mesajı. Sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.