<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tırtılın D&uuml;ş&uuml;</title>
	<atom:link href="https://www.tirtilindusu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<description>Tırtılın D&#252;ş&#252;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Apr 2021 11:42:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>

<image>
	<url>https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/04/cropped-buttefly-32x32.png</url>
	<title>Tırtılın D&uuml;ş&uuml;</title>
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yeni Bir Teknik: Jean Adrienne&#8217;ın Arınma Sistemi</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/yeni-bir-teknikle-jean-adriennein-arinma-sistemi/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/yeni-bir-teknikle-jean-adriennein-arinma-sistemi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2021 11:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Jean Adrienne'ın Arınma Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[jean adrienne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=3262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir hikaye ve başlıkla karşınızdayım, hazır mıyız? Geçtiğimiz ağustos ayında yeni bir eğitim aldım. Şubat ayında ise eğitmeni oldum. Enteresan bir tanışma hikayemiz oldu 🙂 Ancak, önce ÖNCESİ… Birçok konuda iyicil anlamda ‘tutucuyum’ Çok fazla dağılmamak adına çok farklı tekniğe ve alana yönelmemek bunlardan biri, kendi eğitmeni olduğum teknikte sözleşmemi zorlayacak, etik bulmadığım çalışma [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/yeni-bir-teknikle-jean-adriennein-arinma-sistemi/">Yeni Bir Teknik: Jean Adrienne’ın Arınma Sistemi</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1400" height="788" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/1y2jQfMIL5ea2WFlUUNMHUg-1400x788.jpeg" alt="" data-id="3263" data-full-url="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/1y2jQfMIL5ea2WFlUUNMHUg.jpeg" data-link="https://www.tirtilindusu.com/?attachment_id=3263#main" class="wp-image-3263" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/1y2jQfMIL5ea2WFlUUNMHUg-1400x788.jpeg 1400w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/1y2jQfMIL5ea2WFlUUNMHUg-711x400.jpeg 711w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/1y2jQfMIL5ea2WFlUUNMHUg-768x432.jpeg 768w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/1y2jQfMIL5ea2WFlUUNMHUg-1536x864.jpeg 1536w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/1y2jQfMIL5ea2WFlUUNMHUg.jpeg 1920w" sizes="(max-width: 1400px) 100vw, 1400px" /></figure></li></ul></figure>



<p>Yeni bir hikaye ve başlıkla karşınızdayım, hazır mıyız?</p>



<p>Geçtiğimiz ağustos ayında yeni bir eğitim aldım. Şubat ayında ise eğitmeni oldum. Enteresan bir tanışma hikayemiz oldu 🙂</p>



<p>Ancak, önce <em>ÖNCESİ</em>…</p>



<p>Birçok konuda iyicil anlamda <em>‘tutucuyum’</em></p>



<p>Çok fazla dağılmamak adına çok farklı tekniğe ve alana yönelmemek bunlardan biri, kendi eğitmeni olduğum teknikte sözleşmemi zorlayacak, etik bulmadığım çalışma atölyeleri düzenlememek de bunlardan biri… Hal böyle olunca, hepimizin evlerimize kapandığımız bu pandemide, sayısız teknik ve atölye paylaşımı görürken, ben çizgimde, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinde kaldım.</p>



<p>-Bir ara uzun uzun yazarım, ancak zaten “kahramanım, dünyayı kurtarmalıyım” gibi korkunç bir düşüncem yok :)-</p>



<p>Ancak bu süreçle ilgili enteresan bir duruma çekildim. İlki yaratımdı. Eğitimlerde de söylerim, yaratım benim Theta Healing’te çok kullandığım ve çok başarılı olduğum bir konu. Zaten çok daha öncesinde, Tanrılar Okulu “Düş var olan her şeydir.” diyerek beni buna hazırlamıştı. Astroloji de eğitimini aldığım bir konu olduğundan, önemli gezegen kombinasyonlarında Instagram üzerinden “Şu saatler yaratım için çok güzel etkiler var.” demeye ve ipucu vermeye başladım. Yüzlerce insan o saatte birlikte yaratım yapıyor ve sonrasında bana olanları, hissettiklerini yazıyordu. İnanılmazdı, bundan gerçekten çok keyif aldım.</p>



<p>Bunun üzerine, yine yapmamda sakınca olmayan birkaç çalışmayı paylaştığımda insanların dönüşlerine inanamadım. Paylaştığım anne rahmi şifası 5 dakikada kotasına ulaşıyor ve bine yakın yorum alıyordu. Bir sürü teşekkür mesajı alıyordum ve insanlar hayatlarına inanılmaz bir şekilde dokunduğumu yazıyordu. Hatta unutamadığım bir yorum “Annemle ilişkim inanılmaz şekilde iyileşti. Acaba bunun baba için olanı da var mı? Yapar mısınız?” :))) “Babanızın bir rahmi olsaydı, seve seve” diyerek saygılarımı ve gülücüklerimi iletmiştim 🙂</p>



<p>Öte yandan, yazılarımdan sonra “Sizi okumak şifa”, Spotify kayıtlarımdan sonra da “Sesiniz şifa” yorumları geliyordu. Yani bir şekilde kendimi bağ kurmaya açtığımda, ben de karşımdaki de dönüşüyorduk ve bu benim için çok kolaydı, yani yapabilirdim.&nbsp;</p>



<p>Tam bu dönemde, içimde o istek oluştu. Benim için çok alışılmış, kolay olabilecek bir bilgi, bir çalışma, bir başkası için hayat değiştirici olabiliyordu. Bundan etkilendim. İnsanların keşke bu tür çalışmalara ulaşmasının daha kolay bir yolu olabilse hissi oluştu. Nasıl olur da, acaba bir tür arınmayı içeren çalışma grupları oluşturabilirdim, seçenler orada olabilirdi ve bu bir bakıma kimseyi kimseye kahraman/üstün kılmayacak bir düzende, ulaşılabilir bir alma-verme dengesinde olabilirdi?</p>



<span id="more-3262"></span>



<p>Theta Healing’i çok çok seviyorum, çünkü müthiş bir zeka çalışıyor çalışmalarımızda.</p>



<p>“Bundan ne öğrendin? Ne anladın? Sana nasıl hizmet etti? Şimdi bitirebilir misin?”</p>



<p>Bunlar çok zeki ve inanılmaz etkili sorular!</p>



<p>İnsanların o idrak, “aha” anları, benim için hayatımın en değerli anları çoğu zaman!</p>



<p>Bu dileğimi, Theta Healing’in kazma tekniğinde yapabilmeyi çok isterdim. Ancak bu her anlamda imkansız.</p>



<p>Bir grubun önünde bir kişiye bu çalışmayı uyguladığınızda, kişinin çok mahrem bir alanını herkese açmış olursunuz. Ve o kişiler orada zaten enerjetik anlamda bir eş frekanstan ötürü olacaklarından, siz bir kişinin acısını dönüştürürken diğerleri tetiklenecek, çalışmayı bloke edecek ya da daha kötüsü kendi yaraları ile başbaşa kalacaklardır.</p>



<p>Yaradan’dan yeni bir fikir istedim, insanlar alma verme dengesi içinde o çalışmada yer alabilsinler, benimle bir grup çalışmasında bulunabilsinler ve bu etik kurallarımın da dışında olmasın…</p>



<p>Bana has çok fazla fikrim vardı ancak henüz tohum halindeydiler. Ama benim üstüne çok fazla düşünmeme gerek yoktu. Niyetim belliydi, gerisini O hallederdi.</p>



<p>Bu niyetin üstüne, öğrencilerimden mesaj almaya başladım. Bir teknikten bahsediyorlar ve eğitimini almayı düşündüklerini söylüyorlardı. Acaba benim fikrim neydi?</p>



<p>Koca bir boşluk. O kadar çok teknik ismi duyuyordum ki, artık “teknik” kelimesi beni irite eder hale gelmişti. Kalbinize, içinize sorun diyerek yanıtlıyordum.</p>



<p>Sonra bir başkası yine aynı tekniği soruyordu…</p>



<p>Hala benim için bir şey ifade etmiyordu.</p>



<p>Bir arkadaşım, bana bir grup çalışması canlı yayını gönderdi. Zaten yatakta uzanıyordum ve canlı yayını izlemeye başladım.</p>



<p>İzlediğim grup çalışması bana ilk 20 dakikasında biraz fazla tuhaf ve komik geldi.</p>



<p>Bir sürü kağıt vardı, uygulayıcı anlamadığım bir şey yapıp o kağıtlardan cümleler okuyor, izleyenler de üçüncü göz noktasına 3 kez tıklıyorlardı. Bir irkildim haliyle. Ancak, içimden bir ses devam et ve sen de yap dedi. Yargılamayı bırakıp tamamen teslim oldum duyduklarıma. Gerçekten de o dönem kolektife dair hissettiğim ne varsa çalışmada cümleler halinde geliyordu. Adeta içimi okuyordu. Etkilendim. Ve bir bireysel çalışma alıp anlamaya karar verdim.</p>



<p>Temmuz ayında o çalışmadan çıktıktan sonra, memnun kaldığım her şeyi hemen anlatma huyumdan, elbette bütün en yakın arkadaşlarıma hemen konuyu hayretle anlatmıştım :))) -Oysa, kimseye bahsetmemek uygunmuş, neyse :)))-</p>



<p>Birkaç gün sonrasında İstanbul’a geçtim ve 1.5 ay birlikte yaşayacağımız Elif’le buluştum.&nbsp;</p>



<p>Elif’e heyecanla yaşadığım çalışmayı anlatıyordum ki, Elif “Ben eğitimi aldım aslında ama hiç uygulayacak zamanım olmamıştı!” demez mi?</p>



<p>Ertesi gün Elif’in evinden çıkıp otele geçecektik, unutma da notlarını yanına al, bana yaparsın sen de istersen arada sırada, dedim.</p>



<p>-Arada sırada? Elif, 1.5 ay sonunda neredeyse konunun master’ı olacak kadar pratiğe sahipti :)))-</p>



<p>Ertesi sabah, erkenden evden çıkacak ve otele geçecekken çok keskin bir ağrıyla uyandım. Elif’ten bir enerji çalışması isteyecekken, ağzımdan “Elif dosya açar mısın?” cümlesi döküldü. Henüz biz kahvaltı etmemişken, Elif dosyaları çıkardı ve çalışmaya başladı.</p>



<p>Bu sisteme göre, her konunun bir Kaynak dosyası var. Yani o Kaynak nedeni ile konu hayatında, ona rezonesin. Ve Kaynak dosyasının içinde 36 ayrı başlık var. Sadece tek bir başlık senin kaynağın olabilir. 36’da 1. Ve bu başlıklardan çok az bir kısmı doğrudan seninle ilgili. Yani sistem en başında “Yaşadığın sıkıntı her ne ise, büyük ihtimalle onun kaynağı sen değilsin, bu sebeple de çözüm de sende değil. Arındır ve benim sorunum diye düşünmeyi bırak.” diyor.</p>



<p>Aldığım ilk danışmanlıkta konunun kaynağında bir atam çıkmıştı. Zaten çok fazla aile dizimi yaptırdığım ve aile dizimi hakkında okuduğum için konu benim için çok anlaşılırdı.</p>



<p>Bahsettiğim ağrıya açtığımız dosyada ise çıkan kaynak beni şok etti.</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Gelecek yaşam çıktı Yeliz.</li><li>Gelecek yaşam???</li></ul>



<p>O anda bir ağrı yaşıyordum ve bu henüz olmamış bir olaydan kaynaklıydı yani.</p>



<p>Bir yanım irkiliyordu, bir yanımsa bunca zamandır bunun hakkında okuyorsun, geçmişin, geleceğin, şimdinin tek bir anda olduğunu ve etkileşim içinde olduğunu… Şimdi neden şaşırıyorsun, diyordu.</p>



<p>Konunun detayına indik. Uzak Doğu’da bir ülkede geçiyordu, gelecek yıllarda…</p>



<p>Ve sonra olguya gittik yani ne olduğuna… O an neredeyse küçük dilimi yutacaktım!</p>



<p>Çünkü, zaman, mekan ve olay benim daha önce bir öngörü olarak aldığımın şeyin aynısıydı:</p>



<p>Mayıs ayında, bir sabah aynı keskin ağrı ile uyanmıştım. Benim için oldukça erken sayılabilecek bir saatti ve hala çok uykum vardı. Ancak adeta sağ kasığım küçük bıçak darbeleri gibi sancıyordu.</p>



<p>Meditasyon yapmayı denedim, ağrı ve uyku aynı derecede acil ihtiyaçtı ve zihnimi odaklayamadım.</p>



<p>Dilimden bir dua döküldü:</p>



<p>“Yaradan, şimdi uyuyayım ve sen bana rüyamda bu ağrının nedenini göster. Eğer ben anlamazsam, uykuya geçemezsem, bir arkadaşımı bana rehber kıl.”</p>



<p>20 dakika kadar bir zaman geçti, uyuyamadım ama tam anlamıyla da uyanık değildim. Telefonum çaldı, birkaç mesaj düştü. Zihinsel olarak bana bir pazar sabahı o saatte mesaj atacak birkaç isim olabileceğini biliyordum, kardeşim bunlardan biriydi, istediği saat dın- dın- dın bir sürü mesaj atabilirdi. Ancak iç sesim, Pelin’in bana rüyasını yazdığını söyledi.</p>



<p>Elime aldığımda hiç şaşırmadım. Pelin’in rüyaları muazzam berraklıkta ve netlikte olur. Her ne kadar rüya görene ait dense de, çoğu zaman neyin içinde olduğumu o bana rüyasını anlatırken anlarım. Hayatıma dair birçok şeyi, ben kimseye söylememişken onun rüyasında görmüşlüğü vardır. 🙂</p>



<p>Beni az önce rüyasında gördüğünü, ünlü bir konuşmacı olduğumu, Uzak Doğu’da bir ülkeye uçtuğumu ve konuşma yapacağım salona girdiğimde ise uçaktan beri beni takip eden bir düşmanım olduğunu ve beni sağ kasığımdan bıçakladığını yazıyordu…</p>



<p>İşin aslı, herhalde geçmiş yaşam anısı diye düşünmüştüm duyduğumda.</p>



<p>Ancak, şimdi Elif bambaşka bir sistemde bunun gelecek yıllara ait olduğunu söylüyordu.</p>



<p>Aklıma Uranyen hocamın dedikleri geldi. Bana “Çok sıkı çalış, yabancı dilini geliştir ve yüzlerce insanın karşısında konuşurken rahat olmak için şimdiden antrenmanlara başla. Misyonun var. Dünyanın birçok ülkesine davet edilen bir konuşmacı olacaksın ilerleyen yaşlarda!” demişti.</p>



<p>O an bu duyduklarımdan, sağ kasığımdan yaralanma ihtimalimden daha çok korkmuştum. O kadar ki, bunu birkaç yakın arkadaşımla paylaştıktan sonra derhal ‘aslakonuşulmamışgibiyaptıklarım’ klasörüne itttim.</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img decoding="async" width="706" height="470" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/Butterfly-Golden-Ratio-889x592-1.jpg" alt="" data-id="3264" data-full-url="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/Butterfly-Golden-Ratio-889x592-1.jpg" data-link="https://www.tirtilindusu.com/?attachment_id=3264#main" class="wp-image-3264" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/Butterfly-Golden-Ratio-889x592-1.jpg 706w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/04/Butterfly-Golden-Ratio-889x592-1-601x400.jpg 601w" sizes="(max-width: 706px) 100vw, 706px" /></figure></li></ul></figure>



<p>O gün Elif’le yaptığımız o çalışma, bana bambaşka bir boyut açtı. Sonraki günler de devam ettik. Her defasında hayretle.</p>



<p>Sonra ben eğitimini alıp Eskişehir’e döndüğümde her sabah mesajlaşma seansımız başladı:</p>



<p>“Eliif, bu konunun altından bu çıktııı!”</p>



<p>“Yeliiz, bende de bu konunun altından bu çıktıı!”</p>



<p>Sizi temin ederim, inanılmaz bir eğlencemiz olmuştu!!!</p>



<p>Hiç boş durmadım, nasılsın diye soran bütün yakın arkadaşlarıma, “Hemen eğitimini alın bu sistemin!” dedim. 🙂 Sonra onlarla da her gün yazışmaya başladık.</p>



<p>“İşlem süresi bitince sana çok acayip bir şey anlatacağım, çok acayip, çok çok acayip, çıkana inanamayacaksın!”</p>



<p>Gerçekten az eğlenmedik! Hiçbirimiz sonuç kısmında değildik. İşte bu anahtar! Kendi küçük dünyamızın temellerini keşfetmenin bir başka yolunu bulmuştuk.</p>



<p>Dönüp bakıyorum, 8 ay olmuş. 1000’e yakın çalışma yaptığımı gururla söyleyebilirim. O kadar ki, şubat ayında eğitmen olma hakkı kazandığımda, dosyadaki yüzlerce maddeyi ezbere biliyordum ve arkadaşlarımı şoke ediyordum madde sorulduğunda açıklamasını söyleyerek. 🙂</p>



<p>Bu özgüvenle hemen birkaç video çekmek istedim, sistemin kurucusu Jean de bize yeni dosyaları verdi. O an bir sendeledim! Benim elimdeki öğrenci dosyası, var olan dosyanın çeyreğiymiş sadece. O kadar ki, ilk kez eğitmen dosyası ile kendime bir açılım yaptığımda, normalde 20 dakika süren çalışma, 2 saatten uzun sürdü ve ben az daha başında fenalık geçirecektim :))) -O gün hiç eğlenceli değildi! Hatta Elif’e, “Bunun eğitmen versiyonu çekilmez, ondan günde sadece 1 çalışma yapın diyorlarmış!” dedim :)))-</p>



<p>Ama neyse ki, insan çok hızlı öğreniyor ve gelişiyor. Şimdi eğitmen dosyamsız asla 🙂</p>



<p>Şimdi bu sistem, mevcut Yol’umun bir noktasına eklendi.</p>



<p>Benim için anlamı: ‘deneysel’ kelimesi ve “aaa” şaşkınlığı idi çoğu zaman.</p>



<p>Şimdi eğitimlerini vermeye başlayacağım. Ve aynı zamanda, ortak arınmalar için gruplar oluşturacağım. Yani sanırım, niyetime ulaştım.</p>



<p>İşte biz böyle tanıştık Jean Adrienne’ın Arınma Sistemi ile.</p>



<p>Dilerim keyifli bir hikaye okumuşsunuzdur.</p>



<p>Bir de sistemi açıklayan bir yazı paylaşacağım.</p>



<p>Sevgilerimle,</p>



<p>Yeliz</p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/yeni-bir-teknikle-jean-adriennein-arinma-sistemi/">Yeni Bir Teknik: Jean Adrienne’ın Arınma Sistemi</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/yeni-bir-teknikle-jean-adriennein-arinma-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>70</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ya Sonra?</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/ya-sonra/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/ya-sonra/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2021 09:12:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=3259</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun bir sessizliğin ardından bir küçük mektup bırakmak istedim bloğa. Birkaç kuşak öncemizin, şimdi aklımızın dahi almadığı sorunları vardı. Çok uzak değil, babaannemin babası örneğin, Yunanistan’da köylerini basan anarşistlere (Andarte olarak geçer) en büyük çocuğunu vermek zorunda kalarak ve tüm mal varlığını da vererek ailenin geri kalanını koruyabilmişti. İki seçenek sunulmuştu, ya istenilenleri verecekti ya [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/ya-sonra/">Ya Sonra?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1400" height="788" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/03/f_mash_lon_stormciara_200210-1400x788.jpg" alt="" class="wp-image-3260" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/03/f_mash_lon_stormciara_200210-1400x788.jpg 1400w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/03/f_mash_lon_stormciara_200210-711x400.jpg 711w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/03/f_mash_lon_stormciara_200210-768x432.jpg 768w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/03/f_mash_lon_stormciara_200210-1536x864.jpg 1536w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2021/03/f_mash_lon_stormciara_200210.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1400px) 100vw, 1400px" /></figure>



<p>Uzun bir sessizliğin ardından bir küçük mektup bırakmak istedim bloğa.</p>



<p>Birkaç kuşak öncemizin, şimdi aklımızın dahi almadığı sorunları vardı. Çok uzak değil, babaannemin babası örneğin, Yunanistan’da köylerini basan anarşistlere (Andarte olarak geçer) en büyük çocuğunu vermek zorunda kalarak ve tüm mal varlığını da vererek ailenin geri kalanını koruyabilmişti. İki seçenek sunulmuştu, ya istenilenleri verecekti ya da o gece o ev ve içindekiler yok edilecekti.&nbsp;</p>



<p>Bu hikayeyi duyduğumda, derinden yaralanmıştı bir parçam. Diğer bir parçam ise, henüz hiçbir şeye aymadığından, neyse bu geçti gitti, şu an seninle ilgili değil, bunu atlattılar demekteydi. Oysa, 25’lerimden sonra açıkça öğrendim ki, konu tamamen bizimle ilgiliydi artık ve şüphesiz anlaşılmayan her döngü kendini tekrarlar.</p>



<p>Bu kesinlikle çok büyük bir travmaydı ve dnamız çok akıllıydı. Hayatta kalma benliği hemen bu travmayı sonraki nesillere aktaracak şekilde işlemeliydi. Sonraki özellikle 7 nesil, bu travmayı bilmeden bilecekti ki, belki açıklanamaz korkulara ve inançlara sahip olacaktı ki hayatta kalabilsin…</p>



<p>Gelelim bugüne:1 yıldır, her an evimize sızabilecek bir bilinç ile yaşıyoruz. Tüm konuşmalarımızda o var, tüm haberler onunla ilgili, neredeyse rüyamızda bile virüsü görecek duruma geldik.</p>



<p>Biliyorum ki, bazı insanlar virüs konusunda çok farklı düşünüyor, bununla ilgili önemli kaynaklara atıfta bulunuyorlar ancak benim ilgimi çeken kısmı -bu yazıda- virüs konusunda yanıltılma ihtimalimiz değil. Siz virüsü tehlikeli bulmayabilirsiniz, size asla bulaşmayacağına dair bir inancınız da olabilir ve aslında belki sisteminiz böyle çalışıyor da olabilir, ancak ne olursa olsun, dışarıda sana ya da sevdiğin birine zarar verebilecek bir ‘bilinç’ olduğunu bilmek, stres yaratır. Stres ise tüm hastalıkları açığa çıkarabilecek gizli güçtür. Anlattığım hikayede de, anarşistler de belki o gece her kapıyı çalmıyordu, ama her evde aynı stres ve korunmazlık hali vardı.</p>



<p>Pandemi döneminde hayatıma katılan bir teknik olan Recall Healing bize en basit anlatımla şunu söylüyor:</p>



<p>Beyin stres yaratan bir konuyu alır ve çözüm olarak bir organa indirir, biz buna hastalık deriz.&nbsp;</p>



<p>Örneğin, aldatılan bir kadını ele alalım. Kadın aldatıldığını öğrendi, beyin için müthiş bir stres şimdi bu konu, sevilmedi, tercih edildi, aldatıldı… Bu stresi çözmek zorunda, çünkü çok fazla işlevi var o beynin, bu travmayı uzun süre tutmamalı. (Tutarsa beyin kendini bir koruma modu olarak depresyona sürükleyebilir) Ve şimdi bir şey oldu, kadın onu aldatan adamı unuttu, çünkü yeni birine aşık. Yeniden sevilebilir ve arzu edilebilir olduğunu hatırladı. Eşzamanlı olarak birden memesinde bir kitle olduğunu öğrendi. Bu durumda tekniğin kurucusu Gilbert Renaud, Yeni Alman Tıbbı’nı baz alarak şunu söylüyor: “Tebrikler! Sonunda bu travmaya bir çözüm buldu beyniniz! Organa indirdi ve sorunu çözdü…“ Bu bakış açısıyla, hastalıkların tamamı değil ancak önemli bir kısmı stres ortadan kalkınca oluşuyor.</p>



<p>Eminim bunu birçok kez yaşamışsınızdır hayatınızda. Büyük bir stres altındasınızdır ve bedeniniz muhteşem çalışmaktadır. Sonra stres yaratan eş, iş elinizden gider ve siz tam rahatladım derken birden yataktan kalkacak gücü bulamazsınız. Hasta olmuşsunuzdur.</p>



<p>Sanırım artık kimse romantik bir şekilde “Covid bit artık” demiyor. Vizelerimizin izin verdiği ölçüde dünyaya açılan o ülkelerle biricik görünen bağımız, şimdilik çok net bir şekilde son buldu. Hijyen kelimesi ve sınırlara saygı, idraklerimizin izin verdiği ölçüde hayatlarımıza girdi. Tıpkı üniversite günlerimizdeki gibi Starbucks’tan bir kahve alabilmek, yeniden adeta lüks oldu 🙂</p>



<p>İşte bu noktada, acemi merağım beni şu soruya götürüyor.</p>



<p>Peki yine de, bu tehdit gücünü bir nebze yitirdiğinde, biz virüse bağışıklık kazandığımızda, gerekli aşılar bulunduğunda vs… yani artık beynimiz artık bu strese ihtiyaç yok dediğinde beyinlerimiz bu stres yükünü ne yapacak?</p>



<p>Dediğim gibi, acemi merağım soruyu soran, belki bu şekilde çalışmayacak, belki zaten stres fazında bunu yönetemeyen bünyelerde epey zararını verdi ancak bu bir ihtimal ise belki farklı yaklaşmamız gerekiyor.</p>



<p>Bu yazıyı içleri karartmak adına değil, aslında sonuna birkaç öneri sunabilmek adına bıraktım.</p>



<p>Ne yapabiliriz? Her koşulda 7 kuşak boyunca izi sürülecek bir travmanın bir yıldır içindeyiz.</p>



<p>Neysek o olabiliriz. Eminim ki, birçok okuyucu evde ebeveynlerinin sağlığından endişelendiğinden birçok korkusunu ya da gün içinde yaşadığı stresi maskeliyor, onlara yansıtmamaya çalışıyor. Ancak, bir şeyin daha büyük bir sorun olmasını kesinlikle istiyorsak yapabileceğimiz en mantıklı şey maskelemek. İçinize atmamak, sağlıklı bir şekilde duygularınızı ifade edebileceğiniz dostlar ve yakınlıklar geliştirmek…</p>



<p>Stresliysek, bunun bedenden bir şekilde çıkmasına izin vermek. Belki yürüyüş, belki yine teknikte öğrendiğimiz saldırgan bir kaplan gibi birkaç dakika durabilmek, belki son ses şarkı söyleyip bedenden o stres yükünü atabilmek.</p>



<p>Meditasyona zaman ayırmak… Böylece, düşünce denizinde kaybolmadan kendi merkezinde Yaradan’la ilahi hattında durabilmek.</p>



<p>Kahkaha atabilmek! Biliyoruz ki, en büyük tahribat akciğerlerde oluşuyor. Akciğerler, üzüntü ve kederi tutan organlarımızdır. Gerçekten bizi güldüren skeçleri, yapımları izlemek, kahkahanın müthiş şifalandırıcı etkisine tanık olmak en çok nefesimize ve akciğerlerimize iyi gelecektir. Ve elbette, nefes egzersizleri de hepimiz için çok önemli olabilir.</p>



<p>Kendimizi negatif bakış açılarından koruyabilmek. Unutmamak lazım, yaratıyoruz, izlediğimize, duyduğumuza inandığımızda o bilgiye kendi bilincimizi ekliyoruz ve yaratım olarak karşımıza çıkıyor.</p>



<p>Organlarınıza her sabah uyandığınızda gülümsemeye ne dersiniz? Merhaba karaciğerim, merhaba pankreasım, merhaba safra kesem, merhaba sol dizim… Harika iş çıkarıyorsunuz, sizi seviyorum!</p>



<p>Sağlıklı beslenmek, egzersiz gibi konular benim uzmanlık alanım değil, ancak yazmaya dahi gerek yoktur sanıyorum.&nbsp;</p>



<p>Son olarak Theta Healing bakış açısını eklemeden geçemeyeceğim.</p>



<p>Virüsler, alanlarımızda bizim sayemizde ve bizimle birlikte yaşayan bilinçlerdir. Özellikle, suçluluk, değersizlik hislerine çekilirler. Belki bu konuda bir rehberlik talep etmek ya da kendi içimize elimizden geldiğince nazik ve derin yolculuklarda bulunmak katkı olur.</p>



<p>Güzel havaları, güzel diyarları ve güzel haberleri çok özledik.</p>



<p>Dilerim, nefesimiz kadar yakın olsun.</p>



<p>Sevgiyle…</p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/ya-sonra/">Ya Sonra?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/ya-sonra/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erk Hayvanlarının Büyülü Dünyası</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/erk-hayvanlarinin-buyulu-dunyasi/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/erk-hayvanlarinin-buyulu-dunyasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2020 16:10:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Konuk Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konuk Yazar: Sinem Demirdöven Bir arayışın içine düşen insan, er ya da geç, bir şekilde kendisini doğanın içinde buluveriyor. Ayın evrelerini izlerken dilekler tutup, güneşin doğuşuna ve batışına aşık oluyor. Bulutların birbirinden değişik şekiller aldığı mavi gökyüzü çoğu zaman oyunların, hayallerin kapılarını aralayıveriyor. Ağaçların yeşermesi, çiçeklerin sanki yoktan var olurcasına kendini göstermesi, hayvanların bazılarını anlayabildiğimiz [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/erk-hayvanlarinin-buyulu-dunyasi/">Erk Hayvanlarının Büyülü Dünyası</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konuk Yazar: Sinem Demirdöven</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-3000 size-full" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/12/8766b45e1d567b3ff596c44454760d6d-2.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/12/8766b45e1d567b3ff596c44454760d6d-2.jpg 640w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/12/8766b45e1d567b3ff596c44454760d6d-2-533x400.jpg 533w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Bir arayışın içine düşen insan, er ya da geç, bir şekilde kendisini doğanın içinde buluveriyor. Ayın evrelerini izlerken dilekler tutup, güneşin doğuşuna ve batışına aşık oluyor. Bulutların birbirinden değişik şekiller aldığı mavi gökyüzü çoğu zaman oyunların, hayallerin kapılarını aralayıveriyor. Ağaçların yeşermesi, çiçeklerin sanki yoktan var olurcasına kendini göstermesi, hayvanların bazılarını anlayabildiğimiz ama çoğunu anlamlandıramadığımız davranışları, kar yağması, yağmur yağması, o bembeyaz ama görüşü engelleyen sis, her biri bizi duygudan duyguya koşturup duruyor. Çünkü zaten taa en başından beri böyleydi. Doğaya ait olan insan uzunca bir süre ait olduğu yeri unuttu ama şimdi oraya geri dönmeye çabalıyor.<span id="more-2999"></span></p>
<p>Doğayla bir bütün olduğunu insana hatırlatacak olan belki de en kadim ruhsal uygulama Şamanizmin de uygulayıcıları gün geçtikçe artıyor. Şamanizme, içerisinde üç dünyayı barındıran bir yaşam felsefesi diyelim. Bunlardan Alt ya da Aşağı Dünya olarak isimlendirilen dünyada ise erk hayvanlarının ruhları yaşıyor. Sevgili Yeliz sizler için onlardan bahsetmemi istedi, ben de akanı yazmaya niyet ettim.</p>
<p>Bu kutsal ruhların yaşadığı Alt Dünya, içgüdüsel bilgeliğin dünyası, dolayısıyla erk hayvanları bizlere günlük yaşamlarımız hakkında yardım etmek ve rehberlik yapmak üzere bizleri orada bekliyorlar. Alt Dünya aynı zamanda masalların dünyası; orada mucizevi şeyler gerçekleşebildiği gibi korkunç ve vahşi olaylar da yaşanıyor ama ne olursa olsun hiç kimse ve hiçbir şey zarar görmüyor. Görünüm olarak ise tamamıyla dünyamızın tabiatına benzeyen bir dünya.</p>
<p>Alt Dünya yolculukları genellikle bir mağaraya ya da bir ağacın gövdesine girerek başlar. Buradan bir tünele girer ve o tünel boyunca ilerlemeye başlarsınız. Bu yolculuk, tıpkı bizlere küçük birer çocuk olduğumuz günlerden beri anlatılan Alice’in yolculuğu gibidir. Alice Harikalar Diyarı’nda masalı bir Alt Dünya yolculuğudur. Tünelin sonunda sizi bazen bir hayvan, bazen bir grup hayvan bekler fakat bazen de hiçbir hayvanla karşılaşamazsınız. Hayvanla karşılaştığınızda ona sizin erk hayvanınız olup olmadığını sorar ve bunun cevabını genellikle sizinle oyun oynayarak ya da saklanıp ortaya çıkarak gösterirler. Bir grup hayvanla karşılaştığınız durumlarda ise hangisinin sizin erk hayvanınız olduğunu sorduğunuzda kendisini belirgin bir şekilde gösterecektir.</p>
<p>Erk hayvanınızla ilk denemede tanışabilmek çok da kolay değildir. Eğer bunu destekleyen bir şamanik uygulama ya da bir çemberde değilseniz onu görmek zor olacaktır. Erk hayvanları mahremiyeti çok seven hayvanlardır. Bu nedenle kendilerini size göstermeden önce onu gerçekten de, tüm yüreğinizle tanımak istediğinizden emin olmak isterler.</p>
<p>O ilk karşılaşmada bazen size saldırabilirler, ısırabilirler, çarpabilirler, pençe atabilirler. Bu durumlarda korkmamalı hatta bu kutsal anı belki de yıllarca içinizde taze tutmalısınız. Bazı şamanik geleneklerde, şaman, hasta kişinin ruhunu alıp alt dünyaya ya da üst dünyaya götürür.Oraya bir hayvan ruhunu davet eder. Bu ruh genellikle bir kartal olur. Kartal kişinin ruhunu parçalara ayırır. Bunu yapmasındaki tek amaç kişinin ruhunda birikmiş olan toksik enerjiyi temizlemektir. Sonrasında temizlenen ruh parçaları bir bütün haline gelir. Ruh sanki yeniden doğmuş gibidir ve kişi de bunu fiziksel olarak hisseder. Yani erk hayvanınız size Alt Dünya’da bu şekilde bir saldırıda bulunursa tek amacı sizin iyiliğinizdir.</p>
<p>Erk hayvanları doğasında özgürce yaşayan herhangi bir hayvan ruhu olabilir. Bunun yanı sıra sizi tünelin ucunda bekleyen bir ejderha, bir unicorn, bir pegasus görürseniz şaşırmayın. Dünyamızdaki efsanevi varlıklar olarak konuştuğumuz bu hayvanlar aslında Alt Dünya ruhlarının dünyamıza olan yansımasıdır. Tıpkı bu efsanevi yaratıklar gibi, tünelin sonunda, dinozor, mamut gibi soyu tükenen hayvanlarla da karşılaşabilirsiniz. Onların da ruhları hala orada yaşamaktadır. Erk hayvanınız olamayacak olanlar ise hayatınızın herhangi bir döneminde evcil olarak baktığınız hayvanlar sizin listenizden çıkarlar.</p>
<p>Erk hayvanları denildiğinde akla hemen aslan, jaguar, kartal, leopar gibi dünyamızda güç olarak üstün hayvanlar gelmektedir. Oysa bir sinek, bir kelebek, bir kirpi, bir sincap, bir yunus … doğadaki özgür her canlı erk hayvanınız olabilir ve her birinin kudreti birbirine eşittir. Erk hayvanları birbirleriyle karşılaştırılmaz. Her kişinin kendi erk hayvanından alacağı dersler ve rehberlik kişiye özeldir.</p>
<p>Onunla tanıştıktan sonra ise bu kutsal buluşmayı bir kenara bırakmamalısınız. Uyandığınızda ya da gün içinde “Kutsal ruh, erk hayvanım ….” Şeklinde ona onu hatırladığınızı belirten cümleler kurmalı, size onu hatırlatacak objeler edinmeli, bir nevi ona olan bağlılığınızı göstermelisiniz. Onunla tanıştıktan sonra herkese “Benim erk hayvanım ….” Şeklinde duyuru yapmanızdan hoşlanmazlar. Birine söylemek istediğinizde ya da söylemeniz gerektiğinde onlardan izin isterseniz de her seferinde vereceklerdir.</p>
<p>Bazı şamanik geleneklerde bir insanın sadece tek bir erk hayvanı olduğuna inanılır. Doğarken onun ruhuyla dünyaya geliriz ve o olmadan çocukluk evresini atlatamayacağımızı söylerler. Bunun bir örneğini de Altın Pusula filminden hatırlayabilirsiniz. Başka geleneklerde ise ihtiyaçlarımıza göre farklı erk hayvanları tarafından rehberlik alabileceğimize inanılır.</p>
<p>Hayatlarımız içerisinde, rüyalarımızda ya da şamanik çalışmalarda karşılaştığımız hayvanların mesajlarını ise onların yaşamlarını inceleyerek ve sembolik anlamlarını araştırarak anlayabiliriz.</p>
<p>Bu masal dünyasına ve erk hayvanlarının kutsal, özgür ruhlarına her birinizin kalbini açmasını dilerim. Böylece günlük yaşantınız hakkında doğrudan destek alabileceğiniz rehberlerinizin varlığına açık olacak ve bu yardımların ne değerli olduğunun yansımalarını somut bir şekilde görebileceksiniz.</p>
<p>Sevgimle,<br />Sinem<br />Instagram: @herseydenkonusmali</p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/erk-hayvanlarinin-buyulu-dunyasi/">Erk Hayvanlarının Büyülü Dünyası</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/erk-hayvanlarinin-buyulu-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kelimeleri Duyguyla Örme Oyunu</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/kelimeleri-duyguyla-orme-oyunu/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/kelimeleri-duyguyla-orme-oyunu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2020 17:39:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayal edin… Bulunduğunuz şehir her neresi ise oradayım ya da ben neredeysem siz oradasınız.  Bir anda bir fikir geliyor aklıma ve bir hikaye beliriyor Instagram’da, size diyorum ki: “Eğer yanınızda son okuduğunuz kitap ve altını çizdiğiniz bir satır varsa, adresim burası, kalkın gelin. Kapım ilk 30 kişiye açık bu gecelik.” Kapıdan girmeye başlıyorsunuz, bir çember [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/kelimeleri-duyguyla-orme-oyunu/">Kelimeleri Duyguyla Örme Oyunu</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="img has-hover x md-x lg-x y md-y lg-y" id="image_2085991735">
								<div class="img-inner dark" >
			<img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="208" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/11/fulya-1469522484-e1606671476667.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" />						
					</div>
								
<style scope="scope">

#image_2085991735 {
  width: 100%;
}
</style>
	</div>
	

<p>Hayal edin… Bulunduğunuz şehir her neresi ise oradayım ya da ben neredeysem siz oradasınız.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Bir anda bir fikir geliyor aklıma ve bir hikaye beliriyor Instagram’da, size diyorum ki:</p>
<p>“Eğer yanınızda son okuduğunuz kitap ve altını çizdiğiniz bir satır varsa, adresim burası, kalkın gelin. Kapım ilk 30 kişiye açık bu gecelik.”</p>
<p>Kapıdan girmeye başlıyorsunuz, bir çember oluyoruz.</p>
<p>Bakıyorum, sayı 30’u geçmiş, 50’lerdeyiz. Herkes bu çağrıyı ne çabuk aldı?<span id="more-2975"></span></p>
<p>‘Hayır’ demiyorum, geleni buyur edip kapımı kapatıyorum bir saatin ardından.</p>
<p>Şimdi bir çemberiz, bir masa etrafında. Mumlarımız ve kaldırılacak kadehlerimiz var birlikte.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Toplam 54 kadın. Bakıyorum, evet tamamı kadın, hiç erkek yok.</p>
<p>Sorun değil, bir gün onlar da olacaklar. Bir gün erkekler de ruhtan gelen çağrıyı duyacaklar.</p>
<p>Diyorum ki size, “Bir oyunum var. Henüz bilmiyorsunuz. Duyguları örme oyunu… Bunu çok uzun süredir planlıyorum. Tahmin ettiğinizden de uzun süredir. Bu benim bir yaratımımdı… Bu gecenin bir kaydı olacak. Ve bizim çemberimize tanıklık edenler olacak bu sayede. Ben gecenin kaydını da tutacağım. Yazacağım tüm konuşmaları.”</p>
<p>Oturumu başlatmadan size eşzamanlılığı ve frekansı anlatıyorum.</p>
<p>“Doğaya bakın” diyorum, “bir kelebeğin kanat çırpışı, dünyanın bir ucunda fırtına yaratıyor. Çindeki bir yarasa çorbası, tüm dünyayı sınırsız ve süresizce etkiliyor.</p>
<p>Bak etrafına, rüzgar, yağmur, güneş, ay, yıldızlar, senden bağımsız değil.</p>
<p>Ve bak çevrendekilere… Bak semtine… Bak coğrafyana… Bu birliğin içinde rezone olduğun kümene bak, sen de onlardan bağımsız değilsin.</p>
<p>Frekans, bizim etkileşimde bulunduğumuz bant aralığımızdır hayatla.</p>
<p>Örneğin, hastalık, virüs ve benzeri şeyler, düşük bir frekans aralığındadır.</p>
<p>Öte yandan, şükran, minnettarlık, neşe gibi duygular… Çok yüksek frekans aralığındadır.</p>
<p>Biz frekans aralığımız her ne ise, o aralıktaki durum, olay, kişilere çekiliriz. Bu sebeple, biz bir konuda farkındalık kazandıkça, anladıkça, özgürleştikçe içimizdeki zincirlerden, genellikle, bulunduğumuz çevre hatta bazen şehir ve ülke bile değişir.”</p>
<p>Yüzlerinize bakıyorum tek tek…</p>
<p>“Hoş geldiniz. Buradasınız, çünkü sizi buraya davet eden frekans aynı ve ortak.</p>
<p>Bir şey var tam da zaman kesitinin şimdisinde, hepimizde ortak olan.</p>
<p>Son okuduğumuz kitaplarda, altını çizdiğimiz yerlerde ortak olan, topladığımızda bize bir şey anlatacak olan bir şey var. Rüya çemberi gibi bu. Tek farkla, kelimelerden oluşan bir çember bu sadece, dostlarımız yazarlardan ve kelimelerden…</p>
<p>Şimdi bir oyun oynayacağız sizlerle.</p>
<p>Fakat öncesinde, bir an, gözünü masada yanında oturmayı seçtiğin arkadaşına ve çemberin diğer üyelerine çevir sessizce. Bak bakalım, gözleri sana ne anlatacak, bak bakalım onların enerjileri seninki ile nasıl harmanlanacak…”</p>
<p>Birbirinize bakıyorsunuz şaşkınlık ve gülümseme ile. Kitaplara bakıyorsunuz. Günlük hayatınızda hiç karşılaşmadığınız bunca insanla aynı anda okuduğunuz kitaplar nasıl bu kadar ortak!</p>
<p>Küçük bir çanım var. Çanı çalıyorum…</p>
<p>Oyunun kuralları var, diyorum.</p>
<p>“İlk kural: Çemberde her üye sadece bir kez söz alacak ve sadece son okuduğu kitabın son altını çizdiği cümlesini okuyacak.</p>
<p>İkinci kural: Kimse kimsenin sözünü kesmeyecek ve kitap cümlesi dışında bir şey konuşulmayacak.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Üçüncü kural: Söz alan tercihen bir ya da iki, maksimum 4 cümle okuyacak.</p>
<p>Dördüncü kural: Okunan cümle, altını çizdiğin cümleye bir çağrıda bulunuyorsa, sıra senin sırandır. Söz hakkı senindir. İstediğin kadar heyecanla okuyabilirsin cümleni.</p>
<p>Ses çanıyla başlayacak aktarımımız ve ses çanıyla bitecek. Arada ise yalnızca sizin sözleriniz olacak.</p>
<p>Hazırsanız başlıyoruz kelimeleri duyguyla örmeye.”</p>
<p>Dinggg…</p>
<p>Ben alıyorum ilk sözü ve ilk ilmek atılıyor:</p>
<ul>
<li>İçgüdülerimin bana söylediği yalnızca iki sözcüktü: ‘Hayal et.’</li>
</ul>
<p>Şimdi masanın ucundan bir diğeri, heyecanla devam ediyor:</p>
<ul>
<li>O zaman, bir zihnin gelişkinliğinin kabul edilemez olanı kabul edebilmesiyle ölçüldüğünü anlayabilirsiniz.</li>
</ul>
<p>Ve şimdi bir başkası:</p>
<ul>
<li>Yaşlı olan, bilen, içimizdedir. Kadınların en derin ruh psişesinde kadim ve canlı vahşi benlikle serpilip gelişir.</li>
</ul>
<p>Şimdi de aynı kitabı okuyan bir başkası çağrıyı kalbinde duyuyor:</p>
<ul>
<li>Bazı kadınlar için vahşi olanın bu hayat verici &#8220;tadı&#8221; gebelik sırasında, çocuklarını emzirirken ve büyütürken onlarda görülen değişim mucizesi sırasında, sevilen bir bahçenin müdavimi olmak gibi bir aşk ilişkisinin müdavimi olduklarında çıkagelir.</li>
</ul>
<p>İşte örgüye başlıyoruz:</p>
<ul>
<li>Güçlü bir duygu hissettiğinde, var olmasına izin ver. Hareket etme, duyguyu buyur et.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bazen tek ihtiyacımız, görülmek, duyulmak, anlaşılmak. Var olanla durmak. Unutursan hatırla.</li>
</ul>
<ul>
<li>Aşka inanacağız her ne olursa olsun. Sonsuz aşka! Gerçek aşka! Aşkın sevgiye evrimleşmesini hayranlıkla izleyecek, kabul edecek ve o sevgiyle sevişeceğiz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Sevdiğiniz zaman &#8216;Tanrı yüreğimde&#8217; değil, &#8216;Tanrı&#8217;nın yüreğindeyim&#8217; deyin. Sanmayın aşkın rotasını çizebileceğinizi, çünkü aşk sizin rotanızı çizer, sizi buna layık bulursa eğer.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kalp sırdır ve bir o kadar da şeffaftır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Başkalarını dinlemekten kıstığımız kalbin sesi, zaten oldukça titizdir. Sessizlik ve dinginlik ister duyabilmek için.</li>
</ul>
<ul>
<li>Perdeler yarım yamalak asılıydı, koltuğun nerede duracağı henüz belli değildi. Fakat şimdi her şey yerli yerindeydi ve ucundan paylaştığımı sansam da aslında hiç bilmediğim bir hayatın yaşandığı bu evde ne kadar yabancı olduğumu fark ettim.</li>
</ul>
<ul>
<li>İnsanoğlunun kendi ihtiraslarının bir hapishane hücresinden daha korkunç olduğunu anlamıştı.</li>
</ul>
<ul>
<li>Mutluluğun eşya biriktirmekten ziyade deneyimlerin keyfine varılmasıyla ortaya çıkması kaçınılmazdır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bir sevgili gittiğinde, altında onunla dolaştığınız gökyüzünü de alıp gitmiştir. Bir kuş, bir sevgili.. İnsan kaybettikleriyle insandır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Çünkü yüreğinizin hakikatini saklayacaktır dostunuzun ruhu, hatırlanan tadı gibi şarabın. Rengi unutulup kadeh yok olduktan sonra da.</li>
</ul>
<ul>
<li>Ama acının önünde susarsak, çok susarsak saygımızdan, bir noktadan sonra sorgulanamaz olursa acı, ne diyeceğiz sonra? Nasıl anlayacağız sormazsak? Üstelik bugünlere böyle gelmedik mi? Susarak…</li>
</ul>
<ul>
<li>O böyle sorunca, hemen durup düşünüyorum. Sahi kafamdan neler geçiyor benim. Hiç! Saf, temiz, heyecanlı bir aşkı dinliyorum sadece.<span class="Apple-converted-space"> </span></li>
</ul>
<ul>
<li>Kaygılı bağlanma tam olarak böyle bir şeydi. Beraberinde yoğun kontrolcülüğü getirirdi.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yaz: Hayatı, yüreğimizde bir ağrı gibi taşımak zorunda değiliz. Yaz da, iyi bir insanın olmanın yetmediğini anlat herkese. Birbirimize karşı iyi olamadıktan sonra, yürekte uyuyan iyiliğin beş para etmediğini herkes bilmeli. Yaz: Bugün herkes <b>yeterince</b> <b>inciltilmiştir</b> artık.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yargılamayın ki yargılanmayasınız. Kınamayın ki kınanmayınız. Affedin ki affedilesiniz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Size ne öğrettiklerini bulduktan sonra onları affedin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bazen bırakmak da affetmektir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Şifa arayışı çoğu zaman derdine deva arayanları yola düşürür. Bu yol bir ibadet seferine, bir tür hacca da dönüşebilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Geleneksel yöntemlerden bağımsız düşünün ve planlarınızı öyle yapın. Her zaman her sorunun bir yanıtı ve bir çözümü olduğunu bilin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Rab mahirdir ama zalim değildir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Rab akıl sayesinde dünyadaki güzelliklere yeniden erişmemizi istiyor bence. Aklını kullanarak insan dünyayı adil ve herkes için daha güzel bir yer yapabilir. </li>
</ul>
<ul>
<li>Anlamak, sevmekle ilgili her şeyi unutmaktır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Leonardo da Vinci, &#8216;Bir şeyi anlayana kadar onu ne sevebiliriz ne de ondan nefret ederiz,&#8217; demiş.</li>
</ul>
<ul>
<li>Farkındalık, merhamet ve merakla içsel durumu incelemeyi mümkün kılmanın yanı sıra, kendimize bakım vermek için bizi doğru yöne yönlendirir.</li>
</ul>
<ul>
<li>O en çelimsiz ve şaşkın görünen tarafınız, aslında en güçlü ve dirayetli tarafınız.</li>
</ul>
<ul>
<li>Geçmişin kutsanması ve iyileştirilmesi gerekir. Her katmanına gir! Her köşesini aydınlat! Yeni bir anlayışla onu dönüştür. Endişelere, şüphelere ve korkulara kapılmayı bıraktığında geçmişin iyileşecektir. ”Kendini özünde bağışlamanın” gerçek anlamı budur.</li>
</ul>
<ul>
<li>Sezgisel biri sadece üçüncü gözü kullanarak okuma yaptığında gerçek yerine bu korkuyu okuyabilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bu dünyada yaşamayı büyük bir maceraymış gibi ele alın. Kendinizi kahraman ruhlu doğrudan yana, korkusuz, kendisine hükmedebilen ve doğanın yasalarını anlayan bir varlık olarak kabul edin.</li>
</ul>
<ul>
<li>Balıkların çoğu yaşlandıkları zaman ömürlerini boşu boşuna geçirdiklerinden yakınırlar. Sürekli sızlanır, lanet okur, her şeyden şikayet ederler. Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mi ibaret; yoksa dünyada başka şekilde yaşamak da mümkün mü?</li>
</ul>
<ul>
<li>Kendi gemine kaptanlık edemiyorsan, yanlış limana vardığında şaşırmamalısın.<span class="Apple-converted-space"> </span></li>
</ul>
<ul>
<li>Ama eğer evrenimizde henüz olmadığımız şeyi olma olasılığı varsa&#8230; Ben bu olasılığı yakalayabilir miyim? Kendi yaşamımı babalarımınkinden farklı bir bahçe haline getirebilir miyim?</li>
</ul>
<ul>
<li>Kişinin istediği şeyleri araması asla hata değildir. Asla!</li>
</ul>
<ul>
<li>Mademki tırmanacaksın, yüksek olan dağa tırman. Manzarayı görürsün.</li>
</ul>
<ul>
<li>Özgürlük senin bunca zamandır taktığın bu maskelerin mal olacaktır. </li>
</ul>
<ul>
<li>Belirsizliğin bilgeliğine güven.</li>
</ul>
<ul>
<li>Karanlık zamanlarda göz görmeye başlar.</li>
</ul>
<ul>
<li>Karanlık bastırınca, nesneler de ben de belirsizliklerden sıyrılacağız. </li>
</ul>
<ul>
<li>Kirli, yorgun vücutlarını nihayet fırlayıp atabilecek, saf ruh boyutuna geçebileceklerdir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Dünyada hangi dağları aşmış olursan ol, aklın hep takılıp düştüğün taşta kalıyor. </li>
</ul>
<ul>
<li>Defalarca ne yapıyorsak oyuz. Bu yüzden mükemmellik bir eylem değil, bir alışkanlıktır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yaratıcılık bulaşıcıdır, bulaştırın.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bir savaşçı kontrol etmeyi bilir. Başka bir insanı değil kendi duygularını kontrol etmeyi bilir.Duygularımızı kontrol etmeyi yitirdiğimizde duygularımızı bastırırız, duygularımızın yönetimi bizde olduğunda değil.</li>
</ul>
<p><i>&#8211; İyiliğin savaşını ver, kaybetsen bile günün sonunda bilirsin ki sen görevini yapmışsındır.</i></p>
<ul>
<li>O halde iş, başkasına hürmette.</li>
</ul>
<ul>
<li>Sürekli aynı güne uyanırken, keyif alacağın yeni şeyler denemeyi unutma. Bugün mesela&#8230; Gün çal kendine hayattan ve ne varsa yapmak istediğin; al çantanı sırtına, vur kendini yollara…</li>
</ul>
<ul>
<li>Günlük hayattaki kusurlarımızla kusursuza erişmeye vakıf edelim gücümüzü. Gerçek bilgelik yaptığımız basit şeylere saygı duymasını bilmektir çünkü muhtaç olduğumuz yere bizi onlar götürür.</li>
</ul>
<ul>
<li>Hakikati bulmak isteyen insanın önce kendini tam anlamıyla tanıması gerektiğini iddia ediyor.<span class="Apple-converted-space"> </span></li>
</ul>
<ul>
<li>Yaşamın sırrı &#8220;ölmeden ölmek&#8221; ve ölüm diye bir şeyin olmadığını görmektir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bu dünyada adalet ölmeyecek, belki de bir gün gelecek bu adalet bize de geçecek ve vaat edildiği gibi tüm dünyada hüküm sürmeye başlayacak.”</li>
</ul>
<p>Dinggg…</p>
<p>“Şimdi bir süre sessizce kelime örgüsünde demlenelim”, diyorum. Gözlerimizi kapatıp demleniyoruz birlikte, sessizce.</p>
<p>Birbirinden bu kadar farklı 54 kadın, nasıl da bir öyküyü, kendi çizdiği kelimelerden oluşan bir öyküyü tamamladı, destek oldu ödünç aldığı kelimelerle birbirine…</p>
<p>“Şimdi diyorum, örgünün hangi kelimeleri kaldı aklınızda? Bu sizin bu geceden payınıza düşendir. Yanınızda götüreceğinizdir. Önünüzde beyaz bir kağıttan oluşan çıkın var. Bu toplam enerjiden aldığınız kelimeleri yazın o çıkına, aklınızda kalanları, bakalım ne diyor hayat bu buluşma ile size…”</p>
<p><i>Herkes kendi altın cümlesini yazıyor hatrında kalan kelimelerle, duygularla kağıda…</i></p>
<p><i>Bir de gözlemleyeni var, burada okuyanı var… Onlar da yazıyor şimdi çıkınlarına, altın kelimelerini… Ve hayat ne demek istiyor onlara tam da şu anda biliyorlar böylece…</i></p>
<p><i>Tek tek uğurluyorum çember misafirlerimi.</i></p>
<p><i>Bu gece paylaştığımız çok özel bir şeydi.</i></p>
<p><i>Tarihlerden 27 kasım 2020 saatlerden 19:00-21:00 arasıydı.</i></p>
<p><i>Ne iyi ettiniz de çağrıyı duyup geldiniz…</i></p>
<p><i>Ve şimdi bu yazıyı okuyanlar: örgüyü örenlerden miydiniz, yoksa kaydını okuyup gözlemci olanlardan mı? Yorumlarda bir ses verseniz ve belki altın kelimelerinizi yazsanız bize. Belki oradan da bir örgü çıkar bir gün.</i></p>
<p><i>Şimdi kapıyı kapatıyorum bir sonrakine dek.</i></p>
<p><i>Sevgiyle…</i></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/kelimeleri-duyguyla-orme-oyunu/">Kelimeleri Duyguyla Örme Oyunu</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/kelimeleri-duyguyla-orme-oyunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>28</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astroloji: 2. Biz Nereye?</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2020 10:23:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2922</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Dünyaya bir çocuğun gözlerinden bakmayan,Cennetin krallığına giremeyecektir.&#8221;(Anonim değil ama nerede okuduğumu bir hatırlasam 🙁 ) Yazı dizimin ikinci kısmına hoşgeldiniz 🙂 Eğer ilkini okumadıysanız hemen bu yazıya alabiliriz sizi.&#160;Tıkk Tıkk Geçtiğimiz 1.5 yıl ay düğümleri oğlak ve yengeç aksındaydı. Oğlağın ataerkil yanı, karanlığında çalışan, dişil gücü baskılayan, sert, dogmatik, katı kuralcı, iş hayatına ve maddi [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/">Astroloji: 2. Biz Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>&#8220;Dünyaya bir çocuğun gözlerinden bakmayan,</em><br><em>Cennetin krallığına giremeyecektir.&#8221;<br>(Anonim değil ama nerede okuduğumu bir hatırlasam 🙁 )</em></p>




	<div class="img has-hover x md-x lg-x y md-y lg-y" id="image_679774961">
								<div class="img-inner dark" >
			<img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="650" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2.jpg 1000w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2-615x400.jpg 615w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2-768x499.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" />						
					</div>
								
<style scope="scope">

#image_679774961 {
  width: 100%;
}
</style>
	</div>
	

<p>Yazı dizimin ikinci kısmına hoşgeldiniz 🙂 Eğer ilkini okumadıysanız hemen bu yazıya alabiliriz sizi.&nbsp;<a title="Tıkk Tıkk" href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/">Tıkk Tıkk</a></p>
<p>Geçtiğimiz 1.5 yıl ay düğümleri oğlak ve yengeç aksındaydı. Oğlağın ataerkil yanı, karanlığında çalışan, dişil gücü baskılayan, sert, dogmatik, katı kuralcı, iş hayatına ve maddi başarıya aşırı vurgu yapan halini bırakıp toprak anaya, doğaya, kadın gücüne, anaerkile, ailelerimize, evlerimize odaklanmamızı istiyordu sistem.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Gerçek güç, doğada, insan eliyle kurulan sistemlerde değil, Gaia’ya diyordu.</p>
<p>Oğlak, Satürn kısıtlayan, öğreten, sert öğretmen diye bilinen Satürn yani sınırlar demekti. Oğlak Gad’ın arkasındaki enerji buydu.</p>
<p>Bizimse, kuzey ay düğümü olan yengece yani yengeci yöneten Ay’a gitmemiz gerekirdi.<span id="more-2922"></span></p>
<p>Ay, bir gezegen değildi. Güneş ve ay, ışıklar olarak geçerdi gökyüzünde. En yüce anlamıyla “anne”ydi gittiğimiz yol, Great Mother’dı, Gaia’ydı, ruhtu, evdi, korumaydı, aileydi, anaerkildi.</p>
<p>Zaten, biz evlerimize kapanıp doğayı kendisine bırakınca, Venedik’te kuğular yüzmedi mi? Hava kirliliği görünür ölçüde azalmadı mı? Bunca zaman kurtarmaya çalıştığımız, bunun için organizasyonlar, vakıflar kurulan, fonlar ayrılan doğa ana, aslında ne kadar güçlü olduğunu, bize rağmen kendini ne denli hızlı yenilediğini ve bu dünyadan gitmemiz halinde de kendisine hiçbir şey olmayacağını bize kanıtlamadı mı?</p>
<p>Oğlak yengeç ay düğümleri, mayıs ve haziranda burç değiştirecekken ve aslında diğer astrolojik göstergelerle bir salgın ya da yeni bir dünya savaşı beklenirken, sistem düğümlerin de etkisiyle çalıştı. İş şansa kalmadı, koca bir dünya eve kapandı!<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Tabii bu sadece ay düğümleri oğlak yengeç aksında diye olmadı. Bu çok komik bir yorum olur, plütonuyla, satürnüyle güçlü göstergeleri vardı gökyüzünün ve 1 yıldır aldığım eğitimlerde 2020’den büyük bir felaket yılı olarak da bahsediliyordu. Üstelik kapıda olan mars retrosu ise daha başlamadı.&nbsp;</p>
<p>İlk eve kapandığımızda, bir aylık yoğun bir seminer programım vardı ve herhalde böyle bir çağda eve kapanmamız ve geçmesini beklememiz gibi bir olasılık söz konusu dahi olamaz diye düşünüyordum eğitimlerde hocaların söylediklerine rağmen. Hepimizin bunca önemli işi, dünyasal, maddesel sorumlulukları varken, nasıl evde oturabilirdik, mümkün müydü? İşte gad oğlak bakış açısı 🙂</p>
<p>Neyse ki, bu dönemde Satürn kısa bir süreliğine kovaya geçti. Bize 2021 ve sonrasına dair kocaman bir ipucu verdi. Şöyle dedi, tüm o gökdelenlerden, uzun mesailerden, doğadan, insanlıktan kopuk çalışma koşullarınızı geride bırakacağınız dönemler kapıda. Buyrun ön gösterimi: birçoğunuz evden nasıl da iş çıkarabileceğinizi görün! Aslında o plazalara, kapanıp durduğunuz ofislere gelecek dönemlerde pek de ihtiyacınız kalmayacak. Hatta belki, dünyayı yöneten sistemler sorgulanacak ve Kapitalizm’in bize nasıl da hizmet etmekten uzak olduğu anlaşılacak…</p>
<p>Karantina başladığında, oğlaktan yengece gitmenin şakası olmadığını anlayıp herhalde en yakın evden çıkış tarihimiz mayısın ikinci haftası olur diye düşündüm. Nitekim tam da öyle oldu, mayıs ayında rakamlar gerilemeye başladı ve true node/mean node baz alanlar da yanılmadı. Mayısta karantina bir şekilde esnedi, haziranda ise evden çıkma yasağı büyük oranda kalktı.</p>
<p>Şimdi ikizler yay ekseninde iki yıl geçireceğiz, ancak şunu biliyoruz ki bu salgın geçmedi, astrolojik göstergelere de bakılırsa yayılması için hala muhtemel ve çok güçlü olasılıklar var ve benim bir hocama göre, eylül ve sonrası çok daha zor geçebilir. Bu nedenle, lütfen önlemleri bırakmayalım, sokağa çıkma yasağının kalkması her şeyin bittiği anlamına gelmiyor, buradaki sistemsel mesajı okumaya gayret edelim.</p>
<p>5 mayısı başlangıç olarak kabul edersek, 18 ocak 2022 tarihine dek, güney ay düğümü yay kuzey ay düğümü ise ikizler olacak gökyüzünde. Yani, natal haritamız bize hala gitmekte olduğumuz kişisel yolu gösteredursun, kolektif olarak gittiğimiz yer ikizler teması olacak. Burada, bazı değişimler, bazı yeni akımlar deneyimleyeceğiz. Ki deneyimlemeye başladık bile 🙂</p>
<p>Biz kolektif anlamda, yayın özellikle gölge doğasından kaçınarak, ikizlerin de gölge yönüne düşmeden ikizler doğasında tecrübeler kazanacağız. Bu dönem, algımız, trendlerimiz, kolektif deneyimlerimiz, yönelimlerimiz ve arkamızdan esen rüzgar ikizler doğasını destekleyecek.</p>
<p>Önce bir iki burcun doğasını açıklayalım:</p>
<ul>
<li>Yay, iyi şans, talih, genişleme, inanç, abartı, sınırsızlık anlamına gelen Jüpiter yönetiminde bir burçtur.</li>
<li>Arkamızda Jüpiter varsa biz şanslıyızdır, şansımıza güveniriz. İlahi dokunuşla hareket ederiz, korunduğumuzu, tüm nasiplerimizin hayatımıza, ayağımıza geleceğini hissederiz.</li>
<li>Sınırlara, sınırlandırmalara gelemeyiz, genişlemek, nüfus etmek ve yayılmak isteriz.</li>
<li>Uzak ufukları, yabancı kültürleri merak ederiz, adilizdir, adaleti geliştirmek isteriz. Hakkaniyetli davranırız.</li>
<li>Yüksek felsefelere meraklıyızdır. Olaylara, hayata, durumlara, neşeyle, iyimser, dostane ve barışçıl yaklaşırız.</li>
<li>Olayla olay olmadan, bütünü görebiliriz.</li>
<li>Okumaktan, deriniyle bir konuyu anlamaktan bıkmayız.</li>
<li>İnsanlara, ruhsal öğretmenlikle ya da farklı yollarla öğretmenliğe gönüllüyüzdür.</li>
<li>En önemli arzumuz gerçeği, hakikati bulmak ve en önemli ihtiyacımız özgürlüktür.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></li>
</ul>
<p>Peki, eğilim gösterebileceğimiz bu yay özelliklerinin içimizde keşfedilmeyi bekleyen gölge yönü nedir? Özellikle bu 1.5 yılda hangi davranış kalıplarımızı dönüştürmeye niyet etmeliyiz?</p>
<ul>
<li>Her şeyi inanca bırakması, nasiplerinin ayağına geleceğine dair algısı, aşırı iyimserliği, inancı mantıkla dengeleyememesi</li>
<li><span style="color: #555555;">Fanatizmi, bir konuda hakikati bulduğuna inanıp sorgulamadan onun sadık bir üyesi olup kendine benzemeyen herkesi dışlayabilmesi. Geçen gün bir arkadaşım, yay stelyumlu eski sevgilisinden bahsederken tam anlamıyla yayın gölgesini anlattı. Günde odasına kapanarak en az 2 saat meditasyon yapıyor, yıllardır hiçbir kadınla seks yapmıyor ve ortalıkta tam bir guru gibi dolaşıyordu.</span>&nbsp; <span style="color: #555555;">Kendisi gibi olmayan tek bir insana, düşünceye hayatında yer yoktu. İşte, masum başlayan o hakikat arayışın ulaştığı fanatiklik noktası… Hatta geniş düşünürsek, Işid ve benzeri örgütlerin dahi bu bakış açısıyla oluşması…</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Abartması… Her konuda abartması… Jüpiter’in genişleyici doğasını yansıtması.</span>&nbsp;</li>
<li><span style="color: #555555;">Kulesi ve kibri… Yay doğası o denli gerçeğin peşindedir ki, onu bulmak için bir bilginin en derinine inip gerçeği bulmak ster. Bilgiyi, kulede yani basit, günlük ilişkilerde değil, inzivada, uzakta, derin felsefelerin içinde arayabilir. Yakın çevresinde, bir sokak satıcısındaki bilgeliği okuyamayabilir. Bu da bir kibir yaratır. Ve onu insanlardan soyutlar.</span></li>
</ul>
<ul>
<li>Sürekli uzak ufuklara yönelmesi… bu gölgede çalıştığında, yakınlarıyla, yakın çevresiyle bağ ve iletişim kuramaz. Özgürlük arayışı onu sürekli bağlarından ve yakınlarından uzağa iter.</li>
</ul>
<ul>
<li>İfadede anlaşılmazlık… Elbette kulede bilgiyi arayıp ona bir de yıllarını verince, günlük hayatın içinde bu bilgiyi sokak diliyle nasıl anlatacağını bilemeyebilir. Fazla teorik ve akademik kaçabilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kendini ifade etmekten kaçınması, aklındaki düşüncenin/fikrin doğru olduğuna inandığından karşı tarafa söz hakkı tanımaması ya da kendini anlatamaması</li>
</ul>
<ul>
<li>Spontane hareketlerde, sezgisiyle, bazen fazla düşünmeden hareket etmesi.</li>
</ul>
<ul>
<li>Özgürlük takıntısı…</li>
</ul>
<p>Demek ki, bu yolculukta, şimdi de içimizin bu gölge doğasını anlayıp dönüştürmeye ve ikizlere gitmeye gayret edeceğiz. Şimdi biraz ikizleri tanıyalım:</p>
<ul>
<li>İkizler, meraklı, sıkılgan bir çocuk gibidir. Merkür yönetimindedir. Sorular sorar, merak duygusu gelişmiştir. Herkesle konuşacak bir çift lafı vardır.</li>
<li>Yay gibi uzak ufuklara gözünü dikmez, kendi yakın çevresi, yakın çevresindeki bağlar onun için önemlidir. Bu bağlar içinde hareketlidir.</li>
<li>Bir konuda, bir yerde uzun süre kalamaz. Küçük bir çocuk gibidir. <br>Çift karakter doğasındadır. Bir hareketi diğerinden farklı olabilir.</li>
<li>Bir konunun yay gibi derinine inmeyi gereksiz bulabilir, hem derine inerse her yönden bambaşka bilgileri nasıl alabilir&#8230; Bu ikizler doğası için sıkıcı olabilir, bu da onu yüzeysel ve karışık bilgide tutar.</li>
<li>Bilgiyi hızlı hızlı, farklı görüşlerle, farklı kaynaklardan almaya ve dağıtmaya yatkındır.</li>
<li>Her fikre açıktır. Merkür, zihin, algı demektir, Jüpiter’den farklı olarak o zihniyle, aklıyla hareket eder, inanç ve iyimserliği ile değil.</li>
</ul>
<p>Demek ki bir buçuk yıl boyunca gideceğimiz yol biraz şöyleymiş ve onu şimdiden anlarsak, belki kolaylıkla gitmemiz mümkünmüş (Çünkü, kuzey ay düğümüne gitmemek gibi bir saçmalık olabilir mi, çok rica edeceğim :))) )</p>
<ul>
<li>Biz bu 1.5 yıllık yolculuğumuzda kolektif olarak; uzaklardaki mutluluklara, dünyanın bir ucuna değil de, sokağımızdaki, burnumuzun dibindeki mutluluklara, bağlara, sohbetlere odaklanacağız.<br>Belki eskisi kadar fıldır fıldır dünyayı gezmeyeceğiz de, yakın çevremizin portresini yapacak kadar yüzlerine aşina olacağız. (Bunu yazan bir yay stelyumu yükselen yay insanı ve içi kan ağlayarak yazıyordu 🙂 )</li>
</ul>
<ul>
<li>O çok sevdiğimiz “Allah kerim” sözünden bir süre uzaklaşabiliriz. O şüphesiz öyle ancak, azıcık beklediğimizde içimizde şunu duyacağız belki. Ben elbette KERİM olanım, ama sana bir akıl verdim. Şimdi o aklı kullanma zamanı. <br>Diyelim ki biz hep sistem tarafından şanslı bir şekilde şımartıldık, birden tüm yardım kesilmiş, sezgilerimiz yolunu şaşırmış gibi hissetmek de olası. Çünkü, bir zekamız ve bir de özgür irademiz var. Bu dönem, mantıkla düşüneceğiz, mantıklı adımlar atmamız istenecek ve boş bir teslimiyet anlayışı yerine elimizden geleni tamamen yapıp irade koyduktan sonra teslimiyet geliştireceğiz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yakın çevremizle haşır neşir olup günlük, basit ancak bağ kuran sohbetlere katılacağız belki. Bunca zaman tek başına kütüphanemizde ya da Tibet’te aradığımız bilgeliği bakkal Ahmet amcadan duyacağız belki.</li>
</ul>
<ul>
<li>Komşuluğa, yakın çevredeki arkadaşlıklara daha açık olacağız ki, korona sürecinin 2021 martına dek bir şekilde gündemde olacağı ihtimali konuşulurken, her uzaklaşma çabamızda yanımıza riski de alacağız gibi durduğundan, mantıklı. Belki kendimize yeni çemberler oluşturacağız mahallemizde, semtimizde. Dayanışma içinde olacağız.</li>
</ul>
<ul>
<li>Çok sayıda yeni eğitim duyacağız. Hatta daha birinci ayında her yer yeni eğitimler olmadı mı?!<br>Belki yeni bir üniversite okumayacağız, çünkü üniversite ve sonrası eğitimler 9. ev yani yay evinin konusudur ancak, üniversiteye dek olan eğitimler ikizler alanıdır. Dolayısıyla, satürnün de burç değiştirmesiyle, belki lise dahil eğitim sistemine dair bazı değişimleri de duyacağız ve elbette örgün öğretim dışında birçok yeni workshop, eğitim gündemimizde olacak. Belki tişört alır gibi eğitimden eğitime koşacağız… -bunun sakıncasını da yazacağım-</li>
</ul>
<ul>
<li>Sağlıklı merak geliştirip sorularımızı yanıtlarımızdan çok tutmaya çalışabiliriz ve bu da harika olur.</li>
<li>Bir bilene sorma huyumuz oluşursa bu süreçte, karlı çıkarız. Çünkü yayın gölgesi, sormamaktır, bilmesi gerektiğine ve zaten her şeyi bildiğine inanmaktır. Oysa merakla bilmediğimizi bizden iyi bilene sorabilir, özgürce onun fikrini alabiliriz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Ben ikizler Kad’a geçtiğimizi kendimdeki bir eğilimden gözlemledim 🙂 Kelimelerle başım dertte, son dönemde o kadar iyi seçmeye çalışıyorum ki ben de cümleler, kelimeler odaklı kitaplara, seminerlere çekiliyorum. İyi seçmeye çalıştığımdan, eskisi gibi yazamıyorum ya da beş dakika sonra yazdığım bir yazıyı, paylaştığım bir hikayeyi silme ihtiyacı duyuyorum ve kendime hep aynı soruyu soruyorum: Başka hangi kelimelerle anlatabilirim?<br>Buradan da şu sonucu çıkarabiliriz; kelimelerle fazlaca haşır neşir olup belki oldukça fazla sayıda yazar kitaplarını yayınlayacak bu süreçte.</li>
</ul>
<ul>
<li>İkizler aynı zamanda çocuk enerjisi olduğundan, belki çocuk sayısında da bir patlama görülebilir. Ki bunca zaman çiftlerin evde başbaşa kaldığı düşünüldüğünde bu da mantıklı 🙂
<p>Fakat daha mantıklı olan bir şey de, boşanma oranı olabilir. Bu ikizlerle alakalı değil tabii 🙂 Ama şu ikizlerle alakalı: Tarot’un Aşıklar kartı. Bunca Venüs retrosu, ikizler venüsün bir geri ileri hareketi, kad yengeç sürecinin üstüne kad ikizler süreci boşuna mıydı? Belki anlamamız istendi: Yolun bundan sonrası, şimdiki ilişkinle mi? O besleyici mi? O sana iyilikle hizmet ediyor mu? Yoksa, oğlak Gad’ını yaşarken, çoktan çürümüş bir zeminde olduğunu fark etmediğinden bunu göremeyecektin.</p>
</li>
</ul>
<ul>
<li>Şüphesiz, bu çok büyük ve iyi düşünülecek bir karar. Ama bu kararı alanlar varsa da; en büyük tereddütü yeniden bir kişiyi hayatına alamamak, yalnız kalacağına inanmak olabilir. Belki Aşıklar kartının simgelediği ruh eşi ya da ikiz ruhunuz hayatınızın sonrasında sizi bekliyor? Belki de beklemiyor, hani mantık zamanı dedik ya; ama sevdiğim sözlerden birini bırakayım konuya: Evren, boşluk sevmez.</li>
</ul>
<p>Hepimizin hayatta bir idrak, farkındalık düzeyi var. Ve burçlar doğası gereği, bizim gibi, hem aydınlık, hem karanlıktır. Karanlık/gölge bu noktada, olma ihtimali olan, kaçınmamız gereken noktalardır. Şuur düzeyimiz yükseldikçe, onu anlar ve dönüştürürüz.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>İkizlerin sakınmamız gereken gölgelerinden birkaçı:<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<ul>
<li>Dedikodu yapmak</li>
<li><span style="color: #555555;">Yüzeysel bilgilerin laf cambazlığı ile aktarılması</span></li>
<li><span style="color: #555555;">O katıldığımız bir sürü eğitimin aslında derin kavrayıştan son derece uzak olması</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Maymun iştahlılık, kararsızlık</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Derine inememek, yüzeysel arayışlar</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Tek başına kalmanın tehdit gibi hissettirmesi</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Bilgiye doyamamak, bu nedenle hiç ihtiyacın olmayan bir sürü bilgi kaynağına çekilmek</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Hırsızlık olaylarında artış&nbsp;</span></li>
</ul>
<p>Kahramanın yeni yolculuğu güzellikleriyle gelsin hepimize.<br>Sevgiyle&#8230;</p>
<div class="is-divider divider clearfix" style="max-width:900px;"></div>

<p><em>Bloğum için en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:</em></p>
<p><em>İlki, okuyuculardan saygılı davranışı beklemek.</em></p>
<p><em>İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.</em></p>
<p><em>Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.</em></p>
<p><em>Sevgilerimle,<br></em><em>Yeliz</em></p>
<div class="blog-share text-center">
<div class="is-divider medium">&nbsp;</div>
<div class="social-icons share-icons share-row relative">&nbsp;</div>
</div>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/">Astroloji: 2. Biz Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astroloji: 1. Yol Nereye?</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 11:42:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2901</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşte dünyanın en eski sorularından biri:Nereden geldim, nereye gidiyorum? &#160; Yakın zamanda, kolektif yolculuğumuzu anlatan ay düğümleri yengeç oğlak aksından ikizler yay aksına geçti. Bu hepimiz için çok önemli, bu sebeple en baştan başlayarak bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Aslında karar vermedim, ben 3 paragrafta önümüzdeki 1.5 yılın iklimini anlatıp çıkacaktım, ama içimin yay [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/">Astroloji: 1. Yol Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><strong><em>İşte dünyanın en eski sorularından biri:</em></strong><br /><strong><em>Nereden geldim, nereye gidiyorum?</em></strong></p>
	<div class="img has-hover x md-x lg-x y md-y lg-y" id="image_436770795">
								<div class="img-inner dark" >
			<img loading="lazy" decoding="async" width="1020" height="477" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3.jpg 1024w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3-800x374.jpg 800w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3-768x359.jpg 768w" sizes="(max-width: 1020px) 100vw, 1020px" />						
					</div>
								
<style scope="scope">

#image_436770795 {
  width: 100%;
}
</style>
	</div>
	

<p>&nbsp;</p>
<p>Yakın zamanda, kolektif yolculuğumuzu anlatan ay düğümleri yengeç oğlak aksından ikizler yay aksına geçti. Bu hepimiz için çok önemli, bu sebeple en baştan başlayarak bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Aslında karar vermedim, ben 3 paragrafta önümüzdeki 1.5 yılın iklimini anlatıp çıkacaktım, ama içimin yay parçası kısa anlatamadı. Bir öğretmen edasında, sazı eline alarak evrenin yaradılışından başladı anlatmaya.</p>
<p>Bu nedenle ilk yazıdan yani tam da okumakta olduğunuzdan başlanarak okunursa baştaki amacından büyük bir katkı olacaktır.</p>
<p>İki ayrı astroloji ekolünden eğitim aldım, bu ay ikisinin de ileri seviye sınıflarından mezun olacağım.<br />Aldığım eğitimlerden, Karma ve Kehanet Astrolojisi’nde en önemli konu, ay düğümleriydi. Geçmişten getirdiğimiz karmamız, geçmiş hayatlarda evrildiğimiz karakterler, bu yaşamda nereye gittiğimiz, nasıl gittiğimiz detaylıca farklı harita sistemleriyle anlatıldı. Bulduklarım beni çok şaşırttı.</p>
<p>Klasik astroloji eğitiminde ise, hocam bu konuya bambaşka bir bakış açısı ve sistem geliştirerek bakmamı sağladı. Her iki eğitim de, bu hayattaki yolculuğumuzu anlamam için büyük katkı oldu.</p>
<p>Kısaca ay düğümleri nedir, biraz bundan bahsedeyim.<span id="more-2901"></span></p>
<p>Ay düğümü, bir gezegen ya da astroid değildir. Gökyüzünde sanal olarak belirlenmiş noktalardır.</p>
<p>E öyleyse çok da önemli değil dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Yazının devamında siz de şaşıracaksınız önemlerine öyleyse. Çünkü bu noktalar, insanın dünya deneyimi üzerinde çok etkilidir.</p>
<p>Haritalarımızda faktörlerin 3 tip hareketi olur: Direct, Retro, Stationary. Aslında onlar hep doğrudan hareketli olsalar da, dünyanın dönüş hızıyla kıyaslandığında, direct dediğimiz düz seyrinde halleri, retro dediğimiz yavaş seyirli halleri (geri gitme gibi algılansa da geri giden bir gezegen elbet söz konusu değil), bir de s pozisyonu dediğimiz durağan gibi okunduğu halleri vardır.</p>
<p>Bir haritada, r harfini gördüğümüzde, genellikle gerilir harita sahibi. Retro, kişinin bu yaşamda o gezegenin konusu ile ilgili deneyimlemesi gereken konular olacak şeklinde yorumlanır genellikle. Karma Astrolojisi’nde ise retrolar daha olumsuz yorumlanır. Ama olumlu olacak sayısız yönleri de var, bu nedenle duyduğunuz tüm yorumlardan ziyade, retroları nasıl geliştireceğinize ve hediyelerine odaklanmak sanırım en iyisidir. Konuyu dağıtmamak adına buna sonra değinirim.</p>
<p>Ay düğümleri doğası gereği retrodur. Eğer ay düğümüz s ise yani durağan ise, bu hayatta Kuzey Ay Düğümümüzü daha da iyi anlamalı ve gitmeye gerçekten gönüllü olmamız bizim için en iyisi olur. Yoksa kişi, neden hep aynı döngüdeyim, bir türlü bu döngüyü kıramıyorum, neredeyse başlangıçtan beri aynı olaylarla sanki sınanıyorum diyebilir…</p>
<p>Ay düğümleri haritamızda ikiye ayrılır:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2909 alignleft lazy-load-active" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/images.png" alt="" width="266" height="190" data-src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/images.png"></p>
<p>Ters kulakçıkla gösterilen, Güney Ay Düğümü, en basit anlamda bize genellikle 7-9 yaşam arası depo karmamızı verir. (Güney Ay Düğümü’ne bundan sonra kısaltmak için Gad diyeceğim.)&nbsp;</p>
<p>Geçmiş yaşamlarda edindiğimiz yoğun tecrübeler, en çok deneyimlediğimiz özellikler, iyi bildiğimiz, güvenli alanımız, konfor alanımız. Burayı biliriz, sevsek de sevmesek de buraya aşinayızdır. Buradan asla gitmek istemeyebiliriz. Fakat, gelişim, tekamül ancak kendim dediğinden uzağa giderek olmaz mı bir bakıma?</p>
<p>Gad’ımızla kavuşan gezegenler, özellikle Karma Astrolojisi’nde olumlu yorumlanmaz.&nbsp;Aynı şekilde, partnerimizin ya da bir arkadaşımızın bir gezegeni Gad’ımızla kavuşumdaysa, karmik ilişki olarak yorumlanır ve pek hayra yorulmaz. Ama istisnalar elbette mevcuttur. Ve bu karmanın bakış açısıdır.</p>
<p>Düz kulakçıkla haritamızda gördüğümüz, Kuzey Ay Düğümü, bu yaşamda gitmek için ruhsal dünyada gönüllü olduğumuz yol, ruhumuzun hiç bilmediği, gitmemek için direndiği ama eninde sonunda gittiği deneyim noktalarıdır. Buraya gitmek için dirensek de, gittiğimizde mutlu oluruz aslında. Çünkü, ruhumuz, bundan sonra Kad olarak bahsedeceğim Kuzey Ay Düğümü evi ve burcu konusunda tecrübesizdir. Onu geliştirmek, anlamak, onunla dengelenmek ister.</p>
<p>Bu ikisi, Kad ve Gad birbirine 180 derece zıttır. Yani zıt burçlardadır.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Bir bakış açısına göre, ki ben bunu çok sert buluyorum ve henüz öğrenci değilken aldığım bir danışmanlıkta, astroloğun bu yaklaşımı beni çok üzmüştü, şöyle der: Gad’ı terk et, oradaki deneyimleri, konuları, yetenekleri bırak. Kad’ına git.</p>
<p>Ben bu danışmanlığı aldığım dönem, tam Kad’ıma uygun bir meslek olan pastacılığı bırakıp Theta Healing eğitmeni olmuştum. Pastacılıkta, somut anlamda bir kazanç elde edememiştim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Ve aslında kendiliğinden girdiğim Theta Healing ve danışmanlık/eğitim konusu ise benim hiç niyetimde yokken önümde açılıvermişti ve bir mıknatıs gibi diğer insanlar tarafından görülüyor, destekleniyordum. Bunu neden bırakacağım, aklıma mantığıma uymuyor dediğimde, astrolog, yaşamlar boyu yaptığın işi yaptığın için bu denli başarılısın, zaten hep insanların bilinçaltını okudun, çık oradan dünyaya, pastacılığa boğayı simgeleyen alanlara geri dön, orada öğretmenlik yap, demişti.</p>
<p>Ben de yanından çıkınca bir yarım saat sinirlenmiş, ardından bu onun fikri, bu benim yolum diye devam etmiştim.<br />İyi ki de öyle yapmışım.</p>
<p>Bu bilgi beni sonrasında birçok farklı astroloğa götürdü ve ben aslında o kişinin beni neden uyarmak istediğini, ne ifade etmek istediğini, iyiniyetlini ama bir bakıma da eksik bir bakış açısı sunduğunu anladım. Ve elbette her gittiğim astrolog da kendi bakış açısıyla bilgiyi yorumladı.</p>
<p>Sonra kendim öğrenci olunca, tavşan deliğimi anladım 🙂 Haritam tam anlamıyla, yaptığım işi vaat ediyordu. Bunu yapmam neredeyse harita diğer bakış açılarıyla da okunduğunda zorunluluk gibiydi.&nbsp;Ama haritanın tehlikesi şuydu: buraya saplanıp kalmak ve maddeyi reddetmek… Güneş ve satürn Gad&#8217;la kavuşumdaydı, bu da gitmem gereken yola çıkma isteğimi engelliyordu. &#8220;Akrebin derinliklerinde bunu yaparken, şifacılığı da al ve dünyaya git. Ev al, köklen, çocuklarla ilgilen, cinselliği deneyimle, elinle çalıştığın bir hobi yarat, bitkilerle ilgilen ve dünyada ol, eğlen… Ve bu senin için, kolay değil, çünkü haritada Gad’ın eli güçlü&#8221; demekti mesaj. Kazancımın, her zaman spiritüel konulardan olacağı zaten tüm göstergelerle vurgulanıyordu. Bu nedenle, yeteneği bırakmak, meyve veren, insanları besleyen bir ağacı çok meyvesini yedik diye kesmek gibi bir durumdu.&nbsp;Neden güçlü kasını geride bırakasın ki, ama bir kolun güçlü diye neden diğerini hiç kullanmayasın hele ki görevin o diğer kolla yapılacak bir işken.</p>
<p>Ben de karar aldım. Akrebin karanlığında, diğerlerinin sorunlarıyla fazla meşgul olma, karanlığa, gizli olana çekilme, metafiziksel konularda fazla kaybolma yerine, şifacılığını, alan okuyuculuğunu, sezgiselliğini alıp kendime boğa kadı hedefleri koydum: Güzel yaşa, zevk içinde yaşa, bedenine iyi bak, beş duyuyu içeren diğer konulara rutinde yönel, ihtiyaçlarını iyi gözlemle, kaygını besleyecek insanlara, olaylara, durumlara çekilme, toprakla ilgilen ve kendine bir ev almak için birikim yap, köklen 🙂&nbsp;Sanırım bu bakış açısı, Kazancakis&#8217;in Zorbasını hep bir elimde tutmamı ve tüm seminerlerde en heyecanlı deneyimlerin içindeyken bile öğrencilere &#8220;Dünyadayız, unutmayın, kapılmayın&#8221; dememi sağladı 🙂&nbsp;</p>
<p>Yani, aslında herkes haklıydı ve esas olan dengeydi.&nbsp;Çok şükür ki, karşıma harika araçlar çıktı.</p>
<p>Buradan benim gözlem ve özetim şu olur, <em>Gad’ın her ne ise, onu bırakmak yerine onu anla, özellikle karanlığını anla, oraya ışık tut ve orada oyalanma. Onun güçlü yanlarını al ve Kad’ına doğru cesur bir yolculuğa çık. Yolculuğunun konusunu da haritandaki evlerinden anla&#8230;</em></p>
<p>Yeniden ana konuya dönersek, ay düğümleri konusu o kadar önemlidir ki, haritanızda sadece ay düğümlerinin evlerini ve burçlarını bilmeniz dahi, neden bu hayatta bu konulara çekiliyorum, neden buradan sınanıyorum, neden kendimi hiç gitmek istemediğim bir yöne adeta sistem tarafından yönlendirilirken buluyorum, benim amacım ne… sorularına bir yanıt olabilir.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Gitmemekte direnirsek, sistem bizi oraya götürecek olaylar, durumlar yaratabilir. Bu nedenle, bu bilgiye hakim olmak, nereye neden gittiğimizi anlamak, bilinç kazanmak bizi kurban psikolojisinden ya da en basit anlamda emeklerimizin karşılığını alamadığımız senaryolardan çıkarıp köklenip filizleneceğimiz alana gitmemizi sağlar.</p>
<p>Çünkü, <em>Kad&#8217;a gitmemek gibi bir saçmalık olabilir mi çok rica edeceğim :))))</em></p>
<p>Peki, ay düğümleri tüm astrologlarca aynı önemde mi? Elbette, karma gibi ekollerde ay düğümlerinin üzerinde daha çok duruluyor ancak, ay düğümlerinin önemi yadsıyan bir ekole henüz denk gelmedim.&nbsp;</p>
<p>Yurtdışında, bazı astrologlar sadece ama sadece bir haritada bir saat boyunca kişinin ay düğümlerini yorumlarmış mesela. Çünkü, geri kalanı, yani venüsü marsı, yaşayacağı ihanetler, ameliyatlar, acılar, yönelimleri, hepsi ama hepsi senaryodur. Gad üzerinden Kad’a gidişin senaryosudur ama filmin ana fikri Gad ve Kad’ı anlamaktır, dermiş.</p>
<p>Bazı astrologlar ise, eğer bir haritayı incelemek için çok az zaman varsa sadece Gad ve Kad’ı yorumlayarak kişiye yardımcı olun, diye öğrencilerini öğütlermiş.</p>
<p>Benim bir astroloji hocam ise, derste “Kad’a gidememe ihtimalimiz var mı?” dediğimizde, “Çok rica edeceğim Kad’a gidememek gibi bir ihtimal olabilir mi, saçmalamayın” demişti 🙂<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Benim anladığım, seve seve ya da üzüle üzüle biz oraya gidiyorduk. Tüm yaşam senaryomuz bunun üzerineydi. Haritamız, aslında ona nasıl gideceğimizi gösteren göstergelerle de doluydu.</p>
<p>Özetlersek, hepimizin doğduğu tarihte bir güney ay düğümü burcu bir de kuzey düğümü burcu var. Bunlar her gün değişen parametreler değiller. 1.5 yılda bir burç değiştirirler ve elbette biz yaşadıkça doğum anı haritamızdaki gad ve kad burçlarımız sabit olup, transitte ilerlediklerinden (aslında gerilemekteler retro ilerleyişe sahip olduklarından ama kafa karışıklığı yaratmasın) tüm diğer göstergeler gibi hayatımızı değişkenler olarak etkileyemeye devam ederler.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Ve ayrıca, ay düğümü hesaplamasında iki farklı görüş bulunur. Biri true node’dur. True node, ay düğümünün tam derecesini esas alır. Mean node sistemi ise ortalamasını esas alır. Bu yüzden bazı astrologlar mean node’u bazısı ise true node’u hesaplayarak ay düğümlerini açıklar.</p>
<p>Aralarında ise derecesel kaynaklı bir zaman farkı vardır.</p>
<p>Bu nedenle bazı astrologlar 5 mayısta ay düğümleri ikizler yay aksına geçti dedi. Bazısı ise, haziran ayını referans verdi. Benim hocalarım da true node yani haziran ile yorumladılar.</p>
<p>İşin aslı, her ikisi de doğru ve her iki tarih de çalıştı.</p>
<p>Şimdi eminim bu konu çok ilginizi çekti. Bu sebeple ay düğümlerinizi nasıl bulacağınıza dair bir listeyi bırakıyorum:</p>
<p><em>Doğum tarihi aralıklarına göre KAD burcunuzu bu tablodan bulabilirsiniz. Tam zıttı olan burç ise, GAD burcunuz olacak.&nbsp;</em></p>
<p>20 Nisan 1969 – 2 Kasım 1970 Balık<br />3 Kasım 1970 – 27 Nisan 1972 Kova<br />28 Nisan 1972 – 27 Ekim 1973 Oğlak<br />28 Ekim 1973 – 10 Temmuz 1975 Yay<br />11 Temmuz 1975 – 7 Ocak 1977 Akrep<br />8 Ocak 1977 – 5 Temmuz 1978 Terazi<br />6 Temmuz 1978 – 12 Ocak 1980 Başak<br />13 Ocak 1980 – 24 Eylül 1981 Aslan<br />25 Eylül 1981 – 16 Mart 1983 Yengeç<br />17 Mart 1983 – 11 Eylül 1984 İkizler<br />12 Eylül 1984 – 6 Nisan 1986 Boğa<br />7 Nisan 1986 – 2 Aralık 1987 Koç<br />3 Aralık 1987 – 22 Mayıs 1989 Balık<br />23 Mayıs 1989 – 18 Kasım 1990 Kova<br />19 Kasım 1990 – 1 Ağustos 1992 Oğlak<br />2 Ağustos 1992 – 1 Şubat 1994 Yay<br />2 Şubat 1994 – 31 Temmuz 1995 Akrep<br />1 Ağustos 1995 – 25 Ocak 1997 Terazi<br />26 Ocak 1997 – 20 Ekim 1998 Başak<br />21 Ekim 1998 – 9 Nisan 2020 Aslan<br />10 Nisan 2000 – 12 Ekim 2001 Yengeç<br />13 Ekim 2001 – 13 Nisan 2003 İkizler<br />14 Nisan 2003 – 25 Aralık 2004 Boğa<br />26 Aralık 2004 – 21 Haziran 2006 Koç<br />22 Haziran 2006 – 18 Aralık 2007 Balık<br />19 Aralık 2007 – 21 Ağustos 2009 Kova<br />22 Ağustos 2009 – 3 Mart 2011 Oğlak<br />4 Mart 2011 – 29 Ağustos 2012 Yay<br />30 Ağustos 2012 – 18 Şubat 2014 Akrep<br />19 Şubat 2014 – 11 Kasım 2015 Terazi<br />12 Kasım 2015 – 9 Mayıs 2017 Başak<br />10 Mayıs 2017 – 6 &nbsp;Kasım 2018 Aslan<br />7 Kasım 2018 – 4 Mayıs 2020 Yengeç<br />5 Mayıs 2020 – 18 Ocak 2022 İkizler&nbsp;</p>
<p>Daha fazla bilgi isterseniz, şimdilik tek tek bir yazı dizisi yazamayacağım gidiş yolumuz ve burçlarımıza dair. Bu tam anlamıyla 12+12 yani toplam 24 yazı demek olur!!! Ama belki daha sonra bir Spotify kaydı bırakabilirim ya da burada biraz özet geçebilirim.</p>
<p>Ay düğümlerine dair çok fazla kitap yok, çok ilgili olanlar için Jan Spiller&#8217;ın kitabı Ruhsal Astroloji&#8217;yi önerebilirim.</p>
<p>Şimdi bundan sonrası, bireysel değil kolektife dayalı bir yazı olacak. Çünkü, natalımız yani doğduğumuz andaki etkisi kadar, kolektif yolculuğumuz da önemli. Hatta Corona vakasının da ay düğümlerinin anlamlarında karşımıza çıktığını anlarsak, ne denli önemli olduğunu da anlarız 🙂</p>
<p>Sonraki yazıda görüşmek üzere&#8230;</p>
<div class="is-divider divider clearfix" ></div>

<p><em>Bloğum için en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:</em></p>
<p><em>İlki, okuyuculardan saygılı davranışı beklemek.</em></p>
<p><em>İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.</em></p>
<p><em>Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.</em></p>
<p><em>Sevgilerimle,<br /></em><em>Yeliz</em></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/">Astroloji: 1. Yol Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>15</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dramatik Kurtuluş</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/dramatik-kurtulus/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/dramatik-kurtulus/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 20:45:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2865</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Sorun kendi hapishanemize gerçekten çok alışmış olmamızdır. Çok dardır, ama öte yandan biz ona çok aşinayızdır.”&#160; &#160; Bu sözler, tarotun en korkulan kartlarından birini anlatan Yıkılan Kule’ye dair yazılmış sözler. Tarot ve Kahramanın Yolculuğu isimli kitapta (Hajo Banzhaf/İlhan Yayınları) Kule, Dramatik Kurtuluş özetiyle öyle güzel anlatılıyor ki, bir hayat dersi gibi defalarca dönüp dönüp okuyorum! [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/dramatik-kurtulus/">Dramatik Kurtuluş</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>“Sorun kendi hapishanemize gerçekten çok alışmış olmamızdır.</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Çok dardır, ama öte yandan biz ona çok aşinayızdır.”&nbsp;</em></p>
	<div class="img has-hover x md-x lg-x y md-y lg-y" id="image_2050633200">
								<div class="img-inner dark" >
			<img loading="lazy" decoding="async" width="1020" height="644" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/painting-tall-ship-in-watercolour-final-1200.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/painting-tall-ship-in-watercolour-final-1200.jpg 1199w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/painting-tall-ship-in-watercolour-final-1200-634x400.jpg 634w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/painting-tall-ship-in-watercolour-final-1200-768x485.jpg 768w" sizes="(max-width: 1020px) 100vw, 1020px" />						
					</div>
								
<style scope="scope">

#image_2050633200 {
  width: 100%;
}
</style>
	</div>
	

<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sözler, tarotun en korkulan kartlarından birini anlatan Yıkılan Kule’ye dair yazılmış sözler. Tarot ve Kahramanın Yolculuğu isimli kitapta (Hajo Banzhaf/İlhan Yayınları) Kule, Dramatik Kurtuluş özetiyle öyle güzel anlatılıyor ki, bir hayat dersi gibi defalarca dönüp dönüp okuyorum!</p>
<p><em>“Kule, uzun zamandır<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>tutunduğumuz ve bir zamanlar bizim için tamamıyla uygun olan bir şey artık çok kısıtlı, çok naif, geçersiz ya da kabuk bağlamış bir hale gelmiş ve sonunda bizim için yalnızca bir hapishane<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>olmuş demektir.”</em><span id="more-2865"></span></p>
<p>Izdırap da verse, hapishanemiz de olsa, o şeye tutunuruz diyor kitap. Çünkü alışmışızdır ve insanın en büyük korkusu, içine sığamadığı kalıpları, kabukları terk etmektir. Çünkü aşinadır. Yeri darken, konforsuz konforu pek rahattır.</p>
<p>Bu bana çok daha önce gördüğüm bir rüyayı hatırlatıyor:</p>
<p>Üzerimde, muazzam bir saten elbise var, içinde mutsuzum. Çünkü, ikinci giyişim ve ilkinden bugüne kilo almışım 🙂 Tam onu çıkaracakken bir boy aynası görüyorum. Elbise beni olduğumdan o denli zayıf göstermiş ki, hissettiğimle görünen bir değil. Ve elbisede, dolgun olmasına rağmen darlığından dümdüz olan göğüslerime bakıp yine de “Olsun, içinde çok zarifim, böyle davete katılabilirim” diyorum. Kardeşim “Yeliz, bu olmamış, derhal çıkar. Senin için çok dar” derken, ben Narkissos gibi aynadaki görüntüme büyülenmiş halde, direniyorum.</p>
<p>Bu rüyayı ve yıllar önce hayatımda tozu dumana katan bir yıkılışı hatırladığımda, günlerdir yazıp yazmamakta kararsız kaldığım ıstakoz ve yıkılan kulenin hikayesini burada yazmaya karar veriyorum.</p>
<p>Yıkılan kule, tarotta en temelde, ayrılıkları anlatan bir enerji.</p>
<p>Ayrıldığı şey, tıpkı rüyamdaki gibi, kibir ve egosunun kumdan kalesi. Onu beslemeyen, hapishanesi olan her alan. Tutunduğu ve tutunmaktan ellerinin kanadığı her şey.<br>Ve ayrılık her şeyi içine alabilir.</p>
<p>Artık bir birey olarak yaşamasını engelleyen, ona dar gelen babaevinde yaşamakta direnen bir yetişkinin, tüm ailesini karşısına alarak “evden ayrılıyorum” demesi, bir inisinasyon ve bir tür değişimdir. Herkesin hayat planı için elbette bu durum söz konusu değildir ama diyelim ki bu kişi için babaevinden ayrılmak bir hayat planı içinde zorunluluk olsun… Bu zamanında olduğunda adı erginleşme olur. Zamanı geçtiğinde, 1.70 boyundaki yetişkin kadın, hala pembe 1,40’lık çocukluk yatağına sığmaya çalışırken bir yandan da annesi onu kaşıkla besliyorsa, hala babasının küçük prensesi ise, belki de bu bir dramla ve acıyla olur.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Diyelim ki, sizi hiç beslemeyen bir iştesiniz, belki sadece geçim kaynağı olarak bakıyorsunuz. Tıpkı tüm atalarımız gibi… Bir yerde feda edilen bir yaratıcı gücünüz var. Siz henüz küçücük bir çocukken, içinizdeki o muazzam yapabilme gücü, hayallere sahipti şimdiki sizin aksinize belki. Ve geçim kaynağı olan o iş, artık sadece kendinize ihaneti size vermekte. Bıraksanız, bırakılır mı yahu, buldun da buluyorsun, seninki nankörlük… Kendinize daha fazla ihanet etmemeniz için, işten atılma iyiliğini bu kule enerjisi size verir.</p>
<p>En temel anlamlarından biri, ikili ilişkilerin bitmesi sayılabilir. Aslında hiç özüne hizmet etmeyen bir evliliğin, birlikteliğin bitişi, bu enerjiyle gösterilir.</p>
<p>Bir ülkeden ayrılmak, bir yeri terk etmek yine içinde olabilir.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Ya da örneğin, yıllarca bir konuda çok tutucu olmuş biri, öyle bir hal yaşar ki, toplumda dışladığı o kesime ihtiyaç duyar ve o sayede iyileşir. Ve bu sayede de içinde koca bir eski benlik, kule gibi yıkılır.</p>
<p>Ne olursa olsun, oluşan şey bir nevi anilik ve sıkıntı enerjisinde olabilir. Çünkü, olması gereken zamanı çoktan geçmiştir. Ona ihtiyaç duyulmuştur.</p>
<p>Ona ihtiyaç duyulmasını sağlayan enerjiler, sırasıyla; atalet içinde olduğu, kararsızlıkla kurban bilincine ve uyuşmaya geçtiği Asılan Adam, başaşağı kendisini asıp ben kurbanım deme sürecini bitiren Ölüm kartı, hemen ardından ruhsal dünya ve dünyevi gerçeklik arasındaki sıkışma evresini veren Denge kartı ve dengenin sonunda da ulaşılan Şeytan, Şeytana uymak ve sonunda ulaştığımız Yıkılan Kule’dir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-2869 aligncenter" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f-243x400.jpg" alt="" width="243" height="400" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f-243x400.jpg 243w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f-486x800.jpg 486w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f-768x1265.jpg 768w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f-933x1536.jpg 933w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f.jpg 1200w" sizes="(max-width: 243px) 100vw, 243px" /></p>
<p>Yani kule yıkılmadan, epey bir olay olmuştur. Kahraman, kurbanı, bağımlıyı, ataleti, ölümü, dengesizliği, şeytana uymayı deneyimlemiştir.</p>
<p>Ne tür bir dram ve ayrılığı simgelerse simgelesin, kart üçüncü boyut algısından bakıldığında bunu bize verir. Oradan dahi bakıyorsak bile, birkaç ay ya da yıl geçtiğinde, verdiği dram “İyi ki” denilecek bir ton yaratacaktır hayatında. Çünkü, kule yıkıldıktan, düzen bozulduktan sonra, destenin en güzel kartlarından biri düşecektir kişinin önüne. İsmi Yıldız’dır. Fırsatlardır, ikinci şanslardır. Tarotun en şanslı kartıdır.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-2870" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-karti-asilan-adam-www.denizinyildizi.com_-228x400.png" alt="" width="228" height="400" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-karti-asilan-adam-www.denizinyildizi.com_-228x400.png 228w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-karti-asilan-adam-www.denizinyildizi.com_.png 297w" sizes="(max-width: 228px) 100vw, 228px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-2871" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/RWS_Tarot_17_Star-232x400.jpg" alt="" width="232" height="400" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/RWS_Tarot_17_Star-232x400.jpg 232w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/RWS_Tarot_17_Star.jpg 300w" sizes="(max-width: 232px) 100vw, 232px" /></p>
<p>Asılmasa kişi, kendini şeytana gönüllülük haline sokmasa, kendini fantastik bir dünyada uyuşturmakla aşırı dünyevi olmak arasındaki dengesizliğe sokmasa ve aslına sadık kalsa… Yıldız’a doğrudan da gidebilir.</p>
<p>Acı ile tekamül etmeyi bırakan, şansın ve parlamanın sembolü bu karta, kulesini zamanında yıkarak, şeytanla yüzleşip kendi dengesini sağlayarak gidebilir.</p>
<p>Ama biz genelde gidemeyenlerin hikayesini okuruz 🙂</p>
<p>Ve biz yaşarken, aslında bir önceki kartı olan şeytana gönüllü kölelik yaparız.</p>
<p>Derste örneğin, diyor ki hoca:<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Bir kadın düşünün, aldatıldığını hissediyor. Öte yandan şöyle düşünüyor, şimdi bunu açığa çıkarsam, şu anki konforumu bırakmam, karar almam, daha kötü bir şartta yaşamayı kabul etmem gerekecek. Ne gerek var. Böyle devam etsin. Görmezden gelirim. Konfor alanımda yaşarım. Hem sanki diğerlerinin hayatı benden daha mı iyi, ne gerek var rahatımı bozmaya. -En büyük kolektif yalan: diğerleri, rahatı bozmak-</p>
<p>İşte kule yıkılmadan, şeytana uyuyor insan. Hocanın deyimi ile, şeytana gönüllü kölelik ediyor.</p>
<p>Seni beslemeyen işi düşün. Bunu sorgulasam, aç kalacağım, bunu bulamayan insanlar var, tamam mobbinge uğruyorum ama gittiğim diğer iş, sanki farklı mı olacak, ne gerek var düzeni bozmaya… diyorsun. Belki o beslenmediğin işten ayrıldığında, birkaç ay gerçekten kendini idame ettiremeyeceksin ama o anda baloncuklar yanacak zihninde, bir iş planı oluşacak ve sen birden orada yosun tutmuş bir işgücüyken, kendi işini yapan, çevreye ve diğer insanlara katkı sağlayan bir ilham alanına geçeceksin. -En büyük kolektif yalan 2, nasibin işverenden, aç kalırsın-</p>
<p>Elbette, bu yazdıklarımın diğer kutbuna, ölçülebilir riskleri zamanında almayı koymalıyız. Dünyadayız. Ama tüm varoluş nedenimiz dünya düzenine hizmet de değil. Bana kalırsa, orta yolculuk.</p>
<p>Bir önceki yazımla olan bağına gelirsek, ıstakoz kabuğunda kalamıyor, stres ve sıkışmışlıkla, kendi kulesini yıkıp gelişiyordu. Ve ne zaman kule ona dar gelse, gelişmek için kendi kulesini kendi elleriyle yıkıyordu.</p>
<p>Aynı hikaye bir başka hayvana daha atfedilmişti.</p>
<p>Misal, kartallar belli bir yaşa geldiklerinde yaşam ve ölüm arasında bir seçim yapıyorlardı. Seçimleri yaşamdan yana olursa, güvenli ve yalnız bir alana geçiyorlar, orada pençelerini, tüylerini ve sonunda da gagasını bir kayaya vurarak parçalıyorlar. Ölmeden ölüyorlardı anlayacağınız.</p>
<p>Ve bu sürecin sonunda, kendilerine bir o kadar daha yaşam süreci atıyorlardı.</p>
<p>Çok şanslıyız.</p>
<p>Bir kartal ya da ıstakoz kadar cesur olmamız gerekmiyor.</p>
<p>Yıkılması gereken kulelelerimize, yeni duvar kağıtları, perdeler seçerek, kulelerdeki işlerimize yeni isimlikler, yeni unvanlar alarak da düzeltebiliriz biz de kendimizi.</p>
<p>Düzeltebilir miyiz?</p>
<p>Şanslıysak, bir yıldırım hepsini dağıtır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-2872 alignleft" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world-243x400.jpg" alt="" width="243" height="400" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world-243x400.jpg 243w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world-486x800.jpg 486w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world-768x1265.jpg 768w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world-933x1536.jpg 933w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world.jpg 1200w" sizes="(max-width: 243px) 100vw, 243px" />Şanssızsak, ki şanssızız, çünkü işi doğa kanunlarına bıraktık. Ölmüş bir kulede, ölürüz; yıldızı, güneşi, ayı ve en güzel kartlardan gerçek tamamlanmayı, hepsini bitireni Dünya’yı tatmadan.</p>
<p>Yolculuk Dünya’ya yolculuktur. Dünya kartı, Joker’in tüm yolculuğunu tamamlayan, onu ölümsüzlüğe ulaştıran karttır.</p>
<p>Asılan Adam’ın tam tersidir. O olan Joker’in 21 ile bütünleşmesidir.</p>
<p>Ama her Joker, Dünya’yı göremez.</p>
<p>Dünya, Şems’in o güzel sözü gibi,</p>
<p><em>“Nereden biliyorsun dünyanın altının üstünden güzel olmadığını?”</em> diyen ve bize öğretilen, şeytanla buluştuğumuz o sahte dünya algısını yıkandır.</p>
<p>Çünkü yine kitabın dediği gibi <em>“Gerçeğe dair çizdiğimiz tabloları her zaman gerçeğin kendisinden daha çok severiz.”</em></p>
<p>Bu yüzden de, dünyamız alt üst olsun, ıstakoz kabuklarımız dar gelmesin, hiçbir şey değişmeden her şey değişsin isteriz.</p>
<p>Dramatik.</p>
<p>Kule, bazı destelerde yıldırımla yıkılmaz. Bir tüyle yıkılır.</p>
<p>Bir tüydür kuleyi yıkan. Çünkü kule, bir tüyle bile yıkılabilecek sahte düzendir.</p>
<p>Ama daha önemlisi, tüy, ilahi dokunuştur. Yaradan’dan, ilahi plandan gelen yıldırım, aslında okşayan bir tüydür.</p>
<p>Bitirirken en sevdiğim başıbozuklardan biri geliyor yanıma. Sesim kısılana dek bağırarak okuduğum o kitabı yeniden elime aldırtıyor.</p>
<p>Şöyle diyor:</p>
<p><em>“Sadece kendine aitsin sen. Peri kadar hafifsin,</em><br><em>bir bulut bile değilsin. Artık kendini ancak saçılarak,</em><br><em>yayılarak, akarak ve uçarak sürdürebilirsin.</em><br><em>kendine koyduğun addan başka bir ada sahip değilsin.</em><br><em>her yerden, her şeyi, olduğu gibi bırakarak gidebilir,</em><br><em>hep göçte olabilirsin.</em><br><em>dokunduğun hiçbir şeyde izini bırakacak,</em><br><em>gördüğün hiç kimsede adını biriktirecek değilsin.</em></p>
<p><em>Yolculuk sürdükçe her bir şeyde ne çok şey görebildiğini<span class="Apple-converted-space"><br></span>göreceksin. Gözünü göreceksin kendi gözünle.</em><br><em>Gözünü gördüğünde, bir başkasına anlatılamayacak kadar yükselecek, yükselecek, yükselecek, yükseleceksin.</em><br><em>Yüksekteyken, kalabalıkların bu senin yeni gövden için çok küçük olduğunu seçeceksin.</em></p>
<p><em>Biraz daha yükselirsen eğer,</em><br><em>köksüzlüğün yasını tutmayacağın</em><br><em>bir yere geleceksin.</em></p>
<p><em>Sen artık kendinden ibaretsin.</em><br><em>Sırf sana aitsin sen.</em><br><em>Bu olabilecek en kalabalık, en çok halidir insanoğlunun;</em><br><em>tadını çok seveceksin. Yeniden birilerinin bir şeyi,</em><br><em>en kıymetli şeyi bile olmayı istemeyeceksin.</em><br><em>İstesen de pek beceremeyeceksin.” (Ece Temelkuran/Kıyı Kitabı)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="is-divider divider clearfix" style="max-width:1000px;background-color:rgb(12, 12, 12);"></div>

<div class="row"  id="row-2047171761">


	<div class="col small-12 large-12"  >
		<div class="col-inner"  >
			
			

<p><em>Bloğum için en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:</em></p>
<p><em>İlki, okuyuculardan saygılı davranışı beklemek.</em></p>
<p><em>İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.</em></p>
<p><em>Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.</em></p>
<p><em>Sevgilerimle,<br></em><em>Yeliz</em></p>

		</div>
	</div>

	

</div>



<p></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/dramatik-kurtulus/">Dramatik Kurtuluş</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/dramatik-kurtulus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kabuğun Hapishanen Olduğunda</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/kabugun-hapishanen-oldugunda/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/kabugun-hapishanen-oldugunda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2020 19:38:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2845</guid>

					<description><![CDATA[<p>  Sert bir kabuğu olan ıstakoz, yumuşak gövdesi büyümeye başlarken, aynı zamanda giderek küçülen kabuğunun içinde sıkışmaya da başlar. Bu sıkışma onda bir stres yaratır. Bu sıkışma ve stres öyle bir hale gelir ki, sonunda gelişmesi için önünde tek bir seçenek kalır. Kabuğunu geride bırakmak.  Güvenli bir alan bulur, kabuğunu bırakır, yeni kabuğunu oluşturur ve [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/kabugun-hapishanen-oldugunda/">Kabuğun Hapishanen Olduğunda</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="text-align: right;">Sert bir kabuğu olan ıstakoz, yumuşak gövdesi büyümeye başlarken, aynı zamanda giderek küçülen kabuğunun içinde sıkışmaya da başlar. Bu sıkışma onda bir stres yaratır.</p>
<p style="text-align: right;">Bu sıkışma ve stres öyle bir hale gelir ki, sonunda gelişmesi için önünde tek bir seçenek kalır. Kabuğunu geride bırakmak.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p style="text-align: right;">Güvenli bir alan bulur, kabuğunu bırakır, yeni kabuğunu oluşturur ve hayata devam eder.</p>
<p style="text-align: right;">Ve bunu bir yaşamda, birden çok sayıda yapar.</p>
<p style="text-align: right;">Bu Clarissa’nın bahsettiği hayat-ölüm-hayat döngüsünün belki ıstakoz dilindeki karşılığıdır.</p>
<p><span id="more-2845"></span><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-2846 aligncenter" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/the-prisoner-of-chillon-1834-oil-on-canvas-ferdinand-victor-eugene-delacroix-2-615x400.jpg" alt="" width="615" height="400" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/the-prisoner-of-chillon-1834-oil-on-canvas-ferdinand-victor-eugene-delacroix-2-615x400.jpg 615w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/the-prisoner-of-chillon-1834-oil-on-canvas-ferdinand-victor-eugene-delacroix-2-768x499.jpg 768w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/the-prisoner-of-chillon-1834-oil-on-canvas-ferdinand-victor-eugene-delacroix-2.jpg 1000w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" /></p>
<p>Abraham Twerski, şöyle demiş bu hikayeyi anlatırken. “Eğer ıstakoz stres hissettiğinde, bir doktora gidip ilaç alsaydı, asla gelişemezdi.”</p>
<p>Bu cümle biraz sert, doktora gidip her türlü ilacı almamız gereken zamanlar olabilir ve buna sakinleştiriciler de dahil.</p>
<p>Öte yandan da, stres, hayat-ölüm-hayat döngüsü de gelişimimizin bir parçası olabilir.</p>
<p>Sürekli adeta bir proje gibi üzerimize pompalanan, mutlu ol, mutlu olmayı hak ediyorsun, biraz daha mutluluk satın almaz mısın alt mesajı, ıstakoz kabuklarımızın değişim saatinin geldiğini, bir süre güvenli bir alanda ve belki evet bir kaya altında ya da bir mağarada dinlenmenin ve yeni kabuğu beklemenin de son derece normal olduğunu bize unutturuveriyor. Unutmayıp o stresi deneyimliyorsak bile, bir süre bir alanda yeni kabuğumuzu oluştururken de suçluluk ve hatta dışlanma da hissedebiliyoruz. Kabuklarından, gelişimini öldürmek pahasına vazgeçmeyenler, bunu belki de anlamsız ya da tuhaf buluyorlar. Ve yeni bir normal oluşuyor. Kabuğundan asla vazgeçmeyenlerin normalliği.</p>
<p>Istakoz, bir oyunbozan belki de.</p>
<p>Bir sürü ıstakoz hayal edin, hepsi bir şekilde anlık mutluluk ve Carpe Diem’in yanlış algılanan anlamına takılmışlar. Büyümeyi, kabuk bırakmayı reddediyorlar. Ama doğası gereği bir depremi, bir yanardağ patlamasını engelleyemezsiniz. Ancak, biz doğamızı engelleyebiliyoruz. Doğamıza uygun olmayan hareketlerle yaşantımıza devam ederek, psikosomatik kaynaklı olabilecek birçok hastalığı da deneyimliyoruz.</p>
<p>Peki, bir köşede yeni bir kabuk yaratmaktan, öncesindeki kimliğimize, kabuğumuza verdiğimiz onca emeği bir anda bırakabilmekten, o kabuk oluşurkenki savunmasızlığımız nedeniyle yalnız kalmaktan duyduğumuz korku için ödediğimiz bedel sizce ne oluyor?</p>
<p>Ben bu soruyu her sorduğumda çok sevdiğim bir şiir aklıma düşüyor:</p>
<p><em>“Anything or anyone</em></p>
<p><em>that does not bring you alive</em></p>
<p><em>is too small for you”</em></p>
<p><em>“Sana canlılık vermeyen</em></p>
<p><em>herhangi biri, herhangi bir şey</em></p>
<p><em>senin için çok küçüktür”</em> diye çeviriyorum ben de naçizane.<span class="Apple-converted-space"> (David Whyte/Sweet Darkness)</span></p>
<p>(Bir şiiri çevirmeye çalışmak çok büyük stres. Bir sanat eserinin tozunu almak gibi içimde)<br />**</p>
<p>Buradan bir kelime düşüyor kalbimize: Canlılık….</p>
<p>Hayat canlıdır, an canlıdır, hayatınızın asla unutamadığınız, tadı damağınızda kalan anlarında dolaşın zihninizde… Onların hepsi canlıdır.</p>
<p>Bir bebeğin gözleri, gülüşü… canlıdır.</p>
<p>Birine aşık olduğunuz o ilk an, kalp atışınız canlıdır.</p>
<p>Bir iş teklifini kabul ettiğiniz o an, enerjiniz canlıdır.</p>
<p>Bir ağacın karşısında, kokusuna, çiçeklerine bakarkenki haliniz canlıdır.</p>
<p>Üniversite sınavında istediğiniz sonucu aldığınız o an, canlıdır.</p>
<p>Taze bir sebze, meyveyi ısırdığınızda hissiniz canlıdır.</p>
<p>Sevdiğiniz bir gülü koklamak için elinize aldığınız ve dikeninin kanınızı akıttığı o an canlıdır.</p>
<p>Bir lunaparkta çığlık çığlığa eğlendiğiniz o an canlıdır.</p>
<p>Sevdiğiniz biriyle dudak dudağa olduğunuz, ona dokunduğunuz o an canlıdır.</p>
<p>Bir denizde yüzdüğünüz ve güneşin gözünüze değdiği o an, üzerinize gelen bir dalga ile bocalanma haliniz canlıdır.</p>
<p>Hayat canlıdır.</p>
<p>Ama, bu yaşayan herkesin canlı olduğu anlamına gelmez.</p>
<p>Kabuğun hapishanen olduğunda, feda ettiğin bana kalırsa, canlılığındır.</p>
<p>Ve hayat her zaman canlı olanı destekler.</p>
<p>Canlı olmaksa, yine benim görüşümde, hayat-ölüm-hayat döngüsündeki ölümü kucaklayabilmekten geçer.</p>
<p>Nehrin canlı olması, akabilmesinden geçer.</p>
<p>Nehrin pislenmiş olabilir.</p>
<p>Kabuğun sıkıştırmış ama bunca yıl sıkışmayı hissetmemek için yoksaymış olabilirsin.</p>
<p>Tamam, bunlar da normal.</p>
<p>Bir doğrusu yok yaşamın.</p>
<p>Ama canlılığı var.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Hemen bugün canlılığı yoksayarak, şimdiki gibi yoluna devam edebilirsin.</p>
<p>Ya da canlı olan ne sorusuyla kendine yeni bir yol çizebilirsin.</p>
<p>Seçim, hep senin.</p>
<p> </p>
<p> </p>



<p></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/kabugun-hapishanen-oldugunda/">Kabuğun Hapishanen Olduğunda</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/kabugun-hapishanen-oldugunda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kozaya Dönme Vaktidir</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/kozaya-donme-vaktidir/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/kozaya-donme-vaktidir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2020 01:04:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahraman, bir kez yola çıktığında,Hiç niyeti yokkenBirden kendini apayrı bir yolda bulduğunda&#8230;-Ki hep aniden olur bu--çünkü Uranüs&#8217;tür Kahraman Joker-Toydur, bir tırtıldır hayattaSanır ki öncesinde hep beslenecekHep de aynı çizgide gidecek hayatYanındakiler hep kalacakGüvende mışıl mışıl uyuyacak. .Ama öyle değildir kahramanın yolculuğu.Tuzak örer hayat ona Türlü sürprizlerle, karşılaşmalarla,Ani şoklarla, ani güzelliklerle .Bildiği her şeyi unutur sonra [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/kozaya-donme-vaktidir/">Kozaya Dönme Vaktidir</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="img has-hover x md-x lg-x y md-y lg-y" id="image_123395688">
								<div class="img-inner dark" >
			<img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="650" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/PhotoFunia-1588986055-kopyası-2.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/PhotoFunia-1588986055-kopyası-2.jpg 1000w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/PhotoFunia-1588986055-kopyası-2-615x400.jpg 615w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/PhotoFunia-1588986055-kopyası-2-768x499.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" />						
					</div>
								
<style scope="scope">

#image_123395688 {
  width: 100%;
}
</style>
	</div>
	

<p class="p2"><span class="s2">Kahraman, bir kez yola çıktığında,<br /></span><span class="s2">Hiç niyeti yokken<br /></span><span class="s2">Birden kendini apayrı bir yolda bulduğunda&#8230;<br /></span><span class="s2">-Ki hep aniden olur bu-<br /></span><span class="s2">-çünkü Uranüs&#8217;tür Kahraman Joker-<br /></span><span class="s2">Toydur, bir tırtıldır hayatta<br /></span><span class="s2">Sanır ki öncesinde hep beslenecek<br /></span><span class="s2">Hep de aynı çizgide gidecek hayat<br /></span><span class="s2">Yanındakiler hep kalacak<br /></span><span class="s2">Güvende mışıl mışıl uyuyacak. </span><span id="more-2699"></span></p>
<p class="p2"><span class="s2">.<br /></span><span class="s2">Ama öyle değildir kahramanın yolculuğu.<br /></span><span class="s2">Tuzak örer hayat ona <br /></span><span class="s2">Türlü sürprizlerle, karşılaşmalarla,<br /></span><span class="s2">Ani şoklarla, ani güzelliklerle</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">.<br /></span><span class="s2">Bildiği her şeyi unutur sonra <br /></span><span class="s2">Bildiği bilinmeyenli bir yolda giderken yardımcı olamaz ki hiçbir varlığa<br /></span><span class="s2">O bildiği dili unutunca, bambaşka bir dil öğrenir <br /></span><span class="s2">Daha eski, daha kadim bir dil<br /></span><span class="s2">Açılır yoluna.<br /></span><span class="s2">Diğer sesleri anlamazken, hatta çevresinde ses bile kalmazken<br /></span><span class="s2">Konuşur evren sembol diliyle ona<br /></span><span class="s2">Konuşur rüzgar, konuşur deniz<br /></span><span class="s2">Konuşur yağmur, konuşur toprak<br /></span><span class="s2">Konuşur sayılar, konuşur yıldızlar<br /></span><span class="s2">Tetiktedir eşzamanlılıklar<br /></span><span class="s2">Buluşma saatidir rüyalar inandığıyla</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">.<br /></span><span class="s2">Koza örer hayat ona <br /></span><span class="s2">Ortadan kaybolurcasına<br /></span><span class="s2">Dönüşür-dönüşür-dönüşür<br /></span><span class="s2">Sonra bir doğum sancısı<br /></span><span class="s2">Bambaşka bir şey doğar hayata.<br /></span><span class="s2">Girdi ve çıktı bir değildir<br /></span><span class="s2">Çok yoldan geçilmiş<br /></span><span class="s2">Çok eşik atlanmış <br /></span><span class="s2">Çok şeyden vazgeçilmiştir.<br /></span><span class="s2">Ama çıkan, bu dünyaya doğan tırtıl değildir.<br /></span><span class="s2">İyi ki değildir.<br /></span><span class="s2">Büyüleyici, tüy gibi, hafif, şeffaf, mucizevi, kanatımsı o güzel şey<br /></span><span class="s2">Şimdi eski formunun asla ulaşamayacağı yükseklikleri deneyimleyecek<br /></span><span class="s2">Manzarası genişleyecek, hafifleyecek<br /></span><span class="s2">Özgürleşirken büyüleyecek apayrı bir şeydir.<br /></span><span class="s2">Ve iyi ki de öyledir</span><span class="s2">.</span></p>
<p>.<br />Hoş geldim yeniden.<br />Hoş geldin yeniden.</p>
<p>Yeliz</p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/kozaya-donme-vaktidir/">Kozaya Dönme Vaktidir</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/kozaya-donme-vaktidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tırtılın Düşü</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu-2/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2020 00:28:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2693</guid>

					<description><![CDATA[<p>: Dönüşüm : Düş : İlham : Hayret : Saygı : Mizah : Zarafet : Mütevazilik : Merak : İçtenlik : İyi Niyet : Bilgelik Arayışı : Hizmet&#160; Benim için Tırtılın Düşü’nün anahtar kelimeleri. Bu blog, kendini yazan bir dönüşüm yolculuğu. Bir obur ve hevesli tırtılın kozasına girmesi, demlenmesi, büyümesi, ölüm-yaşam-ölüm döngüsünde dönüşmesi ve yepyeni [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu-2/">Tırtılın Düşü</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="800" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/80ea1d3c-caf2-4da8-886b-b6f811f1a9dc-720x800.jpg" alt="" class="wp-image-2694" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/80ea1d3c-caf2-4da8-886b-b6f811f1a9dc-720x800.jpg 720w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/80ea1d3c-caf2-4da8-886b-b6f811f1a9dc-360x400.jpg 360w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/80ea1d3c-caf2-4da8-886b-b6f811f1a9dc-768x853.jpg 768w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/80ea1d3c-caf2-4da8-886b-b6f811f1a9dc.jpg 1080w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p><strong><em>: Dönüşüm : Düş : İlham : Hayret : Saygı : Mizah : Zarafet : Mütevazilik : Merak : İçtenlik : İyi Niyet : Bilgelik Arayışı : Hizmet&nbsp;</em></strong></p>



<p>Benim için Tırtılın Düşü’nün anahtar kelimeleri.</p>



<p>Bu blog, kendini yazan bir dönüşüm yolculuğu. Bir obur ve hevesli tırtılın kozasına girmesi, demlenmesi, büyümesi, ölüm-yaşam-ölüm döngüsünde dönüşmesi ve yepyeni bir formda zarafetle yükselebilmesi.</p>



<span id="more-2693"></span>



<p>Tırtılın Düşü, şimdiye dek on binlerce kişiye ulaştı. Sayısını benim bile bilmediğim kadar insan, bu blog sayesinde yaşamlarında bir şeyleri dönüştürdü. Bazısı bir kitap gibi sabahtan geceye dek başından kalkmadan okudu, bazısı çıktı aldı ve yolculuklarda okudu. Bazısı ağlayarak okudu, bazısı günlerce düşünerek, durarak, sayfa sayfa ilerledi… Bazısı beni en yakın arkadaşı ilan etti. Bazısının rüyasından eksik olmadım. Seminerlerime katılıp “Tırtılın Düşü’ndeki tüm yazılarını okudum ve bunun için buradayım!” diyen öğrenci sayısını ise gerçekten bilmiyorum. Burada anlattıklarım, yazım dilim öğrencilerimi oluşturdu.</p>



<p>Umduğum gibi olmadı. İyi ki de olmadı. Umduğum, yazdığımı binlerce kişinin değil, sadece birkaç kişinin okuyacak olmasıydı çünkü.</p>



<p>Bloğumu kapatma kararı aldığımda kasım 2019’du, bir virüs girmişti. Tam da o dönemde bir sohbetimde, “Yaşam enerjimi nasıl kullandığımı, nerelerde kan kaybettiğimi gözden geçirmeliyim” derken! Tırtılın Düşü de benden bağımsız değildi elbette. Ama ben blog benim eserim ve kapatabilirim sanıyordum. Hiç beklemediğim tepkilerle karşılaştım. Birçok okuyucu, bir hak arama enerjisinde bana ulaştı ve bunu yapamayacağımı çünkü hala okumakta oldukları ya da dönüp okudukları yazılarımın olduğunu, Tırtılın Düşü’nün benim olduğu kadar kendilerinin de olduğunu söylediler. Oysa benim hissettiğim en yoğun duygu ‘yorgunluk’tu.</p>



<p>Fişi çektim ve bir süre mağarama girdim. Orada Spotify konuşmaları ürettim. Nefis olmuş olabilirler.&nbsp;</p>



<p>Şimdi yeniden Tırtılın Düşü ile dönüyorum. Yeni fikirlerim de var kendisine dair. Ancak başında, bir daha o yorgunluk noktasına ulaşmamak adına birkaç ince çizgi belirledim.</p>



<p>Bu blogta yazan her şey, benim vesilemle çıktı, bazısı benden bağımsız kalemimden aktı. Ancak, kaynak ister benim ulaştığım bilgi, ister bana ulaşan bilgi olsun, burası için harcanan uzun saatler ve emek var. Paylaştığım ve satın alınamayacak kadar değerli o şey: tüm içtenliği ile paylaştığım deneyimlerim var.</p>



<p><em>Bu nedenle en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:</em></p>



<p><em>İlki, okuyuculardan üstte bahsettiğim erdemlere saygılı davranışı beklemek.</em></p>



<p><em>İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.</em></p>



<p><em>Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.</em></p>



<p>Tırtılın Düşü’nün bir parçası olduğun için,</p>



<p>Hikayem hikayene alan olduğu için minnettarım.</p>



<p><em>Sevgilerimle,</em></p>



<p><em>Yeliz</em></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu-2/">Tırtılın Düşü</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
