Erteleyenlerden misin?

Çok sıkı bir erteleyiciyim. Bununla gurur duymuyorum ve düzeltmek adına çalışmalar yapıyorum. Ama bu sonucu şu ana kadar değiştirmedi ve ben altını ne zaman kurcalasam, hep aynı şey çıkıyor.

“Ya şu an o işi en mükemmel şekilde yapamazsam?” “Ya şu anki ruh halim en yüksek performansım için uygun değilse?” “Ya o yazıyı yazmadan önce diğer iki kitabı da okumam daha iyi sonuç çıkaracaksa?” “Öncelikli işimi 7 saatten önce tamamlayamayacağıma göre önce görece daha az önemli minik işlerimi halledeyim ki, ona tam zamanımı ayırayım.” Bunlar, şu anki kazı çalışmam esnasında benim karşıma çıkan biricik temeller. Bunu uzattıkça uzatabilirim. Ama bağlanma noktasını biliyorum. “Mükemmeliyetçilik” Her şeyin başı olan o sevimsiz yılan. Okumaya devam et “Erteleyenlerden misin?”

Toplumsal Düş ve 100. Maymun Deneyi

En yaygın ve saldırgan insan tutumu, dışarıyı, diğerlerini, başkasını suçlamak. Dışarıda bir suçlu, bir alt edilmesi gereken olduğuna inanmak. Kolaydır, çünkü, bu tutum bizde sorumluluk hissi yaratmaz, kendini her daim haklı, kurban ve fakat güçlü hissettirir.

Şüphesiz, bir sürecin içinden geçiyoruz. Tedirginlikle, üzüntüyle, korkuyla ve hayal kırıklığıyla. Öte yandan, umut bir yerden baş gösteriyor hep. İlk tepki geçtiğinde, okuyanlara Tanrılar Okulu’nu hatırlatıyor.

“Düş, var olan tek gerçektir.”*

Nasıl bir ilgisi var demeyin. Nasıl basit bir söz değil mi? Anlamı öyle değil.

Okumaya devam et “Toplumsal Düş ve 100. Maymun Deneyi”

Girişe Giriş: Kurtlarla Koşan Kadınlar

Photo credit: http://www.lilliwaters.com/Black-sunday

“ve

tüm sevdiklerime

ve hala kayıp olanlara.” *

diye başlıyor kitap.

İlk okuduğumda, böylesine etkileyici bir ithaf olamazmış diye düşünmüştüm. Hala kayıp olanlara…  Okumaya devam et “Girişe Giriş: Kurtlarla Koşan Kadınlar”