<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazı Dizisi | Tırtılın Düşü</title>
	<atom:link href="https://www.tirtilindusu.com/Blog/yazi-dizisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<description>Tırtılın D&#252;ş&#252;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Jun 2020 11:41:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>

<image>
	<url>https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/04/cropped-buttefly-32x32.png</url>
	<title>Yazı Dizisi | Tırtılın Düşü</title>
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Astroloji: 2. Biz Nereye?</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2020 10:23:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2922</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Dünyaya bir çocuğun gözlerinden bakmayan,Cennetin krallığına giremeyecektir.&#8221;(Anonim değil ama nerede okuduğumu bir hatırlasam 🙁 ) Yazı dizimin ikinci kısmına hoşgeldiniz 🙂 Eğer ilkini okumadıysanız hemen bu yazıya alabiliriz sizi.&#160;Tıkk Tıkk Geçtiğimiz 1.5 yıl ay düğümleri oğlak ve yengeç aksındaydı. Oğlağın ataerkil yanı, karanlığında çalışan, dişil gücü baskılayan, sert, dogmatik, katı kuralcı, iş hayatına ve maddi [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/">Astroloji: 2. Biz Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>&#8220;Dünyaya bir çocuğun gözlerinden bakmayan,</em><br><em>Cennetin krallığına giremeyecektir.&#8221;<br>(Anonim değil ama nerede okuduğumu bir hatırlasam 🙁 )</em></p>




	<div class="img has-hover x md-x lg-x y md-y lg-y" id="image_751617433">
								<div class="img-inner dark" >
			<img fetchpriority="high" decoding="async" width="1000" height="650" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2.jpg 1000w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2-615x400.jpg 615w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2-768x499.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" />						
					</div>
								
<style scope="scope">

#image_751617433 {
  width: 100%;
}
</style>
	</div>
	

<p>Yazı dizimin ikinci kısmına hoşgeldiniz 🙂 Eğer ilkini okumadıysanız hemen bu yazıya alabiliriz sizi.&nbsp;<a title="Tıkk Tıkk" href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/">Tıkk Tıkk</a></p>
<p>Geçtiğimiz 1.5 yıl ay düğümleri oğlak ve yengeç aksındaydı. Oğlağın ataerkil yanı, karanlığında çalışan, dişil gücü baskılayan, sert, dogmatik, katı kuralcı, iş hayatına ve maddi başarıya aşırı vurgu yapan halini bırakıp toprak anaya, doğaya, kadın gücüne, anaerkile, ailelerimize, evlerimize odaklanmamızı istiyordu sistem.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Gerçek güç, doğada, insan eliyle kurulan sistemlerde değil, Gaia’ya diyordu.</p>
<p>Oğlak, Satürn kısıtlayan, öğreten, sert öğretmen diye bilinen Satürn yani sınırlar demekti. Oğlak Gad’ın arkasındaki enerji buydu.</p>
<p>Bizimse, kuzey ay düğümü olan yengece yani yengeci yöneten Ay’a gitmemiz gerekirdi.<span id="more-2922"></span></p>
<p>Ay, bir gezegen değildi. Güneş ve ay, ışıklar olarak geçerdi gökyüzünde. En yüce anlamıyla “anne”ydi gittiğimiz yol, Great Mother’dı, Gaia’ydı, ruhtu, evdi, korumaydı, aileydi, anaerkildi.</p>
<p>Zaten, biz evlerimize kapanıp doğayı kendisine bırakınca, Venedik’te kuğular yüzmedi mi? Hava kirliliği görünür ölçüde azalmadı mı? Bunca zaman kurtarmaya çalıştığımız, bunun için organizasyonlar, vakıflar kurulan, fonlar ayrılan doğa ana, aslında ne kadar güçlü olduğunu, bize rağmen kendini ne denli hızlı yenilediğini ve bu dünyadan gitmemiz halinde de kendisine hiçbir şey olmayacağını bize kanıtlamadı mı?</p>
<p>Oğlak yengeç ay düğümleri, mayıs ve haziranda burç değiştirecekken ve aslında diğer astrolojik göstergelerle bir salgın ya da yeni bir dünya savaşı beklenirken, sistem düğümlerin de etkisiyle çalıştı. İş şansa kalmadı, koca bir dünya eve kapandı!<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Tabii bu sadece ay düğümleri oğlak yengeç aksında diye olmadı. Bu çok komik bir yorum olur, plütonuyla, satürnüyle güçlü göstergeleri vardı gökyüzünün ve 1 yıldır aldığım eğitimlerde 2020’den büyük bir felaket yılı olarak da bahsediliyordu. Üstelik kapıda olan mars retrosu ise daha başlamadı.&nbsp;</p>
<p>İlk eve kapandığımızda, bir aylık yoğun bir seminer programım vardı ve herhalde böyle bir çağda eve kapanmamız ve geçmesini beklememiz gibi bir olasılık söz konusu dahi olamaz diye düşünüyordum eğitimlerde hocaların söylediklerine rağmen. Hepimizin bunca önemli işi, dünyasal, maddesel sorumlulukları varken, nasıl evde oturabilirdik, mümkün müydü? İşte gad oğlak bakış açısı 🙂</p>
<p>Neyse ki, bu dönemde Satürn kısa bir süreliğine kovaya geçti. Bize 2021 ve sonrasına dair kocaman bir ipucu verdi. Şöyle dedi, tüm o gökdelenlerden, uzun mesailerden, doğadan, insanlıktan kopuk çalışma koşullarınızı geride bırakacağınız dönemler kapıda. Buyrun ön gösterimi: birçoğunuz evden nasıl da iş çıkarabileceğinizi görün! Aslında o plazalara, kapanıp durduğunuz ofislere gelecek dönemlerde pek de ihtiyacınız kalmayacak. Hatta belki, dünyayı yöneten sistemler sorgulanacak ve Kapitalizm’in bize nasıl da hizmet etmekten uzak olduğu anlaşılacak…</p>
<p>Karantina başladığında, oğlaktan yengece gitmenin şakası olmadığını anlayıp herhalde en yakın evden çıkış tarihimiz mayısın ikinci haftası olur diye düşündüm. Nitekim tam da öyle oldu, mayıs ayında rakamlar gerilemeye başladı ve true node/mean node baz alanlar da yanılmadı. Mayısta karantina bir şekilde esnedi, haziranda ise evden çıkma yasağı büyük oranda kalktı.</p>
<p>Şimdi ikizler yay ekseninde iki yıl geçireceğiz, ancak şunu biliyoruz ki bu salgın geçmedi, astrolojik göstergelere de bakılırsa yayılması için hala muhtemel ve çok güçlü olasılıklar var ve benim bir hocama göre, eylül ve sonrası çok daha zor geçebilir. Bu nedenle, lütfen önlemleri bırakmayalım, sokağa çıkma yasağının kalkması her şeyin bittiği anlamına gelmiyor, buradaki sistemsel mesajı okumaya gayret edelim.</p>
<p>5 mayısı başlangıç olarak kabul edersek, 18 ocak 2022 tarihine dek, güney ay düğümü yay kuzey ay düğümü ise ikizler olacak gökyüzünde. Yani, natal haritamız bize hala gitmekte olduğumuz kişisel yolu gösteredursun, kolektif olarak gittiğimiz yer ikizler teması olacak. Burada, bazı değişimler, bazı yeni akımlar deneyimleyeceğiz. Ki deneyimlemeye başladık bile 🙂</p>
<p>Biz kolektif anlamda, yayın özellikle gölge doğasından kaçınarak, ikizlerin de gölge yönüne düşmeden ikizler doğasında tecrübeler kazanacağız. Bu dönem, algımız, trendlerimiz, kolektif deneyimlerimiz, yönelimlerimiz ve arkamızdan esen rüzgar ikizler doğasını destekleyecek.</p>
<p>Önce bir iki burcun doğasını açıklayalım:</p>
<ul>
<li>Yay, iyi şans, talih, genişleme, inanç, abartı, sınırsızlık anlamına gelen Jüpiter yönetiminde bir burçtur.</li>
<li>Arkamızda Jüpiter varsa biz şanslıyızdır, şansımıza güveniriz. İlahi dokunuşla hareket ederiz, korunduğumuzu, tüm nasiplerimizin hayatımıza, ayağımıza geleceğini hissederiz.</li>
<li>Sınırlara, sınırlandırmalara gelemeyiz, genişlemek, nüfus etmek ve yayılmak isteriz.</li>
<li>Uzak ufukları, yabancı kültürleri merak ederiz, adilizdir, adaleti geliştirmek isteriz. Hakkaniyetli davranırız.</li>
<li>Yüksek felsefelere meraklıyızdır. Olaylara, hayata, durumlara, neşeyle, iyimser, dostane ve barışçıl yaklaşırız.</li>
<li>Olayla olay olmadan, bütünü görebiliriz.</li>
<li>Okumaktan, deriniyle bir konuyu anlamaktan bıkmayız.</li>
<li>İnsanlara, ruhsal öğretmenlikle ya da farklı yollarla öğretmenliğe gönüllüyüzdür.</li>
<li>En önemli arzumuz gerçeği, hakikati bulmak ve en önemli ihtiyacımız özgürlüktür.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></li>
</ul>
<p>Peki, eğilim gösterebileceğimiz bu yay özelliklerinin içimizde keşfedilmeyi bekleyen gölge yönü nedir? Özellikle bu 1.5 yılda hangi davranış kalıplarımızı dönüştürmeye niyet etmeliyiz?</p>
<ul>
<li>Her şeyi inanca bırakması, nasiplerinin ayağına geleceğine dair algısı, aşırı iyimserliği, inancı mantıkla dengeleyememesi</li>
<li><span style="color: #555555;">Fanatizmi, bir konuda hakikati bulduğuna inanıp sorgulamadan onun sadık bir üyesi olup kendine benzemeyen herkesi dışlayabilmesi. Geçen gün bir arkadaşım, yay stelyumlu eski sevgilisinden bahsederken tam anlamıyla yayın gölgesini anlattı. Günde odasına kapanarak en az 2 saat meditasyon yapıyor, yıllardır hiçbir kadınla seks yapmıyor ve ortalıkta tam bir guru gibi dolaşıyordu.</span>&nbsp; <span style="color: #555555;">Kendisi gibi olmayan tek bir insana, düşünceye hayatında yer yoktu. İşte, masum başlayan o hakikat arayışın ulaştığı fanatiklik noktası… Hatta geniş düşünürsek, Işid ve benzeri örgütlerin dahi bu bakış açısıyla oluşması…</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Abartması… Her konuda abartması… Jüpiter’in genişleyici doğasını yansıtması.</span>&nbsp;</li>
<li><span style="color: #555555;">Kulesi ve kibri… Yay doğası o denli gerçeğin peşindedir ki, onu bulmak için bir bilginin en derinine inip gerçeği bulmak ster. Bilgiyi, kulede yani basit, günlük ilişkilerde değil, inzivada, uzakta, derin felsefelerin içinde arayabilir. Yakın çevresinde, bir sokak satıcısındaki bilgeliği okuyamayabilir. Bu da bir kibir yaratır. Ve onu insanlardan soyutlar.</span></li>
</ul>
<ul>
<li>Sürekli uzak ufuklara yönelmesi… bu gölgede çalıştığında, yakınlarıyla, yakın çevresiyle bağ ve iletişim kuramaz. Özgürlük arayışı onu sürekli bağlarından ve yakınlarından uzağa iter.</li>
</ul>
<ul>
<li>İfadede anlaşılmazlık… Elbette kulede bilgiyi arayıp ona bir de yıllarını verince, günlük hayatın içinde bu bilgiyi sokak diliyle nasıl anlatacağını bilemeyebilir. Fazla teorik ve akademik kaçabilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kendini ifade etmekten kaçınması, aklındaki düşüncenin/fikrin doğru olduğuna inandığından karşı tarafa söz hakkı tanımaması ya da kendini anlatamaması</li>
</ul>
<ul>
<li>Spontane hareketlerde, sezgisiyle, bazen fazla düşünmeden hareket etmesi.</li>
</ul>
<ul>
<li>Özgürlük takıntısı…</li>
</ul>
<p>Demek ki, bu yolculukta, şimdi de içimizin bu gölge doğasını anlayıp dönüştürmeye ve ikizlere gitmeye gayret edeceğiz. Şimdi biraz ikizleri tanıyalım:</p>
<ul>
<li>İkizler, meraklı, sıkılgan bir çocuk gibidir. Merkür yönetimindedir. Sorular sorar, merak duygusu gelişmiştir. Herkesle konuşacak bir çift lafı vardır.</li>
<li>Yay gibi uzak ufuklara gözünü dikmez, kendi yakın çevresi, yakın çevresindeki bağlar onun için önemlidir. Bu bağlar içinde hareketlidir.</li>
<li>Bir konuda, bir yerde uzun süre kalamaz. Küçük bir çocuk gibidir. <br>Çift karakter doğasındadır. Bir hareketi diğerinden farklı olabilir.</li>
<li>Bir konunun yay gibi derinine inmeyi gereksiz bulabilir, hem derine inerse her yönden bambaşka bilgileri nasıl alabilir&#8230; Bu ikizler doğası için sıkıcı olabilir, bu da onu yüzeysel ve karışık bilgide tutar.</li>
<li>Bilgiyi hızlı hızlı, farklı görüşlerle, farklı kaynaklardan almaya ve dağıtmaya yatkındır.</li>
<li>Her fikre açıktır. Merkür, zihin, algı demektir, Jüpiter’den farklı olarak o zihniyle, aklıyla hareket eder, inanç ve iyimserliği ile değil.</li>
</ul>
<p>Demek ki bir buçuk yıl boyunca gideceğimiz yol biraz şöyleymiş ve onu şimdiden anlarsak, belki kolaylıkla gitmemiz mümkünmüş (Çünkü, kuzey ay düğümüne gitmemek gibi bir saçmalık olabilir mi, çok rica edeceğim :))) )</p>
<ul>
<li>Biz bu 1.5 yıllık yolculuğumuzda kolektif olarak; uzaklardaki mutluluklara, dünyanın bir ucuna değil de, sokağımızdaki, burnumuzun dibindeki mutluluklara, bağlara, sohbetlere odaklanacağız.<br>Belki eskisi kadar fıldır fıldır dünyayı gezmeyeceğiz de, yakın çevremizin portresini yapacak kadar yüzlerine aşina olacağız. (Bunu yazan bir yay stelyumu yükselen yay insanı ve içi kan ağlayarak yazıyordu 🙂 )</li>
</ul>
<ul>
<li>O çok sevdiğimiz “Allah kerim” sözünden bir süre uzaklaşabiliriz. O şüphesiz öyle ancak, azıcık beklediğimizde içimizde şunu duyacağız belki. Ben elbette KERİM olanım, ama sana bir akıl verdim. Şimdi o aklı kullanma zamanı. <br>Diyelim ki biz hep sistem tarafından şanslı bir şekilde şımartıldık, birden tüm yardım kesilmiş, sezgilerimiz yolunu şaşırmış gibi hissetmek de olası. Çünkü, bir zekamız ve bir de özgür irademiz var. Bu dönem, mantıkla düşüneceğiz, mantıklı adımlar atmamız istenecek ve boş bir teslimiyet anlayışı yerine elimizden geleni tamamen yapıp irade koyduktan sonra teslimiyet geliştireceğiz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yakın çevremizle haşır neşir olup günlük, basit ancak bağ kuran sohbetlere katılacağız belki. Bunca zaman tek başına kütüphanemizde ya da Tibet’te aradığımız bilgeliği bakkal Ahmet amcadan duyacağız belki.</li>
</ul>
<ul>
<li>Komşuluğa, yakın çevredeki arkadaşlıklara daha açık olacağız ki, korona sürecinin 2021 martına dek bir şekilde gündemde olacağı ihtimali konuşulurken, her uzaklaşma çabamızda yanımıza riski de alacağız gibi durduğundan, mantıklı. Belki kendimize yeni çemberler oluşturacağız mahallemizde, semtimizde. Dayanışma içinde olacağız.</li>
</ul>
<ul>
<li>Çok sayıda yeni eğitim duyacağız. Hatta daha birinci ayında her yer yeni eğitimler olmadı mı?!<br>Belki yeni bir üniversite okumayacağız, çünkü üniversite ve sonrası eğitimler 9. ev yani yay evinin konusudur ancak, üniversiteye dek olan eğitimler ikizler alanıdır. Dolayısıyla, satürnün de burç değiştirmesiyle, belki lise dahil eğitim sistemine dair bazı değişimleri de duyacağız ve elbette örgün öğretim dışında birçok yeni workshop, eğitim gündemimizde olacak. Belki tişört alır gibi eğitimden eğitime koşacağız… -bunun sakıncasını da yazacağım-</li>
</ul>
<ul>
<li>Sağlıklı merak geliştirip sorularımızı yanıtlarımızdan çok tutmaya çalışabiliriz ve bu da harika olur.</li>
<li>Bir bilene sorma huyumuz oluşursa bu süreçte, karlı çıkarız. Çünkü yayın gölgesi, sormamaktır, bilmesi gerektiğine ve zaten her şeyi bildiğine inanmaktır. Oysa merakla bilmediğimizi bizden iyi bilene sorabilir, özgürce onun fikrini alabiliriz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Ben ikizler Kad’a geçtiğimizi kendimdeki bir eğilimden gözlemledim 🙂 Kelimelerle başım dertte, son dönemde o kadar iyi seçmeye çalışıyorum ki ben de cümleler, kelimeler odaklı kitaplara, seminerlere çekiliyorum. İyi seçmeye çalıştığımdan, eskisi gibi yazamıyorum ya da beş dakika sonra yazdığım bir yazıyı, paylaştığım bir hikayeyi silme ihtiyacı duyuyorum ve kendime hep aynı soruyu soruyorum: Başka hangi kelimelerle anlatabilirim?<br>Buradan da şu sonucu çıkarabiliriz; kelimelerle fazlaca haşır neşir olup belki oldukça fazla sayıda yazar kitaplarını yayınlayacak bu süreçte.</li>
</ul>
<ul>
<li>İkizler aynı zamanda çocuk enerjisi olduğundan, belki çocuk sayısında da bir patlama görülebilir. Ki bunca zaman çiftlerin evde başbaşa kaldığı düşünüldüğünde bu da mantıklı 🙂
<p>Fakat daha mantıklı olan bir şey de, boşanma oranı olabilir. Bu ikizlerle alakalı değil tabii 🙂 Ama şu ikizlerle alakalı: Tarot’un Aşıklar kartı. Bunca Venüs retrosu, ikizler venüsün bir geri ileri hareketi, kad yengeç sürecinin üstüne kad ikizler süreci boşuna mıydı? Belki anlamamız istendi: Yolun bundan sonrası, şimdiki ilişkinle mi? O besleyici mi? O sana iyilikle hizmet ediyor mu? Yoksa, oğlak Gad’ını yaşarken, çoktan çürümüş bir zeminde olduğunu fark etmediğinden bunu göremeyecektin.</p>
</li>
</ul>
<ul>
<li>Şüphesiz, bu çok büyük ve iyi düşünülecek bir karar. Ama bu kararı alanlar varsa da; en büyük tereddütü yeniden bir kişiyi hayatına alamamak, yalnız kalacağına inanmak olabilir. Belki Aşıklar kartının simgelediği ruh eşi ya da ikiz ruhunuz hayatınızın sonrasında sizi bekliyor? Belki de beklemiyor, hani mantık zamanı dedik ya; ama sevdiğim sözlerden birini bırakayım konuya: Evren, boşluk sevmez.</li>
</ul>
<p>Hepimizin hayatta bir idrak, farkındalık düzeyi var. Ve burçlar doğası gereği, bizim gibi, hem aydınlık, hem karanlıktır. Karanlık/gölge bu noktada, olma ihtimali olan, kaçınmamız gereken noktalardır. Şuur düzeyimiz yükseldikçe, onu anlar ve dönüştürürüz.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>İkizlerin sakınmamız gereken gölgelerinden birkaçı:<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<ul>
<li>Dedikodu yapmak</li>
<li><span style="color: #555555;">Yüzeysel bilgilerin laf cambazlığı ile aktarılması</span></li>
<li><span style="color: #555555;">O katıldığımız bir sürü eğitimin aslında derin kavrayıştan son derece uzak olması</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Maymun iştahlılık, kararsızlık</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Derine inememek, yüzeysel arayışlar</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Tek başına kalmanın tehdit gibi hissettirmesi</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Bilgiye doyamamak, bu nedenle hiç ihtiyacın olmayan bir sürü bilgi kaynağına çekilmek</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Hırsızlık olaylarında artış&nbsp;</span></li>
</ul>
<p>Kahramanın yeni yolculuğu güzellikleriyle gelsin hepimize.<br>Sevgiyle&#8230;</p>
<div class="is-divider divider clearfix" style="max-width:900px;"></div>

<p><em>Bloğum için en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:</em></p>
<p><em>İlki, okuyuculardan saygılı davranışı beklemek.</em></p>
<p><em>İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.</em></p>
<p><em>Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.</em></p>
<p><em>Sevgilerimle,<br></em><em>Yeliz</em></p>
<div class="blog-share text-center">
<div class="is-divider medium">&nbsp;</div>
<div class="social-icons share-icons share-row relative">&nbsp;</div>
</div>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/">Astroloji: 2. Biz Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astroloji: 1. Yol Nereye?</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 11:42:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2901</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşte dünyanın en eski sorularından biri:Nereden geldim, nereye gidiyorum? &#160; Yakın zamanda, kolektif yolculuğumuzu anlatan ay düğümleri yengeç oğlak aksından ikizler yay aksına geçti. Bu hepimiz için çok önemli, bu sebeple en baştan başlayarak bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Aslında karar vermedim, ben 3 paragrafta önümüzdeki 1.5 yılın iklimini anlatıp çıkacaktım, ama içimin yay [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/">Astroloji: 1. Yol Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><strong><em>İşte dünyanın en eski sorularından biri:</em></strong><br /><strong><em>Nereden geldim, nereye gidiyorum?</em></strong></p>
	<div class="img has-hover x md-x lg-x y md-y lg-y" id="image_1737674595">
								<div class="img-inner dark" >
			<img decoding="async" width="1020" height="477" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3.jpg 1024w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3-800x374.jpg 800w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3-768x359.jpg 768w" sizes="(max-width: 1020px) 100vw, 1020px" />						
					</div>
								
<style scope="scope">

#image_1737674595 {
  width: 100%;
}
</style>
	</div>
	

<p>&nbsp;</p>
<p>Yakın zamanda, kolektif yolculuğumuzu anlatan ay düğümleri yengeç oğlak aksından ikizler yay aksına geçti. Bu hepimiz için çok önemli, bu sebeple en baştan başlayarak bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Aslında karar vermedim, ben 3 paragrafta önümüzdeki 1.5 yılın iklimini anlatıp çıkacaktım, ama içimin yay parçası kısa anlatamadı. Bir öğretmen edasında, sazı eline alarak evrenin yaradılışından başladı anlatmaya.</p>
<p>Bu nedenle ilk yazıdan yani tam da okumakta olduğunuzdan başlanarak okunursa baştaki amacından büyük bir katkı olacaktır.</p>
<p>İki ayrı astroloji ekolünden eğitim aldım, bu ay ikisinin de ileri seviye sınıflarından mezun olacağım.<br />Aldığım eğitimlerden, Karma ve Kehanet Astrolojisi’nde en önemli konu, ay düğümleriydi. Geçmişten getirdiğimiz karmamız, geçmiş hayatlarda evrildiğimiz karakterler, bu yaşamda nereye gittiğimiz, nasıl gittiğimiz detaylıca farklı harita sistemleriyle anlatıldı. Bulduklarım beni çok şaşırttı.</p>
<p>Klasik astroloji eğitiminde ise, hocam bu konuya bambaşka bir bakış açısı ve sistem geliştirerek bakmamı sağladı. Her iki eğitim de, bu hayattaki yolculuğumuzu anlamam için büyük katkı oldu.</p>
<p>Kısaca ay düğümleri nedir, biraz bundan bahsedeyim.<span id="more-2901"></span></p>
<p>Ay düğümü, bir gezegen ya da astroid değildir. Gökyüzünde sanal olarak belirlenmiş noktalardır.</p>
<p>E öyleyse çok da önemli değil dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Yazının devamında siz de şaşıracaksınız önemlerine öyleyse. Çünkü bu noktalar, insanın dünya deneyimi üzerinde çok etkilidir.</p>
<p>Haritalarımızda faktörlerin 3 tip hareketi olur: Direct, Retro, Stationary. Aslında onlar hep doğrudan hareketli olsalar da, dünyanın dönüş hızıyla kıyaslandığında, direct dediğimiz düz seyrinde halleri, retro dediğimiz yavaş seyirli halleri (geri gitme gibi algılansa da geri giden bir gezegen elbet söz konusu değil), bir de s pozisyonu dediğimiz durağan gibi okunduğu halleri vardır.</p>
<p>Bir haritada, r harfini gördüğümüzde, genellikle gerilir harita sahibi. Retro, kişinin bu yaşamda o gezegenin konusu ile ilgili deneyimlemesi gereken konular olacak şeklinde yorumlanır genellikle. Karma Astrolojisi’nde ise retrolar daha olumsuz yorumlanır. Ama olumlu olacak sayısız yönleri de var, bu nedenle duyduğunuz tüm yorumlardan ziyade, retroları nasıl geliştireceğinize ve hediyelerine odaklanmak sanırım en iyisidir. Konuyu dağıtmamak adına buna sonra değinirim.</p>
<p>Ay düğümleri doğası gereği retrodur. Eğer ay düğümüz s ise yani durağan ise, bu hayatta Kuzey Ay Düğümümüzü daha da iyi anlamalı ve gitmeye gerçekten gönüllü olmamız bizim için en iyisi olur. Yoksa kişi, neden hep aynı döngüdeyim, bir türlü bu döngüyü kıramıyorum, neredeyse başlangıçtan beri aynı olaylarla sanki sınanıyorum diyebilir…</p>
<p>Ay düğümleri haritamızda ikiye ayrılır:</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-2909 alignleft lazy-load-active" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/images.png" alt="" width="266" height="190" data-src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/images.png"></p>
<p>Ters kulakçıkla gösterilen, Güney Ay Düğümü, en basit anlamda bize genellikle 7-9 yaşam arası depo karmamızı verir. (Güney Ay Düğümü’ne bundan sonra kısaltmak için Gad diyeceğim.)&nbsp;</p>
<p>Geçmiş yaşamlarda edindiğimiz yoğun tecrübeler, en çok deneyimlediğimiz özellikler, iyi bildiğimiz, güvenli alanımız, konfor alanımız. Burayı biliriz, sevsek de sevmesek de buraya aşinayızdır. Buradan asla gitmek istemeyebiliriz. Fakat, gelişim, tekamül ancak kendim dediğinden uzağa giderek olmaz mı bir bakıma?</p>
<p>Gad’ımızla kavuşan gezegenler, özellikle Karma Astrolojisi’nde olumlu yorumlanmaz.&nbsp;Aynı şekilde, partnerimizin ya da bir arkadaşımızın bir gezegeni Gad’ımızla kavuşumdaysa, karmik ilişki olarak yorumlanır ve pek hayra yorulmaz. Ama istisnalar elbette mevcuttur. Ve bu karmanın bakış açısıdır.</p>
<p>Düz kulakçıkla haritamızda gördüğümüz, Kuzey Ay Düğümü, bu yaşamda gitmek için ruhsal dünyada gönüllü olduğumuz yol, ruhumuzun hiç bilmediği, gitmemek için direndiği ama eninde sonunda gittiği deneyim noktalarıdır. Buraya gitmek için dirensek de, gittiğimizde mutlu oluruz aslında. Çünkü, ruhumuz, bundan sonra Kad olarak bahsedeceğim Kuzey Ay Düğümü evi ve burcu konusunda tecrübesizdir. Onu geliştirmek, anlamak, onunla dengelenmek ister.</p>
<p>Bu ikisi, Kad ve Gad birbirine 180 derece zıttır. Yani zıt burçlardadır.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Bir bakış açısına göre, ki ben bunu çok sert buluyorum ve henüz öğrenci değilken aldığım bir danışmanlıkta, astroloğun bu yaklaşımı beni çok üzmüştü, şöyle der: Gad’ı terk et, oradaki deneyimleri, konuları, yetenekleri bırak. Kad’ına git.</p>
<p>Ben bu danışmanlığı aldığım dönem, tam Kad’ıma uygun bir meslek olan pastacılığı bırakıp Theta Healing eğitmeni olmuştum. Pastacılıkta, somut anlamda bir kazanç elde edememiştim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Ve aslında kendiliğinden girdiğim Theta Healing ve danışmanlık/eğitim konusu ise benim hiç niyetimde yokken önümde açılıvermişti ve bir mıknatıs gibi diğer insanlar tarafından görülüyor, destekleniyordum. Bunu neden bırakacağım, aklıma mantığıma uymuyor dediğimde, astrolog, yaşamlar boyu yaptığın işi yaptığın için bu denli başarılısın, zaten hep insanların bilinçaltını okudun, çık oradan dünyaya, pastacılığa boğayı simgeleyen alanlara geri dön, orada öğretmenlik yap, demişti.</p>
<p>Ben de yanından çıkınca bir yarım saat sinirlenmiş, ardından bu onun fikri, bu benim yolum diye devam etmiştim.<br />İyi ki de öyle yapmışım.</p>
<p>Bu bilgi beni sonrasında birçok farklı astroloğa götürdü ve ben aslında o kişinin beni neden uyarmak istediğini, ne ifade etmek istediğini, iyiniyetlini ama bir bakıma da eksik bir bakış açısı sunduğunu anladım. Ve elbette her gittiğim astrolog da kendi bakış açısıyla bilgiyi yorumladı.</p>
<p>Sonra kendim öğrenci olunca, tavşan deliğimi anladım 🙂 Haritam tam anlamıyla, yaptığım işi vaat ediyordu. Bunu yapmam neredeyse harita diğer bakış açılarıyla da okunduğunda zorunluluk gibiydi.&nbsp;Ama haritanın tehlikesi şuydu: buraya saplanıp kalmak ve maddeyi reddetmek… Güneş ve satürn Gad&#8217;la kavuşumdaydı, bu da gitmem gereken yola çıkma isteğimi engelliyordu. &#8220;Akrebin derinliklerinde bunu yaparken, şifacılığı da al ve dünyaya git. Ev al, köklen, çocuklarla ilgilen, cinselliği deneyimle, elinle çalıştığın bir hobi yarat, bitkilerle ilgilen ve dünyada ol, eğlen… Ve bu senin için, kolay değil, çünkü haritada Gad’ın eli güçlü&#8221; demekti mesaj. Kazancımın, her zaman spiritüel konulardan olacağı zaten tüm göstergelerle vurgulanıyordu. Bu nedenle, yeteneği bırakmak, meyve veren, insanları besleyen bir ağacı çok meyvesini yedik diye kesmek gibi bir durumdu.&nbsp;Neden güçlü kasını geride bırakasın ki, ama bir kolun güçlü diye neden diğerini hiç kullanmayasın hele ki görevin o diğer kolla yapılacak bir işken.</p>
<p>Ben de karar aldım. Akrebin karanlığında, diğerlerinin sorunlarıyla fazla meşgul olma, karanlığa, gizli olana çekilme, metafiziksel konularda fazla kaybolma yerine, şifacılığını, alan okuyuculuğunu, sezgiselliğini alıp kendime boğa kadı hedefleri koydum: Güzel yaşa, zevk içinde yaşa, bedenine iyi bak, beş duyuyu içeren diğer konulara rutinde yönel, ihtiyaçlarını iyi gözlemle, kaygını besleyecek insanlara, olaylara, durumlara çekilme, toprakla ilgilen ve kendine bir ev almak için birikim yap, köklen 🙂&nbsp;Sanırım bu bakış açısı, Kazancakis&#8217;in Zorbasını hep bir elimde tutmamı ve tüm seminerlerde en heyecanlı deneyimlerin içindeyken bile öğrencilere &#8220;Dünyadayız, unutmayın, kapılmayın&#8221; dememi sağladı 🙂&nbsp;</p>
<p>Yani, aslında herkes haklıydı ve esas olan dengeydi.&nbsp;Çok şükür ki, karşıma harika araçlar çıktı.</p>
<p>Buradan benim gözlem ve özetim şu olur, <em>Gad’ın her ne ise, onu bırakmak yerine onu anla, özellikle karanlığını anla, oraya ışık tut ve orada oyalanma. Onun güçlü yanlarını al ve Kad’ına doğru cesur bir yolculuğa çık. Yolculuğunun konusunu da haritandaki evlerinden anla&#8230;</em></p>
<p>Yeniden ana konuya dönersek, ay düğümleri konusu o kadar önemlidir ki, haritanızda sadece ay düğümlerinin evlerini ve burçlarını bilmeniz dahi, neden bu hayatta bu konulara çekiliyorum, neden buradan sınanıyorum, neden kendimi hiç gitmek istemediğim bir yöne adeta sistem tarafından yönlendirilirken buluyorum, benim amacım ne… sorularına bir yanıt olabilir.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Gitmemekte direnirsek, sistem bizi oraya götürecek olaylar, durumlar yaratabilir. Bu nedenle, bu bilgiye hakim olmak, nereye neden gittiğimizi anlamak, bilinç kazanmak bizi kurban psikolojisinden ya da en basit anlamda emeklerimizin karşılığını alamadığımız senaryolardan çıkarıp köklenip filizleneceğimiz alana gitmemizi sağlar.</p>
<p>Çünkü, <em>Kad&#8217;a gitmemek gibi bir saçmalık olabilir mi çok rica edeceğim :))))</em></p>
<p>Peki, ay düğümleri tüm astrologlarca aynı önemde mi? Elbette, karma gibi ekollerde ay düğümlerinin üzerinde daha çok duruluyor ancak, ay düğümlerinin önemi yadsıyan bir ekole henüz denk gelmedim.&nbsp;</p>
<p>Yurtdışında, bazı astrologlar sadece ama sadece bir haritada bir saat boyunca kişinin ay düğümlerini yorumlarmış mesela. Çünkü, geri kalanı, yani venüsü marsı, yaşayacağı ihanetler, ameliyatlar, acılar, yönelimleri, hepsi ama hepsi senaryodur. Gad üzerinden Kad’a gidişin senaryosudur ama filmin ana fikri Gad ve Kad’ı anlamaktır, dermiş.</p>
<p>Bazı astrologlar ise, eğer bir haritayı incelemek için çok az zaman varsa sadece Gad ve Kad’ı yorumlayarak kişiye yardımcı olun, diye öğrencilerini öğütlermiş.</p>
<p>Benim bir astroloji hocam ise, derste “Kad’a gidememe ihtimalimiz var mı?” dediğimizde, “Çok rica edeceğim Kad’a gidememek gibi bir ihtimal olabilir mi, saçmalamayın” demişti 🙂<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Benim anladığım, seve seve ya da üzüle üzüle biz oraya gidiyorduk. Tüm yaşam senaryomuz bunun üzerineydi. Haritamız, aslında ona nasıl gideceğimizi gösteren göstergelerle de doluydu.</p>
<p>Özetlersek, hepimizin doğduğu tarihte bir güney ay düğümü burcu bir de kuzey düğümü burcu var. Bunlar her gün değişen parametreler değiller. 1.5 yılda bir burç değiştirirler ve elbette biz yaşadıkça doğum anı haritamızdaki gad ve kad burçlarımız sabit olup, transitte ilerlediklerinden (aslında gerilemekteler retro ilerleyişe sahip olduklarından ama kafa karışıklığı yaratmasın) tüm diğer göstergeler gibi hayatımızı değişkenler olarak etkileyemeye devam ederler.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Ve ayrıca, ay düğümü hesaplamasında iki farklı görüş bulunur. Biri true node’dur. True node, ay düğümünün tam derecesini esas alır. Mean node sistemi ise ortalamasını esas alır. Bu yüzden bazı astrologlar mean node’u bazısı ise true node’u hesaplayarak ay düğümlerini açıklar.</p>
<p>Aralarında ise derecesel kaynaklı bir zaman farkı vardır.</p>
<p>Bu nedenle bazı astrologlar 5 mayısta ay düğümleri ikizler yay aksına geçti dedi. Bazısı ise, haziran ayını referans verdi. Benim hocalarım da true node yani haziran ile yorumladılar.</p>
<p>İşin aslı, her ikisi de doğru ve her iki tarih de çalıştı.</p>
<p>Şimdi eminim bu konu çok ilginizi çekti. Bu sebeple ay düğümlerinizi nasıl bulacağınıza dair bir listeyi bırakıyorum:</p>
<p><em>Doğum tarihi aralıklarına göre KAD burcunuzu bu tablodan bulabilirsiniz. Tam zıttı olan burç ise, GAD burcunuz olacak.&nbsp;</em></p>
<p>20 Nisan 1969 – 2 Kasım 1970 Balık<br />3 Kasım 1970 – 27 Nisan 1972 Kova<br />28 Nisan 1972 – 27 Ekim 1973 Oğlak<br />28 Ekim 1973 – 10 Temmuz 1975 Yay<br />11 Temmuz 1975 – 7 Ocak 1977 Akrep<br />8 Ocak 1977 – 5 Temmuz 1978 Terazi<br />6 Temmuz 1978 – 12 Ocak 1980 Başak<br />13 Ocak 1980 – 24 Eylül 1981 Aslan<br />25 Eylül 1981 – 16 Mart 1983 Yengeç<br />17 Mart 1983 – 11 Eylül 1984 İkizler<br />12 Eylül 1984 – 6 Nisan 1986 Boğa<br />7 Nisan 1986 – 2 Aralık 1987 Koç<br />3 Aralık 1987 – 22 Mayıs 1989 Balık<br />23 Mayıs 1989 – 18 Kasım 1990 Kova<br />19 Kasım 1990 – 1 Ağustos 1992 Oğlak<br />2 Ağustos 1992 – 1 Şubat 1994 Yay<br />2 Şubat 1994 – 31 Temmuz 1995 Akrep<br />1 Ağustos 1995 – 25 Ocak 1997 Terazi<br />26 Ocak 1997 – 20 Ekim 1998 Başak<br />21 Ekim 1998 – 9 Nisan 2020 Aslan<br />10 Nisan 2000 – 12 Ekim 2001 Yengeç<br />13 Ekim 2001 – 13 Nisan 2003 İkizler<br />14 Nisan 2003 – 25 Aralık 2004 Boğa<br />26 Aralık 2004 – 21 Haziran 2006 Koç<br />22 Haziran 2006 – 18 Aralık 2007 Balık<br />19 Aralık 2007 – 21 Ağustos 2009 Kova<br />22 Ağustos 2009 – 3 Mart 2011 Oğlak<br />4 Mart 2011 – 29 Ağustos 2012 Yay<br />30 Ağustos 2012 – 18 Şubat 2014 Akrep<br />19 Şubat 2014 – 11 Kasım 2015 Terazi<br />12 Kasım 2015 – 9 Mayıs 2017 Başak<br />10 Mayıs 2017 – 6 &nbsp;Kasım 2018 Aslan<br />7 Kasım 2018 – 4 Mayıs 2020 Yengeç<br />5 Mayıs 2020 – 18 Ocak 2022 İkizler&nbsp;</p>
<p>Daha fazla bilgi isterseniz, şimdilik tek tek bir yazı dizisi yazamayacağım gidiş yolumuz ve burçlarımıza dair. Bu tam anlamıyla 12+12 yani toplam 24 yazı demek olur!!! Ama belki daha sonra bir Spotify kaydı bırakabilirim ya da burada biraz özet geçebilirim.</p>
<p>Ay düğümlerine dair çok fazla kitap yok, çok ilgili olanlar için Jan Spiller&#8217;ın kitabı Ruhsal Astroloji&#8217;yi önerebilirim.</p>
<p>Şimdi bundan sonrası, bireysel değil kolektife dayalı bir yazı olacak. Çünkü, natalımız yani doğduğumuz andaki etkisi kadar, kolektif yolculuğumuz da önemli. Hatta Corona vakasının da ay düğümlerinin anlamlarında karşımıza çıktığını anlarsak, ne denli önemli olduğunu da anlarız 🙂</p>
<p>Sonraki yazıda görüşmek üzere&#8230;</p>
<div class="is-divider divider clearfix" ></div>

<p><em>Bloğum için en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:</em></p>
<p><em>İlki, okuyuculardan saygılı davranışı beklemek.</em></p>
<p><em>İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.</em></p>
<p><em>Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.</em></p>
<p><em>Sevgilerimle,<br /></em><em>Yeliz</em></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/">Astroloji: 1. Yol Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>15</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dramatik Kurtuluş</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/dramatik-kurtulus/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/dramatik-kurtulus/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 20:45:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2865</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Sorun kendi hapishanemize gerçekten çok alışmış olmamızdır. Çok dardır, ama öte yandan biz ona çok aşinayızdır.”&#160; &#160; Bu sözler, tarotun en korkulan kartlarından birini anlatan Yıkılan Kule’ye dair yazılmış sözler. Tarot ve Kahramanın Yolculuğu isimli kitapta (Hajo Banzhaf/İlhan Yayınları) Kule, Dramatik Kurtuluş özetiyle öyle güzel anlatılıyor ki, bir hayat dersi gibi defalarca dönüp dönüp okuyorum! [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/dramatik-kurtulus/">Dramatik Kurtuluş</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>“Sorun kendi hapishanemize gerçekten çok alışmış olmamızdır.</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Çok dardır, ama öte yandan biz ona çok aşinayızdır.”&nbsp;</em></p>
	<div class="img has-hover x md-x lg-x y md-y lg-y" id="image_1007325087">
								<div class="img-inner dark" >
			<img loading="lazy" decoding="async" width="1020" height="644" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/painting-tall-ship-in-watercolour-final-1200.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/painting-tall-ship-in-watercolour-final-1200.jpg 1199w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/painting-tall-ship-in-watercolour-final-1200-634x400.jpg 634w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/painting-tall-ship-in-watercolour-final-1200-768x485.jpg 768w" sizes="(max-width: 1020px) 100vw, 1020px" />						
					</div>
								
<style scope="scope">

#image_1007325087 {
  width: 100%;
}
</style>
	</div>
	

<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sözler, tarotun en korkulan kartlarından birini anlatan Yıkılan Kule’ye dair yazılmış sözler. Tarot ve Kahramanın Yolculuğu isimli kitapta (Hajo Banzhaf/İlhan Yayınları) Kule, Dramatik Kurtuluş özetiyle öyle güzel anlatılıyor ki, bir hayat dersi gibi defalarca dönüp dönüp okuyorum!</p>
<p><em>“Kule, uzun zamandır<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>tutunduğumuz ve bir zamanlar bizim için tamamıyla uygun olan bir şey artık çok kısıtlı, çok naif, geçersiz ya da kabuk bağlamış bir hale gelmiş ve sonunda bizim için yalnızca bir hapishane<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>olmuş demektir.”</em><span id="more-2865"></span></p>
<p>Izdırap da verse, hapishanemiz de olsa, o şeye tutunuruz diyor kitap. Çünkü alışmışızdır ve insanın en büyük korkusu, içine sığamadığı kalıpları, kabukları terk etmektir. Çünkü aşinadır. Yeri darken, konforsuz konforu pek rahattır.</p>
<p>Bu bana çok daha önce gördüğüm bir rüyayı hatırlatıyor:</p>
<p>Üzerimde, muazzam bir saten elbise var, içinde mutsuzum. Çünkü, ikinci giyişim ve ilkinden bugüne kilo almışım 🙂 Tam onu çıkaracakken bir boy aynası görüyorum. Elbise beni olduğumdan o denli zayıf göstermiş ki, hissettiğimle görünen bir değil. Ve elbisede, dolgun olmasına rağmen darlığından dümdüz olan göğüslerime bakıp yine de “Olsun, içinde çok zarifim, böyle davete katılabilirim” diyorum. Kardeşim “Yeliz, bu olmamış, derhal çıkar. Senin için çok dar” derken, ben Narkissos gibi aynadaki görüntüme büyülenmiş halde, direniyorum.</p>
<p>Bu rüyayı ve yıllar önce hayatımda tozu dumana katan bir yıkılışı hatırladığımda, günlerdir yazıp yazmamakta kararsız kaldığım ıstakoz ve yıkılan kulenin hikayesini burada yazmaya karar veriyorum.</p>
<p>Yıkılan kule, tarotta en temelde, ayrılıkları anlatan bir enerji.</p>
<p>Ayrıldığı şey, tıpkı rüyamdaki gibi, kibir ve egosunun kumdan kalesi. Onu beslemeyen, hapishanesi olan her alan. Tutunduğu ve tutunmaktan ellerinin kanadığı her şey.<br>Ve ayrılık her şeyi içine alabilir.</p>
<p>Artık bir birey olarak yaşamasını engelleyen, ona dar gelen babaevinde yaşamakta direnen bir yetişkinin, tüm ailesini karşısına alarak “evden ayrılıyorum” demesi, bir inisinasyon ve bir tür değişimdir. Herkesin hayat planı için elbette bu durum söz konusu değildir ama diyelim ki bu kişi için babaevinden ayrılmak bir hayat planı içinde zorunluluk olsun… Bu zamanında olduğunda adı erginleşme olur. Zamanı geçtiğinde, 1.70 boyundaki yetişkin kadın, hala pembe 1,40’lık çocukluk yatağına sığmaya çalışırken bir yandan da annesi onu kaşıkla besliyorsa, hala babasının küçük prensesi ise, belki de bu bir dramla ve acıyla olur.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Diyelim ki, sizi hiç beslemeyen bir iştesiniz, belki sadece geçim kaynağı olarak bakıyorsunuz. Tıpkı tüm atalarımız gibi… Bir yerde feda edilen bir yaratıcı gücünüz var. Siz henüz küçücük bir çocukken, içinizdeki o muazzam yapabilme gücü, hayallere sahipti şimdiki sizin aksinize belki. Ve geçim kaynağı olan o iş, artık sadece kendinize ihaneti size vermekte. Bıraksanız, bırakılır mı yahu, buldun da buluyorsun, seninki nankörlük… Kendinize daha fazla ihanet etmemeniz için, işten atılma iyiliğini bu kule enerjisi size verir.</p>
<p>En temel anlamlarından biri, ikili ilişkilerin bitmesi sayılabilir. Aslında hiç özüne hizmet etmeyen bir evliliğin, birlikteliğin bitişi, bu enerjiyle gösterilir.</p>
<p>Bir ülkeden ayrılmak, bir yeri terk etmek yine içinde olabilir.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Ya da örneğin, yıllarca bir konuda çok tutucu olmuş biri, öyle bir hal yaşar ki, toplumda dışladığı o kesime ihtiyaç duyar ve o sayede iyileşir. Ve bu sayede de içinde koca bir eski benlik, kule gibi yıkılır.</p>
<p>Ne olursa olsun, oluşan şey bir nevi anilik ve sıkıntı enerjisinde olabilir. Çünkü, olması gereken zamanı çoktan geçmiştir. Ona ihtiyaç duyulmuştur.</p>
<p>Ona ihtiyaç duyulmasını sağlayan enerjiler, sırasıyla; atalet içinde olduğu, kararsızlıkla kurban bilincine ve uyuşmaya geçtiği Asılan Adam, başaşağı kendisini asıp ben kurbanım deme sürecini bitiren Ölüm kartı, hemen ardından ruhsal dünya ve dünyevi gerçeklik arasındaki sıkışma evresini veren Denge kartı ve dengenin sonunda da ulaşılan Şeytan, Şeytana uymak ve sonunda ulaştığımız Yıkılan Kule’dir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-2869 aligncenter" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f-243x400.jpg" alt="" width="243" height="400" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f-243x400.jpg 243w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f-486x800.jpg 486w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f-768x1265.jpg 768w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f-933x1536.jpg 933w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/ff88f9f681fce02c5547e39fda5cee0f.jpg 1200w" sizes="(max-width: 243px) 100vw, 243px" /></p>
<p>Yani kule yıkılmadan, epey bir olay olmuştur. Kahraman, kurbanı, bağımlıyı, ataleti, ölümü, dengesizliği, şeytana uymayı deneyimlemiştir.</p>
<p>Ne tür bir dram ve ayrılığı simgelerse simgelesin, kart üçüncü boyut algısından bakıldığında bunu bize verir. Oradan dahi bakıyorsak bile, birkaç ay ya da yıl geçtiğinde, verdiği dram “İyi ki” denilecek bir ton yaratacaktır hayatında. Çünkü, kule yıkıldıktan, düzen bozulduktan sonra, destenin en güzel kartlarından biri düşecektir kişinin önüne. İsmi Yıldız’dır. Fırsatlardır, ikinci şanslardır. Tarotun en şanslı kartıdır.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-2870" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-karti-asilan-adam-www.denizinyildizi.com_-228x400.png" alt="" width="228" height="400" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-karti-asilan-adam-www.denizinyildizi.com_-228x400.png 228w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-karti-asilan-adam-www.denizinyildizi.com_.png 297w" sizes="(max-width: 228px) 100vw, 228px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-2871" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/RWS_Tarot_17_Star-232x400.jpg" alt="" width="232" height="400" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/RWS_Tarot_17_Star-232x400.jpg 232w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/RWS_Tarot_17_Star.jpg 300w" sizes="(max-width: 232px) 100vw, 232px" /></p>
<p>Asılmasa kişi, kendini şeytana gönüllülük haline sokmasa, kendini fantastik bir dünyada uyuşturmakla aşırı dünyevi olmak arasındaki dengesizliğe sokmasa ve aslına sadık kalsa… Yıldız’a doğrudan da gidebilir.</p>
<p>Acı ile tekamül etmeyi bırakan, şansın ve parlamanın sembolü bu karta, kulesini zamanında yıkarak, şeytanla yüzleşip kendi dengesini sağlayarak gidebilir.</p>
<p>Ama biz genelde gidemeyenlerin hikayesini okuruz 🙂</p>
<p>Ve biz yaşarken, aslında bir önceki kartı olan şeytana gönüllü kölelik yaparız.</p>
<p>Derste örneğin, diyor ki hoca:<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Bir kadın düşünün, aldatıldığını hissediyor. Öte yandan şöyle düşünüyor, şimdi bunu açığa çıkarsam, şu anki konforumu bırakmam, karar almam, daha kötü bir şartta yaşamayı kabul etmem gerekecek. Ne gerek var. Böyle devam etsin. Görmezden gelirim. Konfor alanımda yaşarım. Hem sanki diğerlerinin hayatı benden daha mı iyi, ne gerek var rahatımı bozmaya. -En büyük kolektif yalan: diğerleri, rahatı bozmak-</p>
<p>İşte kule yıkılmadan, şeytana uyuyor insan. Hocanın deyimi ile, şeytana gönüllü kölelik ediyor.</p>
<p>Seni beslemeyen işi düşün. Bunu sorgulasam, aç kalacağım, bunu bulamayan insanlar var, tamam mobbinge uğruyorum ama gittiğim diğer iş, sanki farklı mı olacak, ne gerek var düzeni bozmaya… diyorsun. Belki o beslenmediğin işten ayrıldığında, birkaç ay gerçekten kendini idame ettiremeyeceksin ama o anda baloncuklar yanacak zihninde, bir iş planı oluşacak ve sen birden orada yosun tutmuş bir işgücüyken, kendi işini yapan, çevreye ve diğer insanlara katkı sağlayan bir ilham alanına geçeceksin. -En büyük kolektif yalan 2, nasibin işverenden, aç kalırsın-</p>
<p>Elbette, bu yazdıklarımın diğer kutbuna, ölçülebilir riskleri zamanında almayı koymalıyız. Dünyadayız. Ama tüm varoluş nedenimiz dünya düzenine hizmet de değil. Bana kalırsa, orta yolculuk.</p>
<p>Bir önceki yazımla olan bağına gelirsek, ıstakoz kabuğunda kalamıyor, stres ve sıkışmışlıkla, kendi kulesini yıkıp gelişiyordu. Ve ne zaman kule ona dar gelse, gelişmek için kendi kulesini kendi elleriyle yıkıyordu.</p>
<p>Aynı hikaye bir başka hayvana daha atfedilmişti.</p>
<p>Misal, kartallar belli bir yaşa geldiklerinde yaşam ve ölüm arasında bir seçim yapıyorlardı. Seçimleri yaşamdan yana olursa, güvenli ve yalnız bir alana geçiyorlar, orada pençelerini, tüylerini ve sonunda da gagasını bir kayaya vurarak parçalıyorlar. Ölmeden ölüyorlardı anlayacağınız.</p>
<p>Ve bu sürecin sonunda, kendilerine bir o kadar daha yaşam süreci atıyorlardı.</p>
<p>Çok şanslıyız.</p>
<p>Bir kartal ya da ıstakoz kadar cesur olmamız gerekmiyor.</p>
<p>Yıkılması gereken kulelelerimize, yeni duvar kağıtları, perdeler seçerek, kulelerdeki işlerimize yeni isimlikler, yeni unvanlar alarak da düzeltebiliriz biz de kendimizi.</p>
<p>Düzeltebilir miyiz?</p>
<p>Şanslıysak, bir yıldırım hepsini dağıtır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-2872 alignleft" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world-243x400.jpg" alt="" width="243" height="400" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world-243x400.jpg 243w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world-486x800.jpg 486w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world-768x1265.jpg 768w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world-933x1536.jpg 933w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/tarot-world.jpg 1200w" sizes="(max-width: 243px) 100vw, 243px" />Şanssızsak, ki şanssızız, çünkü işi doğa kanunlarına bıraktık. Ölmüş bir kulede, ölürüz; yıldızı, güneşi, ayı ve en güzel kartlardan gerçek tamamlanmayı, hepsini bitireni Dünya’yı tatmadan.</p>
<p>Yolculuk Dünya’ya yolculuktur. Dünya kartı, Joker’in tüm yolculuğunu tamamlayan, onu ölümsüzlüğe ulaştıran karttır.</p>
<p>Asılan Adam’ın tam tersidir. O olan Joker’in 21 ile bütünleşmesidir.</p>
<p>Ama her Joker, Dünya’yı göremez.</p>
<p>Dünya, Şems’in o güzel sözü gibi,</p>
<p><em>“Nereden biliyorsun dünyanın altının üstünden güzel olmadığını?”</em> diyen ve bize öğretilen, şeytanla buluştuğumuz o sahte dünya algısını yıkandır.</p>
<p>Çünkü yine kitabın dediği gibi <em>“Gerçeğe dair çizdiğimiz tabloları her zaman gerçeğin kendisinden daha çok severiz.”</em></p>
<p>Bu yüzden de, dünyamız alt üst olsun, ıstakoz kabuklarımız dar gelmesin, hiçbir şey değişmeden her şey değişsin isteriz.</p>
<p>Dramatik.</p>
<p>Kule, bazı destelerde yıldırımla yıkılmaz. Bir tüyle yıkılır.</p>
<p>Bir tüydür kuleyi yıkan. Çünkü kule, bir tüyle bile yıkılabilecek sahte düzendir.</p>
<p>Ama daha önemlisi, tüy, ilahi dokunuştur. Yaradan’dan, ilahi plandan gelen yıldırım, aslında okşayan bir tüydür.</p>
<p>Bitirirken en sevdiğim başıbozuklardan biri geliyor yanıma. Sesim kısılana dek bağırarak okuduğum o kitabı yeniden elime aldırtıyor.</p>
<p>Şöyle diyor:</p>
<p><em>“Sadece kendine aitsin sen. Peri kadar hafifsin,</em><br><em>bir bulut bile değilsin. Artık kendini ancak saçılarak,</em><br><em>yayılarak, akarak ve uçarak sürdürebilirsin.</em><br><em>kendine koyduğun addan başka bir ada sahip değilsin.</em><br><em>her yerden, her şeyi, olduğu gibi bırakarak gidebilir,</em><br><em>hep göçte olabilirsin.</em><br><em>dokunduğun hiçbir şeyde izini bırakacak,</em><br><em>gördüğün hiç kimsede adını biriktirecek değilsin.</em></p>
<p><em>Yolculuk sürdükçe her bir şeyde ne çok şey görebildiğini<span class="Apple-converted-space"><br></span>göreceksin. Gözünü göreceksin kendi gözünle.</em><br><em>Gözünü gördüğünde, bir başkasına anlatılamayacak kadar yükselecek, yükselecek, yükselecek, yükseleceksin.</em><br><em>Yüksekteyken, kalabalıkların bu senin yeni gövden için çok küçük olduğunu seçeceksin.</em></p>
<p><em>Biraz daha yükselirsen eğer,</em><br><em>köksüzlüğün yasını tutmayacağın</em><br><em>bir yere geleceksin.</em></p>
<p><em>Sen artık kendinden ibaretsin.</em><br><em>Sırf sana aitsin sen.</em><br><em>Bu olabilecek en kalabalık, en çok halidir insanoğlunun;</em><br><em>tadını çok seveceksin. Yeniden birilerinin bir şeyi,</em><br><em>en kıymetli şeyi bile olmayı istemeyeceksin.</em><br><em>İstesen de pek beceremeyeceksin.” (Ece Temelkuran/Kıyı Kitabı)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="is-divider divider clearfix" style="max-width:1000px;background-color:rgb(12, 12, 12);"></div>

<div class="row"  id="row-816156441">


	<div class="col small-12 large-12"  >
		<div class="col-inner"  >
			
			

<p><em>Bloğum için en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:</em></p>
<p><em>İlki, okuyuculardan saygılı davranışı beklemek.</em></p>
<p><em>İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.</em></p>
<p><em>Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.</em></p>
<p><em>Sevgilerimle,<br></em><em>Yeliz</em></p>

		</div>
	</div>

	

</div>



<p></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/dramatik-kurtulus/">Dramatik Kurtuluş</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/dramatik-kurtulus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kabuğun Hapishanen Olduğunda</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/kabugun-hapishanen-oldugunda/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/kabugun-hapishanen-oldugunda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2020 19:38:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2845</guid>

					<description><![CDATA[<p>  Sert bir kabuğu olan ıstakoz, yumuşak gövdesi büyümeye başlarken, aynı zamanda giderek küçülen kabuğunun içinde sıkışmaya da başlar. Bu sıkışma onda bir stres yaratır. Bu sıkışma ve stres öyle bir hale gelir ki, sonunda gelişmesi için önünde tek bir seçenek kalır. Kabuğunu geride bırakmak.  Güvenli bir alan bulur, kabuğunu bırakır, yeni kabuğunu oluşturur ve [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/kabugun-hapishanen-oldugunda/">Kabuğun Hapishanen Olduğunda</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="text-align: right;">Sert bir kabuğu olan ıstakoz, yumuşak gövdesi büyümeye başlarken, aynı zamanda giderek küçülen kabuğunun içinde sıkışmaya da başlar. Bu sıkışma onda bir stres yaratır.</p>
<p style="text-align: right;">Bu sıkışma ve stres öyle bir hale gelir ki, sonunda gelişmesi için önünde tek bir seçenek kalır. Kabuğunu geride bırakmak.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p style="text-align: right;">Güvenli bir alan bulur, kabuğunu bırakır, yeni kabuğunu oluşturur ve hayata devam eder.</p>
<p style="text-align: right;">Ve bunu bir yaşamda, birden çok sayıda yapar.</p>
<p style="text-align: right;">Bu Clarissa’nın bahsettiği hayat-ölüm-hayat döngüsünün belki ıstakoz dilindeki karşılığıdır.</p>
<p><span id="more-2845"></span><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-2846 aligncenter" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/the-prisoner-of-chillon-1834-oil-on-canvas-ferdinand-victor-eugene-delacroix-2-615x400.jpg" alt="" width="615" height="400" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/the-prisoner-of-chillon-1834-oil-on-canvas-ferdinand-victor-eugene-delacroix-2-615x400.jpg 615w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/the-prisoner-of-chillon-1834-oil-on-canvas-ferdinand-victor-eugene-delacroix-2-768x499.jpg 768w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/the-prisoner-of-chillon-1834-oil-on-canvas-ferdinand-victor-eugene-delacroix-2.jpg 1000w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" /></p>
<p>Abraham Twerski, şöyle demiş bu hikayeyi anlatırken. “Eğer ıstakoz stres hissettiğinde, bir doktora gidip ilaç alsaydı, asla gelişemezdi.”</p>
<p>Bu cümle biraz sert, doktora gidip her türlü ilacı almamız gereken zamanlar olabilir ve buna sakinleştiriciler de dahil.</p>
<p>Öte yandan da, stres, hayat-ölüm-hayat döngüsü de gelişimimizin bir parçası olabilir.</p>
<p>Sürekli adeta bir proje gibi üzerimize pompalanan, mutlu ol, mutlu olmayı hak ediyorsun, biraz daha mutluluk satın almaz mısın alt mesajı, ıstakoz kabuklarımızın değişim saatinin geldiğini, bir süre güvenli bir alanda ve belki evet bir kaya altında ya da bir mağarada dinlenmenin ve yeni kabuğu beklemenin de son derece normal olduğunu bize unutturuveriyor. Unutmayıp o stresi deneyimliyorsak bile, bir süre bir alanda yeni kabuğumuzu oluştururken de suçluluk ve hatta dışlanma da hissedebiliyoruz. Kabuklarından, gelişimini öldürmek pahasına vazgeçmeyenler, bunu belki de anlamsız ya da tuhaf buluyorlar. Ve yeni bir normal oluşuyor. Kabuğundan asla vazgeçmeyenlerin normalliği.</p>
<p>Istakoz, bir oyunbozan belki de.</p>
<p>Bir sürü ıstakoz hayal edin, hepsi bir şekilde anlık mutluluk ve Carpe Diem’in yanlış algılanan anlamına takılmışlar. Büyümeyi, kabuk bırakmayı reddediyorlar. Ama doğası gereği bir depremi, bir yanardağ patlamasını engelleyemezsiniz. Ancak, biz doğamızı engelleyebiliyoruz. Doğamıza uygun olmayan hareketlerle yaşantımıza devam ederek, psikosomatik kaynaklı olabilecek birçok hastalığı da deneyimliyoruz.</p>
<p>Peki, bir köşede yeni bir kabuk yaratmaktan, öncesindeki kimliğimize, kabuğumuza verdiğimiz onca emeği bir anda bırakabilmekten, o kabuk oluşurkenki savunmasızlığımız nedeniyle yalnız kalmaktan duyduğumuz korku için ödediğimiz bedel sizce ne oluyor?</p>
<p>Ben bu soruyu her sorduğumda çok sevdiğim bir şiir aklıma düşüyor:</p>
<p><em>“Anything or anyone</em></p>
<p><em>that does not bring you alive</em></p>
<p><em>is too small for you”</em></p>
<p><em>“Sana canlılık vermeyen</em></p>
<p><em>herhangi biri, herhangi bir şey</em></p>
<p><em>senin için çok küçüktür”</em> diye çeviriyorum ben de naçizane.<span class="Apple-converted-space"> (David Whyte/Sweet Darkness)</span></p>
<p>(Bir şiiri çevirmeye çalışmak çok büyük stres. Bir sanat eserinin tozunu almak gibi içimde)<br />**</p>
<p>Buradan bir kelime düşüyor kalbimize: Canlılık….</p>
<p>Hayat canlıdır, an canlıdır, hayatınızın asla unutamadığınız, tadı damağınızda kalan anlarında dolaşın zihninizde… Onların hepsi canlıdır.</p>
<p>Bir bebeğin gözleri, gülüşü… canlıdır.</p>
<p>Birine aşık olduğunuz o ilk an, kalp atışınız canlıdır.</p>
<p>Bir iş teklifini kabul ettiğiniz o an, enerjiniz canlıdır.</p>
<p>Bir ağacın karşısında, kokusuna, çiçeklerine bakarkenki haliniz canlıdır.</p>
<p>Üniversite sınavında istediğiniz sonucu aldığınız o an, canlıdır.</p>
<p>Taze bir sebze, meyveyi ısırdığınızda hissiniz canlıdır.</p>
<p>Sevdiğiniz bir gülü koklamak için elinize aldığınız ve dikeninin kanınızı akıttığı o an canlıdır.</p>
<p>Bir lunaparkta çığlık çığlığa eğlendiğiniz o an canlıdır.</p>
<p>Sevdiğiniz biriyle dudak dudağa olduğunuz, ona dokunduğunuz o an canlıdır.</p>
<p>Bir denizde yüzdüğünüz ve güneşin gözünüze değdiği o an, üzerinize gelen bir dalga ile bocalanma haliniz canlıdır.</p>
<p>Hayat canlıdır.</p>
<p>Ama, bu yaşayan herkesin canlı olduğu anlamına gelmez.</p>
<p>Kabuğun hapishanen olduğunda, feda ettiğin bana kalırsa, canlılığındır.</p>
<p>Ve hayat her zaman canlı olanı destekler.</p>
<p>Canlı olmaksa, yine benim görüşümde, hayat-ölüm-hayat döngüsündeki ölümü kucaklayabilmekten geçer.</p>
<p>Nehrin canlı olması, akabilmesinden geçer.</p>
<p>Nehrin pislenmiş olabilir.</p>
<p>Kabuğun sıkıştırmış ama bunca yıl sıkışmayı hissetmemek için yoksaymış olabilirsin.</p>
<p>Tamam, bunlar da normal.</p>
<p>Bir doğrusu yok yaşamın.</p>
<p>Ama canlılığı var.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Hemen bugün canlılığı yoksayarak, şimdiki gibi yoluna devam edebilirsin.</p>
<p>Ya da canlı olan ne sorusuyla kendine yeni bir yol çizebilirsin.</p>
<p>Seçim, hep senin.</p>
<p> </p>
<p> </p>



<p></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/kabugun-hapishanen-oldugunda/">Kabuğun Hapishanen Olduğunda</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/kabugun-hapishanen-oldugunda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karpuz Tarlasında Çocuklar</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/karpuz-tarlasinda-cocuklar/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/karpuz-tarlasinda-cocuklar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 01:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=2068</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Çalışacağımız konu nedir? &#8220;İçimde bir kapı var. Arkasında mucizelerin olduğunu hissediyorum ve kapı kilitli değil. Ama dokunmak istemiyorum. Sanki tam potansiyelimi sergilemekten korkuyorum bazı konularda. Tüm gücü elime almak bana korkutucu geliyor gibi hissediyorum.&#8221; Doğru sorularla olaya gidiyorum. Gücü eline almaktan duyulan korkunun, ilk başladığı noktasına zaman spiralinde. Olay geliyor. &#8220;8 yaşındayım sanırım. İlk kez [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/karpuz-tarlasinda-cocuklar/">Karpuz Tarlasında Çocuklar</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>-Çalışacağımız konu nedir?</p>
<p><em>&#8220;İçimde bir kapı var. Arkasında mucizelerin olduğunu hissediyorum ve kapı kilitli değil. Ama dokunmak istemiyorum. Sanki tam potansiyelimi sergilemekten korkuyorum bazı konularda. Tüm gücü elime almak bana korkutucu geliyor gibi hissediyorum.&#8221;</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-2111" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/11/Viktor-Patrin-1942.-Watermelon-from-the-fields.-1973-300x184.jpg" alt="" width="1000" height="614"></p>
<p><span id="more-2068"></span>Doğru sorularla olaya gidiyorum. Gücü eline almaktan duyulan korkunun, ilk başladığı noktasına zaman spiralinde. Olay geliyor.</p>
<p><em>&#8220;8 yaşındayım sanırım. İlk kez bir köye gidiyorum hayatımda. Orada pek tanımadığım akrabalarım yaşıyor. İlk kez gittiğim için, özellikle benimle yaşıt olan akrabalarım bana karşı çok ilgililer ve mutlular. Hatta sanki beni mutlu etmek gibi bir görevleri olduğu hissindeler. Gittiğim ilk ev çok büyük, çiftlik gibi. Çok iyi ağırlanıyoruz. Sonra ikinci eve gidiyoruz. Mütevazi bir ev ilkine göre. Onların da tarlaları varmış. Kendimi bir karpuz tarlasında suçluluk duygusuyla kendimi tutmaya çalışırken görüyorum.</em></p>
<p>-Tam olarak ne oluyor o tarlada?</p>
<p><em>Silik silik&#8230; Hatta böyle bir anıya sahip olduğumu şu ana dek anımsamıyordum bile. Bir grup çocuk karpuz tarlasındayız. Bıçak var. Eğilip karpuzları ortadan ikiye kesip bırakıyorlar. Ve ben kendimi çok suçlu hissediyorum. Sanki benim yüzümden karpuzlar zarar görüyor gibi.</em><br />
&#8230;<br />
<em>Şimdi biraz daha iyi anımsıyorum. İkinci eve gittiğimizde, en sevdiğim meyveyi soruyorlar. Karpuz, diyorum hevesle. Zaten başka bir meyve de sevmiyorum.</em><br />
<em>Karpuz tarlamız var bizim, diyorlar. Sonra biz birkaç çocuk karpuz tarlasına gidiyoruz, ben seviyorum diye. Ev sahibinin kızının elinde bıçak. Tarlada her bulduğu karpuzu ikiye ayırıyor. Henüz olmadığını görüyoruz karpuzun. Bunun tadı kötüdür diyor ve bir diğerine gidiyor. Ben sanırım &#8220;Böyle yapmamalıyız.&#8221; diyorum. Ama &#8220;Tarlada çok karpuz var, sorun değil.&#8221; diyor. O an, bizim eve bir tane alındığını ve kötü çıksa da yediğimizi düşünüyorum sanırım. Bayağı bir karpuzu heba ettikten sonra, nihayet olmuş sayılabilecek bir tanesini bulup duruyoruz.</em></p>
<p>-Sonra ne oluyor?</p>
<p><em>Büyükler geliyor. Karpuzların birkaçını görüp şaşkınlık geçiriyorlar, burada ne oldu diye. Yemek istedik ama kötülerdi, diyor kız. Onlar bir şey demiyor. Ama ben kendimi aslında hiç iyi hissetmiyorum. Hissettiğim&nbsp;&#8220;Buraya zarar verdik. Böyle olmamalıydı.&#8221;&nbsp;</em></p>
<p><em>Bıçağı elinde tutan ve tarla sahibi, mülkiyetten ötürü güçlü olan. Karpuzlarsa, sadece potansiyellerini yerine getirmeye çalışan meyveler şu anki bakış açımla. </em></p>
<p>-Sence bu anı sana ne öğretiyor?<br />
<em><br />
Güç ve güce sahip olmak zararlıdır, hatta bir tür kibirdir. Kötüdür. Mülkiyet zararlıdır.</em></p>
<p>Kas testiyle pozitif olanları bulup inançları değiştiriyorum.</p>
<p>-Bu olaydan başka ne öğrendin?<br />
<em>Burada çok var cümlesi var ya, sanki bir şey elimde çok olursa onu mahvedebilirim gibi.</em><br />
<em>Zarar vermemek için her şeyin azına sahip olmalıyım.</em><br />
<em>Her şeyden çokça olursa, zarar veririm&#8230;</em></p>
<p>Yerine, bolluk ve bereketin güvenli olduğunu, zarar verme zorunluluğu olmadan da bolluğu deneyimleyebileceğini yükleyerek değiştiriyorum ve kas testi yapıyorum.</p>
<p>Ruhunun kazanımlarına geçiyoruz:<br />
<em>Sanırım, isteklerimi söylemenin zararlı olduğunu anladım. Sonra da, bana bir şey sorulduğunda, örneğin başka bir anıda, 13-14 yaşlarımda hayatımda ilk kez o dönemin lüks bir restoranına götürülmüştüm normalde hiç tanımadığım birilerinin çocuklarıyla, menü geldiğinde &#8220;Fark etmez&#8221; diyerek aslında istediğim yemeği seçmemiştim. Hatta içlerinden birisi &#8220;Menüde fark etmez diye bir yemek mi var?&#8221; diye sorup dalga geçmişti. O günden sonra, isteklerim hakkında diğerlerinden talepte bulunmayı bıraktım. Ve bunun&nbsp;</em><i>yerine gerekirse &#8220;Aç değilim. Bir şey istemiyorum. Fark etmez.&#8221; diyerek geçiştirmeyi ve bazen de susmayı öğrendim.</i></p>
<p>-Geçiştirince ya da susunca ne oldu?</p>
<p><em>Böylece, bir kez daha kimse ya da hiçbir şey benim istediğim şey için zarar görmemiş oldu. Masumiyeti korudum.</em><br />
<em>Ve bir de neyi istiyorsam, başkasından beklemek yerine her zaman çalışıp kendim aldım.</em><br />
-Çalışkan bir insan mısın?<br />
<em>Çok. 18 yaşımdan beri ihtiyacım olan hemen hemen her şeyi kendim aldım.</em></p>
<p>Test:<br />
<i>&#8220;Masumiyeti korumak için isteklerim konusunda yalan söylemeliyim&#8230;</i><br />
<i>Diğerlerinden bir şey istemek, istediğim bir şeyi dile getirmek diğerlerine zarar verir.</i><br />
<i>Ancak diğerlerinden bir şey talep etmezsem&nbsp;çalışkan bir insan olurum.&#8221;</i></p>
<p>-Peki, tüm bunların sonunda ne oldu?<br />
<em>Kimse üzülmedi. Mutlu oldular&#8230;</em></p>
<p>Test:<br />
<em>&#8220;Diğerlerini mutlu etmek benim görevim.</em><br />
<em>Diğerlerini mutlu etmek için susmalıyım, isteklerimi dile getirmemeliyim.<br />
Ancak kendimi suçlu hissedersem masumiyeti korurum, diğerleri mutlu olur.&#8221;</em></p>
<p>Çalıştığım kişi ileri seviye bir Theta Healing uygulayıcısı olduğundan ilave sorular soruyorum. Onun da sormasını istiyorum. Çalışma yüksek benlik ve Yaradan düzeyinde devam ediyor.<br />
<em><br />
&#8220;Ruhumun, sorumluluğu ve idrak sahibi olmayı öğrenmek istediği hissi geliyor.</em><br />
<em>Tarlada sorumsuzca davrandığımızı ve idrak edemediğimizi söylüyor sanki. Yanlış bir şey yaptığımızı hissediyordum ama idrak edememiştim aileler gelene dek.</em><br />
<i>Ve bir de iyilik, zarafet ve saygı hissi geliyor. İyi bir insan olmayı, zarafetle hareket&nbsp;etmeyi ve var olan her şeye saygı duyup özenle gözetmeyi öğrendim bu deneyimden.&#8221;</i></p>
<p>-Öyleyse, bu deneyime bu harika erdemleri sağladığı için teşekkür edip bitirebiliriz.&nbsp;Şimdi, o kapının kapalı durmasının, gücünü tam anlamıyla ele almamanın sana şu ana dek nasıl hizmet ettiğini görüyor musun?<br />
<em><br />
Evet, bu sayede hiçbir canlıya bilerek zarar vermedim. İdraki ve sorumluluk duygusunu kazandım. Çalışkanım. İyi bir insan olmaya çalıştım kendimce. Ve bunları korumak için gücü elime almak istemiyormuşum.</em></p>
<p>-Peki şimdi o kapıyı açıp, gücünü eline alıp hala iyi bir insan olabileceğini biliyor musun?<br />
<em>Elbette!<br />
</em><br />
-İlk adımı nasıl atacaksın?<br />
&#8230; (Bana kalsın 🙂 )<br />
*<br />
Çok fazla mail ve dm alıyorum Theta Healing danışmanlığı için. Bu çalışmayı yazmamın bir tek nedeni var, konumuz her ne olursa olsun, ister bir kaza, ister bir boşanma, ister bir hastalık, parasızlık ya da potansiyelinin altında olduğu duygusu&#8230; Konu her zaman iyiliklerdir.<br />
Biz ruhumuzu geliştirmek için bu dünyaya doğarız. Ve ruh bazen hastalıkla, bazen kıtlıkla, bazen problemlerle deneyimlerden iyilik kazanır.<br />
Bu nedenle, bakış açımız <em>&#8220;Ben bu sorundan kaç çalışmada kurtulurum?&#8221; &#8220;Çalışma kaç para?&#8221;</em> noktasından, ruhum hangi erdemi geliştirmek için bu durumu deneyimlemeyi seçmiş noktasına geçmeli, en azından bu çalışmanın içinde diye düşünüyorum.</p>
<p>*<br />
Biraz kaba bir tabir sayılabilir ama bir astroloji hocam olumsuz etkilerden bahsettikten sonra hep şu cümleyi kuruyor konuşmalarında: <em>&#8220;Allah da sizi kahretmek istemiyor canım. Tekamül edin diye!&#8221;</em><br />
Neden zorlukla tekamül ettiğimizi seminerler ilerledikçe anlıyoruz. Başka yolu yok farkındalığı olmayana.<br />
Ama olana?<br />
Kimse size mucizelerden bahsetmeyebilir. Ama mucizeler var. Her an. Hızır gibi yetişen mucizeler. Ama sadece bunun için alanında izin olana geliyorlar. İzin de, bu gibi çalışmalardan geçiyor işte.</p>
<p>*<br />
Danışmanlıkla ilgili yazı yazmadan, bu son örneği vermek istedim bu nedenle.<br />
Yazının adını en sevdiğim kitaplardan biri olan Çavdar Tarlasında Çocuklar&#8217;dan aldım son anda. Çünkü, her zamanki gibi anlattığım hikaye bana aitti. Çalıştığım kimsenin hikayesini burada yazamazdım 🙂<br />
Bir sonraki yazımda danışmanlıklardan bahsedeceğim.<br />
Sevgiyle&#8230;</p>
<p>Yeliz</p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/karpuz-tarlasinda-cocuklar/">Karpuz Tarlasında Çocuklar</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/karpuz-tarlasinda-cocuklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstedikleri Kişi Olmak</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/istedikleri-kisi-olmak/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/istedikleri-kisi-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Oct 2019 18:02:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=2046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bloğumu takip edenlerin en çok kendimden örnekler anlattığım yazıları okumayı ve öğrencilerin de deneyimlerimi seminerlerde de dinlemeyi sevdiklerini bildiğimden 24 saatlik bir emin miyim sorusuna evet eminim cevabımla birlikte size bir kazma hikayesi daha anlatmak istedim. Yine kendimi ifşa ediyorum, hayırlısı. Dün Instagram hikayemde Eskişehir&#8217;de seminerime gelen Gülçin&#8217;e sınıfta örnek kazma yaptığımı, fibromiyalji konusunda çalıştığımızı [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/istedikleri-kisi-olmak/">İstedikleri Kişi Olmak</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2113" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/10/e418002c21e129aa1e7648a772f78941-300x300.jpg" alt="" width="1000" height="1000"></p>
<p>Bloğumu takip edenlerin en çok kendimden örnekler anlattığım yazıları okumayı ve öğrencilerin de deneyimlerimi seminerlerde de dinlemeyi sevdiklerini bildiğimden 24 saatlik bir emin miyim sorusuna evet eminim cevabımla birlikte size bir kazma hikayesi daha anlatmak istedim. Yine kendimi ifşa ediyorum, hayırlısı.</p>
<p>Dün Instagram hikayemde Eskişehir&#8217;de seminerime gelen Gülçin&#8217;e sınıfta örnek kazma yaptığımı, fibromiyalji konusunda çalıştığımızı ve sonuç olarak da kazma sonrası ağrılarının tamamen geçtiğini paylaştım.<span id="more-2046"></span></p>
<p>Ve bingo, hikayeyi paylaşır paylaşmaz sağ kasığıma bir ağrı girdi. Gece iki sularında Eskişehir&#8217;e gelmiş, molasız 2 şehir ve 4 seminer geçirmiş, iki gün sonra bir diğer seminere yola çıkacak biri olarak zaten bel ve ayak ağrısıyla uyanmıştım, kasık ağrısı tuzu biberi oldu.</p>
<p>Bir buçuk yıl önce o ağrı nedeniyle acile gittiğimde orada bir kist olduğunu öğrenmiş bir daha da doktora gitmemiştim. Ağrısı olmadığından gitmem de gerekmemişti demeyeceğim, biliyorum herkes rutin kontrollere gitmeli. Neyse.<br />
Burada tuhaf olan benim doktora gitmemem değil, o kiste hiçbir çalışma yapmamış olmam. Burada hemen şunu söyleyeceğim, şu an iş olarak seminer düzenleyen ve danışmanlıklar veren birisi olmakla birlikte, kendime yapmak istediğim çalışmalardan asla kaçmadığımı belirtmek isterim. Theta Healing bakış açısı, şifacı kendini şifalandırmamalı ya da şifalandıramaz değil, bilakis şifa senden başlar bakış açısına dayanır. Hatta Vianna&#8217;nın bir örneği hep aklımda, evinde kalabalık bir davet var ve tetiklendin. İlk yapacağın şey, hemen kendine bir on dakika ayırıp içine dönmen.</p>
<p>Ama hepimizin, fark etmeden atladığı konular var bu hayatta. Bu konu benim hayaletim, fark etmeden atladığım. Hem acil bir durum olmadığından ve acı da çekmediğimden, hem de kendi alanımda daha çok çalıştığım ve şifalandığım konuların çok şükür ki sağlık yerine diğer konular olmasından.</p>
<p><strong>Şimdi, önce bu yazıda ne anlatmak istediğimi açıklamalıyım.</strong></p>
<ol>
<li>Bazı konular, aslında gündem olmayı hak etse de, onları görmüyor olabiliriz. Beyin, bizi acıdan uzak ve hayatta tutmak ister. Aslına bakarsanız, acı illüzyonu birçok konunun altındadır.</li>
<li>Baktığımız bakmadığımız her konunun altında bir hizmet vardır.</li>
<li>Her konuya bakmak zorunda değiliz 🙂</li>
</ol>
<p>Bu yazıyı yazma nedenim ise, mini mini theta healerlara bir kazma örneği göstermek, danışmanlık almak isteyenlere ise hangi semineri tamamlamış öğrenciden nasıl bir kazma alabileceklerini gösterebilmek. Diğerlerine de, hoş zaman geçirtmek 🙂 Yani nesi hoşsa 🙂 (Yanlışlıkla geldiyseniz, anı olur devam edin.)<br />
*</p>
<p>Sağ kasıkta minik bir ağrı, yumurtlama dönemi, kist tetikleniyor, ben de şifalanan bir öğrencimden bahsetmişim, buradayım Yeliz bana neden hiç bakmıyorsun, diyor. O an, sana neden bakmıyorum hakikaten, diyorum içimden.</p>
<p>Elimi ağrıyan bölgeye koyuyorum. Konuş benimle diyorum. Kazma gibi bir niyetim yok o an, sadece meraktayım mesajını.</p>
<p><em>&#8220;Kontrol etmek istemiyorum.&#8221;</em> diyor ağrı.<br />
<em>&#8220;Neyi?</em>&#8221; diyorum içimden.<br />
<em>&#8220;Operasyon olmadan iyileşirsem hep dikkat etmek zorunda kalırım. Ben dikkat etmek istemiyorum.&#8221;</em></p>
<p>Daaan diye kalıyorum. Yahu, kistim neyi kontrol ediyor ki bu hayatta?</p>
<p>İçimden bir ses, bulaşma bu konuya diyor. Zaten yorgunum, zaten günlerdir çalışıyorum kendime. Bugün için tek planım, yatak odasındaki yataktan salondaki kanepeye geçip uzunca yatmak. Hadi kalk bir kahve yap da kazma kaynasın diyorum.</p>
<p>Kahvemi içerken, &#8220;ben buradayım&#8221; diyor yine. Susmayacak anladım. Ağrı kesici içmek mi, neyin var diye sormak mı? Normalde içmesem de, uykusuz, yorgun ve 8 saatlik otobüs yolculuğu sonucuyum canım, içilir yani.<br />
Tabii ki sormak seçimim. Diğeri şu an bu bünyeye uyuşturucu. Her anlamda uyuşmaya karşıyım.<br />
Kendimi kazma çalışmasına alıyorum 🙂<br />
*</p>
<p>Başlangıç seminerinde biz 5+2 soruyu öğretiriz kazma çalışmasında. Amaç bu sorularla kök inanca neden olan olayı bulmaktır. Yani bir olay ararız, çalışmamızda ve olayın kazanımı olan kök inancı.<br />
İleri seviye seminerinde, sorulara zorunluluk bırakmalar ve hizmet eklenir. Yani, kazma çalışmasında sadece his yüklemesi yapmayız, kişinin zorunluluk hislerini de alırız, kazmadan kök inanca geçer, hizmetine odaklanırız.<br />
Derin kazma ise gelir duygundan seni alır. Hızlıca seni olaya götürür, hepsinin üstüne çıkarsın o en üstte erdemleri bulursun aşmak istediğin konuda. Sonra da şöyle dersin,<br />
&#8220;Vay be, bu iyilik için, bu erdemler için ben bu acıyı çekiyormuşum! Vay arkadaş!&#8221;<br />
*</p>
<p>Tek bir soru sormadan beni sadece bir dakikada olaya götürüyor o ağrı. Neden ona bakmadığım sorusunu sorduğumdan, bana neden ona bakmadığımın yanıtını vermek istiyor.<br />
*</p>
<p><em>Bir bayram günü. Gitmeyi çok sevdiğim bir akrabamın evindeyim. Uslu uslu koltukta oturuyorum. Ev güzel, onlar da tatlı, sakin, munis insanlar. Her zaman evlerinde güzel tatlılar var. Ev, mütevazi ama konforlu. Mobilyalar özellikle çok güzel. -Hay Allah, kistim bu bayram el öpmesinde ne yapıyor!-</em></p>
<p>Babam buraya gelmeden önce gergin, sinirli. O zamanki algım, babamın işinde başarılı olduğu için böyle olduğu. Yani <strong><em>&#8220;başarılı erkekler gülmez, somurtur, konuşmaz, ciddilerdir, duygularını belli etmezler&#8230;&#8221;</em></strong> Bunlar babama bakarken oluşturduğum kök inançlar. Dolayısıyla, onlar yerinde olsa, yani değiştirmemiş olsam, hayatımda hep böyle erkekler olacak. Güç sahibi ama sinirli. Baba figürü, bana Maslow&#8217;un ihtiyaçlar piramitindeki birçok ihtiyacımı veriyor. Al sana bir de <em>g<strong>üç temasını duygusuz, sinirli, somurtkan ve iletişime kapalı erkeklere verme ihtiyacı</strong></em><strong>.</strong> Neyse ki, alanımda bu inanç da yok.</p>
<p>Oradaki görevim, uslu uslu oturmak, bana sorulan sorulara cevap vermek, arada mutfağa gidip ayak altında dolanmadan içeridekilere su götürmek gibi. Her davranışımı, her cümlemi kontrol etmeliyim. Ve susmalıyım, çünkü çocuğum. Ve aslında çok sıkılıyorum. Sıkıntıdan patlıyorum. O koltuktan kalkmak, oynamak, eğlenmek istiyorum. Ama sıkıysa yap.<strong><em>(&#8220;Çocuklar susmalıdır. Sevilmek için davranışlarımı ve sözlerimi kontrol etmeliyim. Ancak, onların istediği gibi davranır ve uslu durursam sevilirim.&#8221;&nbsp;yine konuşan kök inançlar)</em></strong></p>
<p>Buraya kadar başlangıç semineri kazması. Hadi biraz ilerleyelim.<br />
*</p>
<p>Uslu uslu oturup onların istediği gibi davranırken bir güzellik oluyor. Babam &nbsp;ondan büyük&nbsp;akrabasıyla konuşmaya başlıyor. Bambaşka bir tonda, içinin güzelliğini görüyorum. Ne kadar bilge bir adam olduğunu görüyorum o zamanki aklımla.<br />
Ve sohbetten o kadar keyif alıyorum ki (şu an düşününce gerçekten tuhaf, konular kötüye giden ekonomi, başbakan, siyaset, dolar, mark, iflaslar, belediyecilik gibi temalarken&#8230;) sırf daha fazla dinleyebilmek için, neredeyse nefes alışımı bile kontrol ediyorum, sessizleşiyorum, hiçbir şey bu konuşmayı bölsün benim varlığımı görsünler istemiyorum. Artık o koltuktan kalkmak istemiyor içim. Aksine, koltuğun kendisi olayım da dinleyeyim hiç duymadığım bu konuşmaları.</p>
<p>Burada zorunluluklara temas ediyorum, bazısı: Sevilmek için uslu durmak, onların istediği gibi davranmak, nefes alışını bile durdurmak, gücü erkeklerde arama, erkek gibi konuşma, gücü ve bilgeliği ciddi konularda aramak ihtiyacı&#8230;</p>
<p>Peki iyiliklere geçelim, ruh ne kazanıyor burada?<br />
Bilgelik ve fayda kazanıyor her şeyden önce. Oradaki o bilgiyi alıp sonra okulda arkadaşlarına hiç bilmediği anlarda satıveriyor 🙂 &nbsp;Okulda, kompozisyon yarışmalarında, öğretmenlerinin gözünde güç elde ediyor.</p>
<p>Sonra tabii şu zorunluluk gelişiyor, bilgeliği, güçlü kişiliği geliştirmek için sessiz kalma, kenarda köşede kalma, konuşmaların muhattabı değil de tanığı olma, bilgelik için katlanma, bilgelik için oyunlardan, arkadaşlardan, neşeden, dişilikten vazgeçme&#8230; Bilgeliği sadece kendini kontrol ederek ve otoritenin kendisini kontrol etmesine izin vererek, sürekli dikkat ederek öğrenme gibi&#8230;</p>
<p>Hepsini tek tek serbest bırakıyorum. Özgürleştiriyorum alanımı. Kendim için alanımda, kolaylıkla bilgeliğe giden yola alan açıyorum.</p>
<p>Kazmanın sonrası daha da sürprizli devam ediyor. Ama burada daha fazlasına gerek yok 🙂<br />
*<br />
Ve sonunda şunu anlıyorum.<br />
Babamın/Otoritenin bilgeliğini ancak susarsam görüyorum, ancak, kendimi onların istediği doğrultuda kontrol edersem, ancak kontrol edilirsem. Yani ancak onları memnun edersem.<br />
Ve artık ne susmaktan ne de kontrol edilmekten yana bir eğilimim var.</p>
<p>Başa dönersem&#8230; Kistime bakmama engel inançlarım varmış alanımda,&nbsp;hiç bakmadım, çünkü oraya bakarsam şifalanabilir. Theta Healing, mucizevi şifalar yaratan bir teknik. Kaynağı ise Yaradan. Yaradan ise, zihinlerimizde bir otorite. Çocukken, bazen babanı onun yerine bile koyduğun 🙂 Yakaladınız değil mi?</p>
<p>Şimdi sahip olduğum o programlar diyor ki, Yeliz kisti şifalandırması için Yaradan&#8217;dan şifa isteyebilirsin, onun bilgeliğine ulaşabilirsin ama karşılığında onun istediği gibi olmak zorundasın. Şimdiye dek seni hep şifalandırdı ama bu sefer büyük bir şey isteyeceksin, karşılığında operasyon geçirmeyeceğin. Ondan şifa istemek yerine bir doktordan iste, böylece zamanında babanın olmanı istemediği kişi olmaya devam edebilir, bir koltukta oturma ve susma zorunluluğun olmadan eğlenebilirsin.</p>
<p>Burada bilmem gereken, benim zaten her halimde onun sevdiği, gurur duyduğu, parçasını taşıyan olduğum, cezalandırılma, kontrol edilme zorunluluğum olmadan da onun beni sevdiği, gurur duyduğu ve onun sevgisine, şifasına izinli olduğum. Hem neşeli bir insan olup hem de bilge biri olabileceğim.<br />
*</p>
<p>Hayatımızı yöneten, o yüzde 88&#8217;lik alandaki kayıtlarımız muazzam.<br />
İçimizde, hem müthiş bir potansiyel hem de direnç var. Direnci bu çalışmalarla yendiğimizde inanıyorum ki, inandığımız kaynaktan alanımıza akan şifa, herbir hücremizi baştan yaratıyor.<br />
Kasığından naber derseniz, ağrım sızım artık yok. Kist orada mı, olabilir. Çünkü o konuya değil neden o konuyu görmezden geldiğime baktım henüz. Ayrıca, belirtmek isterim, Theta Healing, benim için en çok bir idrak tekniği. Bir rahatsızlıkta elbette gideceğimiz yer doktorlarımız. Burada baktığımız tek şey o rahatsızlıktan ruhun kazanımı, rahatsızlığın duygusal rezonans alanı. Bazen ruhun kazanımını anladığımızda şifa kendiliğinden gelir. Bazen de anlasan bile o operasyonu geçirmen gerekebilir. İçinde bulunduğumuz dünyada, ne mucizeleri ne de yasaları es geçmekten yanayım. İşin aslı, bu ikisinin bir gün birlikte olacağına, şifayı mucizeler ve yasalarla gerçekleştireceklerine de inanmaktayım.</p>
<p>Sevgi ve şifayla&#8230;</p>
<p>Yeliz</p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/istedikleri-kisi-olmak/">İstedikleri Kişi Olmak</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/istedikleri-kisi-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sezgi</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sezgi/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sezgi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 23:42:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=2022</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sezgiler, orada bir yerde açılmayı okunmayı bekleyen mektuplar gibiler.Nasıl oldu da, her şeyi sadece zihnimize indirgeyip içimizdeki o bilgelik haline isimler takmayı başardık? Hazımsızlık, çok yemek, uykusuzluk dedik alanın okuduğu o sezgiye. Korkudan mı? Tolunay&#8217;la konuştuk geçen, Merkür akrep transitinden. Kolektif bilinci anlatan 12. evimden geçiyor, kaldı ki doğuştan da merkürüm (zeka/iletişim) uranüsle (ani değişim/üst [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sezgi/">Sezgi</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2118" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/10/209375_orig-300x225.jpg" alt="" width="1000" height="750" /></p>
<p>Sezgiler, orada bir yerde açılmayı okunmayı bekleyen mektuplar gibiler.<br />Nasıl oldu da, her şeyi sadece zihnimize indirgeyip içimizdeki o bilgelik haline isimler takmayı başardık? Hazımsızlık, çok yemek, uykusuzluk dedik alanın okuduğu o sezgiye. Korkudan mı?</p>
<p><span id="more-2022"></span></p>
<p>Tolunay&#8217;la konuştuk geçen, Merkür akrep transitinden. Kolektif bilinci anlatan 12. evimden geçiyor, kaldı ki doğuştan da merkürüm (zeka/iletişim) uranüsle (ani değişim/üst zeka/delilik-dahilik) orada. Çok teknik içermeyecek ama, yukarıdan, kolektiften bir anten gibi bilgiyi, bilgeliği, kehaneti alabilmek demek bu. Üstelik akrep gizlilik, bilinmeyen, okült konular demek. Yani benim yaptığım işi yapanlar için, ejderhanın hazinesine ulaşmak. Not alsana sana gelenleri, dedi. Tamam, dedim. Sonra biraz YouTube vs. konuştuk. Birden şu cümleler çıktı dilimden sıradan bir şekilde.</p>
<p><br /><em>&#8220;Düşünsene küçük adımlarımızı. Bir YouTube kanalı açmak, aslında küçücük bir adım. Ya da senin bir projeye başlaman. Ama yukarıdan bakıldığında, kim bilir nasıl büyük adımlar bunlar. Nasıl gurur duyulası büyük girişimler.&#8221;<br /></em>Bunlara yakın cümleler kurarken anladık ki konuşmaya başladı transitim. 🙂</p>
<p> </p>
<p>Öte yandan şöyle hayal ettim, beşinci seviyede ruhsal aile ya da yüksek benlik, sonunda bir erdemi geliştirmeyi seçti diye neşe içinde. Ben dünyada bir şey yapmadım sanırken, yukarıda kutlama, şenlik.</p>
<p> </p>
<p>Bir Michael Newton yazısında okumuştum, bunu uzunca videoyla anlatırım belki. Bir adam öldükten sonra yüksek benliğine ballandırarak bu dünyadaki başarılarını anlatıyordu. Yüksek benlikse tek bir başarısından bahsediyordu. O da ağlayan hiç tanımadığı bir kadına nasılsın dediği andı&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Sezgiler dedik. Hepimizde yüksek bu dönem. Ama nasıl yorumlayacağımızı bilemediğimizden belki, öylece durup duruyoruz. Babam geliyor aklıma.<br />Babam ne zaman ailede bir ölüm yaşanacak olsa (ki hep sürprizliydi ölümler) bir gece öncesinde hastalanırdı. Öyle böyle değil, sessizlikte uzanıp yatmak, sanki kendisi gidecek gibi.</p>
<p> </p>
<p>Bir haftadır doğru düzgün uyuyamıyorum, ki uyku hassas karnım ve vazgeçilmezimdir. En son neden diye sormak aklıma geldi Theta&#8217;da. Yanıtı geldi, bilinçli zihnimin hiç önemsemediği, bence son derece önemsiz bir bilgiyi alanım biliyordu. O bilginin bir yerde yola çıktığını. Zihnim, öteledi. Ama tabii ki, alanım doğru okudu.</p>
<p> </p>
<p>Tecrübem, bir bilginin, bir olayın, bir deneyimin alanımıza dünyada onu deneyimlemeden girdiğine inanıyorum. Her defasında da, aynı cümleyi kuruyorum. Bir şey oldu, bir şey oluyor.</p>
<p> </p>
<p>En son bu duyguyu temmuz ayında yaşadım. İki tutulma arası gökyüzü tam şenlikliyken, içim yanmaya başladı. Öyle bir his ki, yanıyorum sanki kokusu gelecek. İçimde yaşamlar yanıp ölüyormuş gibi, dumanı gözlerimi yakıyor gibi bir his. Bir his ki bana ait değil. Eşzamanlı bir his geldi içime, o his şöyle dedi: <em>&#8220;Her bir öğrencin için Tema&#8217;ya fidan bağışı yap.&#8221;</em> Hemen bağışları gerçekleştirdim geriye dönük ve bundan sonra da bağışlama kararı aldım. Zihnim şöyle dedi, theta healing&#8217;te en çok yaptığın şey köklenmek, anlattığın tüm örnekler köklenmek üzerine, fidan öğrencilerin köklensin diye geldi. Çok mantıklıydı. Kendi içimde böyle diyerek konuyu kapattım.<br />Sonra kardeşim mesaj attı, abla içim yanıyor, sence neden diye. Benim de yanıyor ama iyi düşünelim dedim. İkimiz de korku içinde bir şeyin gelmesinden tereddütle, bekledik yangının sönmesini. Ertesi gün söndü ama İzmir&#8217;in kocaman bir alanı yanmaya başlayıp günler sonra sönerek, canlar, yaşamlar, ağaçlar kül oldu.<br />Anladım ki hisler, kolektiften de alana iniyormuş. Her his, her zaman bize değilmiş. Çünkü, biz ve onlar, ben ve sen diye bir ayrım enerjide asla yoksa&#8230;Sonra da, aklıma geldi, bir arkadaşımın annesi ne zaman dünyanın bir yerinde Tsunami olsa bunu hissediyordu. Bir başkası depremleri hissediyordu.</p>
<p> </p>
<p>Biz harika reseptörlere sahip bünyeleriz.<br />-Peki nasıl unutuyoruz sizce?-<br />Theta Healing, tüm bu bilgiyi alabilme yoludur. Taç çakrada, tıkanık süzgeç alanları (kısıtlı programlarımız) temizlendikçe, alana iniverir o bilgi. Ama programlar duruyorsa, ya uzaylı gibi dolaşır ya da okuyamayız o bilgiyi.</p>
<p> </p>
<p>Bir başka aldığım bilgide de, bedenimiz hayır yanıtını verirken zihnimizin hayırın nedenlerini yargıç gibi öne çıkarmasından dem vuruyordu. Bir örnek, bir yere gitme sözü verdin ama birden içinde bir his belirdi, gitmiyorsun. Modern yaşam, ilişkilerin senden bir açıklama bekler. Oysa, alanındaki bilgi mantığa tamamen ters bir şekilde gitmemeni sağlamıştır. Mantığa uygun açıklama yaptığında sezgini susturursun. Yapmadığında da sosyal çevreni kaybetmez misin? Al sana dilemma.</p>
<p> </p>
<p>Ruhun bildiğini zihin en son kabul eder diyerek kapatmaya niyetleniyorum yazımı. Ruh bilir, zihinse deneyimledikten sonra zaten biliyordum deyiverir. Zihnin her şeye bir şeyi vardır.</p>
<p><br />Ruhun bilgisine, alanlarımızın sezgisine saygıyla&#8230;<br />Dünden beri kulağıma sanki denizin, rüzgarın ya da İzmir&#8217;in fısıldadığı ama henüz anlamını bilmediğim o cümleyle:<br /><em>&#8220;Olan oldu, her zaman olan olur.&#8221; </em></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sezgi/">Sezgi</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sezgi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sık Sorulan Sorular: Theta Healing</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sik-sorulan-sorular-theta-healing/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sik-sorulan-sorular-theta-healing/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2019 10:59:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1990</guid>

					<description><![CDATA[<p>En çok soru aldığım konu elbette Theta Healing. Bazen yanıtlamam zaman alabiliyor. Sürekli seyahat etmem bir yana, Instagram’da doğrudan gelen mesajların çokluğu, telefonumdaki mesajlar ve mailler bazen yetişemeyeceğim kadar fazla oluyor. Bu nedenle, hem toplu halde aldığım soruları hem de sık gelen mesajları burada yazacağım. Çok heyecanlı, hadi başlayalım! Theta Healing seminerleri online/uzaktan alınabilir mi? [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sik-sorulan-sorular-theta-healing/">Sık Sorulan Sorular: Theta Healing</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2124" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/09/thetahealing-basic-dna.png" alt="" width="1000" height="709">

En çok soru aldığım konu elbette Theta Healing. Bazen yanıtlamam zaman alabiliyor. Sürekli seyahat etmem bir yana, Instagram’da doğrudan gelen mesajların çokluğu, telefonumdaki mesajlar ve mailler bazen yetişemeyeceğim kadar fazla oluyor. Bu nedenle, hem toplu halde aldığım soruları hem de sık gelen mesajları burada yazacağım.

Çok heyecanlı, hadi başlayalım!<span id="more-1990"></span>
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Theta Healing seminerleri online/uzaktan alınabilir mi? Bir günlük seminer olur mu?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></i></b></li>
</ul>
Mayıs 2020 itibariyle, tekniğin ilk üç semineri online olarak alınabilir.

İlk üç aşamadan bahsetmem gerekirse, başlangıç semineri olan Basic Dna 3 gün, ardından alabileceğiniz Advanced Dna 3 gün ve Derin Kazma Semineri (Dig Deeper) 2 gündür. Hepsi sıralı olarak alınabilir ve eğitmen belirttiğim sürelerin altında bir seminer süresi belirleyemez.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Neden 3 gün sürmelidir?</i></b></li>
</ul>
Tekniğin kurucusu Vianna Stibal, bize “Öğrencileriniz zaten bu bilgileri biliyorlar ve sizin tek amacınız hatırlatmak” der. Aslında, bu cümle sadece Theta Healing tekniğine ait değildir, bütün kadim öğretiler bize öğrenmek olmadığını sadece hatırlamak olduğunu ve ruhun zaten her şeyi bildiğini söyler. Hatırlatmak için, seminerlerden süresinde 3 uyku döngüsü çok önemlidir. İşte neden 3 gün olduğunun yanıtı. 🙂

Ayrıca, eskiden başlangıç semineri olan Basic Dna 10 gün kadar sürermiş. Ancak, bu semineri alan kişi sayısı arttıkça insanlar çok daha hızlı hatırlamaya başlamış. Bu nedenle Vianna, belki öyle bir gün gelecek ki sadece 1 gün sürecek ve hatta belki öyle bir döneme geçiş yapacağız ki, insanların bu bilgiyi hatırlamak için seminerlere katılmasına bile bir gün gerek kalmayacak, demişti. Ama şimdilik 3 günde ancak ilerliyoruz 🙂<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>
<ul>
 	<li><b><i>İyi bir uygulayıcı olmak için bütün seminerleri almalı mıyım?</i></b></li>
</ul>
Böyle bir kural kesinlikle yok. Alınması şüphesiz muhteşemdir ama çok sayıda seminer var.
3 ana modülü aldıktan sonra ilgi alanınıza göre birçok farklı konuya yönelebilirsiniz.
Örneğin, ideal kilo, ruh eşi, hastalıklar ya da sezgisel anatomi gibi. Ama zorunda mısınız? Elbette hayır!

Ben seminerlerimde de öğrencilere sonraki semineri alın demekten yana değilim. Bakış açım, bu bir araç ve benim hayatımı dönüştüren, her saniye kullandığım, her konuda “Bu konuda Theta Healing’le ne yaparımı” artık düşünmeden bile bulduğum, bu teknikle tanıştığıma şükrettiğim, büyüleyici, kolaylaştırıcı, hızlı bir araç. Herkes için olmayabilir. Bundan doğal ne olabilir? Kör adamlar ve fili anlattım geçen yazımda. Dünyada milyonlarca yol ve teknik var senin kendini dönüştürebileceğin. Sadece deneyerek bilebilirsin. Denedin ve sevdin… O zaman zaten kendiliğinden sonraki seminerleri almak isteyebilirsin. Hayatını kolaylaştıran, seni hafifleten bir tekniği elbette ilerletmek isteyebilirsin.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>
<ul>
 	<li><b></b><b>Seminerden önce kitap okunmalı mı? Hangi kitapları önerirsiniz?</b></li>
</ul>
Vianna Stibal’ın başlangıç seminerinde “Sıradışı Bir Enerji Yaklaşımına Giriş” kitabını, ileri seviyede ise &#8220;İleri Seviye Theta Healing&#8221; kitabını seminerlerde hediye ediyorum. (Bu bir eğitmenin yükümlülüğü aynı zamanda, çünkü seminerin tamamlayıcısı bu kitaplar.)

Kitaplar aynı zamanda tüm kitapçılarda satılıyor. Bazı öğrenciler gelmeden önce okumayı tercih ediyor ve seminerde de iyi ki öyle yapmışım, çok rahat oturdu konular diyorlar. Bazısı ise, iyi ki okumadan gelmişim, en iyi böyle anlardım, okusam anlamaz ve gelmezdim, diyorlar. Sorunun yanıtı, oldukça kişiye özel 🙂

Ben eğer öğrenci adayı bu seminere katılıp katılmama konusunda çok kararsız ise, o noktada “İstersen kitabı al ve biraz bak bakalım, içini ısıtacak mı okudukların” diyorum. Bunun dışında, herkesin kendi seçimi 🙂
<ul>
 	<li><b><i> Kitapları okuyarak tekniği uygulayabilir miyim?</i></b></li>
</ul>
Kitapları okuyarak tekniğin bakış açısını anlayabilir ve seminer almanız durumunda neleri başarabileceğinizi öğrenebilirsiniz ancak, özellikle bahsettiğimiz theta dalgasında kalmak eğitmen eşliğinde bir süreç gerektirdiğinden kitabı okuyup çalışmaları denediğiniz halde yapamama ihtimaliniz yüksektir.

Ayrıca, bilgiler ortada olmakla birlikte, püf noktaları seminerlerde verilir ve çalışmalar eğitmenin gözetimi altında güvenle uygulanır.
<ul>
 	<li><b><i>Bugüne dek hiçbir ruhsal çalışmaya katılmadım, benim için seminer uygun mu?</i></b></li>
</ul>
Elbette. Tekniğin böyle bir önkoşulu yok. Nasıl ki, biz bedeni deneyimleyen bir ruhsak, tüm deneyimlerimiz bir bakıma ruhsal değil mi öyleyse? Burada sadece sistemli olarak bazı çalışmaları deneyimleme yolunu seçiyoruz ve kısa yollar öğreniyoruz.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Tekniğin herhangi bir önkoşulu var mı?</i></b></li>
</ul>
Yaptığımız çalışmalar saf bir niyetle ilerlemek olduğundan, önkoşul olarak inancı söyleyebiliriz. Birçok dinde farklı isimle anılsa da Theta Healing inancımız doğrultusunda Yaradan’ın varlığına dayalı bir tekniktir.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Herkes theta dalgasına uyumlanabilir mi?</i></b></li>
</ul>
Elbette, bu zaten doğal olarak deneyimlediğimiz bir şey. Theta beyin dalgasına günlük hayatımızda uykunun ilk evreleri ya da öncesinde, bilinçsiz olarak geçiyoruz. Ben bazen seminerin farkını şöyle yorumluyorum, istediğiniz her anınızın eşref anınız olması gibi bir şey 🙂
<ul>
 	<li><b><i>&nbsp;Seminer ücretleri nasıl?</i></b></li>
</ul>
Seminer ücreti dünya genelinde minimum bir tutarda, dolar bazında belirlenmiştir, altında seminer düzenlememiz yasaktır. Bu minimum tutarın üstüne çıkmak eğitmen inisiyatifinde olduğundan ücret bilgisi için mail göndererek daha net bir bilgi almanızı öneririm.
<ul>
 	<li><b></b><b>Seminerler neden ücretli?</b></li>
</ul>
Kimse özel olmadığı ve ruhsal ve maddi dünya arasında bir fark olmadığı için. 🙂

Kimse özel değil, kimse seçilmiş değil, kimse kahraman değil, kimsenin görevi kimseyi kurtarmak değil! Birilerini, kurtarıcı, gönüllü olarak görme algımız bizi ilerlemekten alıkoyuyor.

Herkes, bir yolda ilerlemek için çaba harcıyor, zaman ayırıyor, kitaplar okuyor, deneyim kazanıyor, seminerlere katılıyor. Sonra, diğer insanlar da tamamen eşiti olarak o yolu seçmeye gönüllü olabiliyor.

Ödediğiniz ücret, ruhsallık adına ödenen bir ücret değil. Kişinin size ayırdığı zamanı deneyimlemek için ödenen bir tutar.

İnsanların, makyaj malzemesi, çanta, ev dekorasyonu ya da bilgisayar oyununa ödemekten gocunmadıkları ücretleri, ruhunun dilini anlamak, hayatındaki çözümsüz gibi görünen konulara bir ışık tutup farkındalık kazanmak için ödememesi &#8211; sadece bu teknik için konuşmuyorum- zaten ne kadar zor zihinsel sınırlar ve kişisel değer anlayışı ile yaşadığımızı açıklıyor ne yazık ki.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Nasıl eğitmen olunur?</i></b></li>
</ul>
Tekniğin eğitmeni olmak isterseniz, kurucusu Vianna Stibal’dan (ya da bazı ülkelerde oğlu Joshua’dan) eğitmenlik eğitimi almalısınız.

Bu eğitime başvurmak içinse, ilk üç modülü yani Basic dna, Advanced dna ve Derin Kazma’yı uygulayıcı olarak tamamlamış olmanız gerekir. Ardından da, sırasıyla tek tek eğitmenliklerini alabilirsiniz.

Vianna, zamanının neredeyse tamamını dünyayı gezip eğitmenler yetiştirerek geçiriyor. Ben Basic dna ve Advanced dna seminerlerini Atina’da, Derin Kazma eğitmenliğini ise Valencia’da aldım.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

Ve güzel haber: Vianna, ilk kez Türkiye’ye geliyor! 2020 nisanda Türkiye’de olacak ve eğitmenler yetiştirecek. Bu fırsat, bizim olmasını canı gönülden dilediğimiz, büyük bir fırsat ve uzun yıllardır bekleniyor. 🙂
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Eğitmen olmak için akıcı bir İngilizce’ye sahip olmam gerekir mi?</i></b></li>
</ul>
Vianna, konuları oldukça anlaşılır bir şekilde anlatıyor. Ama yine de neredeyse her ülkedeki seminerlerinde Türkçe çevirmenler de görev alıyor. Dilerseniz, çevirmen desteğinden yararlanabilirsiniz.
<ul>
 	<li><b><i>Seminer öncesi bireysel danışmanlık almam uygun mudur?</i></b><span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></li>
</ul>
Eğer hayatınızda, altındaki nedenleri ele almak ve farkındalık kazanmak istediğiniz önemli bir konu varsa, elbette deneyimleyebilirsiniz. Ya da seminere gelip kendi üzerinizde çalışmayı seçebilirsiniz.

Şöyle bir fark olabilir, benden bir danışmanlık aldığınızda, aldığım tüm seminerlerin ve yapmış olduğum danışmanlıkların bakış açısıyla daha derin bir yöntemle çalışma yapıyorum. Bu bir kısa yol olabilir.

Ama bence, kişinin adım adım kendisi üzerinde çalışması da keyiflidir.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

Tamamen, konunuzun aciliyet derecesi ve seçiminiz 🙂
<ul>
 	<li><b><i>Kazma çalışmasının ismi çok geçmekte, tam olarak nedir?</i></b></li>
</ul>
Tekniğin temelidir desem abartmış olmam.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

Kazma çalışması, şu an hayatınızda çözmek istediğiniz herhangi bir konuya dair farkındalık sağlamanızı amaçlayan derin ve ilginç bir çalışmadır.

Sorularla, adım adım duygularınızı da izleyerek konunun ortaya çıktığı zamana ve olaya uzanırız.

Bu genellikle, hayatın ilk dönemlerinde deneyimlenmiş bir durum olabilir, ama geçmiş seviye dediğimiz kolektif anılara, atalar seviyesi olan genetiğe ya da ruhun getirdiklerini bize anlatan ruhsal seviyeye de uzanabilir.

Başlangıç seminerinde, kazma çalışmasına sadece giriş yapılır.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

İleri seviye seminerinde ise, başlangıç seviyesindeki kazmanın ilerisine ve kazanımlarına gidilir.

Üçüncü aşama olan derin kazma ise, başlı başına kazmayı derinleştiren bir seminerdir. Daha derin kaz seminerinde, kazma ileri seviyenin kazanımlarından da uzaklaşarak erdemlere kadar uzanır. Atalarla ve geçmişin anılarıyla da bağ kesilir.

Derin kazma, kazmanın en üst versiyonu ve bambaşka bir bakış açısıdır.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Yaratımlar yapmak istiyorum, Theta Healing ile mümkün müdür?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></i></b></li>
</ul>
Elbette. Önce yaratım nasıl yapılır ve yapılmaz, onu öğrenerek başlıyorsunuz seminere. Ben genellikle şöyle diyorum, iyi ki bunca zaman yaratımlarımız gerçekleşmemiş. Sonuçta, hala biz “Beni kimseye muhtaç etme.” “Sevgilim beni terk etmesin.” “Bana zor bir müdür verme.” “Borç verme” “İşsiz kalmayayım.” “Hasta olmayayım.” gibi olumsuz cümlelerle yaratım yapıyorsak, biri daha fazla ilerlemeden bizi durdursun 🙂<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Bunca zaman olumlamalar yaptım, kitaplar okudum ve bakış açımı değiştirdim ama sorun çözülmedi. Theta Healing bu konuya nasıl bakıyor?</i></b></li>
</ul>
Bu bahsedilen çalışmaların içinde olmasam da sanıyorum ki hepsi muhteşemdir. Ama bir yaramız varsa, o yaranın tam ters kutbundaki cümleler kanamasını engellemeyebilir. Farz edelim ki, kişiye okul hayatı boyunca kendisini öğretmen ve arkadaşları tarafından değersizlik hissine neden olacak olaylar yaşatıldı. (Dışlanma, alay, vs.) Burada, olumlamanın ötesinde ele alınması gereken bir durum/olay vardır. Kişi her sabah uyandığında, ben değerliyim olumlamasını yapsa da, onun bunu içselleştirebilmesi için o olayla/durumla doğru bir şekilde yeniden temas etmesi ve daha köklü bir çalışma yapması gerekir diye düşünüyorum.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Başlangıç seviyesi alanlara neler önerirsiniz?</i></b></li>
</ul>
İleri seviye seminerine katılmak isterseniz önünüzde değerlendirebileceğiniz 5 yıl var, öncelikle o bilgi ile başlayayım. 5 yıl içinde ikinci semineri alabilirsiniz, ancak süre uzarsa, başlangıç sertifikanızı yenileyerek ilerleyebilirsiniz, çünkü teknik yaşayan, dönüşen ve zaman içerisinde gelişen bir yapıda.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

Kişisel önerilerim ise, mazeretlere sığınmadan kendiniz üzerinde çalışmalar yapmanız. Sonuçlara bağımlı olmadan, alkış beklemeden ilerlemeniz. Kazma çalışması, beden taraması gibi konuları sıklıkla kendinize ve diğerlerine uygulamanız.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

İlk başlarda, theta frekansında uzun kalamadığınızı hissedebilirsiniz, bunu bir kas gibi düşünün ve her gün deneyimlemek için bilinçli çaba harcayın. Böylece kuşkunuz olmayacaktır, zaten bu semineri tamamladıysanız en başta da kuşkunuz olmasın 🙂
<ul>
 	<li><strong>Advanced dna seminerini hemen almalı mıyım? 3 seminer üst üste alınabilir mi?</strong></li>
</ul>
Tamamen size bağlı. Basic dna iyice otursun sonra alayım derseniz, araya fazlaca bir zaman koymuş olabilirsiniz çünkü ikinci seminer ilkinin tamamlayıcısı ve daha iyi/uzun bir theta dalgasına ulaşmamız için yemin, sözleşme, antlardan arındığımız bir seminer.

İsteyenler, ben büyük resmi görüp anlarım diyenler ya da zaman yönünden sıkıntı çekenler&nbsp;art arda elbette alabilir.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Eğitimden sonra bağlantımız devam ediyor mu?</i></b></li>
</ul>
Her seminerde WhatsApp grupları kuruyorum ve öğrenciler sonrasında da birbirleri ile iletişim içinde olabiliyorlar seçerlerse. Ben de gruplarda olmakla birlikte, öğrenci ve danışan sayısının çokluğundan ve mesajlaşma yoğunluğundan günlük sohbetlerin içinde değilim. Teknik olarak içinde olmam grup çokluğu ve iş yoğunluğumdan da mümkün değil. Ama acil ve önemli durumlarda yanıt veriyorum.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Öğrencilerinizin gelişimini değerlendiriyor musunuz?</i></b></li>
</ul>
Hayır, elbette. Benim ya da bir başkasının ne haddine! Bunun düşüncesi bile çok büyük hadsizlik olur.

Herkesin gelişimi farklı, herkesin yolu farklı. Kimi, seminerden sonra çok büyük dönüşümler elde eder, hepsi gözle görünür. Ama bir diğeri belki sadece haftada bir kez çalışma yapabilir, hayatında elle tutulur değişilikler olmasa da içte bir şeyler değişmektedir ve onun hayat öyküsü baz alındığında, bu bir kez yaptığı çalışma büyük bir dönüşüm demektir.

Bu bir yarış değil, tamamen kişisel bir yol. Sadece kişi ve yolu arasında…
<ul>
 	<li><b><i>&nbsp;Theta Healing’in hayatınızdaki en büyük artısı sizce ne?</i></b></li>
</ul>
Zaman, dünyasal bir algı ama bizi sınırlandıran bir algı da aynı zamanda. En büyük artısı, zaman kazanmak derim. Biz bir mesajı alana dek o konu ile ilgili dünya bakış açısıyla sınav dediğimiz deneyimler yaşayabiliriz. Oysa, mesajı ilk uyaranda almak hatta ona bile ihtiyaç duymadan okuyabilmek, zaman kazandırır.

İkincisi, kendimi keşfetmek diyebilirim.Theta Healing öncesi, sürekli neden soruları soran bir insandım. Aldığım yanıtlar huzur bulmama yetmiyordu.

Örneğin, neden şimdi o cümleyi kurdum, neden istediğim zammı alamadım, neden bu korkum var, neden o kişi ile aramda bu sorun oluştu, neden çok istediğim dua ettiğim halde bu konu hayatımda gerçekleşmiyor gibi… Meğer ben kazma çalışmasını ve yaratım tekniklerini arıyormuşum ve bu soruların yanıtını buldum. Küçüğü büyüğü olmadan mucizelerle hem de. Bu mucizeler de aslında en çok daha inançlı bir insan olmamı sağladı diyebilirim. Bunu birçok öğrenci de dile getiriyor, aslında bu çalışmalar bizi Yaradan’la ve her şeyin mümkün olduğu, sınırların sadece zihnimizde olduğu algısı ile yüzleşmemize ve özgürleşmemize neden oluyor.

Saatlerce kazanımlarını yazabilirim ama özetle, olaylara/kişilere/durumlara bambaşka bir bakış açısı ile bakmamı sağlaması en büyük üç artısı 🙂

*

Şimdilik bu kadar. Sorular geldikçe eklemeler yaparım.
Sevgiyle&#8230;The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sik-sorulan-sorular-theta-healing/">Sık Sorulan Sorular: Theta Healing</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sik-sorulan-sorular-theta-healing/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>V4: Seçen Her Zaman Dişidir</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 22:03:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1952</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendini bulmayan biri, &#160;hayatı hakkında söz sahibi olabilir mi? Kendini bilmeyen, ne istediğini bilmeyen, önüne sunulan iki seçenek için minnet edip ikisinden birini seçmeyi özgürlük sanan biri tırtıldan kelebeğe dönüşebilir mi? Peki nedir bu kendini bulmak? Kaybedeni çok da bulanı hiç olmuş mu? Yoksa, hayat her adımımızda onu bulmamız için bize yardım eden bir yolculuk [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/">V4: Seçen Her Zaman Dişidir</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2133" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/07/Jumping-300x199.jpg" alt="" width="1000" height="663"></p>
<p>Kendini bulmayan biri, &nbsp;hayatı hakkında söz sahibi olabilir mi?<br>
Kendini bilmeyen, ne istediğini bilmeyen, önüne sunulan iki seçenek için minnet edip ikisinden birini seçmeyi özgürlük sanan biri tırtıldan kelebeğe dönüşebilir mi?</p>
<p>Peki nedir bu kendini bulmak? Kaybedeni çok da bulanı hiç olmuş mu? Yoksa, hayat her adımımızda onu bulmamız için bize yardım eden bir yolculuk mu?</p>
<p>Herbirimiz mutlu bir hayat yaşamak istiyoruz. Sevelim sevilelim istiyoruz. Ruh eşimiz olacak biri hayatımızda olsun, en tatlısından sarılmalı koklamalı hayatlar yaşayalım istiyoruz. E hakkımız da. Neden olmasın?<br>
Sahi, neden olmuyor?<br>
Biz kendimizi bulmadan başka kapıları çalmaya başladığımız için olmasın?</p>
<p>Sevgili ya da eş olmak bize, seni çok seven erkeklerden birini seçmek gibi anlatıldı sanki değil mi? Bir kızı bin kişi ister, biri alır dendi. Sanki seçilecek bir meyveymişiz gibi. Ehlileştirilmiş dişiler olarak birçoğumuz, bizi sevenlerden en sağlam nedenler sunanları ya da gözümüzü en çok büyüleyenleri &#8220;özgür irademiz(!)&#8221; ile seçtik. Biz seçtik sandık. Şimdi bu bir seçim miymiş?</p>
<p>Bütün hocalarım bas bas bağırıyorlar:<br>
<em>&#8220;Seçen her zaman dişidir! Seçen her zaman dişidir!&#8221;</em> diye. <span id="more-1952"></span>Hatta kampta şu cümle dahi çıkıyor <em>&#8220;Erkekler kadınlara hizmet için yaratıldılar. Yaradılıştan beri öyleler. Av getir, karın doyur, hizmet et, o da senin kabilenin devamını sağlasın.&#8221;</em><br>
Aman ha, dediğim kadın evde oturup çocuk baksın olarak algılanmasın, elbette bu değil, asla da olamaz! Bahsettiğim dönem, erkeklerin avlarda başarılı olabilmek için kadının sezgisel yeteneklerini, desteğini kullandığı dönem. Yani kadın eve kapatıldı, erkek dışarıda onu besliyor değil durum. Tamamen, kadın bilge yol göstericisi ve soyunun devamı için de mecbur olduğu kişi bir bakıma, onurlandırdığı ve seçilmek için çaba harcadığı.</p>
<p>Peki, modern hayatlarımızda nasıl olacak da biz kadının seçen, dişi bilgeliği halini yakalayacağız? Nezaket dolu (!) yetiştirilme tarzımız nedeni ile, boyun eğmeyi geçinmek, hayır dememeyi de sevilmek sanmışken.</p>
<p>Bu sabah bir paylaşımda okudum, değişecek diyordu yazan kişi, masallar hikayeler de değişecek. Ve yan masada ergenlik çağındaki birkaç gencin konuşmasını aktarıyordu. Okuduktan sonra şöyle düşündüm.Her çağda değişen toplumsal kurallar ve alışkanlıklar yerine kendi sınırlarını, kendi seçimlerini, kendi bedenlerinin dilini en güzel biz öğreteceğiz belki bizden sonra geleceklere.</p>
<p>İskambil Kağıtlarının Esrarı&#8217;nda şöyle diyordu yazar.<br>
<em>&#8220;Bir kadın ne kadar güzelse, kendini bulması o denli zor olur.&#8221;</em></p>
<p>Altını çizdiğim ve gülümsediğim cümlelerden biri olmuştu. Kitabın peşinden Atina&#8217;ya kadar gidilen annesi Anita, kendini bulmak için Norveç&#8217;ten Yunanistan&#8217;a ulaşan bir yolculuğa çıkmıştı. Anita, çok güzel bir modeldi, bu yüzden de bu kadar uzağında kendini araması gerekliydi işte. Adamsa, <em>&#8220;Dünyada milyonlarca kadın vardır ama birini seversin ve tüm dünyan o olur.&#8221;</em> diyordu oğluna. Bu kadar sevilmeyi hak eden kadınların, her zaman erkekleri en çok peşinden sürükleyenler olması da enteresan değil mi? Değil&#8230; 🙂 Kendini aramanın ve bulmanın müthiş bir büyüsü var. Onlarca estetik çalışmasından daha etkili, ruhunu bedenine yerleştirebilmiş bir dişinin gülümsemesi.</p>
<p>Ama, bir kadının kendini araması ve onu en uzak noktalardan birinde bulması için ne uygarlığımızca belirlenmiş (!) vücut ölçülerine ne de dünyayı önüne seren bir güzelliğe ihtiyacı var. Çirkin ördek yavrusunda da kendisini arayan dişi parçalarımız vardı. Ki Kurtlarla Koşan Kadınlar&#8217;da beni parça parça bölmüştü okurken. O zaman diyebilir miyiz ki, kendi iç güzelliği, kendi yaratım dünyası, kendi rahim gücü (yaratan olması) ile tanışmamış tüm kadınlar, hayat boyu bu yolculuktalar bir bakıma.</p>
<p>Hangisi daha zor emin değilim. Tüm insanları çevrende toplayıp bir mıknatıs olman ve kendini onların seni tanıdığı kadar bile tanıyamaman mı, yoksa kimsenin sürüsüne kabul etmek istemediği bir çirkin ördek yavrusu olarak yaşayıp kendini bulana dek hiçbir sürüye dahil olamaman mı?</p>
<p>Her koşulda engebeli ama keyifli bir yolculuk bu.<br>
Harika bir videoyla taçlandırılsın&#8230; Bu video, kampta canlı bir şekilde izleme şansımızın olduğu Billurtv videolarından biri. Özellikle Billur&#8217;un Buğra&#8217;yı nasıl hayatına çağırdığı ve ardından da ilişkilerinin nasıl devam ettiğini anlattığı kısımlar beni bir kadın olarak benden aldı. Kalkıp Billur&#8217;a daha çok anlat, herkes duysun diyerek sarılasım geldi. Sonra abartma dedim kendime, blogda yazar storyde paylaşırsın o zaman duyması gereken herkes duyar işte. 🙂</p>
<p class="m_6545847850086785577p1"><em><span class="m_6545847850086785577s1">“- Kadınlar seçme hakkı yok gibi davranıyorlar. Seçilecek varlıklar olarak görüyorlar kendilerini. Oysa, bir dişi hayvan bile razı gelerek seçmiyor eşini. Tüm birliktelikler neredeyse -mış gibi yaşanıyor.</span></em></p>
<p class="m_6545847850086785577p1"><em><span class="m_6545847850086785577s1">Oysa yaradılışta, kadın seçer, erkek ona hizmet eder. Bu böyledir. Ama bunun için önce bir kadının kendini bulması gerekir. Kadın kendini bulmadığında, seçildiğini kaderi görür ve mış gibi bir ilişkiye razı olmayı öğrenir.&#8221;</span></em></p>
<p class="m_6545847850086785577p1"><span class="m_6545847850086785577s1">Buyrun bakalım bu cümleleri duyacağınız videomuza: <a href="https://youtu.be/DFBMdhvJs4s" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>Tıkk Tıkk</em></a></span></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/">V4: Seçen Her Zaman Dişidir</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>V3: Hikayeni Anlat</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 13:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1910</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutsuz zamanlarımızda, yere yüzükoyun düştüğünüzde ne yaparsınız? Mutlaka bir ilk yardım çantanız vardır di mi? Benim bazen bu eski umutlu yazılarımı okumamdır. -Fakat, ne yazmışımdır! Keşke kendimle o gece bir arkadaş olsam da akıl alsam.- Bazense, gerçekçi yaklaşımı nedeniyle birçok kişinin dinleyemediği bir astroloğu, çok saygı duyduğum bir isim olan ve artık hocam olan Oğuzhan [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/">V3: Hikayeni Anlat</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2137" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/07/c76ac576ec56f7acb069556a56555bba-300x234.jpg" alt="" width="1000" height="781">

Mutsuz zamanlarımızda, yere yüzükoyun düştüğünüzde ne yaparsınız? Mutlaka bir ilk yardım çantanız vardır di mi? Benim bazen bu eski umutlu yazılarımı okumamdır. <em>-Fakat, ne yazmışımdır! Keşke kendimle o gece bir arkadaş olsam da akıl alsam.-</em> Bazense, gerçekçi yaklaşımı nedeniyle birçok kişinin dinleyemediği bir astroloğu, çok saygı duyduğum bir isim olan ve artık hocam olan Oğuzhan Ceyhan&#8217;ı dinlemektir.
Billurtv&#8217;yi açarım ve gerçekten de birçok insana çok umutsuz gelebilecek bir videosunu tıklarım. O video bazen şöyle başlar: Bir numaralı gerçek: <em>ÖLECEKSİN! Öleceksin, bundan kaçış yok! This is reality! The End.</em>
Ve ben bir oh derim&#8230; Öleceğim, öleceğiz. Ölmek istemiyorum. Ama bu gerçek, Allah Allah kulağa neden iç rahatlatıcı geliyor&#8230; Oh be, bir esinti geldi, içim açıldı!
Bakış açım belki de <em>&#8220;Sadece gerçek özgürleştirir&#8221;</em> olduğundan mı ne, bana iyi gelen onun gerçekle harmanlanmış ve metafiziğe, okültizme, gizeme uzanan sohbetleridir. Tekrar tekrar dinlerim ve yerden kalkarım. <em>-Öleceksem, oturup ağlamak ya da fayansları öpmek yerine bir top dondurma daha yerim. Neticede aklımız hala yerinde, şükür.-</em>

<span id="more-1910"></span>Bazense burada yazmak istemediğim bazı komik, eğlenceli, saçma sapan şeyler yapmaktır. (Burhan Altıntop videolarına, Heykel Kafası ya da NeonTabela gibi Instagram hesaplarına gülmek gibi saçma sapan şeyler ama elbet bunu yazmayacağım 🙂 )

Bu kampta, Erhan Altunay ve Oğuzhan hocanın bir sohbeti vardı ki, o an güzel bir &#8220;aha&#8221; anı dahaydı benim için. Aha anı şey demek: <em>Tipping Point/Kıvılcım Anı (Mediacat yayınları)</em>&nbsp;kitabını okumuş muydunuz? Özellikle yaratıcı işlerde çalışan herkes için ve kendi işini yapanlara bir numaralı tavsiyemdir.

Kampta, sembolleri konuşuyorduk. Sembollere neden ve nasıl ihtiyaç duyulduğunu. Neden dinlediğimizde bu ilk insanları da akıllı sanıyoruz ama &nbsp;bildiğin kırıklar, ne saçma hikayeler anlatmışlar, ne komik kehanetler yapmışlar dediğimizi&#8230;
Gerçekten akıllıydılar.
Gerçeği, ilahi bilgiyi, kadim bilgiyi aktarma ve koruma yolunu biliyorlardı.
Çünkü, binlerce kez tekrarlanıldığı gibi; <em>&#8220;En büyük sırlar her zaman en ortada gizlenirdi.&#8221;</em>

En ortada gizlediler. Bunun için de insanlığın ilk dili olan sembol dilini kullandılar. Bu sembolleri, yine en ortada dolaşan şeylere yüklediler. Masallar gibi, hikayeler gibi, şarkılar, türküler gibi, işlenen simgeler gibi, Tarot kartları gibi&#8230;

İnsanlar hatırlardı. Kolektif bilinç diye bir şey vardı. Aktarılan dna bilgisi vardı. Tüm işimiz hayat boyu hatırlamaktı, Lethe Irmağı&#8217;ndan geçerken unuttuğumuz kadim bilgiyi. Bunun için en kutsal meslek belki de &#8216;hikaye anlatıcılığı&#8217;ydı&#8230; Onlar, bilgiyi taşıyan, aktaran ve hatırlatanlardı.

Oğuzhan hoca kampta şöyle dedi, bazen eğitimde 2.5 saat konuşurum havadan sudan, sonra hocam ders ne zaman başlayacak derler, &#8220;Ders bitti&#8221; bile derim. &#8220;Sana havadan sudan gelen her şey aslında dersti.&#8221; Bazı insan bunu ukalalık olarak görebilir, ama ben özellikle bir açıdan çok değerli buluyorum. Bu dönemde, bilgi bazen tüm kirliliğiyle her yerde aslında. Bilgiye ulaşmak, hiçbir çağda bu kadar kolay olmamıştı. Örneğin, astroloji kitaplarından temel astrolojiye dair çoğu bilgiyi edinirsiniz. Ama edinmek isteği uyanır mı? Bir aktarıcı, hatırlatıcı arar aslında orada kişi. Hatırlatırken, bilginin ötesini verebilmek bence başka bir şeydir. Eğlendir, heveslendir, ama en önemlisi hep bilgi bilgi değil, bazen hayatın gündeliğin bilgisini, bakış açısını da sun. Onu sun ki, anlattıkların dünyaya toprağa köklensin. Onu sun ki, dinleyen seni o bilgi kaynağından fazlası olarak da görebilsin ve bağ kur. Üstelik o gündelik gibi görünen hikayeler öyle aydınlatmalar yaşatsın ki öğrenciye, hayat boyu idrake dönüşsün.

Başka bir öğrenciye hiç hitap etmeyebilir. Ama benim neden su içmeden ve tuvalete gitmeden onun derslerini ağzım kulaklarımda 4 saat dinleyebildiğimi açıklıyor.
Ve çok önemli bir fark ediş anı yaşıyorum kendimle ilgili. Aaaa, ben de böyleyim! Benim eğitmenliğim de böyle! Benim tek bir mesleğim var aslında: Hikaye anlatıcılığı! İşte bir &#8216;aha&#8217; anı!

İlk bloğum <em>Benim Tatlı Hikayem</em>&#8216;di. Adı üstünde tatlı bir hikayenin peşine düşen bir düşübozuk eski İk&#8217;cıydım.

Sonra bambaşka bir hikayeyi anlatmaya başladım. Adı <em>Tırtılın Düşü</em> oldu. Zaten uzun zaman önce de, Instagram&#8217;da kendimi tanıttığım kısma &#8220;Şifalı Hikayeler Anlatıcısı&#8221; demiştim. Bu ismi çok sevmiştim. Bundan daha iyi bir tanım yoktu!

Sonra öğrencilerden gelen geribildirimler aklıma düştü: <em>&#8220;O eğitimi almak istiyordum ama param yoktu, kendimi kazdım sonra hemen senin anlattığını yaptım ben de kendimi en sonunda sertifikayı tutarken hayal ettim ve oldu.&#8221;</em>
<em>&#8220;Ne zaman uçağı kaçıracak olsam senin vapuru nasıl yakaladığın hikayen aklıma geliyor ve yakalıyorum.&#8221;</em>
<em>&#8220;Eşime, babama çalışma yapamadığımda anlattığın o hikayeyi hatırlıyorum, sonra kendiliğinden adım atıyorlar.&#8221;</em>
<em>&#8220;Tam bedende okuma yapamıyorum derken senin şu komik hikayen aklıma geliyor bir kez daha denemek istiyorum.&#8221;</em>
<em>&#8220;Kazma yapamadığımda o travmanı hatırlıyorum, şevkleniyorum.&#8221;</em>

Vay be! İşin sırrını çok gizli bir şekilde, kendime bile çaktırmayarak çözmüşüm. Neden? Neden böyleyim? Merkürüm şu zararlı yayda da ondan. 🙂

Tek bir işimiz var, o da kendi biricikliğimizi anlamak. Düşünün olabilecek en zararlı yerleşimde bir merkürüm var. <em>-Allahtan retro değil-</em>&nbsp;Aslında, bu ayağıma takılan bir engel olacakken, işimde ve yaşamımın genelinde mutluluğa dönüşüyor. Merkürüm oğlakta olsaydı, hikayeleri bu şekilde anlatamazdım. Sıkıcı olup olmamam önemli olmazdı, ciddi ve sorumluluklara odaklı bir anlatım tarzım olurdu. Hadi eğlenelim yerine saatlerimize bakalım, zamana uyalım derdim. Akrepte olsaydı, gizlemek anlatmaktan daha önemli olurdu, özelimi ya da hikayelerimi açmak asla söz konusu olmazdı. Daha gizemli bir görünüş sağlardım. Balıkta olsaydı, hikayenin başındayken dağılıp olaya bolca duygu katıp herkesi ağlatabilirdim&#8230;

<em>Dharma</em> deniyor bu hayatta izlememiz gereken yola. O yol, bir başkası çok başarılı dur onun gibi yapayım, düşüncesiyle yürünmüyor. O yolu yürümek doğma nedenin ama bir önemli nokta ile. Sonunda; <em>I did it my way</em> şarkısını söyleme cesaretiyle&#8230; Bunun içinse, dış dünyaya odakladığımız o ilgiyi tek bir yere, içe çevirmemiz ve kendimizi tanımak için sorular sormaya, kapıları çalmaya başlamamız gerekiyor. Üstelik, yanlış bir kapı olmadığını da bilerek. Her kapının, karşımıza çıkan her insanın, karşısına geçtiğimiz her öğretmenin tam da doğru kişi olduğu hediyesi ve inancıyla&#8230;
<div><em>&#8220;Artık yolun sonuna geldik</em></div>
<div><em>Oyunun son perdesi karşımda</em></div>
<div><em>Açık konuşayım dostum</em></div>
<div><em>İçinde bulunduğum durumu anlatayım</em></div>
<div><em>Dolu dolu bir hayat yaşadım</em></div>
<div><em>Her yöne gittim, her yola geldim</em></div>
<div><em>Dahası, dahası da şu, kendi bildiğim gibi yaptım&#8221;</em></div>
<iframe loading="lazy" title="FRANK SINATRA I DID IT MY WAY" width="1020" height="765" src="https://www.youtube.com/embed/9SXWX6qg0y4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/">V3: Hikayeni Anlat</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
