<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Astroloji | Tırtılın Düşü</title>
	<atom:link href="https://www.tirtilindusu.com/Blog/astroloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<description>Tırtılın D&#252;ş&#252;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Jun 2020 11:41:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.5</generator>

<image>
	<url>https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/04/cropped-buttefly-32x32.png</url>
	<title>Astroloji | Tırtılın Düşü</title>
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Astroloji: 2. Biz Nereye?</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2020 10:23:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2922</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Dünyaya bir çocuğun gözlerinden bakmayan,Cennetin krallığına giremeyecektir.&#8221;(Anonim değil ama nerede okuduğumu bir hatırlasam 🙁 ) Yazı dizimin ikinci kısmına hoşgeldiniz 🙂 Eğer ilkini okumadıysanız hemen bu yazıya alabiliriz sizi.&#160;Tıkk Tıkk Geçtiğimiz 1.5 yıl ay düğümleri oğlak ve yengeç aksındaydı. Oğlağın ataerkil yanı, karanlığında çalışan, dişil gücü baskılayan, sert, dogmatik, katı kuralcı, iş hayatına ve maddi [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/">Astroloji: 2. Biz Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>&#8220;Dünyaya bir çocuğun gözlerinden bakmayan,</em><br><em>Cennetin krallığına giremeyecektir.&#8221;<br>(Anonim değil ama nerede okuduğumu bir hatırlasam 🙁 )</em></p>




	<div class="img has-hover x md-x lg-x y md-y lg-y" id="image_885528989">
								<div class="img-inner dark" >
			<img fetchpriority="high" decoding="async" width="1000" height="650" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2.jpg 1000w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2-615x400.jpg 615w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Astrology_signs_of_the_zodiac_Gemini._Coloured_engraving_b_Wellcome_V0024943-2-768x499.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" />						
					</div>
								
<style scope="scope">

#image_885528989 {
  width: 100%;
}
</style>
	</div>
	

<p>Yazı dizimin ikinci kısmına hoşgeldiniz 🙂 Eğer ilkini okumadıysanız hemen bu yazıya alabiliriz sizi.&nbsp;<a title="Tıkk Tıkk" href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/">Tıkk Tıkk</a></p>
<p>Geçtiğimiz 1.5 yıl ay düğümleri oğlak ve yengeç aksındaydı. Oğlağın ataerkil yanı, karanlığında çalışan, dişil gücü baskılayan, sert, dogmatik, katı kuralcı, iş hayatına ve maddi başarıya aşırı vurgu yapan halini bırakıp toprak anaya, doğaya, kadın gücüne, anaerkile, ailelerimize, evlerimize odaklanmamızı istiyordu sistem.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Gerçek güç, doğada, insan eliyle kurulan sistemlerde değil, Gaia’ya diyordu.</p>
<p>Oğlak, Satürn kısıtlayan, öğreten, sert öğretmen diye bilinen Satürn yani sınırlar demekti. Oğlak Gad’ın arkasındaki enerji buydu.</p>
<p>Bizimse, kuzey ay düğümü olan yengece yani yengeci yöneten Ay’a gitmemiz gerekirdi.<span id="more-2922"></span></p>
<p>Ay, bir gezegen değildi. Güneş ve ay, ışıklar olarak geçerdi gökyüzünde. En yüce anlamıyla “anne”ydi gittiğimiz yol, Great Mother’dı, Gaia’ydı, ruhtu, evdi, korumaydı, aileydi, anaerkildi.</p>
<p>Zaten, biz evlerimize kapanıp doğayı kendisine bırakınca, Venedik’te kuğular yüzmedi mi? Hava kirliliği görünür ölçüde azalmadı mı? Bunca zaman kurtarmaya çalıştığımız, bunun için organizasyonlar, vakıflar kurulan, fonlar ayrılan doğa ana, aslında ne kadar güçlü olduğunu, bize rağmen kendini ne denli hızlı yenilediğini ve bu dünyadan gitmemiz halinde de kendisine hiçbir şey olmayacağını bize kanıtlamadı mı?</p>
<p>Oğlak yengeç ay düğümleri, mayıs ve haziranda burç değiştirecekken ve aslında diğer astrolojik göstergelerle bir salgın ya da yeni bir dünya savaşı beklenirken, sistem düğümlerin de etkisiyle çalıştı. İş şansa kalmadı, koca bir dünya eve kapandı!<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Tabii bu sadece ay düğümleri oğlak yengeç aksında diye olmadı. Bu çok komik bir yorum olur, plütonuyla, satürnüyle güçlü göstergeleri vardı gökyüzünün ve 1 yıldır aldığım eğitimlerde 2020’den büyük bir felaket yılı olarak da bahsediliyordu. Üstelik kapıda olan mars retrosu ise daha başlamadı.&nbsp;</p>
<p>İlk eve kapandığımızda, bir aylık yoğun bir seminer programım vardı ve herhalde böyle bir çağda eve kapanmamız ve geçmesini beklememiz gibi bir olasılık söz konusu dahi olamaz diye düşünüyordum eğitimlerde hocaların söylediklerine rağmen. Hepimizin bunca önemli işi, dünyasal, maddesel sorumlulukları varken, nasıl evde oturabilirdik, mümkün müydü? İşte gad oğlak bakış açısı 🙂</p>
<p>Neyse ki, bu dönemde Satürn kısa bir süreliğine kovaya geçti. Bize 2021 ve sonrasına dair kocaman bir ipucu verdi. Şöyle dedi, tüm o gökdelenlerden, uzun mesailerden, doğadan, insanlıktan kopuk çalışma koşullarınızı geride bırakacağınız dönemler kapıda. Buyrun ön gösterimi: birçoğunuz evden nasıl da iş çıkarabileceğinizi görün! Aslında o plazalara, kapanıp durduğunuz ofislere gelecek dönemlerde pek de ihtiyacınız kalmayacak. Hatta belki, dünyayı yöneten sistemler sorgulanacak ve Kapitalizm’in bize nasıl da hizmet etmekten uzak olduğu anlaşılacak…</p>
<p>Karantina başladığında, oğlaktan yengece gitmenin şakası olmadığını anlayıp herhalde en yakın evden çıkış tarihimiz mayısın ikinci haftası olur diye düşündüm. Nitekim tam da öyle oldu, mayıs ayında rakamlar gerilemeye başladı ve true node/mean node baz alanlar da yanılmadı. Mayısta karantina bir şekilde esnedi, haziranda ise evden çıkma yasağı büyük oranda kalktı.</p>
<p>Şimdi ikizler yay ekseninde iki yıl geçireceğiz, ancak şunu biliyoruz ki bu salgın geçmedi, astrolojik göstergelere de bakılırsa yayılması için hala muhtemel ve çok güçlü olasılıklar var ve benim bir hocama göre, eylül ve sonrası çok daha zor geçebilir. Bu nedenle, lütfen önlemleri bırakmayalım, sokağa çıkma yasağının kalkması her şeyin bittiği anlamına gelmiyor, buradaki sistemsel mesajı okumaya gayret edelim.</p>
<p>5 mayısı başlangıç olarak kabul edersek, 18 ocak 2022 tarihine dek, güney ay düğümü yay kuzey ay düğümü ise ikizler olacak gökyüzünde. Yani, natal haritamız bize hala gitmekte olduğumuz kişisel yolu gösteredursun, kolektif olarak gittiğimiz yer ikizler teması olacak. Burada, bazı değişimler, bazı yeni akımlar deneyimleyeceğiz. Ki deneyimlemeye başladık bile 🙂</p>
<p>Biz kolektif anlamda, yayın özellikle gölge doğasından kaçınarak, ikizlerin de gölge yönüne düşmeden ikizler doğasında tecrübeler kazanacağız. Bu dönem, algımız, trendlerimiz, kolektif deneyimlerimiz, yönelimlerimiz ve arkamızdan esen rüzgar ikizler doğasını destekleyecek.</p>
<p>Önce bir iki burcun doğasını açıklayalım:</p>
<ul>
<li>Yay, iyi şans, talih, genişleme, inanç, abartı, sınırsızlık anlamına gelen Jüpiter yönetiminde bir burçtur.</li>
<li>Arkamızda Jüpiter varsa biz şanslıyızdır, şansımıza güveniriz. İlahi dokunuşla hareket ederiz, korunduğumuzu, tüm nasiplerimizin hayatımıza, ayağımıza geleceğini hissederiz.</li>
<li>Sınırlara, sınırlandırmalara gelemeyiz, genişlemek, nüfus etmek ve yayılmak isteriz.</li>
<li>Uzak ufukları, yabancı kültürleri merak ederiz, adilizdir, adaleti geliştirmek isteriz. Hakkaniyetli davranırız.</li>
<li>Yüksek felsefelere meraklıyızdır. Olaylara, hayata, durumlara, neşeyle, iyimser, dostane ve barışçıl yaklaşırız.</li>
<li>Olayla olay olmadan, bütünü görebiliriz.</li>
<li>Okumaktan, deriniyle bir konuyu anlamaktan bıkmayız.</li>
<li>İnsanlara, ruhsal öğretmenlikle ya da farklı yollarla öğretmenliğe gönüllüyüzdür.</li>
<li>En önemli arzumuz gerçeği, hakikati bulmak ve en önemli ihtiyacımız özgürlüktür.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></li>
</ul>
<p>Peki, eğilim gösterebileceğimiz bu yay özelliklerinin içimizde keşfedilmeyi bekleyen gölge yönü nedir? Özellikle bu 1.5 yılda hangi davranış kalıplarımızı dönüştürmeye niyet etmeliyiz?</p>
<ul>
<li>Her şeyi inanca bırakması, nasiplerinin ayağına geleceğine dair algısı, aşırı iyimserliği, inancı mantıkla dengeleyememesi</li>
<li><span style="color: #555555;">Fanatizmi, bir konuda hakikati bulduğuna inanıp sorgulamadan onun sadık bir üyesi olup kendine benzemeyen herkesi dışlayabilmesi. Geçen gün bir arkadaşım, yay stelyumlu eski sevgilisinden bahsederken tam anlamıyla yayın gölgesini anlattı. Günde odasına kapanarak en az 2 saat meditasyon yapıyor, yıllardır hiçbir kadınla seks yapmıyor ve ortalıkta tam bir guru gibi dolaşıyordu.</span>&nbsp; <span style="color: #555555;">Kendisi gibi olmayan tek bir insana, düşünceye hayatında yer yoktu. İşte, masum başlayan o hakikat arayışın ulaştığı fanatiklik noktası… Hatta geniş düşünürsek, Işid ve benzeri örgütlerin dahi bu bakış açısıyla oluşması…</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Abartması… Her konuda abartması… Jüpiter’in genişleyici doğasını yansıtması.</span>&nbsp;</li>
<li><span style="color: #555555;">Kulesi ve kibri… Yay doğası o denli gerçeğin peşindedir ki, onu bulmak için bir bilginin en derinine inip gerçeği bulmak ster. Bilgiyi, kulede yani basit, günlük ilişkilerde değil, inzivada, uzakta, derin felsefelerin içinde arayabilir. Yakın çevresinde, bir sokak satıcısındaki bilgeliği okuyamayabilir. Bu da bir kibir yaratır. Ve onu insanlardan soyutlar.</span></li>
</ul>
<ul>
<li>Sürekli uzak ufuklara yönelmesi… bu gölgede çalıştığında, yakınlarıyla, yakın çevresiyle bağ ve iletişim kuramaz. Özgürlük arayışı onu sürekli bağlarından ve yakınlarından uzağa iter.</li>
</ul>
<ul>
<li>İfadede anlaşılmazlık… Elbette kulede bilgiyi arayıp ona bir de yıllarını verince, günlük hayatın içinde bu bilgiyi sokak diliyle nasıl anlatacağını bilemeyebilir. Fazla teorik ve akademik kaçabilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kendini ifade etmekten kaçınması, aklındaki düşüncenin/fikrin doğru olduğuna inandığından karşı tarafa söz hakkı tanımaması ya da kendini anlatamaması</li>
</ul>
<ul>
<li>Spontane hareketlerde, sezgisiyle, bazen fazla düşünmeden hareket etmesi.</li>
</ul>
<ul>
<li>Özgürlük takıntısı…</li>
</ul>
<p>Demek ki, bu yolculukta, şimdi de içimizin bu gölge doğasını anlayıp dönüştürmeye ve ikizlere gitmeye gayret edeceğiz. Şimdi biraz ikizleri tanıyalım:</p>
<ul>
<li>İkizler, meraklı, sıkılgan bir çocuk gibidir. Merkür yönetimindedir. Sorular sorar, merak duygusu gelişmiştir. Herkesle konuşacak bir çift lafı vardır.</li>
<li>Yay gibi uzak ufuklara gözünü dikmez, kendi yakın çevresi, yakın çevresindeki bağlar onun için önemlidir. Bu bağlar içinde hareketlidir.</li>
<li>Bir konuda, bir yerde uzun süre kalamaz. Küçük bir çocuk gibidir. <br>Çift karakter doğasındadır. Bir hareketi diğerinden farklı olabilir.</li>
<li>Bir konunun yay gibi derinine inmeyi gereksiz bulabilir, hem derine inerse her yönden bambaşka bilgileri nasıl alabilir&#8230; Bu ikizler doğası için sıkıcı olabilir, bu da onu yüzeysel ve karışık bilgide tutar.</li>
<li>Bilgiyi hızlı hızlı, farklı görüşlerle, farklı kaynaklardan almaya ve dağıtmaya yatkındır.</li>
<li>Her fikre açıktır. Merkür, zihin, algı demektir, Jüpiter’den farklı olarak o zihniyle, aklıyla hareket eder, inanç ve iyimserliği ile değil.</li>
</ul>
<p>Demek ki bir buçuk yıl boyunca gideceğimiz yol biraz şöyleymiş ve onu şimdiden anlarsak, belki kolaylıkla gitmemiz mümkünmüş (Çünkü, kuzey ay düğümüne gitmemek gibi bir saçmalık olabilir mi, çok rica edeceğim :))) )</p>
<ul>
<li>Biz bu 1.5 yıllık yolculuğumuzda kolektif olarak; uzaklardaki mutluluklara, dünyanın bir ucuna değil de, sokağımızdaki, burnumuzun dibindeki mutluluklara, bağlara, sohbetlere odaklanacağız.<br>Belki eskisi kadar fıldır fıldır dünyayı gezmeyeceğiz de, yakın çevremizin portresini yapacak kadar yüzlerine aşina olacağız. (Bunu yazan bir yay stelyumu yükselen yay insanı ve içi kan ağlayarak yazıyordu 🙂 )</li>
</ul>
<ul>
<li>O çok sevdiğimiz “Allah kerim” sözünden bir süre uzaklaşabiliriz. O şüphesiz öyle ancak, azıcık beklediğimizde içimizde şunu duyacağız belki. Ben elbette KERİM olanım, ama sana bir akıl verdim. Şimdi o aklı kullanma zamanı. <br>Diyelim ki biz hep sistem tarafından şanslı bir şekilde şımartıldık, birden tüm yardım kesilmiş, sezgilerimiz yolunu şaşırmış gibi hissetmek de olası. Çünkü, bir zekamız ve bir de özgür irademiz var. Bu dönem, mantıkla düşüneceğiz, mantıklı adımlar atmamız istenecek ve boş bir teslimiyet anlayışı yerine elimizden geleni tamamen yapıp irade koyduktan sonra teslimiyet geliştireceğiz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yakın çevremizle haşır neşir olup günlük, basit ancak bağ kuran sohbetlere katılacağız belki. Bunca zaman tek başına kütüphanemizde ya da Tibet’te aradığımız bilgeliği bakkal Ahmet amcadan duyacağız belki.</li>
</ul>
<ul>
<li>Komşuluğa, yakın çevredeki arkadaşlıklara daha açık olacağız ki, korona sürecinin 2021 martına dek bir şekilde gündemde olacağı ihtimali konuşulurken, her uzaklaşma çabamızda yanımıza riski de alacağız gibi durduğundan, mantıklı. Belki kendimize yeni çemberler oluşturacağız mahallemizde, semtimizde. Dayanışma içinde olacağız.</li>
</ul>
<ul>
<li>Çok sayıda yeni eğitim duyacağız. Hatta daha birinci ayında her yer yeni eğitimler olmadı mı?!<br>Belki yeni bir üniversite okumayacağız, çünkü üniversite ve sonrası eğitimler 9. ev yani yay evinin konusudur ancak, üniversiteye dek olan eğitimler ikizler alanıdır. Dolayısıyla, satürnün de burç değiştirmesiyle, belki lise dahil eğitim sistemine dair bazı değişimleri de duyacağız ve elbette örgün öğretim dışında birçok yeni workshop, eğitim gündemimizde olacak. Belki tişört alır gibi eğitimden eğitime koşacağız… -bunun sakıncasını da yazacağım-</li>
</ul>
<ul>
<li>Sağlıklı merak geliştirip sorularımızı yanıtlarımızdan çok tutmaya çalışabiliriz ve bu da harika olur.</li>
<li>Bir bilene sorma huyumuz oluşursa bu süreçte, karlı çıkarız. Çünkü yayın gölgesi, sormamaktır, bilmesi gerektiğine ve zaten her şeyi bildiğine inanmaktır. Oysa merakla bilmediğimizi bizden iyi bilene sorabilir, özgürce onun fikrini alabiliriz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Ben ikizler Kad’a geçtiğimizi kendimdeki bir eğilimden gözlemledim 🙂 Kelimelerle başım dertte, son dönemde o kadar iyi seçmeye çalışıyorum ki ben de cümleler, kelimeler odaklı kitaplara, seminerlere çekiliyorum. İyi seçmeye çalıştığımdan, eskisi gibi yazamıyorum ya da beş dakika sonra yazdığım bir yazıyı, paylaştığım bir hikayeyi silme ihtiyacı duyuyorum ve kendime hep aynı soruyu soruyorum: Başka hangi kelimelerle anlatabilirim?<br>Buradan da şu sonucu çıkarabiliriz; kelimelerle fazlaca haşır neşir olup belki oldukça fazla sayıda yazar kitaplarını yayınlayacak bu süreçte.</li>
</ul>
<ul>
<li>İkizler aynı zamanda çocuk enerjisi olduğundan, belki çocuk sayısında da bir patlama görülebilir. Ki bunca zaman çiftlerin evde başbaşa kaldığı düşünüldüğünde bu da mantıklı 🙂
<p>Fakat daha mantıklı olan bir şey de, boşanma oranı olabilir. Bu ikizlerle alakalı değil tabii 🙂 Ama şu ikizlerle alakalı: Tarot’un Aşıklar kartı. Bunca Venüs retrosu, ikizler venüsün bir geri ileri hareketi, kad yengeç sürecinin üstüne kad ikizler süreci boşuna mıydı? Belki anlamamız istendi: Yolun bundan sonrası, şimdiki ilişkinle mi? O besleyici mi? O sana iyilikle hizmet ediyor mu? Yoksa, oğlak Gad’ını yaşarken, çoktan çürümüş bir zeminde olduğunu fark etmediğinden bunu göremeyecektin.</p>
</li>
</ul>
<ul>
<li>Şüphesiz, bu çok büyük ve iyi düşünülecek bir karar. Ama bu kararı alanlar varsa da; en büyük tereddütü yeniden bir kişiyi hayatına alamamak, yalnız kalacağına inanmak olabilir. Belki Aşıklar kartının simgelediği ruh eşi ya da ikiz ruhunuz hayatınızın sonrasında sizi bekliyor? Belki de beklemiyor, hani mantık zamanı dedik ya; ama sevdiğim sözlerden birini bırakayım konuya: Evren, boşluk sevmez.</li>
</ul>
<p>Hepimizin hayatta bir idrak, farkındalık düzeyi var. Ve burçlar doğası gereği, bizim gibi, hem aydınlık, hem karanlıktır. Karanlık/gölge bu noktada, olma ihtimali olan, kaçınmamız gereken noktalardır. Şuur düzeyimiz yükseldikçe, onu anlar ve dönüştürürüz.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>İkizlerin sakınmamız gereken gölgelerinden birkaçı:<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<ul>
<li>Dedikodu yapmak</li>
<li><span style="color: #555555;">Yüzeysel bilgilerin laf cambazlığı ile aktarılması</span></li>
<li><span style="color: #555555;">O katıldığımız bir sürü eğitimin aslında derin kavrayıştan son derece uzak olması</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Maymun iştahlılık, kararsızlık</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Derine inememek, yüzeysel arayışlar</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Tek başına kalmanın tehdit gibi hissettirmesi</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Bilgiye doyamamak, bu nedenle hiç ihtiyacın olmayan bir sürü bilgi kaynağına çekilmek</span></li>
<li><span style="color: #555555;">Hırsızlık olaylarında artış&nbsp;</span></li>
</ul>
<p>Kahramanın yeni yolculuğu güzellikleriyle gelsin hepimize.<br>Sevgiyle&#8230;</p>
<div class="is-divider divider clearfix" style="max-width:900px;"></div>

<p><em>Bloğum için en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:</em></p>
<p><em>İlki, okuyuculardan saygılı davranışı beklemek.</em></p>
<p><em>İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.</em></p>
<p><em>Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.</em></p>
<p><em>Sevgilerimle,<br></em><em>Yeliz</em></p>
<div class="blog-share text-center">
<div class="is-divider medium">&nbsp;</div>
<div class="social-icons share-icons share-row relative">&nbsp;</div>
</div>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/">Astroloji: 2. Biz Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-2-biz-nereye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astroloji: 1. Yol Nereye?</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 11:42:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2901</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşte dünyanın en eski sorularından biri:Nereden geldim, nereye gidiyorum? &#160; Yakın zamanda, kolektif yolculuğumuzu anlatan ay düğümleri yengeç oğlak aksından ikizler yay aksına geçti. Bu hepimiz için çok önemli, bu sebeple en baştan başlayarak bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Aslında karar vermedim, ben 3 paragrafta önümüzdeki 1.5 yılın iklimini anlatıp çıkacaktım, ama içimin yay [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/">Astroloji: 1. Yol Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><strong><em>İşte dünyanın en eski sorularından biri:</em></strong><br /><strong><em>Nereden geldim, nereye gidiyorum?</em></strong></p>
	<div class="img has-hover x md-x lg-x y md-y lg-y" id="image_1564453961">
								<div class="img-inner dark" >
			<img decoding="async" width="1020" height="477" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3.jpg" class="attachment-large size-large" alt="" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3.jpg 1024w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3-800x374.jpg 800w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/Theodor_Kittelsen_Soria_Moria-3-768x359.jpg 768w" sizes="(max-width: 1020px) 100vw, 1020px" />						
					</div>
								
<style scope="scope">

#image_1564453961 {
  width: 100%;
}
</style>
	</div>
	

<p>&nbsp;</p>
<p>Yakın zamanda, kolektif yolculuğumuzu anlatan ay düğümleri yengeç oğlak aksından ikizler yay aksına geçti. Bu hepimiz için çok önemli, bu sebeple en baştan başlayarak bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Aslında karar vermedim, ben 3 paragrafta önümüzdeki 1.5 yılın iklimini anlatıp çıkacaktım, ama içimin yay parçası kısa anlatamadı. Bir öğretmen edasında, sazı eline alarak evrenin yaradılışından başladı anlatmaya.</p>
<p>Bu nedenle ilk yazıdan yani tam da okumakta olduğunuzdan başlanarak okunursa baştaki amacından büyük bir katkı olacaktır.</p>
<p>İki ayrı astroloji ekolünden eğitim aldım, bu ay ikisinin de ileri seviye sınıflarından mezun olacağım.<br />Aldığım eğitimlerden, Karma ve Kehanet Astrolojisi’nde en önemli konu, ay düğümleriydi. Geçmişten getirdiğimiz karmamız, geçmiş hayatlarda evrildiğimiz karakterler, bu yaşamda nereye gittiğimiz, nasıl gittiğimiz detaylıca farklı harita sistemleriyle anlatıldı. Bulduklarım beni çok şaşırttı.</p>
<p>Klasik astroloji eğitiminde ise, hocam bu konuya bambaşka bir bakış açısı ve sistem geliştirerek bakmamı sağladı. Her iki eğitim de, bu hayattaki yolculuğumuzu anlamam için büyük katkı oldu.</p>
<p>Kısaca ay düğümleri nedir, biraz bundan bahsedeyim.<span id="more-2901"></span></p>
<p>Ay düğümü, bir gezegen ya da astroid değildir. Gökyüzünde sanal olarak belirlenmiş noktalardır.</p>
<p>E öyleyse çok da önemli değil dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Yazının devamında siz de şaşıracaksınız önemlerine öyleyse. Çünkü bu noktalar, insanın dünya deneyimi üzerinde çok etkilidir.</p>
<p>Haritalarımızda faktörlerin 3 tip hareketi olur: Direct, Retro, Stationary. Aslında onlar hep doğrudan hareketli olsalar da, dünyanın dönüş hızıyla kıyaslandığında, direct dediğimiz düz seyrinde halleri, retro dediğimiz yavaş seyirli halleri (geri gitme gibi algılansa da geri giden bir gezegen elbet söz konusu değil), bir de s pozisyonu dediğimiz durağan gibi okunduğu halleri vardır.</p>
<p>Bir haritada, r harfini gördüğümüzde, genellikle gerilir harita sahibi. Retro, kişinin bu yaşamda o gezegenin konusu ile ilgili deneyimlemesi gereken konular olacak şeklinde yorumlanır genellikle. Karma Astrolojisi’nde ise retrolar daha olumsuz yorumlanır. Ama olumlu olacak sayısız yönleri de var, bu nedenle duyduğunuz tüm yorumlardan ziyade, retroları nasıl geliştireceğinize ve hediyelerine odaklanmak sanırım en iyisidir. Konuyu dağıtmamak adına buna sonra değinirim.</p>
<p>Ay düğümleri doğası gereği retrodur. Eğer ay düğümüz s ise yani durağan ise, bu hayatta Kuzey Ay Düğümümüzü daha da iyi anlamalı ve gitmeye gerçekten gönüllü olmamız bizim için en iyisi olur. Yoksa kişi, neden hep aynı döngüdeyim, bir türlü bu döngüyü kıramıyorum, neredeyse başlangıçtan beri aynı olaylarla sanki sınanıyorum diyebilir…</p>
<p>Ay düğümleri haritamızda ikiye ayrılır:</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-2909 alignleft lazy-load-active" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/images.png" alt="" width="266" height="190" data-src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/06/images.png"></p>
<p>Ters kulakçıkla gösterilen, Güney Ay Düğümü, en basit anlamda bize genellikle 7-9 yaşam arası depo karmamızı verir. (Güney Ay Düğümü’ne bundan sonra kısaltmak için Gad diyeceğim.)&nbsp;</p>
<p>Geçmiş yaşamlarda edindiğimiz yoğun tecrübeler, en çok deneyimlediğimiz özellikler, iyi bildiğimiz, güvenli alanımız, konfor alanımız. Burayı biliriz, sevsek de sevmesek de buraya aşinayızdır. Buradan asla gitmek istemeyebiliriz. Fakat, gelişim, tekamül ancak kendim dediğinden uzağa giderek olmaz mı bir bakıma?</p>
<p>Gad’ımızla kavuşan gezegenler, özellikle Karma Astrolojisi’nde olumlu yorumlanmaz.&nbsp;Aynı şekilde, partnerimizin ya da bir arkadaşımızın bir gezegeni Gad’ımızla kavuşumdaysa, karmik ilişki olarak yorumlanır ve pek hayra yorulmaz. Ama istisnalar elbette mevcuttur. Ve bu karmanın bakış açısıdır.</p>
<p>Düz kulakçıkla haritamızda gördüğümüz, Kuzey Ay Düğümü, bu yaşamda gitmek için ruhsal dünyada gönüllü olduğumuz yol, ruhumuzun hiç bilmediği, gitmemek için direndiği ama eninde sonunda gittiği deneyim noktalarıdır. Buraya gitmek için dirensek de, gittiğimizde mutlu oluruz aslında. Çünkü, ruhumuz, bundan sonra Kad olarak bahsedeceğim Kuzey Ay Düğümü evi ve burcu konusunda tecrübesizdir. Onu geliştirmek, anlamak, onunla dengelenmek ister.</p>
<p>Bu ikisi, Kad ve Gad birbirine 180 derece zıttır. Yani zıt burçlardadır.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Bir bakış açısına göre, ki ben bunu çok sert buluyorum ve henüz öğrenci değilken aldığım bir danışmanlıkta, astroloğun bu yaklaşımı beni çok üzmüştü, şöyle der: Gad’ı terk et, oradaki deneyimleri, konuları, yetenekleri bırak. Kad’ına git.</p>
<p>Ben bu danışmanlığı aldığım dönem, tam Kad’ıma uygun bir meslek olan pastacılığı bırakıp Theta Healing eğitmeni olmuştum. Pastacılıkta, somut anlamda bir kazanç elde edememiştim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Ve aslında kendiliğinden girdiğim Theta Healing ve danışmanlık/eğitim konusu ise benim hiç niyetimde yokken önümde açılıvermişti ve bir mıknatıs gibi diğer insanlar tarafından görülüyor, destekleniyordum. Bunu neden bırakacağım, aklıma mantığıma uymuyor dediğimde, astrolog, yaşamlar boyu yaptığın işi yaptığın için bu denli başarılısın, zaten hep insanların bilinçaltını okudun, çık oradan dünyaya, pastacılığa boğayı simgeleyen alanlara geri dön, orada öğretmenlik yap, demişti.</p>
<p>Ben de yanından çıkınca bir yarım saat sinirlenmiş, ardından bu onun fikri, bu benim yolum diye devam etmiştim.<br />İyi ki de öyle yapmışım.</p>
<p>Bu bilgi beni sonrasında birçok farklı astroloğa götürdü ve ben aslında o kişinin beni neden uyarmak istediğini, ne ifade etmek istediğini, iyiniyetlini ama bir bakıma da eksik bir bakış açısı sunduğunu anladım. Ve elbette her gittiğim astrolog da kendi bakış açısıyla bilgiyi yorumladı.</p>
<p>Sonra kendim öğrenci olunca, tavşan deliğimi anladım 🙂 Haritam tam anlamıyla, yaptığım işi vaat ediyordu. Bunu yapmam neredeyse harita diğer bakış açılarıyla da okunduğunda zorunluluk gibiydi.&nbsp;Ama haritanın tehlikesi şuydu: buraya saplanıp kalmak ve maddeyi reddetmek… Güneş ve satürn Gad&#8217;la kavuşumdaydı, bu da gitmem gereken yola çıkma isteğimi engelliyordu. &#8220;Akrebin derinliklerinde bunu yaparken, şifacılığı da al ve dünyaya git. Ev al, köklen, çocuklarla ilgilen, cinselliği deneyimle, elinle çalıştığın bir hobi yarat, bitkilerle ilgilen ve dünyada ol, eğlen… Ve bu senin için, kolay değil, çünkü haritada Gad’ın eli güçlü&#8221; demekti mesaj. Kazancımın, her zaman spiritüel konulardan olacağı zaten tüm göstergelerle vurgulanıyordu. Bu nedenle, yeteneği bırakmak, meyve veren, insanları besleyen bir ağacı çok meyvesini yedik diye kesmek gibi bir durumdu.&nbsp;Neden güçlü kasını geride bırakasın ki, ama bir kolun güçlü diye neden diğerini hiç kullanmayasın hele ki görevin o diğer kolla yapılacak bir işken.</p>
<p>Ben de karar aldım. Akrebin karanlığında, diğerlerinin sorunlarıyla fazla meşgul olma, karanlığa, gizli olana çekilme, metafiziksel konularda fazla kaybolma yerine, şifacılığını, alan okuyuculuğunu, sezgiselliğini alıp kendime boğa kadı hedefleri koydum: Güzel yaşa, zevk içinde yaşa, bedenine iyi bak, beş duyuyu içeren diğer konulara rutinde yönel, ihtiyaçlarını iyi gözlemle, kaygını besleyecek insanlara, olaylara, durumlara çekilme, toprakla ilgilen ve kendine bir ev almak için birikim yap, köklen 🙂&nbsp;Sanırım bu bakış açısı, Kazancakis&#8217;in Zorbasını hep bir elimde tutmamı ve tüm seminerlerde en heyecanlı deneyimlerin içindeyken bile öğrencilere &#8220;Dünyadayız, unutmayın, kapılmayın&#8221; dememi sağladı 🙂&nbsp;</p>
<p>Yani, aslında herkes haklıydı ve esas olan dengeydi.&nbsp;Çok şükür ki, karşıma harika araçlar çıktı.</p>
<p>Buradan benim gözlem ve özetim şu olur, <em>Gad’ın her ne ise, onu bırakmak yerine onu anla, özellikle karanlığını anla, oraya ışık tut ve orada oyalanma. Onun güçlü yanlarını al ve Kad’ına doğru cesur bir yolculuğa çık. Yolculuğunun konusunu da haritandaki evlerinden anla&#8230;</em></p>
<p>Yeniden ana konuya dönersek, ay düğümleri konusu o kadar önemlidir ki, haritanızda sadece ay düğümlerinin evlerini ve burçlarını bilmeniz dahi, neden bu hayatta bu konulara çekiliyorum, neden buradan sınanıyorum, neden kendimi hiç gitmek istemediğim bir yöne adeta sistem tarafından yönlendirilirken buluyorum, benim amacım ne… sorularına bir yanıt olabilir.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Gitmemekte direnirsek, sistem bizi oraya götürecek olaylar, durumlar yaratabilir. Bu nedenle, bu bilgiye hakim olmak, nereye neden gittiğimizi anlamak, bilinç kazanmak bizi kurban psikolojisinden ya da en basit anlamda emeklerimizin karşılığını alamadığımız senaryolardan çıkarıp köklenip filizleneceğimiz alana gitmemizi sağlar.</p>
<p>Çünkü, <em>Kad&#8217;a gitmemek gibi bir saçmalık olabilir mi çok rica edeceğim :))))</em></p>
<p>Peki, ay düğümleri tüm astrologlarca aynı önemde mi? Elbette, karma gibi ekollerde ay düğümlerinin üzerinde daha çok duruluyor ancak, ay düğümlerinin önemi yadsıyan bir ekole henüz denk gelmedim.&nbsp;</p>
<p>Yurtdışında, bazı astrologlar sadece ama sadece bir haritada bir saat boyunca kişinin ay düğümlerini yorumlarmış mesela. Çünkü, geri kalanı, yani venüsü marsı, yaşayacağı ihanetler, ameliyatlar, acılar, yönelimleri, hepsi ama hepsi senaryodur. Gad üzerinden Kad’a gidişin senaryosudur ama filmin ana fikri Gad ve Kad’ı anlamaktır, dermiş.</p>
<p>Bazı astrologlar ise, eğer bir haritayı incelemek için çok az zaman varsa sadece Gad ve Kad’ı yorumlayarak kişiye yardımcı olun, diye öğrencilerini öğütlermiş.</p>
<p>Benim bir astroloji hocam ise, derste “Kad’a gidememe ihtimalimiz var mı?” dediğimizde, “Çok rica edeceğim Kad’a gidememek gibi bir ihtimal olabilir mi, saçmalamayın” demişti 🙂<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Benim anladığım, seve seve ya da üzüle üzüle biz oraya gidiyorduk. Tüm yaşam senaryomuz bunun üzerineydi. Haritamız, aslında ona nasıl gideceğimizi gösteren göstergelerle de doluydu.</p>
<p>Özetlersek, hepimizin doğduğu tarihte bir güney ay düğümü burcu bir de kuzey düğümü burcu var. Bunlar her gün değişen parametreler değiller. 1.5 yılda bir burç değiştirirler ve elbette biz yaşadıkça doğum anı haritamızdaki gad ve kad burçlarımız sabit olup, transitte ilerlediklerinden (aslında gerilemekteler retro ilerleyişe sahip olduklarından ama kafa karışıklığı yaratmasın) tüm diğer göstergeler gibi hayatımızı değişkenler olarak etkileyemeye devam ederler.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></p>
<p>Ve ayrıca, ay düğümü hesaplamasında iki farklı görüş bulunur. Biri true node’dur. True node, ay düğümünün tam derecesini esas alır. Mean node sistemi ise ortalamasını esas alır. Bu yüzden bazı astrologlar mean node’u bazısı ise true node’u hesaplayarak ay düğümlerini açıklar.</p>
<p>Aralarında ise derecesel kaynaklı bir zaman farkı vardır.</p>
<p>Bu nedenle bazı astrologlar 5 mayısta ay düğümleri ikizler yay aksına geçti dedi. Bazısı ise, haziran ayını referans verdi. Benim hocalarım da true node yani haziran ile yorumladılar.</p>
<p>İşin aslı, her ikisi de doğru ve her iki tarih de çalıştı.</p>
<p>Şimdi eminim bu konu çok ilginizi çekti. Bu sebeple ay düğümlerinizi nasıl bulacağınıza dair bir listeyi bırakıyorum:</p>
<p><em>Doğum tarihi aralıklarına göre KAD burcunuzu bu tablodan bulabilirsiniz. Tam zıttı olan burç ise, GAD burcunuz olacak.&nbsp;</em></p>
<p>20 Nisan 1969 – 2 Kasım 1970 Balık<br />3 Kasım 1970 – 27 Nisan 1972 Kova<br />28 Nisan 1972 – 27 Ekim 1973 Oğlak<br />28 Ekim 1973 – 10 Temmuz 1975 Yay<br />11 Temmuz 1975 – 7 Ocak 1977 Akrep<br />8 Ocak 1977 – 5 Temmuz 1978 Terazi<br />6 Temmuz 1978 – 12 Ocak 1980 Başak<br />13 Ocak 1980 – 24 Eylül 1981 Aslan<br />25 Eylül 1981 – 16 Mart 1983 Yengeç<br />17 Mart 1983 – 11 Eylül 1984 İkizler<br />12 Eylül 1984 – 6 Nisan 1986 Boğa<br />7 Nisan 1986 – 2 Aralık 1987 Koç<br />3 Aralık 1987 – 22 Mayıs 1989 Balık<br />23 Mayıs 1989 – 18 Kasım 1990 Kova<br />19 Kasım 1990 – 1 Ağustos 1992 Oğlak<br />2 Ağustos 1992 – 1 Şubat 1994 Yay<br />2 Şubat 1994 – 31 Temmuz 1995 Akrep<br />1 Ağustos 1995 – 25 Ocak 1997 Terazi<br />26 Ocak 1997 – 20 Ekim 1998 Başak<br />21 Ekim 1998 – 9 Nisan 2020 Aslan<br />10 Nisan 2000 – 12 Ekim 2001 Yengeç<br />13 Ekim 2001 – 13 Nisan 2003 İkizler<br />14 Nisan 2003 – 25 Aralık 2004 Boğa<br />26 Aralık 2004 – 21 Haziran 2006 Koç<br />22 Haziran 2006 – 18 Aralık 2007 Balık<br />19 Aralık 2007 – 21 Ağustos 2009 Kova<br />22 Ağustos 2009 – 3 Mart 2011 Oğlak<br />4 Mart 2011 – 29 Ağustos 2012 Yay<br />30 Ağustos 2012 – 18 Şubat 2014 Akrep<br />19 Şubat 2014 – 11 Kasım 2015 Terazi<br />12 Kasım 2015 – 9 Mayıs 2017 Başak<br />10 Mayıs 2017 – 6 &nbsp;Kasım 2018 Aslan<br />7 Kasım 2018 – 4 Mayıs 2020 Yengeç<br />5 Mayıs 2020 – 18 Ocak 2022 İkizler&nbsp;</p>
<p>Daha fazla bilgi isterseniz, şimdilik tek tek bir yazı dizisi yazamayacağım gidiş yolumuz ve burçlarımıza dair. Bu tam anlamıyla 12+12 yani toplam 24 yazı demek olur!!! Ama belki daha sonra bir Spotify kaydı bırakabilirim ya da burada biraz özet geçebilirim.</p>
<p>Ay düğümlerine dair çok fazla kitap yok, çok ilgili olanlar için Jan Spiller&#8217;ın kitabı Ruhsal Astroloji&#8217;yi önerebilirim.</p>
<p>Şimdi bundan sonrası, bireysel değil kolektife dayalı bir yazı olacak. Çünkü, natalımız yani doğduğumuz andaki etkisi kadar, kolektif yolculuğumuz da önemli. Hatta Corona vakasının da ay düğümlerinin anlamlarında karşımıza çıktığını anlarsak, ne denli önemli olduğunu da anlarız 🙂</p>
<p>Sonraki yazıda görüşmek üzere&#8230;</p>
<div class="is-divider divider clearfix" ></div>

<p><em>Bloğum için en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:</em></p>
<p><em>İlki, okuyuculardan saygılı davranışı beklemek.</em></p>
<p><em>İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.</em></p>
<p><em>Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.</em></p>
<p><em>Sevgilerimle,<br /></em><em>Yeliz</em></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/">Astroloji: 1. Yol Nereye?</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/astroloji-1-yol-nereye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>15</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>V4: Seçen Her Zaman Dişidir</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 22:03:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1952</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendini bulmayan biri, &#160;hayatı hakkında söz sahibi olabilir mi? Kendini bilmeyen, ne istediğini bilmeyen, önüne sunulan iki seçenek için minnet edip ikisinden birini seçmeyi özgürlük sanan biri tırtıldan kelebeğe dönüşebilir mi? Peki nedir bu kendini bulmak? Kaybedeni çok da bulanı hiç olmuş mu? Yoksa, hayat her adımımızda onu bulmamız için bize yardım eden bir yolculuk [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/">V4: Seçen Her Zaman Dişidir</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2133" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/07/Jumping-300x199.jpg" alt="" width="1000" height="663"></p>
<p>Kendini bulmayan biri, &nbsp;hayatı hakkında söz sahibi olabilir mi?<br>
Kendini bilmeyen, ne istediğini bilmeyen, önüne sunulan iki seçenek için minnet edip ikisinden birini seçmeyi özgürlük sanan biri tırtıldan kelebeğe dönüşebilir mi?</p>
<p>Peki nedir bu kendini bulmak? Kaybedeni çok da bulanı hiç olmuş mu? Yoksa, hayat her adımımızda onu bulmamız için bize yardım eden bir yolculuk mu?</p>
<p>Herbirimiz mutlu bir hayat yaşamak istiyoruz. Sevelim sevilelim istiyoruz. Ruh eşimiz olacak biri hayatımızda olsun, en tatlısından sarılmalı koklamalı hayatlar yaşayalım istiyoruz. E hakkımız da. Neden olmasın?<br>
Sahi, neden olmuyor?<br>
Biz kendimizi bulmadan başka kapıları çalmaya başladığımız için olmasın?</p>
<p>Sevgili ya da eş olmak bize, seni çok seven erkeklerden birini seçmek gibi anlatıldı sanki değil mi? Bir kızı bin kişi ister, biri alır dendi. Sanki seçilecek bir meyveymişiz gibi. Ehlileştirilmiş dişiler olarak birçoğumuz, bizi sevenlerden en sağlam nedenler sunanları ya da gözümüzü en çok büyüleyenleri &#8220;özgür irademiz(!)&#8221; ile seçtik. Biz seçtik sandık. Şimdi bu bir seçim miymiş?</p>
<p>Bütün hocalarım bas bas bağırıyorlar:<br>
<em>&#8220;Seçen her zaman dişidir! Seçen her zaman dişidir!&#8221;</em> diye. <span id="more-1952"></span>Hatta kampta şu cümle dahi çıkıyor <em>&#8220;Erkekler kadınlara hizmet için yaratıldılar. Yaradılıştan beri öyleler. Av getir, karın doyur, hizmet et, o da senin kabilenin devamını sağlasın.&#8221;</em><br>
Aman ha, dediğim kadın evde oturup çocuk baksın olarak algılanmasın, elbette bu değil, asla da olamaz! Bahsettiğim dönem, erkeklerin avlarda başarılı olabilmek için kadının sezgisel yeteneklerini, desteğini kullandığı dönem. Yani kadın eve kapatıldı, erkek dışarıda onu besliyor değil durum. Tamamen, kadın bilge yol göstericisi ve soyunun devamı için de mecbur olduğu kişi bir bakıma, onurlandırdığı ve seçilmek için çaba harcadığı.</p>
<p>Peki, modern hayatlarımızda nasıl olacak da biz kadının seçen, dişi bilgeliği halini yakalayacağız? Nezaket dolu (!) yetiştirilme tarzımız nedeni ile, boyun eğmeyi geçinmek, hayır dememeyi de sevilmek sanmışken.</p>
<p>Bu sabah bir paylaşımda okudum, değişecek diyordu yazan kişi, masallar hikayeler de değişecek. Ve yan masada ergenlik çağındaki birkaç gencin konuşmasını aktarıyordu. Okuduktan sonra şöyle düşündüm.Her çağda değişen toplumsal kurallar ve alışkanlıklar yerine kendi sınırlarını, kendi seçimlerini, kendi bedenlerinin dilini en güzel biz öğreteceğiz belki bizden sonra geleceklere.</p>
<p>İskambil Kağıtlarının Esrarı&#8217;nda şöyle diyordu yazar.<br>
<em>&#8220;Bir kadın ne kadar güzelse, kendini bulması o denli zor olur.&#8221;</em></p>
<p>Altını çizdiğim ve gülümsediğim cümlelerden biri olmuştu. Kitabın peşinden Atina&#8217;ya kadar gidilen annesi Anita, kendini bulmak için Norveç&#8217;ten Yunanistan&#8217;a ulaşan bir yolculuğa çıkmıştı. Anita, çok güzel bir modeldi, bu yüzden de bu kadar uzağında kendini araması gerekliydi işte. Adamsa, <em>&#8220;Dünyada milyonlarca kadın vardır ama birini seversin ve tüm dünyan o olur.&#8221;</em> diyordu oğluna. Bu kadar sevilmeyi hak eden kadınların, her zaman erkekleri en çok peşinden sürükleyenler olması da enteresan değil mi? Değil&#8230; 🙂 Kendini aramanın ve bulmanın müthiş bir büyüsü var. Onlarca estetik çalışmasından daha etkili, ruhunu bedenine yerleştirebilmiş bir dişinin gülümsemesi.</p>
<p>Ama, bir kadının kendini araması ve onu en uzak noktalardan birinde bulması için ne uygarlığımızca belirlenmiş (!) vücut ölçülerine ne de dünyayı önüne seren bir güzelliğe ihtiyacı var. Çirkin ördek yavrusunda da kendisini arayan dişi parçalarımız vardı. Ki Kurtlarla Koşan Kadınlar&#8217;da beni parça parça bölmüştü okurken. O zaman diyebilir miyiz ki, kendi iç güzelliği, kendi yaratım dünyası, kendi rahim gücü (yaratan olması) ile tanışmamış tüm kadınlar, hayat boyu bu yolculuktalar bir bakıma.</p>
<p>Hangisi daha zor emin değilim. Tüm insanları çevrende toplayıp bir mıknatıs olman ve kendini onların seni tanıdığı kadar bile tanıyamaman mı, yoksa kimsenin sürüsüne kabul etmek istemediği bir çirkin ördek yavrusu olarak yaşayıp kendini bulana dek hiçbir sürüye dahil olamaman mı?</p>
<p>Her koşulda engebeli ama keyifli bir yolculuk bu.<br>
Harika bir videoyla taçlandırılsın&#8230; Bu video, kampta canlı bir şekilde izleme şansımızın olduğu Billurtv videolarından biri. Özellikle Billur&#8217;un Buğra&#8217;yı nasıl hayatına çağırdığı ve ardından da ilişkilerinin nasıl devam ettiğini anlattığı kısımlar beni bir kadın olarak benden aldı. Kalkıp Billur&#8217;a daha çok anlat, herkes duysun diyerek sarılasım geldi. Sonra abartma dedim kendime, blogda yazar storyde paylaşırsın o zaman duyması gereken herkes duyar işte. 🙂</p>
<p class="m_6545847850086785577p1"><em><span class="m_6545847850086785577s1">“- Kadınlar seçme hakkı yok gibi davranıyorlar. Seçilecek varlıklar olarak görüyorlar kendilerini. Oysa, bir dişi hayvan bile razı gelerek seçmiyor eşini. Tüm birliktelikler neredeyse -mış gibi yaşanıyor.</span></em></p>
<p class="m_6545847850086785577p1"><em><span class="m_6545847850086785577s1">Oysa yaradılışta, kadın seçer, erkek ona hizmet eder. Bu böyledir. Ama bunun için önce bir kadının kendini bulması gerekir. Kadın kendini bulmadığında, seçildiğini kaderi görür ve mış gibi bir ilişkiye razı olmayı öğrenir.&#8221;</span></em></p>
<p class="m_6545847850086785577p1"><span class="m_6545847850086785577s1">Buyrun bakalım bu cümleleri duyacağınız videomuza: <a href="https://youtu.be/DFBMdhvJs4s" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>Tıkk Tıkk</em></a></span></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/">V4: Seçen Her Zaman Dişidir</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>V3: Hikayeni Anlat</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 13:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1910</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutsuz zamanlarımızda, yere yüzükoyun düştüğünüzde ne yaparsınız? Mutlaka bir ilk yardım çantanız vardır di mi? Benim bazen bu eski umutlu yazılarımı okumamdır. -Fakat, ne yazmışımdır! Keşke kendimle o gece bir arkadaş olsam da akıl alsam.- Bazense, gerçekçi yaklaşımı nedeniyle birçok kişinin dinleyemediği bir astroloğu, çok saygı duyduğum bir isim olan ve artık hocam olan Oğuzhan [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/">V3: Hikayeni Anlat</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2137" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/07/c76ac576ec56f7acb069556a56555bba-300x234.jpg" alt="" width="1000" height="781">

Mutsuz zamanlarımızda, yere yüzükoyun düştüğünüzde ne yaparsınız? Mutlaka bir ilk yardım çantanız vardır di mi? Benim bazen bu eski umutlu yazılarımı okumamdır. <em>-Fakat, ne yazmışımdır! Keşke kendimle o gece bir arkadaş olsam da akıl alsam.-</em> Bazense, gerçekçi yaklaşımı nedeniyle birçok kişinin dinleyemediği bir astroloğu, çok saygı duyduğum bir isim olan ve artık hocam olan Oğuzhan Ceyhan&#8217;ı dinlemektir.
Billurtv&#8217;yi açarım ve gerçekten de birçok insana çok umutsuz gelebilecek bir videosunu tıklarım. O video bazen şöyle başlar: Bir numaralı gerçek: <em>ÖLECEKSİN! Öleceksin, bundan kaçış yok! This is reality! The End.</em>
Ve ben bir oh derim&#8230; Öleceğim, öleceğiz. Ölmek istemiyorum. Ama bu gerçek, Allah Allah kulağa neden iç rahatlatıcı geliyor&#8230; Oh be, bir esinti geldi, içim açıldı!
Bakış açım belki de <em>&#8220;Sadece gerçek özgürleştirir&#8221;</em> olduğundan mı ne, bana iyi gelen onun gerçekle harmanlanmış ve metafiziğe, okültizme, gizeme uzanan sohbetleridir. Tekrar tekrar dinlerim ve yerden kalkarım. <em>-Öleceksem, oturup ağlamak ya da fayansları öpmek yerine bir top dondurma daha yerim. Neticede aklımız hala yerinde, şükür.-</em>

<span id="more-1910"></span>Bazense burada yazmak istemediğim bazı komik, eğlenceli, saçma sapan şeyler yapmaktır. (Burhan Altıntop videolarına, Heykel Kafası ya da NeonTabela gibi Instagram hesaplarına gülmek gibi saçma sapan şeyler ama elbet bunu yazmayacağım 🙂 )

Bu kampta, Erhan Altunay ve Oğuzhan hocanın bir sohbeti vardı ki, o an güzel bir &#8220;aha&#8221; anı dahaydı benim için. Aha anı şey demek: <em>Tipping Point/Kıvılcım Anı (Mediacat yayınları)</em>&nbsp;kitabını okumuş muydunuz? Özellikle yaratıcı işlerde çalışan herkes için ve kendi işini yapanlara bir numaralı tavsiyemdir.

Kampta, sembolleri konuşuyorduk. Sembollere neden ve nasıl ihtiyaç duyulduğunu. Neden dinlediğimizde bu ilk insanları da akıllı sanıyoruz ama &nbsp;bildiğin kırıklar, ne saçma hikayeler anlatmışlar, ne komik kehanetler yapmışlar dediğimizi&#8230;
Gerçekten akıllıydılar.
Gerçeği, ilahi bilgiyi, kadim bilgiyi aktarma ve koruma yolunu biliyorlardı.
Çünkü, binlerce kez tekrarlanıldığı gibi; <em>&#8220;En büyük sırlar her zaman en ortada gizlenirdi.&#8221;</em>

En ortada gizlediler. Bunun için de insanlığın ilk dili olan sembol dilini kullandılar. Bu sembolleri, yine en ortada dolaşan şeylere yüklediler. Masallar gibi, hikayeler gibi, şarkılar, türküler gibi, işlenen simgeler gibi, Tarot kartları gibi&#8230;

İnsanlar hatırlardı. Kolektif bilinç diye bir şey vardı. Aktarılan dna bilgisi vardı. Tüm işimiz hayat boyu hatırlamaktı, Lethe Irmağı&#8217;ndan geçerken unuttuğumuz kadim bilgiyi. Bunun için en kutsal meslek belki de &#8216;hikaye anlatıcılığı&#8217;ydı&#8230; Onlar, bilgiyi taşıyan, aktaran ve hatırlatanlardı.

Oğuzhan hoca kampta şöyle dedi, bazen eğitimde 2.5 saat konuşurum havadan sudan, sonra hocam ders ne zaman başlayacak derler, &#8220;Ders bitti&#8221; bile derim. &#8220;Sana havadan sudan gelen her şey aslında dersti.&#8221; Bazı insan bunu ukalalık olarak görebilir, ama ben özellikle bir açıdan çok değerli buluyorum. Bu dönemde, bilgi bazen tüm kirliliğiyle her yerde aslında. Bilgiye ulaşmak, hiçbir çağda bu kadar kolay olmamıştı. Örneğin, astroloji kitaplarından temel astrolojiye dair çoğu bilgiyi edinirsiniz. Ama edinmek isteği uyanır mı? Bir aktarıcı, hatırlatıcı arar aslında orada kişi. Hatırlatırken, bilginin ötesini verebilmek bence başka bir şeydir. Eğlendir, heveslendir, ama en önemlisi hep bilgi bilgi değil, bazen hayatın gündeliğin bilgisini, bakış açısını da sun. Onu sun ki, anlattıkların dünyaya toprağa köklensin. Onu sun ki, dinleyen seni o bilgi kaynağından fazlası olarak da görebilsin ve bağ kur. Üstelik o gündelik gibi görünen hikayeler öyle aydınlatmalar yaşatsın ki öğrenciye, hayat boyu idrake dönüşsün.

Başka bir öğrenciye hiç hitap etmeyebilir. Ama benim neden su içmeden ve tuvalete gitmeden onun derslerini ağzım kulaklarımda 4 saat dinleyebildiğimi açıklıyor.
Ve çok önemli bir fark ediş anı yaşıyorum kendimle ilgili. Aaaa, ben de böyleyim! Benim eğitmenliğim de böyle! Benim tek bir mesleğim var aslında: Hikaye anlatıcılığı! İşte bir &#8216;aha&#8217; anı!

İlk bloğum <em>Benim Tatlı Hikayem</em>&#8216;di. Adı üstünde tatlı bir hikayenin peşine düşen bir düşübozuk eski İk&#8217;cıydım.

Sonra bambaşka bir hikayeyi anlatmaya başladım. Adı <em>Tırtılın Düşü</em> oldu. Zaten uzun zaman önce de, Instagram&#8217;da kendimi tanıttığım kısma &#8220;Şifalı Hikayeler Anlatıcısı&#8221; demiştim. Bu ismi çok sevmiştim. Bundan daha iyi bir tanım yoktu!

Sonra öğrencilerden gelen geribildirimler aklıma düştü: <em>&#8220;O eğitimi almak istiyordum ama param yoktu, kendimi kazdım sonra hemen senin anlattığını yaptım ben de kendimi en sonunda sertifikayı tutarken hayal ettim ve oldu.&#8221;</em>
<em>&#8220;Ne zaman uçağı kaçıracak olsam senin vapuru nasıl yakaladığın hikayen aklıma geliyor ve yakalıyorum.&#8221;</em>
<em>&#8220;Eşime, babama çalışma yapamadığımda anlattığın o hikayeyi hatırlıyorum, sonra kendiliğinden adım atıyorlar.&#8221;</em>
<em>&#8220;Tam bedende okuma yapamıyorum derken senin şu komik hikayen aklıma geliyor bir kez daha denemek istiyorum.&#8221;</em>
<em>&#8220;Kazma yapamadığımda o travmanı hatırlıyorum, şevkleniyorum.&#8221;</em>

Vay be! İşin sırrını çok gizli bir şekilde, kendime bile çaktırmayarak çözmüşüm. Neden? Neden böyleyim? Merkürüm şu zararlı yayda da ondan. 🙂

Tek bir işimiz var, o da kendi biricikliğimizi anlamak. Düşünün olabilecek en zararlı yerleşimde bir merkürüm var. <em>-Allahtan retro değil-</em>&nbsp;Aslında, bu ayağıma takılan bir engel olacakken, işimde ve yaşamımın genelinde mutluluğa dönüşüyor. Merkürüm oğlakta olsaydı, hikayeleri bu şekilde anlatamazdım. Sıkıcı olup olmamam önemli olmazdı, ciddi ve sorumluluklara odaklı bir anlatım tarzım olurdu. Hadi eğlenelim yerine saatlerimize bakalım, zamana uyalım derdim. Akrepte olsaydı, gizlemek anlatmaktan daha önemli olurdu, özelimi ya da hikayelerimi açmak asla söz konusu olmazdı. Daha gizemli bir görünüş sağlardım. Balıkta olsaydı, hikayenin başındayken dağılıp olaya bolca duygu katıp herkesi ağlatabilirdim&#8230;

<em>Dharma</em> deniyor bu hayatta izlememiz gereken yola. O yol, bir başkası çok başarılı dur onun gibi yapayım, düşüncesiyle yürünmüyor. O yolu yürümek doğma nedenin ama bir önemli nokta ile. Sonunda; <em>I did it my way</em> şarkısını söyleme cesaretiyle&#8230; Bunun içinse, dış dünyaya odakladığımız o ilgiyi tek bir yere, içe çevirmemiz ve kendimizi tanımak için sorular sormaya, kapıları çalmaya başlamamız gerekiyor. Üstelik, yanlış bir kapı olmadığını da bilerek. Her kapının, karşımıza çıkan her insanın, karşısına geçtiğimiz her öğretmenin tam da doğru kişi olduğu hediyesi ve inancıyla&#8230;
<div><em>&#8220;Artık yolun sonuna geldik</em></div>
<div><em>Oyunun son perdesi karşımda</em></div>
<div><em>Açık konuşayım dostum</em></div>
<div><em>İçinde bulunduğum durumu anlatayım</em></div>
<div><em>Dolu dolu bir hayat yaşadım</em></div>
<div><em>Her yöne gittim, her yola geldim</em></div>
<div><em>Dahası, dahası da şu, kendi bildiğim gibi yaptım&#8221;</em></div>
<iframe loading="lazy" title="FRANK SINATRA I DID IT MY WAY" width="1020" height="765" src="https://www.youtube.com/embed/9SXWX6qg0y4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/">V3: Hikayeni Anlat</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>V2: Merkürün Kadar Konuş</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 00:00:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her şeyin ilk şeysi bu mitolojiyle başlamış ya hani. Hıh, biz de oradan başlayacağız. Tatlı tatlı. Şimdi bu Merkür, Tanrıların en hınzırı, en akıllısı, akıllı olduğu için sıkılıyor zahir. Ne yapacağını bilemiyor.&#160;Bana kalırsa, fazla zeka ve enerjisinden kabına sığamıyor Merkür. Böyle olunca da, babası Zeus bir işe yara oğlum, tut bir şeyin ucundan, diyor, bunu [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/">V2: Merkürün Kadar Konuş</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2141" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/07/let_it_go__watercolor__by_lembatatiana_dcid132-fullview-1-300x201.jpg" alt="" width="1000" height="669">

Her şeyin ilk şeysi bu mitolojiyle başlamış ya hani. Hıh, biz de oradan başlayacağız. Tatlı tatlı.

Şimdi bu Merkür, Tanrıların en hınzırı, en akıllısı, akıllı olduğu için sıkılıyor zahir. Ne yapacağını bilemiyor.&nbsp;Bana kalırsa, fazla zeka ve enerjisinden kabına sığamıyor Merkür. Böyle olunca da, babası Zeus <em>bir işe yara oğlum, tut bir şeyin ucundan,</em> diyor, bunu Tanrıların habercisi yapıyor. Ölülerin ruhlarını yer altına götürüyor, çıkıp ineklerini çalıyor birilerinin, öyle güzel de lir çalıyor ki kalpleri de büyülüyor. Hem akıllı, kurnaz, hem de hızlı. Alıyor bilgiyi oradan oraya taşıyor. Aslında çok da yargısız; Ulak yani. Haliyle kumarbazların, hırsızların koruyucu Tanrısı da oluyor. Diğer ismi ne biliyor musunuz? HERMES! Hani şu çanta markası. Hani bir araba parası olan. Aha, bildiniz. Tesadüf mü? Hıh, tabii tesadüf tabii&#8230;&nbsp;<span id="more-1892"></span>

Merkür, başak ve ikizlerin yönetici gezegeni. Patronu yani bu iki burcun, onlara bol bol maaş veriyor. E malum, başak hizmetli burcu, ikizler de en daldan dala atlayan, bilginin derinliğinin değil de genelinin peşindeki burç. İkisi de onun çocukları olacak haliyle. Güneşim ikizler bana maaş mı verecek değil aslında konu. Bak bakalım haritana merkürün hangi burçta? Ya bir önceki burcundur, ya güneş burcundur, ya da ondan sonrakidir. Güneşten çok uzağa gidemez çünkü bu canım merkür.

Şimdi, hepimizin haritasında bu Merkür bir burçta ve evde. Peki neyi anlatıyor sizce?
Zekamızı anlatıyor. Beynimizi, idrakimizi anlatıyor. Zihnimizin nasıl çalıştığını, hayatı nasıl algıladığımızı&#8230; İletişimimizi anlatıyor. Diğerlerine kendimizi nasıl anlattığımızı ya da anlatamadığımızı.

Daha da enteresanı, bizim bu zihnimiz hiç durmuyor. Neden biliyor musunuz? Gökyüzünün en hızlı gezegeni Merkür. Bir burçta sadece 15 gün kalıyor. Dolayısıyla, o gökyüzünde fırıl fırıl gezerken, biz yeryüzünde düşünüp duruyoruz. Zihnimizden tıpkı onun hızı gibi milyonlarca düşünce geçiyor.

Bir de retrosu var malum, hatta bugünden itibaren retro. Aslında hiçbir gezegen geri gitmez. Sadece dünyadan bakınca öyle görünür. Yeni bir işe geçmektense, elimizdeki derleme toplama zamanıdır Merkür retro. İçe dönmenin, biraz durmanın ve kendini değerlendirmenin vaktidir. İyi ki de öyledir aslında, yoksa fırıl fırıl zihinlerimiz bizi yiyip bitirecektir 🙂 Hem biliyorsun, bazen durmak koşmaktan iyidir.

Engin Günaydın&#8217;ın İçimdeki Ses filminde bir tanım vardı çok sevdiğim &#8220;25. saat&#8221;&nbsp;Nedir bilir misiniz?
<em>“Siz hiç 25. saatte yaşadınız mı? Ben 25. saatte yaşamasını çok severim. 25. Saat neresi diye merak ediyorsanız, tarif edeyim. Kalabalığın içinden geçerken birden durun. Kalabalığı görebileceğiniz bir yere geçin. İşte 25. saattesiniz&#8230;”</em>

İşte yeri gelmişken, bazımız doğuştan itibaren orada. (Merkür retro doğumlular) Bazısı ise, sadece bir yıl içindeki merkürün durağan ve retro döngülerinde. Retro doğan için biraz Hegel&#8217;in sözünü söylerler: <em>&#8220;Beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı.&#8221;</em>&nbsp; Retro doğanın mücadelesi de, kendini doğru anlatabilmek ve doğru algılayabilmek için çabadır bir bakıma.

Bunları size neden anlatıyorum biliyor musunuz?
Önceleri, çok önceleri&#8230; Kendi biricikliğimi algılamak için yeterli bilgiye ve tekniklere sahip değildim. Sonra Reiki geldi, Theta Healing geldi. Astroloji geldi. Kitaplar hep hayatımdaydı ama onların da en ufuk genişletenleri geldi. Bunlar bana, bu dünyadaki en kıymetli hediyeyi verdi. O hediye ki, en kadim kaynaklarda bile yazılı:
<i>&#8220;Kendini tanı&#8221;</i>

<i>Neden sanata ilgi duyduğumu, neden şifa yolunda yürüdüğümü, neden ortamı dengelemek konusunda olağanüstü çaba harcadığımı, neden lacivert bir elbise ile en dişi&nbsp;hissettiğim formumda olduğumu ve neden konuları anlatırken hikayelerle, abartılı mimiklerle, duygularla anlattığımı. Neden ortalama bir insandan daha çok bedensel acı çektiğimi. Neden yas sürecinin yaşamımın bir parçası olduğunu. Ve daha bir sürü tuhaflığımı&#8230;</i>

Kendimi tanımak derken&#8230; Bazı parçalarımla tanıştık sadece. O parçalarım bana kendimi tanımamın uzun bir sürece yayılacağını ve belki de asla tamamlanamayacağını öğretti.

Kendimi tanımak için çaba harcadıkça, yolu tüm kusurlarıyla sevmeyi öğrendim. Meğer o kusurların içindeymiş mükemmellik.

Misal,&nbsp;<em>&#8220;Beni merkürünüz kadar anlayacaksınız.&#8221; d</em>iyor karma astrolojisinde hoca. Bense zorlanarak alıyorum bilgileri. Nedenini anlamaya çalışıyorum. Şunu anlıyorum sonra; ben eğlenerek öğreniyormuşum meğer. Ölümü, ölüm ötesini, okült tüm konuları dahi&#8230; Konu ne denli sarsıcı olsa da, benim onun içine girmem için bir hikaye, bir coşku, bir duygu gerekli. Ama karma konuları, ağır, ciddi konular. Eğlenmiyorum. Dinlerken dağılıyorum. Üstelik bazı bilgilerle savaşıyorum da alırken. Kendimi anda tutup derse odaklanmam biraz zaman alıyor. Sonra bir yolunu buluyorum. Kendime konuları neşeyle anlatıyorum.

Aklıma lise zamanı gittiğim dershanedeki matematik hocası geliyor. Matematiği hiç sevmedim, hiçbir zaman başarılı değildim. Ama trigonometri konusunu anlatırken öyle keyifle anlatmıştı ki, matematikte en iyi anladığım konu trigonometri olmuştu ve verilen her soruyu tıkır tıkır çözebilmiştim sayesinde. Hatta sınavdan 100 aldığımı ve tüm sınıfa kopya vererek geçirdiğimi bile hatırlıyorum. Üstelik, lisedeki öğretmenim benim matematikte üstün bir başarıya sahip olduğumu düşünmüştü. Ama trigonometri bitince ve diğer konularda o kadar eğlenmeyince, çalışmayı yeniden bırakmıştım.

Sonra aydınlanıyorum. Merkürüm yay diyeymiş tüm bunlar.&nbsp;Merkür, yönettiği Başak ve İkizler&#8217;de yararlı çalışır, zıt burçları olan Yay ve Balık&#8217;ta ise zarardadır. Aaa, nasıl ya o iş? Nasıl şimdi? İşte bu çelişki bana kendimle ilgili kocaman bir aydınlanma veriyor. Meğer ben Merkür&#8217;den maaşı azarla alıyormuşum, hatta benim paramı çalıyormuş bu Hermes iyi mi?

Hemen fikir yürütelim:&nbsp;Yay, patavatsızdır çünkü saftır ve her şeyi abartır, her şeyin olumlusunu düşünür (neticede şans gezegeni Jüpiter&#8217;den doğuştan emekli aylığı alır 🙂 )beyninde ince hesapları, kurnazlıkları yoktur, çok neşelidir, beceriklidir, sorumluluklardan sıkılır, hızlıdır, enerjiktir, entelektüeldir, özgürlük düşkünüdür, yabancı her fikir ilgisini çeker, bağımsız bir düşleyendir&#8230; Merkür iletişim dedik, hizmet dedik, yay patavatsızlık, abartı, bağımsızlık dedik. Aaaa, şimdi Merkür de biraz haklı mı ne? Yay onun çocuğu gibi durmuyor, elin çocuğunu sever gibi seviyor demek, hatta bu çocuk cama taş atıp kaçan türden, hiç sevmiyor. Doğru mu? Of hem de ne! Zaten yay ve balığın yönetici gezegeni şans ve talih veren Jüpiter. Çözdün mü? Bunlar doğuştan yağ bal içindeler. Merkürün sıkısına gelemezler. Ay dur orada, ben bir aydınlandım.

Sonra, şöyle düşünüyorum. Bu bana boşuna verilmedi doğarken, neden merkürümü yay seçtim yarar ya da zarardan bağımsız? Ben bir konuyu anlatırken nasılım biliyor musunuz? Heyecanlı, eline koluna hakim olamayan, abartan, aşırı duygular katan, gözlerinden ağzından duygu fışkıran. Yazarken de öyleyim. Seven çok seviyor saatlerce konuşsam da. Sıkılmadan, sıkmadan anlatıyorum benim gibi meraklısına. Zaten Merkür yay, eğitmenlerin, yazarların, konuşmacıların, akademisyenlerin, diplomatların yerleşimiymiş iyi mi?

Zararda görünen bu yerleşim, sana aslında bir hediye veriyor. Harika bir hediye. Sadece o hediyeyi alabilmek için kendini tanıman şart. Yani özetle; başkası olma kendin ol/böyle çok daha güzelsin!

<a href="http://www.tirtilindusu.com/2019/07/10/sohbet-3-hikayeni-anlat/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hadi sonraki sohbete&#8230;</a> Size hikayeler anlatacağım. Prensesler, kraliçeler, kurbağaları öpen sapık kızlar ve ölen kızı öpen sapık prensler yok. Zaten onları ben de hiç sevmiyorum, söz.The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/">V2: Merkürün Kadar Konuş</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>V1. Gel Birlikte Demlenelim</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-1-gel-birlikte-demlenelim/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-1-gel-birlikte-demlenelim/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jul 2019 19:22:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1875</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dem nedir biliyor musunuz? Nefes, soluk demek dem. Bir de Güzel Kelimeler Dükkanı öğretmişti ki, &#8220;hemdem&#8221; var. Arkadaş, o nasıl güzel kelime! O ne tatlı ifade! Canciğer, samimi dost demek. Stefano D&#8217;anna, Tanrılar Okulu&#8216;nu okuyan herkes benim sonsuza kadar dostum, demişti. Ben de en başından beri, bu bloğu okuyan herkes benim sonsuza dek dostum, diye [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-1-gel-birlikte-demlenelim/">V1. Gel Birlikte Demlenelim</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<em><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2144" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/07/il_570xN.1187576414_cayn-300x300.jpg" alt="" width="1000" height="1000">
Dem</em> nedir biliyor musunuz? Nefes, soluk demek dem. Bir de Güzel Kelimeler Dükkanı öğretmişti ki, <em>&#8220;hemdem&#8221;</em> var. Arkadaş, o nasıl güzel kelime! O ne tatlı ifade! <em>Canciğer, samimi dost</em> demek.

<em>Stefano D&#8217;anna, Tanrılar Okulu</em>&#8216;nu okuyan herkes benim sonsuza kadar dostum, demişti. Ben de en başından beri, bu bloğu okuyan herkes benim sonsuza dek dostum, diye düşünüyorum. İçimi açmışım, o da almış kabul etmiş, belki bana birkaç sırrını bahşetmiş, belki bunu sadece içinden konuşarak yapmış. Ne fark eder? Zihnim, kulağım bilmez. Bilmesin de. Ruhum kalbim bilir.<span id="more-1875"></span>

Bir demlenme sürecindeyim. Geçtiğimiz hafta bu yıl almış olduğum <em>Karma Astrolojisi</em> eğitiminin mezuniyet kampındaydım. <em>-Tabii siz daha eğitim aldığımı bile bilmiyorsunuz, değil mi? Bu yıl eğitim konusunda ciddi atılım ya da iç sesimle yaramazlıklar yaptım da. Bu konuya da bir ara gireceğim. &#8211;</em> Üst üste birçok etkinlik, söyleşi oldu. Üç gün boyunca, en hızlı not tutma şeklim olan bilgisayarımla kucağımda neredeyse havada uçan her kelimeyi alarak not tuttum. Şimdi onlar geldi bir güzel zihnime oturdu, bazısı hala havada süzülüyor. Bazısına, sen bana hafif gelen bir enerjide değilsin diyerek gönderiyorum. Ama bazısını ne yapıyorum biliyor musunuz, alıp kalbimin tam ortasına buyur ediyorum. İşte o, işte onları en çok konuşalım istiyorum. Zihnime sinenleri ve kalbime inenleri&#8230;

Son yıllarda, en iyi yaptığım iki şey: Eğitim almak ve eğitim vermek. Böyle olunca da, ilk bakışta, ama bu kadar bilgi nasıl içselleşecek denildiği yerde ben de şu yanıtı veriyorum; bilgi bazen en iyi karşıt bilgiyle ve tamamlayıcı bilgi ile içselleşiyor. Bu biraz şuna benziyor, İngilizce&#8217;yi bildiğimi Yunanca kursunda anlamıştım. Hocam Yunandı, ortak dilimiz İngilizce idi ve ben bunca yıl &#8220;İngilizce&#8217;den çok sıkıldım&#8221; derken Yunanca kursunda her iki dili aynı anda potadan geçirerek &#8220;Şu İngilizce&#8217;nin kaşını gözünü öpeyim&#8221; noktasına gelmiştim. Yunanca&#8217;yı da Çince kursunda anlarım belki. (Aramızda theta healer arkadaşlar varsa ve bana &#8220;Yeliz kendini kaz, neden bir bilgiyi illa başka bilgi ile anlayasın var&#8221; derse, hiç affetmem &#8220;Bu seni neden ilgilendirdi, bence sen de kendini kaz&#8221; derim. O kadarını biz de düşünüyoruz, zorunluluk duymadan tekrarladığımız zevklerimiz var, hayatı o zevklerle daha da heyecanlı buluyoruz. Her şeyi de kazmak zorunda değilim, değilsin. FYI. &nbsp;🙂 )

Hadi bu ileti bir yazı dizisi olsun. Sohbet sohbet gidelim, çok içimden geldi, var mısın? Ben varım. (Kabul edenler, etmeyenler&#8230; Kabul edilmiştir.:) )

Size bu yazı dizisinde çok fazla monolog haline getirmeden, sizden de gelebilecek sorularla son dönem aldığım eğitimlerden, önce aldıklarımdan ve özellikle kampta duyduğumda kendi fikrimi damıtıp çözdüğüm konulardan bahsedeceğim.

Nereden başlayalım biliyor musunuz? Merkürden başlayalım. Hani şu retrosu başa bela olan. Evet kesinlikle merkürden başlayalım. <em>Aaa astrolojiye döndü,</em> dedi birileri duydum. Çok rica edeceğim, korkup kaçma hemen. Damıtmak dedim. Gel bak, burada neler neler var.

Başlıyoruz. Ver oradan bir Merkür! <a href="http://www.tirtilindusu.com/2019/07/09/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">(Ben Merkür yazısıyım tıkla :))</a>
<em>-ve oturduğum kafede yan masadaki kız durup dururken gülmekten burnundan kahve çıkarır. Vay arkadaş! Ne neşe enerjisi yaydık!-</em>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-1-gel-birlikte-demlenelim/">V1. Gel Birlikte Demlenelim</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-1-gel-birlikte-demlenelim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Işığını Saç Diye Seni Kırıyorum</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/isigini-sac-diye-seni-kiriyorum/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/isigini-sac-diye-seni-kiriyorum/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Mar 2019 22:03:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1808</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hepimizin, hikayesi kendimize has yaralarımız var. Bu yaralar bizi arayışa itiyor, iyileşmeyecek gibi duruyor, biz onun şifasının peşinde koşuyoruz, tam iyileşecekken kabuğu kopuyor, iyileşme sürecimiz yeniden başlıyor ve o yara bir şekilde gündemini koruyor. İşin enteresan yanı, kendinde şifası için yöntemler aradığın, tam potansiyel sergilediğin bu yara, senin o arayışın sayesinde başkalarında şifalanıyor. Yaran, belki [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/isigini-sac-diye-seni-kiriyorum/">Işığını Saç Diye Seni Kırıyorum</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2157" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/03/And_there_was_a_Cry_in_Egypt1-300x174.jpg" alt="" width="1000" height="581">

Hepimizin, hikayesi kendimize has yaralarımız var. Bu yaralar bizi arayışa itiyor, iyileşmeyecek gibi duruyor, biz onun şifasının peşinde koşuyoruz, tam iyileşecekken kabuğu kopuyor, iyileşme sürecimiz yeniden başlıyor ve o yara bir şekilde gündemini koruyor. İşin enteresan yanı, kendinde şifası için yöntemler aradığın, tam potansiyel sergilediğin bu yara, senin o arayışın sayesinde başkalarında şifalanıyor.

Yaran, belki ıssız bir ada sandığın varoluşunu, bir olduğun bütüne açıyor.

<span id="more-1808"></span>En sevdiğim mitolojik hikaye: Chiron&#8217;un (Şiron ya da Kayron diye telaffuz edilir) hikayesi. Öyle etkilenmiştim ki duyunca, gecenin bir saati dinlediğim hikayenin üstüne başka başka kaynaklardan da okuma ihtiyacı duyduğumu, sonra da çevremdeki herkese anlattığımı ve Chiron&#8217;un benim gizli kahramanım olduğunu hatırlıyorum.

Chiron, Satürn&#8217;ün evlilik dışı doğan oğludur. Satürn, deniz perisi Philyra&#8217;ya&nbsp; aşık olur, Philyra ondan kaçmak için kısrak kılığına girer. Satürn ise kendini ata çevirir, Philyra ile birlikte olur. Bu birliktelik içgüdüseldir ve birlikteliğin meyvesi&nbsp; Chiron&#8217;dur. Yarı at yarı insan şeklinde doğmuştur ve onu gören Philyra o kadar iğrenir ki, Tanrılardan kendisini başka bir şeye çevirmesi için talepte bulunur, ıhlamur ağacına dönüşür. Chiron, babasını hiç tanımaz, annesi tarafındansa doğar doğmaz terk edilir. Hayatta ilk yaralarını böylece alır.

Sonrasında iyi yürekli Tanrı Apollon, Chiron&#8217;u bulur ve böylece Chiron müzik, şiir, şifa Tanrısı tarafından eğitilir. Öyle yetenekli olur ki, Chiron müzikle uğraşırken gökyüzündeki yıldızlar bile durup onu seyreder. Yaşamın anlamını arar Chiron, var olanın ötesini bilmek ister. Kahin olur, öğretmen olur, astrolog olur.

Bir gün ölümsüz Chiron bir saldırıya uğrar ve yara alır. Ölümsüz olduğu için ona saplanan ok Chiron&#8217;u öldürmez. Ama çok canını yakar. Öyle ki, bu acı dayanılmazdır. Chiron, böylece bitkileri incelemeye başlar. Chiron, hekim de olur. Ne var ki, bulduğu çareler başkalarına iyi gelirken kendisine iyi gelmez. Onun tek bir kurtuluşu vardır; ölümsüzlüğünü hediye etmek&#8230; Bu fedakarlığının ödülüyle, ölümüyle gökte yay takımyıldızında sembol haline getirilir.

Chiron, beni en çok etkileyen mitolojik hikaye dedim. Nedeni ise, Chiron bizim yaralı parçamız, yaralı şifacı yanımız ve hepimizin parmak izi kadar özel haritasında bir yerde aslında.

<img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-2158 alignleft" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/03/unnamed-223x300.jpg" alt="" width="223" height="300">Düşünün;
* Başkalarına merhem olurken kendinize şifa olmakta güçlük çektiğiniz hangi yaralarınız var?
* En gizli sırlarınız, kendinizde en zor kabullendiğiniz, kendinizi saklamak istediğiniz, reddedildiğiniz, en sevdiğiniz tarafından açılan, en savunmasız olduğunuz, kaçınılmaz olarak deneyimlediğiniz&#8230; o yara nerede?
* Hangileri bu dolunayla tetiklendi? (Çünkü bu dolunay tetiklenmesine destekti.)

Şimdi bu yaralarınızı sevin. Hatırlar mısınız Sezen Aksu&#8217;nun Işık Doğudan Yükselir adında bir albümü vardı. Onun introsunu dinliyorum dakikalardır bu yazıyı yazarken. Işık, bu yaradan sızacak, ışığımızı bulmamız için kırılmamız.

Chiron, hayatın anlamını arar demiştik, elinde ok tutar. Bu yaranın iki şifası olduğuna inandım ben de bu nedenle:
<ul>
 	<li>Kırıldığın yerden arayışa çıkacaksın. O arayış sana anlam, diğerlerine şifa olacak.</li>
 	<li>Sen bu sayede bir olduğunu hatırlayacaksın, ıssız ada olmayı bırakıp bütünün nefesiyle hayata bakacaksın.</li>
</ul>
<p style="text-align: right;">Canını yakan, sana anlamını verecek hayatının. İşte bu nedenle, yaranı sev. Onu sana veren Yaradan&#8217;dan ve anlamından ötürü. Sonra da, o yaranın artık yara değil anlam olduğu, birlik olduğu evreye geç. Unutma, Chiron bilgeydi de aynı zamanda.</p>
<p style="text-align: right;"><a href="https://www.youtube.com/watch?v=-8VXr9yfOmw" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Minicik bir hediye şimdi geceye: Işık Doğudan Yükselir</a></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/isigini-sac-diye-seni-kiriyorum/">Işığını Saç Diye Seni Kırıyorum</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/isigini-sac-diye-seni-kiriyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>10</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
