Astroloji: 2. Biz Nereye?

“Dünyaya bir çocuğun gözlerinden bakmayan,
Cennetin krallığına giremeyecektir.”
(Anonim değil ama nerede okuduğumu bir hatırlasam 🙁 )

Yazı dizimin ikinci kısmına hoşgeldiniz 🙂 Eğer ilkini okumadıysanız hemen bu yazıya alabiliriz sizi. Tıkk Tıkk

Geçtiğimiz 1.5 yıl ay düğümleri oğlak ve yengeç aksındaydı. Oğlağın ataerkil yanı, karanlığında çalışan, dişil gücü baskılayan, sert, dogmatik, katı kuralcı, iş hayatına ve maddi başarıya aşırı vurgu yapan halini bırakıp toprak anaya, doğaya, kadın gücüne, anaerkile, ailelerimize, evlerimize odaklanmamızı istiyordu sistem. 

Gerçek güç, doğada, insan eliyle kurulan sistemlerde değil, Gaia’ya diyordu.

Oğlak, Satürn kısıtlayan, öğreten, sert öğretmen diye bilinen Satürn yani sınırlar demekti. Oğlak Gad’ın arkasındaki enerji buydu.

Bizimse, kuzey ay düğümü olan yengece yani yengeci yöneten Ay’a gitmemiz gerekirdi.

Ay, bir gezegen değildi. Güneş ve ay, ışıklar olarak geçerdi gökyüzünde. En yüce anlamıyla “anne”ydi gittiğimiz yol, Great Mother’dı, Gaia’ydı, ruhtu, evdi, korumaydı, aileydi, anaerkildi.

Zaten, biz evlerimize kapanıp doğayı kendisine bırakınca, Venedik’te kuğular yüzmedi mi? Hava kirliliği görünür ölçüde azalmadı mı? Bunca zaman kurtarmaya çalıştığımız, bunun için organizasyonlar, vakıflar kurulan, fonlar ayrılan doğa ana, aslında ne kadar güçlü olduğunu, bize rağmen kendini ne denli hızlı yenilediğini ve bu dünyadan gitmemiz halinde de kendisine hiçbir şey olmayacağını bize kanıtlamadı mı?

Oğlak yengeç ay düğümleri, mayıs ve haziranda burç değiştirecekken ve aslında diğer astrolojik göstergelerle bir salgın ya da yeni bir dünya savaşı beklenirken, sistem düğümlerin de etkisiyle çalıştı. İş şansa kalmadı, koca bir dünya eve kapandı! 

Tabii bu sadece ay düğümleri oğlak yengeç aksında diye olmadı. Bu çok komik bir yorum olur, plütonuyla, satürnüyle güçlü göstergeleri vardı gökyüzünün ve 1 yıldır aldığım eğitimlerde 2020’den büyük bir felaket yılı olarak da bahsediliyordu. Üstelik kapıda olan mars retrosu ise daha başlamadı. 

İlk eve kapandığımızda, bir aylık yoğun bir seminer programım vardı ve herhalde böyle bir çağda eve kapanmamız ve geçmesini beklememiz gibi bir olasılık söz konusu dahi olamaz diye düşünüyordum eğitimlerde hocaların söylediklerine rağmen. Hepimizin bunca önemli işi, dünyasal, maddesel sorumlulukları varken, nasıl evde oturabilirdik, mümkün müydü? İşte gad oğlak bakış açısı 🙂

Neyse ki, bu dönemde Satürn kısa bir süreliğine kovaya geçti. Bize 2021 ve sonrasına dair kocaman bir ipucu verdi. Şöyle dedi, tüm o gökdelenlerden, uzun mesailerden, doğadan, insanlıktan kopuk çalışma koşullarınızı geride bırakacağınız dönemler kapıda. Buyrun ön gösterimi: birçoğunuz evden nasıl da iş çıkarabileceğinizi görün! Aslında o plazalara, kapanıp durduğunuz ofislere gelecek dönemlerde pek de ihtiyacınız kalmayacak. Hatta belki, dünyayı yöneten sistemler sorgulanacak ve Kapitalizm’in bize nasıl da hizmet etmekten uzak olduğu anlaşılacak…

Karantina başladığında, oğlaktan yengece gitmenin şakası olmadığını anlayıp herhalde en yakın evden çıkış tarihimiz mayısın ikinci haftası olur diye düşündüm. Nitekim tam da öyle oldu, mayıs ayında rakamlar gerilemeye başladı ve true node/mean node baz alanlar da yanılmadı. Mayısta karantina bir şekilde esnedi, haziranda ise evden çıkma yasağı büyük oranda kalktı.

Şimdi ikizler yay ekseninde iki yıl geçireceğiz, ancak şunu biliyoruz ki bu salgın geçmedi, astrolojik göstergelere de bakılırsa yayılması için hala muhtemel ve çok güçlü olasılıklar var ve benim bir hocama göre, eylül ve sonrası çok daha zor geçebilir. Bu nedenle, lütfen önlemleri bırakmayalım, sokağa çıkma yasağının kalkması her şeyin bittiği anlamına gelmiyor, buradaki sistemsel mesajı okumaya gayret edelim.

5 mayısı başlangıç olarak kabul edersek, 18 ocak 2022 tarihine dek, güney ay düğümü yay kuzey ay düğümü ise ikizler olacak gökyüzünde. Yani, natal haritamız bize hala gitmekte olduğumuz kişisel yolu gösteredursun, kolektif olarak gittiğimiz yer ikizler teması olacak. Burada, bazı değişimler, bazı yeni akımlar deneyimleyeceğiz. Ki deneyimlemeye başladık bile 🙂

Biz kolektif anlamda, yayın özellikle gölge doğasından kaçınarak, ikizlerin de gölge yönüne düşmeden ikizler doğasında tecrübeler kazanacağız. Bu dönem, algımız, trendlerimiz, kolektif deneyimlerimiz, yönelimlerimiz ve arkamızdan esen rüzgar ikizler doğasını destekleyecek.

Önce bir iki burcun doğasını açıklayalım:

  • Yay, iyi şans, talih, genişleme, inanç, abartı, sınırsızlık anlamına gelen Jüpiter yönetiminde bir burçtur.
  • Arkamızda Jüpiter varsa biz şanslıyızdır, şansımıza güveniriz. İlahi dokunuşla hareket ederiz, korunduğumuzu, tüm nasiplerimizin hayatımıza, ayağımıza geleceğini hissederiz.
  • Sınırlara, sınırlandırmalara gelemeyiz, genişlemek, nüfus etmek ve yayılmak isteriz.
  • Uzak ufukları, yabancı kültürleri merak ederiz, adilizdir, adaleti geliştirmek isteriz. Hakkaniyetli davranırız.
  • Yüksek felsefelere meraklıyızdır. Olaylara, hayata, durumlara, neşeyle, iyimser, dostane ve barışçıl yaklaşırız.
  • Olayla olay olmadan, bütünü görebiliriz.
  • Okumaktan, deriniyle bir konuyu anlamaktan bıkmayız.
  • İnsanlara, ruhsal öğretmenlikle ya da farklı yollarla öğretmenliğe gönüllüyüzdür.
  • En önemli arzumuz gerçeği, hakikati bulmak ve en önemli ihtiyacımız özgürlüktür. 

Peki, eğilim gösterebileceğimiz bu yay özelliklerinin içimizde keşfedilmeyi bekleyen gölge yönü nedir? Özellikle bu 1.5 yılda hangi davranış kalıplarımızı dönüştürmeye niyet etmeliyiz?

  • Her şeyi inanca bırakması, nasiplerinin ayağına geleceğine dair algısı, aşırı iyimserliği, inancı mantıkla dengeleyememesi
  • Fanatizmi, bir konuda hakikati bulduğuna inanıp sorgulamadan onun sadık bir üyesi olup kendine benzemeyen herkesi dışlayabilmesi. Geçen gün bir arkadaşım, yay stelyumlu eski sevgilisinden bahsederken tam anlamıyla yayın gölgesini anlattı. Günde odasına kapanarak en az 2 saat meditasyon yapıyor, yıllardır hiçbir kadınla seks yapmıyor ve ortalıkta tam bir guru gibi dolaşıyordu.  Kendisi gibi olmayan tek bir insana, düşünceye hayatında yer yoktu. İşte, masum başlayan o hakikat arayışın ulaştığı fanatiklik noktası… Hatta geniş düşünürsek, Işid ve benzeri örgütlerin dahi bu bakış açısıyla oluşması…
  • Abartması… Her konuda abartması… Jüpiter’in genişleyici doğasını yansıtması. 
  • Kulesi ve kibri… Yay doğası o denli gerçeğin peşindedir ki, onu bulmak için bir bilginin en derinine inip gerçeği bulmak ster. Bilgiyi, kulede yani basit, günlük ilişkilerde değil, inzivada, uzakta, derin felsefelerin içinde arayabilir. Yakın çevresinde, bir sokak satıcısındaki bilgeliği okuyamayabilir. Bu da bir kibir yaratır. Ve onu insanlardan soyutlar.
  • Sürekli uzak ufuklara yönelmesi… bu gölgede çalıştığında, yakınlarıyla, yakın çevresiyle bağ ve iletişim kuramaz. Özgürlük arayışı onu sürekli bağlarından ve yakınlarından uzağa iter.
  • İfadede anlaşılmazlık… Elbette kulede bilgiyi arayıp ona bir de yıllarını verince, günlük hayatın içinde bu bilgiyi sokak diliyle nasıl anlatacağını bilemeyebilir. Fazla teorik ve akademik kaçabilir.
  • Kendini ifade etmekten kaçınması, aklındaki düşüncenin/fikrin doğru olduğuna inandığından karşı tarafa söz hakkı tanımaması ya da kendini anlatamaması
  • Spontane hareketlerde, sezgisiyle, bazen fazla düşünmeden hareket etmesi.
  • Özgürlük takıntısı…

Demek ki, bu yolculukta, şimdi de içimizin bu gölge doğasını anlayıp dönüştürmeye ve ikizlere gitmeye gayret edeceğiz. Şimdi biraz ikizleri tanıyalım:

  • İkizler, meraklı, sıkılgan bir çocuk gibidir. Merkür yönetimindedir. Sorular sorar, merak duygusu gelişmiştir. Herkesle konuşacak bir çift lafı vardır.
  • Yay gibi uzak ufuklara gözünü dikmez, kendi yakın çevresi, yakın çevresindeki bağlar onun için önemlidir. Bu bağlar içinde hareketlidir.
  • Bir konuda, bir yerde uzun süre kalamaz. Küçük bir çocuk gibidir.
    Çift karakter doğasındadır. Bir hareketi diğerinden farklı olabilir.
  • Bir konunun yay gibi derinine inmeyi gereksiz bulabilir, hem derine inerse her yönden bambaşka bilgileri nasıl alabilir… Bu ikizler doğası için sıkıcı olabilir, bu da onu yüzeysel ve karışık bilgide tutar.
  • Bilgiyi hızlı hızlı, farklı görüşlerle, farklı kaynaklardan almaya ve dağıtmaya yatkındır.
  • Her fikre açıktır. Merkür, zihin, algı demektir, Jüpiter’den farklı olarak o zihniyle, aklıyla hareket eder, inanç ve iyimserliği ile değil.

Demek ki bir buçuk yıl boyunca gideceğimiz yol biraz şöyleymiş ve onu şimdiden anlarsak, belki kolaylıkla gitmemiz mümkünmüş (Çünkü, kuzey ay düğümüne gitmemek gibi bir saçmalık olabilir mi, çok rica edeceğim :))) )

  • Biz bu 1.5 yıllık yolculuğumuzda kolektif olarak; uzaklardaki mutluluklara, dünyanın bir ucuna değil de, sokağımızdaki, burnumuzun dibindeki mutluluklara, bağlara, sohbetlere odaklanacağız.
    Belki eskisi kadar fıldır fıldır dünyayı gezmeyeceğiz de, yakın çevremizin portresini yapacak kadar yüzlerine aşina olacağız. (Bunu yazan bir yay stelyumu yükselen yay insanı ve içi kan ağlayarak yazıyordu 🙂 )
  • O çok sevdiğimiz “Allah kerim” sözünden bir süre uzaklaşabiliriz. O şüphesiz öyle ancak, azıcık beklediğimizde içimizde şunu duyacağız belki. Ben elbette KERİM olanım, ama sana bir akıl verdim. Şimdi o aklı kullanma zamanı.
    Diyelim ki biz hep sistem tarafından şanslı bir şekilde şımartıldık, birden tüm yardım kesilmiş, sezgilerimiz yolunu şaşırmış gibi hissetmek de olası. Çünkü, bir zekamız ve bir de özgür irademiz var. Bu dönem, mantıkla düşüneceğiz, mantıklı adımlar atmamız istenecek ve boş bir teslimiyet anlayışı yerine elimizden geleni tamamen yapıp irade koyduktan sonra teslimiyet geliştireceğiz.
  • Yakın çevremizle haşır neşir olup günlük, basit ancak bağ kuran sohbetlere katılacağız belki. Bunca zaman tek başına kütüphanemizde ya da Tibet’te aradığımız bilgeliği bakkal Ahmet amcadan duyacağız belki.
  • Komşuluğa, yakın çevredeki arkadaşlıklara daha açık olacağız ki, korona sürecinin 2021 martına dek bir şekilde gündemde olacağı ihtimali konuşulurken, her uzaklaşma çabamızda yanımıza riski de alacağız gibi durduğundan, mantıklı. Belki kendimize yeni çemberler oluşturacağız mahallemizde, semtimizde. Dayanışma içinde olacağız.
  • Çok sayıda yeni eğitim duyacağız. Hatta daha birinci ayında her yer yeni eğitimler olmadı mı?!
    Belki yeni bir üniversite okumayacağız, çünkü üniversite ve sonrası eğitimler 9. ev yani yay evinin konusudur ancak, üniversiteye dek olan eğitimler ikizler alanıdır. Dolayısıyla, satürnün de burç değiştirmesiyle, belki lise dahil eğitim sistemine dair bazı değişimleri de duyacağız ve elbette örgün öğretim dışında birçok yeni workshop, eğitim gündemimizde olacak. Belki tişört alır gibi eğitimden eğitime koşacağız… -bunun sakıncasını da yazacağım-
  • Sağlıklı merak geliştirip sorularımızı yanıtlarımızdan çok tutmaya çalışabiliriz ve bu da harika olur.
  • Bir bilene sorma huyumuz oluşursa bu süreçte, karlı çıkarız. Çünkü yayın gölgesi, sormamaktır, bilmesi gerektiğine ve zaten her şeyi bildiğine inanmaktır. Oysa merakla bilmediğimizi bizden iyi bilene sorabilir, özgürce onun fikrini alabiliriz.
  • Ben ikizler Kad’a geçtiğimizi kendimdeki bir eğilimden gözlemledim 🙂 Kelimelerle başım dertte, son dönemde o kadar iyi seçmeye çalışıyorum ki ben de cümleler, kelimeler odaklı kitaplara, seminerlere çekiliyorum. İyi seçmeye çalıştığımdan, eskisi gibi yazamıyorum ya da beş dakika sonra yazdığım bir yazıyı, paylaştığım bir hikayeyi silme ihtiyacı duyuyorum ve kendime hep aynı soruyu soruyorum: Başka hangi kelimelerle anlatabilirim?
    Buradan da şu sonucu çıkarabiliriz; kelimelerle fazlaca haşır neşir olup belki oldukça fazla sayıda yazar kitaplarını yayınlayacak bu süreçte.
  • İkizler aynı zamanda çocuk enerjisi olduğundan, belki çocuk sayısında da bir patlama görülebilir. Ki bunca zaman çiftlerin evde başbaşa kaldığı düşünüldüğünde bu da mantıklı 🙂

    Fakat daha mantıklı olan bir şey de, boşanma oranı olabilir. Bu ikizlerle alakalı değil tabii 🙂 Ama şu ikizlerle alakalı: Tarot’un Aşıklar kartı. Bunca Venüs retrosu, ikizler venüsün bir geri ileri hareketi, kad yengeç sürecinin üstüne kad ikizler süreci boşuna mıydı? Belki anlamamız istendi: Yolun bundan sonrası, şimdiki ilişkinle mi? O besleyici mi? O sana iyilikle hizmet ediyor mu? Yoksa, oğlak Gad’ını yaşarken, çoktan çürümüş bir zeminde olduğunu fark etmediğinden bunu göremeyecektin.

  • Şüphesiz, bu çok büyük ve iyi düşünülecek bir karar. Ama bu kararı alanlar varsa da; en büyük tereddütü yeniden bir kişiyi hayatına alamamak, yalnız kalacağına inanmak olabilir. Belki Aşıklar kartının simgelediği ruh eşi ya da ikiz ruhunuz hayatınızın sonrasında sizi bekliyor? Belki de beklemiyor, hani mantık zamanı dedik ya; ama sevdiğim sözlerden birini bırakayım konuya: Evren, boşluk sevmez.

Hepimizin hayatta bir idrak, farkındalık düzeyi var. Ve burçlar doğası gereği, bizim gibi, hem aydınlık, hem karanlıktır. Karanlık/gölge bu noktada, olma ihtimali olan, kaçınmamız gereken noktalardır. Şuur düzeyimiz yükseldikçe, onu anlar ve dönüştürürüz. 

İkizlerin sakınmamız gereken gölgelerinden birkaçı: 

  • Dedikodu yapmak
  • Yüzeysel bilgilerin laf cambazlığı ile aktarılması
  • O katıldığımız bir sürü eğitimin aslında derin kavrayıştan son derece uzak olması
  • Maymun iştahlılık, kararsızlık
  • Derine inememek, yüzeysel arayışlar
  • Tek başına kalmanın tehdit gibi hissettirmesi
  • Bilgiye doyamamak, bu nedenle hiç ihtiyacın olmayan bir sürü bilgi kaynağına çekilmek
  • Hırsızlık olaylarında artış 

Kahramanın yeni yolculuğu güzellikleriyle gelsin hepimize.
Sevgiyle…

Bloğum için en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:

İlki, okuyuculardan saygılı davranışı beklemek.

İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.

Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.

Sevgilerimle,
Yeliz

 

  1. Mehtap Tor diyor ki:

    Bayıldım, iyi ki astroloji ile buluşmuşsun, benimde buluşmama vesile olmuşsun 🙏🏻🙏🏻🙏🏻. İkisi de uzun zamandır okuduğum en keyifli astroloji yazısıydı, çok kalp ❤️❤️❤️

  2. Nurdan diyor ki:

    Uzunda olsa kucak kucak içine alan, hıııı dedirtip taşları oturtan, bir sonraki yazıyı merakla bekleten ve bunların hepsini böyle tatlı tatlı yapan nadide insan 🙂 Emeğiniz bahçelerimize çiçek oluyor🌱

  3. Tülin diyor ki:

    Bir önceki yazınızı okuma anımın özel halinden sonra, iştahla bu yazınızı okudum. Kad İkizler olarak benim için iki kere anlamlıydı, o yüzden birkaç kez daha okuyabilirim 🥰 Ellerinize, emeğinize sağlık. Ben Kad İkizler’e nasıl gidilir derken, duru anlatımınızla meğer neresinde olduğumu gördüm. Şükürlerce 🙏🏻

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir