<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Semboller | Tırtılın Düşü</title>
	<atom:link href="https://www.tirtilindusu.com/Blog/semboller/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<description>Tırtılın D&#252;ş&#252;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Jun 2020 19:12:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.5</generator>

<image>
	<url>https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/04/cropped-buttefly-32x32.png</url>
	<title>Semboller | Tırtılın Düşü</title>
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>V4: Seçen Her Zaman Dişidir</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 22:03:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1952</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendini bulmayan biri, &#160;hayatı hakkında söz sahibi olabilir mi? Kendini bilmeyen, ne istediğini bilmeyen, önüne sunulan iki seçenek için minnet edip ikisinden birini seçmeyi özgürlük sanan biri tırtıldan kelebeğe dönüşebilir mi? Peki nedir bu kendini bulmak? Kaybedeni çok da bulanı hiç olmuş mu? Yoksa, hayat her adımımızda onu bulmamız için bize yardım eden bir yolculuk [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/">V4: Seçen Her Zaman Dişidir</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2133" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/07/Jumping-300x199.jpg" alt="" width="1000" height="663"></p>
<p>Kendini bulmayan biri, &nbsp;hayatı hakkında söz sahibi olabilir mi?<br>
Kendini bilmeyen, ne istediğini bilmeyen, önüne sunulan iki seçenek için minnet edip ikisinden birini seçmeyi özgürlük sanan biri tırtıldan kelebeğe dönüşebilir mi?</p>
<p>Peki nedir bu kendini bulmak? Kaybedeni çok da bulanı hiç olmuş mu? Yoksa, hayat her adımımızda onu bulmamız için bize yardım eden bir yolculuk mu?</p>
<p>Herbirimiz mutlu bir hayat yaşamak istiyoruz. Sevelim sevilelim istiyoruz. Ruh eşimiz olacak biri hayatımızda olsun, en tatlısından sarılmalı koklamalı hayatlar yaşayalım istiyoruz. E hakkımız da. Neden olmasın?<br>
Sahi, neden olmuyor?<br>
Biz kendimizi bulmadan başka kapıları çalmaya başladığımız için olmasın?</p>
<p>Sevgili ya da eş olmak bize, seni çok seven erkeklerden birini seçmek gibi anlatıldı sanki değil mi? Bir kızı bin kişi ister, biri alır dendi. Sanki seçilecek bir meyveymişiz gibi. Ehlileştirilmiş dişiler olarak birçoğumuz, bizi sevenlerden en sağlam nedenler sunanları ya da gözümüzü en çok büyüleyenleri &#8220;özgür irademiz(!)&#8221; ile seçtik. Biz seçtik sandık. Şimdi bu bir seçim miymiş?</p>
<p>Bütün hocalarım bas bas bağırıyorlar:<br>
<em>&#8220;Seçen her zaman dişidir! Seçen her zaman dişidir!&#8221;</em> diye. <span id="more-1952"></span>Hatta kampta şu cümle dahi çıkıyor <em>&#8220;Erkekler kadınlara hizmet için yaratıldılar. Yaradılıştan beri öyleler. Av getir, karın doyur, hizmet et, o da senin kabilenin devamını sağlasın.&#8221;</em><br>
Aman ha, dediğim kadın evde oturup çocuk baksın olarak algılanmasın, elbette bu değil, asla da olamaz! Bahsettiğim dönem, erkeklerin avlarda başarılı olabilmek için kadının sezgisel yeteneklerini, desteğini kullandığı dönem. Yani kadın eve kapatıldı, erkek dışarıda onu besliyor değil durum. Tamamen, kadın bilge yol göstericisi ve soyunun devamı için de mecbur olduğu kişi bir bakıma, onurlandırdığı ve seçilmek için çaba harcadığı.</p>
<p>Peki, modern hayatlarımızda nasıl olacak da biz kadının seçen, dişi bilgeliği halini yakalayacağız? Nezaket dolu (!) yetiştirilme tarzımız nedeni ile, boyun eğmeyi geçinmek, hayır dememeyi de sevilmek sanmışken.</p>
<p>Bu sabah bir paylaşımda okudum, değişecek diyordu yazan kişi, masallar hikayeler de değişecek. Ve yan masada ergenlik çağındaki birkaç gencin konuşmasını aktarıyordu. Okuduktan sonra şöyle düşündüm.Her çağda değişen toplumsal kurallar ve alışkanlıklar yerine kendi sınırlarını, kendi seçimlerini, kendi bedenlerinin dilini en güzel biz öğreteceğiz belki bizden sonra geleceklere.</p>
<p>İskambil Kağıtlarının Esrarı&#8217;nda şöyle diyordu yazar.<br>
<em>&#8220;Bir kadın ne kadar güzelse, kendini bulması o denli zor olur.&#8221;</em></p>
<p>Altını çizdiğim ve gülümsediğim cümlelerden biri olmuştu. Kitabın peşinden Atina&#8217;ya kadar gidilen annesi Anita, kendini bulmak için Norveç&#8217;ten Yunanistan&#8217;a ulaşan bir yolculuğa çıkmıştı. Anita, çok güzel bir modeldi, bu yüzden de bu kadar uzağında kendini araması gerekliydi işte. Adamsa, <em>&#8220;Dünyada milyonlarca kadın vardır ama birini seversin ve tüm dünyan o olur.&#8221;</em> diyordu oğluna. Bu kadar sevilmeyi hak eden kadınların, her zaman erkekleri en çok peşinden sürükleyenler olması da enteresan değil mi? Değil&#8230; 🙂 Kendini aramanın ve bulmanın müthiş bir büyüsü var. Onlarca estetik çalışmasından daha etkili, ruhunu bedenine yerleştirebilmiş bir dişinin gülümsemesi.</p>
<p>Ama, bir kadının kendini araması ve onu en uzak noktalardan birinde bulması için ne uygarlığımızca belirlenmiş (!) vücut ölçülerine ne de dünyayı önüne seren bir güzelliğe ihtiyacı var. Çirkin ördek yavrusunda da kendisini arayan dişi parçalarımız vardı. Ki Kurtlarla Koşan Kadınlar&#8217;da beni parça parça bölmüştü okurken. O zaman diyebilir miyiz ki, kendi iç güzelliği, kendi yaratım dünyası, kendi rahim gücü (yaratan olması) ile tanışmamış tüm kadınlar, hayat boyu bu yolculuktalar bir bakıma.</p>
<p>Hangisi daha zor emin değilim. Tüm insanları çevrende toplayıp bir mıknatıs olman ve kendini onların seni tanıdığı kadar bile tanıyamaman mı, yoksa kimsenin sürüsüne kabul etmek istemediği bir çirkin ördek yavrusu olarak yaşayıp kendini bulana dek hiçbir sürüye dahil olamaman mı?</p>
<p>Her koşulda engebeli ama keyifli bir yolculuk bu.<br>
Harika bir videoyla taçlandırılsın&#8230; Bu video, kampta canlı bir şekilde izleme şansımızın olduğu Billurtv videolarından biri. Özellikle Billur&#8217;un Buğra&#8217;yı nasıl hayatına çağırdığı ve ardından da ilişkilerinin nasıl devam ettiğini anlattığı kısımlar beni bir kadın olarak benden aldı. Kalkıp Billur&#8217;a daha çok anlat, herkes duysun diyerek sarılasım geldi. Sonra abartma dedim kendime, blogda yazar storyde paylaşırsın o zaman duyması gereken herkes duyar işte. 🙂</p>
<p class="m_6545847850086785577p1"><em><span class="m_6545847850086785577s1">“- Kadınlar seçme hakkı yok gibi davranıyorlar. Seçilecek varlıklar olarak görüyorlar kendilerini. Oysa, bir dişi hayvan bile razı gelerek seçmiyor eşini. Tüm birliktelikler neredeyse -mış gibi yaşanıyor.</span></em></p>
<p class="m_6545847850086785577p1"><em><span class="m_6545847850086785577s1">Oysa yaradılışta, kadın seçer, erkek ona hizmet eder. Bu böyledir. Ama bunun için önce bir kadının kendini bulması gerekir. Kadın kendini bulmadığında, seçildiğini kaderi görür ve mış gibi bir ilişkiye razı olmayı öğrenir.&#8221;</span></em></p>
<p class="m_6545847850086785577p1"><span class="m_6545847850086785577s1">Buyrun bakalım bu cümleleri duyacağınız videomuza: <a href="https://youtu.be/DFBMdhvJs4s" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>Tıkk Tıkk</em></a></span></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/">V4: Seçen Her Zaman Dişidir</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-4-secen-her-zaman-disidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>V3: Hikayeni Anlat</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 13:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1910</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutsuz zamanlarımızda, yere yüzükoyun düştüğünüzde ne yaparsınız? Mutlaka bir ilk yardım çantanız vardır di mi? Benim bazen bu eski umutlu yazılarımı okumamdır. -Fakat, ne yazmışımdır! Keşke kendimle o gece bir arkadaş olsam da akıl alsam.- Bazense, gerçekçi yaklaşımı nedeniyle birçok kişinin dinleyemediği bir astroloğu, çok saygı duyduğum bir isim olan ve artık hocam olan Oğuzhan [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/">V3: Hikayeni Anlat</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2137" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/07/c76ac576ec56f7acb069556a56555bba-300x234.jpg" alt="" width="1000" height="781">

Mutsuz zamanlarımızda, yere yüzükoyun düştüğünüzde ne yaparsınız? Mutlaka bir ilk yardım çantanız vardır di mi? Benim bazen bu eski umutlu yazılarımı okumamdır. <em>-Fakat, ne yazmışımdır! Keşke kendimle o gece bir arkadaş olsam da akıl alsam.-</em> Bazense, gerçekçi yaklaşımı nedeniyle birçok kişinin dinleyemediği bir astroloğu, çok saygı duyduğum bir isim olan ve artık hocam olan Oğuzhan Ceyhan&#8217;ı dinlemektir.
Billurtv&#8217;yi açarım ve gerçekten de birçok insana çok umutsuz gelebilecek bir videosunu tıklarım. O video bazen şöyle başlar: Bir numaralı gerçek: <em>ÖLECEKSİN! Öleceksin, bundan kaçış yok! This is reality! The End.</em>
Ve ben bir oh derim&#8230; Öleceğim, öleceğiz. Ölmek istemiyorum. Ama bu gerçek, Allah Allah kulağa neden iç rahatlatıcı geliyor&#8230; Oh be, bir esinti geldi, içim açıldı!
Bakış açım belki de <em>&#8220;Sadece gerçek özgürleştirir&#8221;</em> olduğundan mı ne, bana iyi gelen onun gerçekle harmanlanmış ve metafiziğe, okültizme, gizeme uzanan sohbetleridir. Tekrar tekrar dinlerim ve yerden kalkarım. <em>-Öleceksem, oturup ağlamak ya da fayansları öpmek yerine bir top dondurma daha yerim. Neticede aklımız hala yerinde, şükür.-</em>

<span id="more-1910"></span>Bazense burada yazmak istemediğim bazı komik, eğlenceli, saçma sapan şeyler yapmaktır. (Burhan Altıntop videolarına, Heykel Kafası ya da NeonTabela gibi Instagram hesaplarına gülmek gibi saçma sapan şeyler ama elbet bunu yazmayacağım 🙂 )

Bu kampta, Erhan Altunay ve Oğuzhan hocanın bir sohbeti vardı ki, o an güzel bir &#8220;aha&#8221; anı dahaydı benim için. Aha anı şey demek: <em>Tipping Point/Kıvılcım Anı (Mediacat yayınları)</em>&nbsp;kitabını okumuş muydunuz? Özellikle yaratıcı işlerde çalışan herkes için ve kendi işini yapanlara bir numaralı tavsiyemdir.

Kampta, sembolleri konuşuyorduk. Sembollere neden ve nasıl ihtiyaç duyulduğunu. Neden dinlediğimizde bu ilk insanları da akıllı sanıyoruz ama &nbsp;bildiğin kırıklar, ne saçma hikayeler anlatmışlar, ne komik kehanetler yapmışlar dediğimizi&#8230;
Gerçekten akıllıydılar.
Gerçeği, ilahi bilgiyi, kadim bilgiyi aktarma ve koruma yolunu biliyorlardı.
Çünkü, binlerce kez tekrarlanıldığı gibi; <em>&#8220;En büyük sırlar her zaman en ortada gizlenirdi.&#8221;</em>

En ortada gizlediler. Bunun için de insanlığın ilk dili olan sembol dilini kullandılar. Bu sembolleri, yine en ortada dolaşan şeylere yüklediler. Masallar gibi, hikayeler gibi, şarkılar, türküler gibi, işlenen simgeler gibi, Tarot kartları gibi&#8230;

İnsanlar hatırlardı. Kolektif bilinç diye bir şey vardı. Aktarılan dna bilgisi vardı. Tüm işimiz hayat boyu hatırlamaktı, Lethe Irmağı&#8217;ndan geçerken unuttuğumuz kadim bilgiyi. Bunun için en kutsal meslek belki de &#8216;hikaye anlatıcılığı&#8217;ydı&#8230; Onlar, bilgiyi taşıyan, aktaran ve hatırlatanlardı.

Oğuzhan hoca kampta şöyle dedi, bazen eğitimde 2.5 saat konuşurum havadan sudan, sonra hocam ders ne zaman başlayacak derler, &#8220;Ders bitti&#8221; bile derim. &#8220;Sana havadan sudan gelen her şey aslında dersti.&#8221; Bazı insan bunu ukalalık olarak görebilir, ama ben özellikle bir açıdan çok değerli buluyorum. Bu dönemde, bilgi bazen tüm kirliliğiyle her yerde aslında. Bilgiye ulaşmak, hiçbir çağda bu kadar kolay olmamıştı. Örneğin, astroloji kitaplarından temel astrolojiye dair çoğu bilgiyi edinirsiniz. Ama edinmek isteği uyanır mı? Bir aktarıcı, hatırlatıcı arar aslında orada kişi. Hatırlatırken, bilginin ötesini verebilmek bence başka bir şeydir. Eğlendir, heveslendir, ama en önemlisi hep bilgi bilgi değil, bazen hayatın gündeliğin bilgisini, bakış açısını da sun. Onu sun ki, anlattıkların dünyaya toprağa köklensin. Onu sun ki, dinleyen seni o bilgi kaynağından fazlası olarak da görebilsin ve bağ kur. Üstelik o gündelik gibi görünen hikayeler öyle aydınlatmalar yaşatsın ki öğrenciye, hayat boyu idrake dönüşsün.

Başka bir öğrenciye hiç hitap etmeyebilir. Ama benim neden su içmeden ve tuvalete gitmeden onun derslerini ağzım kulaklarımda 4 saat dinleyebildiğimi açıklıyor.
Ve çok önemli bir fark ediş anı yaşıyorum kendimle ilgili. Aaaa, ben de böyleyim! Benim eğitmenliğim de böyle! Benim tek bir mesleğim var aslında: Hikaye anlatıcılığı! İşte bir &#8216;aha&#8217; anı!

İlk bloğum <em>Benim Tatlı Hikayem</em>&#8216;di. Adı üstünde tatlı bir hikayenin peşine düşen bir düşübozuk eski İk&#8217;cıydım.

Sonra bambaşka bir hikayeyi anlatmaya başladım. Adı <em>Tırtılın Düşü</em> oldu. Zaten uzun zaman önce de, Instagram&#8217;da kendimi tanıttığım kısma &#8220;Şifalı Hikayeler Anlatıcısı&#8221; demiştim. Bu ismi çok sevmiştim. Bundan daha iyi bir tanım yoktu!

Sonra öğrencilerden gelen geribildirimler aklıma düştü: <em>&#8220;O eğitimi almak istiyordum ama param yoktu, kendimi kazdım sonra hemen senin anlattığını yaptım ben de kendimi en sonunda sertifikayı tutarken hayal ettim ve oldu.&#8221;</em>
<em>&#8220;Ne zaman uçağı kaçıracak olsam senin vapuru nasıl yakaladığın hikayen aklıma geliyor ve yakalıyorum.&#8221;</em>
<em>&#8220;Eşime, babama çalışma yapamadığımda anlattığın o hikayeyi hatırlıyorum, sonra kendiliğinden adım atıyorlar.&#8221;</em>
<em>&#8220;Tam bedende okuma yapamıyorum derken senin şu komik hikayen aklıma geliyor bir kez daha denemek istiyorum.&#8221;</em>
<em>&#8220;Kazma yapamadığımda o travmanı hatırlıyorum, şevkleniyorum.&#8221;</em>

Vay be! İşin sırrını çok gizli bir şekilde, kendime bile çaktırmayarak çözmüşüm. Neden? Neden böyleyim? Merkürüm şu zararlı yayda da ondan. 🙂

Tek bir işimiz var, o da kendi biricikliğimizi anlamak. Düşünün olabilecek en zararlı yerleşimde bir merkürüm var. <em>-Allahtan retro değil-</em>&nbsp;Aslında, bu ayağıma takılan bir engel olacakken, işimde ve yaşamımın genelinde mutluluğa dönüşüyor. Merkürüm oğlakta olsaydı, hikayeleri bu şekilde anlatamazdım. Sıkıcı olup olmamam önemli olmazdı, ciddi ve sorumluluklara odaklı bir anlatım tarzım olurdu. Hadi eğlenelim yerine saatlerimize bakalım, zamana uyalım derdim. Akrepte olsaydı, gizlemek anlatmaktan daha önemli olurdu, özelimi ya da hikayelerimi açmak asla söz konusu olmazdı. Daha gizemli bir görünüş sağlardım. Balıkta olsaydı, hikayenin başındayken dağılıp olaya bolca duygu katıp herkesi ağlatabilirdim&#8230;

<em>Dharma</em> deniyor bu hayatta izlememiz gereken yola. O yol, bir başkası çok başarılı dur onun gibi yapayım, düşüncesiyle yürünmüyor. O yolu yürümek doğma nedenin ama bir önemli nokta ile. Sonunda; <em>I did it my way</em> şarkısını söyleme cesaretiyle&#8230; Bunun içinse, dış dünyaya odakladığımız o ilgiyi tek bir yere, içe çevirmemiz ve kendimizi tanımak için sorular sormaya, kapıları çalmaya başlamamız gerekiyor. Üstelik, yanlış bir kapı olmadığını da bilerek. Her kapının, karşımıza çıkan her insanın, karşısına geçtiğimiz her öğretmenin tam da doğru kişi olduğu hediyesi ve inancıyla&#8230;
<div><em>&#8220;Artık yolun sonuna geldik</em></div>
<div><em>Oyunun son perdesi karşımda</em></div>
<div><em>Açık konuşayım dostum</em></div>
<div><em>İçinde bulunduğum durumu anlatayım</em></div>
<div><em>Dolu dolu bir hayat yaşadım</em></div>
<div><em>Her yöne gittim, her yola geldim</em></div>
<div><em>Dahası, dahası da şu, kendi bildiğim gibi yaptım&#8221;</em></div>
<iframe title="FRANK SINATRA I DID IT MY WAY" width="1020" height="765" src="https://www.youtube.com/embed/9SXWX6qg0y4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/">V3: Hikayeni Anlat</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-3-hikayeni-anlat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>V2: Merkürün Kadar Konuş</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 00:00:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her şeyin ilk şeysi bu mitolojiyle başlamış ya hani. Hıh, biz de oradan başlayacağız. Tatlı tatlı. Şimdi bu Merkür, Tanrıların en hınzırı, en akıllısı, akıllı olduğu için sıkılıyor zahir. Ne yapacağını bilemiyor.&#160;Bana kalırsa, fazla zeka ve enerjisinden kabına sığamıyor Merkür. Böyle olunca da, babası Zeus bir işe yara oğlum, tut bir şeyin ucundan, diyor, bunu [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/">V2: Merkürün Kadar Konuş</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2141" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/07/let_it_go__watercolor__by_lembatatiana_dcid132-fullview-1-300x201.jpg" alt="" width="1000" height="669">

Her şeyin ilk şeysi bu mitolojiyle başlamış ya hani. Hıh, biz de oradan başlayacağız. Tatlı tatlı.

Şimdi bu Merkür, Tanrıların en hınzırı, en akıllısı, akıllı olduğu için sıkılıyor zahir. Ne yapacağını bilemiyor.&nbsp;Bana kalırsa, fazla zeka ve enerjisinden kabına sığamıyor Merkür. Böyle olunca da, babası Zeus <em>bir işe yara oğlum, tut bir şeyin ucundan,</em> diyor, bunu Tanrıların habercisi yapıyor. Ölülerin ruhlarını yer altına götürüyor, çıkıp ineklerini çalıyor birilerinin, öyle güzel de lir çalıyor ki kalpleri de büyülüyor. Hem akıllı, kurnaz, hem de hızlı. Alıyor bilgiyi oradan oraya taşıyor. Aslında çok da yargısız; Ulak yani. Haliyle kumarbazların, hırsızların koruyucu Tanrısı da oluyor. Diğer ismi ne biliyor musunuz? HERMES! Hani şu çanta markası. Hani bir araba parası olan. Aha, bildiniz. Tesadüf mü? Hıh, tabii tesadüf tabii&#8230;&nbsp;<span id="more-1892"></span>

Merkür, başak ve ikizlerin yönetici gezegeni. Patronu yani bu iki burcun, onlara bol bol maaş veriyor. E malum, başak hizmetli burcu, ikizler de en daldan dala atlayan, bilginin derinliğinin değil de genelinin peşindeki burç. İkisi de onun çocukları olacak haliyle. Güneşim ikizler bana maaş mı verecek değil aslında konu. Bak bakalım haritana merkürün hangi burçta? Ya bir önceki burcundur, ya güneş burcundur, ya da ondan sonrakidir. Güneşten çok uzağa gidemez çünkü bu canım merkür.

Şimdi, hepimizin haritasında bu Merkür bir burçta ve evde. Peki neyi anlatıyor sizce?
Zekamızı anlatıyor. Beynimizi, idrakimizi anlatıyor. Zihnimizin nasıl çalıştığını, hayatı nasıl algıladığımızı&#8230; İletişimimizi anlatıyor. Diğerlerine kendimizi nasıl anlattığımızı ya da anlatamadığımızı.

Daha da enteresanı, bizim bu zihnimiz hiç durmuyor. Neden biliyor musunuz? Gökyüzünün en hızlı gezegeni Merkür. Bir burçta sadece 15 gün kalıyor. Dolayısıyla, o gökyüzünde fırıl fırıl gezerken, biz yeryüzünde düşünüp duruyoruz. Zihnimizden tıpkı onun hızı gibi milyonlarca düşünce geçiyor.

Bir de retrosu var malum, hatta bugünden itibaren retro. Aslında hiçbir gezegen geri gitmez. Sadece dünyadan bakınca öyle görünür. Yeni bir işe geçmektense, elimizdeki derleme toplama zamanıdır Merkür retro. İçe dönmenin, biraz durmanın ve kendini değerlendirmenin vaktidir. İyi ki de öyledir aslında, yoksa fırıl fırıl zihinlerimiz bizi yiyip bitirecektir 🙂 Hem biliyorsun, bazen durmak koşmaktan iyidir.

Engin Günaydın&#8217;ın İçimdeki Ses filminde bir tanım vardı çok sevdiğim &#8220;25. saat&#8221;&nbsp;Nedir bilir misiniz?
<em>“Siz hiç 25. saatte yaşadınız mı? Ben 25. saatte yaşamasını çok severim. 25. Saat neresi diye merak ediyorsanız, tarif edeyim. Kalabalığın içinden geçerken birden durun. Kalabalığı görebileceğiniz bir yere geçin. İşte 25. saattesiniz&#8230;”</em>

İşte yeri gelmişken, bazımız doğuştan itibaren orada. (Merkür retro doğumlular) Bazısı ise, sadece bir yıl içindeki merkürün durağan ve retro döngülerinde. Retro doğan için biraz Hegel&#8217;in sözünü söylerler: <em>&#8220;Beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı.&#8221;</em>&nbsp; Retro doğanın mücadelesi de, kendini doğru anlatabilmek ve doğru algılayabilmek için çabadır bir bakıma.

Bunları size neden anlatıyorum biliyor musunuz?
Önceleri, çok önceleri&#8230; Kendi biricikliğimi algılamak için yeterli bilgiye ve tekniklere sahip değildim. Sonra Reiki geldi, Theta Healing geldi. Astroloji geldi. Kitaplar hep hayatımdaydı ama onların da en ufuk genişletenleri geldi. Bunlar bana, bu dünyadaki en kıymetli hediyeyi verdi. O hediye ki, en kadim kaynaklarda bile yazılı:
<i>&#8220;Kendini tanı&#8221;</i>

<i>Neden sanata ilgi duyduğumu, neden şifa yolunda yürüdüğümü, neden ortamı dengelemek konusunda olağanüstü çaba harcadığımı, neden lacivert bir elbise ile en dişi&nbsp;hissettiğim formumda olduğumu ve neden konuları anlatırken hikayelerle, abartılı mimiklerle, duygularla anlattığımı. Neden ortalama bir insandan daha çok bedensel acı çektiğimi. Neden yas sürecinin yaşamımın bir parçası olduğunu. Ve daha bir sürü tuhaflığımı&#8230;</i>

Kendimi tanımak derken&#8230; Bazı parçalarımla tanıştık sadece. O parçalarım bana kendimi tanımamın uzun bir sürece yayılacağını ve belki de asla tamamlanamayacağını öğretti.

Kendimi tanımak için çaba harcadıkça, yolu tüm kusurlarıyla sevmeyi öğrendim. Meğer o kusurların içindeymiş mükemmellik.

Misal,&nbsp;<em>&#8220;Beni merkürünüz kadar anlayacaksınız.&#8221; d</em>iyor karma astrolojisinde hoca. Bense zorlanarak alıyorum bilgileri. Nedenini anlamaya çalışıyorum. Şunu anlıyorum sonra; ben eğlenerek öğreniyormuşum meğer. Ölümü, ölüm ötesini, okült tüm konuları dahi&#8230; Konu ne denli sarsıcı olsa da, benim onun içine girmem için bir hikaye, bir coşku, bir duygu gerekli. Ama karma konuları, ağır, ciddi konular. Eğlenmiyorum. Dinlerken dağılıyorum. Üstelik bazı bilgilerle savaşıyorum da alırken. Kendimi anda tutup derse odaklanmam biraz zaman alıyor. Sonra bir yolunu buluyorum. Kendime konuları neşeyle anlatıyorum.

Aklıma lise zamanı gittiğim dershanedeki matematik hocası geliyor. Matematiği hiç sevmedim, hiçbir zaman başarılı değildim. Ama trigonometri konusunu anlatırken öyle keyifle anlatmıştı ki, matematikte en iyi anladığım konu trigonometri olmuştu ve verilen her soruyu tıkır tıkır çözebilmiştim sayesinde. Hatta sınavdan 100 aldığımı ve tüm sınıfa kopya vererek geçirdiğimi bile hatırlıyorum. Üstelik, lisedeki öğretmenim benim matematikte üstün bir başarıya sahip olduğumu düşünmüştü. Ama trigonometri bitince ve diğer konularda o kadar eğlenmeyince, çalışmayı yeniden bırakmıştım.

Sonra aydınlanıyorum. Merkürüm yay diyeymiş tüm bunlar.&nbsp;Merkür, yönettiği Başak ve İkizler&#8217;de yararlı çalışır, zıt burçları olan Yay ve Balık&#8217;ta ise zarardadır. Aaa, nasıl ya o iş? Nasıl şimdi? İşte bu çelişki bana kendimle ilgili kocaman bir aydınlanma veriyor. Meğer ben Merkür&#8217;den maaşı azarla alıyormuşum, hatta benim paramı çalıyormuş bu Hermes iyi mi?

Hemen fikir yürütelim:&nbsp;Yay, patavatsızdır çünkü saftır ve her şeyi abartır, her şeyin olumlusunu düşünür (neticede şans gezegeni Jüpiter&#8217;den doğuştan emekli aylığı alır 🙂 )beyninde ince hesapları, kurnazlıkları yoktur, çok neşelidir, beceriklidir, sorumluluklardan sıkılır, hızlıdır, enerjiktir, entelektüeldir, özgürlük düşkünüdür, yabancı her fikir ilgisini çeker, bağımsız bir düşleyendir&#8230; Merkür iletişim dedik, hizmet dedik, yay patavatsızlık, abartı, bağımsızlık dedik. Aaaa, şimdi Merkür de biraz haklı mı ne? Yay onun çocuğu gibi durmuyor, elin çocuğunu sever gibi seviyor demek, hatta bu çocuk cama taş atıp kaçan türden, hiç sevmiyor. Doğru mu? Of hem de ne! Zaten yay ve balığın yönetici gezegeni şans ve talih veren Jüpiter. Çözdün mü? Bunlar doğuştan yağ bal içindeler. Merkürün sıkısına gelemezler. Ay dur orada, ben bir aydınlandım.

Sonra, şöyle düşünüyorum. Bu bana boşuna verilmedi doğarken, neden merkürümü yay seçtim yarar ya da zarardan bağımsız? Ben bir konuyu anlatırken nasılım biliyor musunuz? Heyecanlı, eline koluna hakim olamayan, abartan, aşırı duygular katan, gözlerinden ağzından duygu fışkıran. Yazarken de öyleyim. Seven çok seviyor saatlerce konuşsam da. Sıkılmadan, sıkmadan anlatıyorum benim gibi meraklısına. Zaten Merkür yay, eğitmenlerin, yazarların, konuşmacıların, akademisyenlerin, diplomatların yerleşimiymiş iyi mi?

Zararda görünen bu yerleşim, sana aslında bir hediye veriyor. Harika bir hediye. Sadece o hediyeyi alabilmek için kendini tanıman şart. Yani özetle; başkası olma kendin ol/böyle çok daha güzelsin!

<a href="http://www.tirtilindusu.com/2019/07/10/sohbet-3-hikayeni-anlat/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hadi sonraki sohbete&#8230;</a> Size hikayeler anlatacağım. Prensesler, kraliçeler, kurbağaları öpen sapık kızlar ve ölen kızı öpen sapık prensler yok. Zaten onları ben de hiç sevmiyorum, söz.The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/">V2: Merkürün Kadar Konuş</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sohbet-2-merkurun-kadar-konus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Theta Healing: 25- Balık, Balık, Balık&#8230;</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-25-balik-balik-balik/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-25-balik-balik-balik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jun 2018 23:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yunanistan&#8217;ın yaşattığı büyülü theta healing anılarıma bayılmıştınız, doğruyu söyleyin. Ama hikaye, öyle hemen bitmiyor. -Çok şükür- Zamanın içinde yeni karşılaşmalar, olasılıklarla kendisini yazıyor. Gelin size yeni sembolümden bahsedeyim. Vaktiniz var mı? Yazmazsam unuturum, işte bundan çok korkuyorum. Üstelik yazı bilinen en eski meditatif uygulamalardan, boyutlar arasına açılan en büyülü kapı. E, yazım dilimi de seviyorsunuz. [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-25-balik-balik-balik/">Theta Healing: 25- Balık, Balık, Balık…</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2207" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2018/06/Letting-Go_f9b745dd-9676-47d7-bbfc-f6fade53235e_800x-300x216.jpg" alt="" width="1000" height="720">Yunanistan&#8217;ın yaşattığı büyülü theta healing anılarıma bayılmıştınız, doğruyu söyleyin. Ama hikaye, öyle hemen bitmiyor. -Çok şükür- Zamanın içinde yeni karşılaşmalar, olasılıklarla kendisini yazıyor. Gelin size yeni sembolümden bahsedeyim. Vaktiniz var mı? Yazmazsam unuturum, işte bundan çok korkuyorum. Üstelik yazı bilinen en eski meditatif uygulamalardan, boyutlar arasına açılan en büyülü kapı. E, yazım dilimi de seviyorsunuz. Kendime saklamamın bir anlamı yok 🙂

Bir gün burada anlatmak istediğim bir deneyimim var. Çok etkilendiğim arketiplere dayalı bir danışmanlık hizmeti aldım şubat ayında. Çok saygı duyduğum kişilerden. Rüyamda onlarla görüşüyorum yeniden. Bir sorum var sanki, ama sorumun ne olduğunu bilmiyorum. Bana tek bir cümle söylüyorlar. <em>&#8220;Zamanı geldi, hastaneye git.&#8221;</em> Sonra beni aile yemeklerine davet ediyorlar ve şöyle diyorlar. <em>&#8220;Bugün balık günümüzdü.&#8221;</em>&nbsp;Onlara sarılarak balıklarla dolu masaya oturuyorum. Uyandığımda mutluyum ama korkuyorum da. Bilinen hiçbir sağlık sorunum yok, her gün kendime beden taraması yapıyorum. Vianna, korktuğunuz hastalıkları bedeninizde göremezsiniz, demişti. Bu cümleyi unutmaya çalışıyorum.&nbsp;<span id="more-1451"></span>

8 mayısı 9 mayısa bağlayan gece. Bir rüyanın içindeyim, sahildeyim. Halletmem gereken çok fazla iş var, görüşmem gereken çok kişi. (Gerçek hayatın bir yansıması) Arkamda tek katlı bir ev, önümde 3 katlı müstakil bir ev ve ikisinin ortasında bir tezgah ve solumda sonsuz bir deniz var. Tezgahta balık satılıyor ve pişiriliyor. Kız kardeşim ve erkek kardeşim gelecekmiş, balık yiyecekmişiz ve ben erken gelmişim onları bekliyorum. Daha sonra gitmem gerekiyor ve onlar gelmeden gidiyorum. Sabah uyandığımda kız kardeşimden mesaj geliyor:

<em>&#8220;Dün gece rüyamda seni ve Gökmen&#8217;i (erkek kardeşim) gördüm. Sahildeydik Gökmen&#8217;le, hep birlikte balık yiyecekmişiz, balıkçının başında seni bekliyorduk ve sen gelmiyordun.&#8221;</em>

Bir kez daha, aynı rüyanın içindeyiz Kez&#8217;le. Daha önce, bana theta healingi getiren rehber rüyada, yine aynı rüyanın farklı dilimlerindeydik. (Burada) O zaman at ve pelikan vardı, şimdi balık.

O gün bu iki rüyanın etkisiyle, yapmam gereken tüm işleri erteliyorum. Oturup kendime çalışma yapmaya karar veriyorum. Ne çalışacağımı da bilmediğimden, theta seviyesinde bana gelen konuları açıyorum içimde. Eh, kimse kolay olduğunu söylemedi. Ama benim için zor da değil. Akrepler kadar kendilerini kurcalayan yoktur derler, bilirsiniz.

Ve bir şey oluyor. Birden sağ kasığıma dayanılmaz bir ağrı giriyor. Bedenimin sağ yanı omzumdan diz kapağıma kadar sarsılıyor. 4 gün sonra Amsterdam&#8217;a gideceğiz. İlk aklımdan geçen, hemen mükemmel sağlığa geri dön, oluyor. Tüm gün yatarak acının geçmesini bekliyorum. Kesinlikle ilaç almıyorum. Theta yapıyorum acı geçiyor. Ama iki saat geçince hop sil baştan. Theta healing ağrı kesici değildir, çalışırsınız sorunun kökü de ağrısı da ortadan kalkar. Ama ağrıyı kesmiyor, sanki erteliyor. Peki&#8230; Burada bir şey var, bekle bakalım diyorum.

İkinci gün, gözümü açtığımda ağrı yerinde. Yine çalışıyorum ve geçiyor, yine geri geliyor. Beden taraması yaptığımda, o bölgede bir sis bulutu görüyorum. Bu da apandisit korkusu yaratıyor. Yine theta healing yöntemiyle soruyorum apandisit mi diye, hayır yanıtı geliyor. Ama orada bir şey var, hala sis bulutu. Görmeme izin verilmiyor. Yine koltukla bütünleştiğim ve doktora gitmeyi reddettiğim saatler geçiyor.

Telefonuma bir ses kaydı geliyor. Gülay&#8217;dan. Bizim harika iletişim yolumuzdur ses kayıtları. İkimiz de telefonda konuşacak zamanı bulamadığımızdan,mesajla da anlatamayacağımız kadar da uzun konuştuğumuzdan, ses kayıtları rutinimizdir ama bayağıdır göndermiyorduk. Kayda bastığımda, ağlamaklı bir ses duyuyorum. <em>&#8220;Ahh&#8230; rüyamda seni gördüm. Ahh.. ne desem, çok kötüydü, çok. Ama olumlu anlamı, rüya kötüydü ama rüyada da iyi anlama geldiğini biliyordum. Anlatmalıyım hemen&#8230;&#8221;</em> Bir rüya daha&#8230; Gülay&#8217;ın da nasıl bir psişik olduğunu bilmeyen yoktur. Arıyorum hemen ve bana neredeyse ağlayarak koltukta gündüz vakti sızıp gördüğü rüyayı anlatıyor.

Rüyasında, bir fuarda mikrofonla kalabalığa konuşma yapıyorum ve theta healingi anlatıyorum. Sonra birden bir bitkiye dönüşüyorum ve üst üste düşüyoruz iki bitkiyle. Kimse anlamıyor. Ardından da bir balığa dönüşüyorum. Eşimi görüyor, <em>&#8220;Yeliz öldü.&#8221;</em> diyor. Ama ikisi de bu ölümün metaforik olduğunu söylüyorlar birbirlerine. Eşim artırıyor ve şöyle diyor: <em>&#8220;Onun için böylesi daha iyi.&#8221;</em>

Gülay&#8217;ın rüyasıyla iyice sarsılıyorum. Kimse bir kasık ağrısıyla ölmemiştir Yeliz, saçmalama diyorum kendime. Birkaç saat sonra bana beden taraması yapan Şule hocamdan mesaj geliyor. <em>&#8220;Önemli bir şey olduğunu sanmıyorum ama hemen acile gider misin?&#8221; &#8220;Gitmem&#8221;</em> diyorum, ben hastaneye gider miyim hiç. <em>&#8220;Gidene kadar seni arayacağım. Apandisit bazen kendini belli etmeyebilir.&#8221;</em>, diyor.

Neyse, herhalde başıma bir gelecek var diyerek acilin yolunu tutuyoruz. Yol boyunca <em>&#8220;Bana burada bir şey olacak.&#8221;</em> deyip duruyorum ve ağlıyorum. Neyse, o gece tahliller temiz, ertesi gün ultrasonda küçük bir miyom nedeniyle bu ağrıyı çektiğimi öğreniyoruz.

Ama bitmiyor, balık sembolü sürekli rüyalarımda, hayatın içinde karşıma çıkıyor. Bir de lale ekleniyor ona. Mis gibiler&#8230; Şimdi ikisinin de anlamını yazayım, siz de benim kadar şaşırın:

<em>Lale: Yeniden doğuş, yenilenme, baştan başlama, sabır, kabul enerjisi. Ve mitolojik hikayesinin kaynağını Tanrıça Afrodit ile aşk yaşayan Adonis&#8217;in kasıklarından vurulup sızan kanlarından toprağa düşerek oluşmasından alıyor. </em>

<em>Peki ya balık? Meltem Güner&#8217;in Sırlar Bohçası kitabına göre; bereket, bilgelik, yeniden doğuş, dişilik, bilinçaltı, canlılık, sabır, yaşam, şans demek. Birçok kültürde dönüşüm ve yeniden doğuş sembolü. Buda&#8217;nın sembolü ve aynı zamanda Hz. İsa 5000 kişiyi mucizevi bir şekilde balıkla doyurur. Yunan mitolojisinde ise, Afrodit yer altı bekçilerinden balığa dönüşerek kurtulur.</em>

Afrodit ve Adonis? Şimdi yine çok hoşuma giden bir Vianna sözü yazacağım. <em>&#8220;Bazen nedenini anlamadığım deneyimler yaşarım ve onları bilinmez kutusuna kaldırırım. İnanın sayıları hiç az değil.&#8221;</em> Kaldır kutuya. Bir gün öğrenirsin.

Hani insanın midesinde kelebekler uçar ya, benim midemde balık dolaşıyor ilk rüyadan beri. Bazen sanki kalbime kafa atıyor. Ciddi ciddi canım yanıyor. (Buz ve Ateş o acıyla yazıldı.) Bütün sembolleri okuyan ben, bir süre ne rüya hatırlıyorum ne sembol okuyabiliyorum. Sadece uyanınca hatırladığım <em>&#8220;balık&#8221;&nbsp;</em>ve anlamsız bir acı.

Ve geçtiğimiz hafta sonu, theta healing seminerinin son günü. Arkadaşlarla kahve içelim diyoruz, eğitimi kutlayalım. Gitmediğim bir mekana giriyoruz, masalar akvaryum içinde böyle koca süs balıkları var. Yine&#8230;

Ve eğitimden Tolunay&#8217;la buluşuyoruz. Tolunay aynı zamanda astrolog. Soruları yağdırıyorum Tolunay&#8217;a. Bu rüyaları gördüğüm günlere gidiyoruz. <em>&#8220;Hiç şaşırmadım.&#8221;</em> diyor Tolunay. O da bana evrenden bilginin rüyalarla aktığını onaylıyor ve tüm bu tarihlerde kardeşler eviyle açı yaptığını anlatıyor rüyalarımın ve bilgi de köklerden geliyor. Balık hakkında simgeler hakkında, burada bile yazamayacağım birçok deneyim hakkında fikirler saatlerce özgürce süzülüyor.

O gece ikimiz de rehber rüya göreceğimizden emin ayrılıyoruz. Sabah ikimiz de rüyamızda balık gördüğümüzü birbirimize yazıyoruz. Ben rüyamda yine kız kardeşimle buluşmak için bu sefer sisler altında bir mezarlıktayım ve oradan çıkıp eşimin yanına gidiyorum. O esnada telefonum çalıyor ve bir hastaneye çağrılıyorum. Eşim benimle gelmeyeceğini çünkü balık yiyeceğini söylüyor. (Balık yiyen bir aile değiliz. Ayda bir bile değil. Ve rüyamda sabah 11. Asla :)) Benim bir kadına yardım etmem gerekmiş. Yanımda genç bir kız var tanımadığım. Bir kağıda semboller çiziyor. Ben theta yapmak için oradayım ve bir de doktor var. Üçümüz birlikte çalışacakmışız. Kıza beden taraması yapıyorum rüyamda. Tek hatırladığım bacak ağrısı çektiği ve onun da doğruladığı.

İşte böyle&#8230;

Bugüne kadar sembolleri bir yere bağladım, balık hariç. Hala bu sembol bana geliyor, sanırım o kendisini bir yere bağlayacak. Bu yazıyı da ileride atıf yapmak için yazdım 🙂 Çok eminim, bakın yazarken anlamamıştım ama bunun mesajıymış diye.

Öte yandan, kardeşim, mezarlık göstergeleri ataların kayıtlarına dair bir dönemde olduğumu gösteriyor. Bir de, artık burada yazamayacağım ama silik silik gözümün önüne gelen geçmiş kayıtlar var. Bu da ilk. Sanki hiç tanımadığım birini hatırlıyorum.

Ayrıca, son eğitimde öğrencilerimin bana yaptığı gelecek okumasında beni zihinsel engelli çocuklara theta ile destek olurken gördüler. Bu ihtimallerden biri. Her ne ise yeni sembol ve getirecekleri, dilerim en yüce hayırla gelsin. Amma uzun yazdım! İkizler yeni ayı diyorum ve kaçıyorum.

Okuyanlara sevgiler&#8230; Bir yorumunuz varsa, alırım memnuniyetle.The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-25-balik-balik-balik/">Theta Healing: 25- Balık, Balık, Balık…</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-25-balik-balik-balik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Theta Healing: 22- Evren Rehberdir Ruhu Uyanana&#8230;</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-22-evren-rehberdir-ruhu-uyanana/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-22-evren-rehberdir-ruhu-uyanana/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Mar 2018 16:52:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1290</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8211; Theta healing seminerine katılmalı mıyım? Bu benim için iyi mi? &#8211; Bir gül ile bir gül bahçesi satın alıyorsun. Bir gül ile gül bahçesi kurmak&#8230; Dünden beri bu cümlenin içindeyim. Tüylerim diken diken. Dün ilk İstanbul grubumdan Meltem paylaştı benimle bu anıyı. Eğitim için Cevaplar Kitabını açmış ve bu cümleler çıkmış karşısına Mesnevi&#8217;den. Geçtiğimiz [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-22-evren-rehberdir-ruhu-uyanana/">Theta Healing: 22- Evren Rehberdir Ruhu Uyanana…</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2368" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2018/03/8f070e3c20cf503048ed8c82aeb9c6d4-300x282.jpg" alt="" width="1000" height="940">

<em>&#8211; Theta healing seminerine katılmalı mıyım? Bu benim için iyi mi?</em>

<em style="color: #1a1a1a; font-size: 16px;">&#8211; Bir gül ile bir gül bahçesi satın alıyorsun.</em>

Bir gül ile gül bahçesi kurmak&#8230; Dünden beri bu cümlenin içindeyim. Tüylerim diken diken. Dün ilk İstanbul grubumdan Meltem paylaştı benimle bu anıyı. Eğitim için Cevaplar Kitabını açmış ve bu cümleler çıkmış karşısına Mesnevi&#8217;den.

Geçtiğimiz yıllarda bir kaktüs almıştım Ikea&#8217;dan. Benim için anlamlı bir döngüde. &#8220;Ölür.&#8221; demişlerdi alırken. &#8220;Buralardan alınanlar yaşamaz.&#8221; Biliyorum, duyar çiçekler ve konuşurlar da. Ama ne kaktüs duydu bu sözü ne ben. Biz birbirimize inandık, üçten ikiye koşulsuz sevgi aktı sadece. Gel zaman git zaman&#8230;<span id="more-1290"></span> Kaktüs, yükselmek ve yücelmek için en alt yapraklarından birini öldürdü her seferinde. Ve öldürdüğü her parçasıyla yeni bir kaktüs oldu, tek bedende bir orman yarattı kendine. O orman bir periyi kutsar gibi çelenk oldu çevresine. Onlar ölüm dedi, ben cenneti buldum her seferinde, yaşarken ölen, yaşamak için ölen, ama asla gerçekten ölmeyende. Açtı çiçeklerini, döktü çiçeklerini, çoğalttı yapraklarını, bir o kadar da azalttı. Bir zeytin ağacına bile fırladı tohumları. Bana beni anlattı.

Hani bir bilge demiş ya, &#8220;Yolda bir taşa takılır tökezlenirsem, o taş benim gurum olur. Çünkü ben ondan bir şey öğrenirim.&#8221;&nbsp;İlkin tarlada kalan efsanevi enginarlar gurumdu. Sonra bir de bilge kaktüsüm eklendi ona. İkisine de baktım, günaydın dedim, günaydın. Bitti dediğinde başlar hep hikaye. Ve bir sır en iyi göz önünde saklanır. Bak, kimse o enginarın mor çiçeklerinin mucizesini bilmiyor, kimse bir kaktüsten hayat dersi almıyor. Neden? Kadim sırları, gözleriyle ve kulaklarıyla arıyorlar da ondan.

Bak çok uyku var uyanacak. Bazısı mışıl mışıl, bazısı bazen karabasan, bazısı sevdiğin birinin omzu, bazısı anne kucağı. Bu seferki ömür yetsin, dilerim.

Çok rahatlıkla yaratmadığın bir alan olduğunu düşünmene açık, ama bir o kadar da önemsiz bir konuda, kendimi kazdım geçenlerde. Biliyorum ki, her şey benim düşüm bu hayatta. Öyleyse, öyle düşlemediğimi düşündüğüm halde karşıma çıkan sonuç neden? (Yazar eğitimin bir parçası olan kök inanç konusundan bahsediyor, kazmak onun günlük rutini.) İçimdeki çukurların bir adım atsam fark etmeden düşeceğim kapaklarını açtım. İnebildiğim kadar derine. Oradaki tohumları dinledim. Aldım eleğime, eledim. Baktım, hiçbiri hizmette değilmiş yine. Ben büyürken, bize lazım oldu, sana da olur diye iyiniyetle bırakılmış benliğime. Sevgiyle gönderdim. Yenilerini ektim. Sonra bekledim. Bir değişiklik olur ya hani, hemen. Yaradan&#8217;ın iradesine hem teslim olur hem beklersin beklentisizliği. Tüm sıfatların ötesinde bir şey geldi. Tırtıl gibi, kelebek gibi bir sembol. Ah o benmişim yahu dediğim&#8230; Salyangoz&#8230;

Kabul, bir kelebek güzelliğinde değil. Belki ondan anlamını beklettim azıcık. Ruhum &#8220;ah&#8221; dedi. Gerisini bıraktı.

Ve bir de&#8230; İki düzlem içinde benlik. Biri sahte, o biri oyun işte. Sen onu ciddi sanıyorsun. San-ma.

Diğeri, gerçek. Ama öyle gerçek ki, kendini kocaman gösterme gereği duymuyor sana. Sen oyunu gözünde kocaman gördüğünde, o minicik kalıyor. Oluyor mu sana gerçeğin zıttı, sen tamamla, hıh, o kelime işte!

Sonra aktı burnum, sümüklü böcek oldum. Yine &#8220;ah&#8221;ta kaldım.

Ama dün yeniden geldi, eğitimin son günü. Bana en başta yazdığım cümleleri kuran canım Meltem&#8217;le. Birbirimize gelecek okuması yaptık eğlencesine. Ki benim eğitimlerde kendime yapılması için nadiren de olsa eğitmen+öğrenci rolüne girdiğim iki çalışmadan biridir kendisi.

Ve bende pelikanın, thetanın haberci sembolü dna sarmallarını, Fibonacci&#8217;yi gördü. Ve sembol olarak salyangozu.

Az çoktur biliyorsunuz di mi?

Ben o dna sarmalları ve salyangoz üzerine sayfalar doldurdum bugün. Ben iki sembolde, ruh, beden, zihin; geçmiş, şimdi ve gelecek (ki bir illüzyon), yer, gök, dünyayı gördüm.

Biliyor musunuz, salyangozlar, iz bırakırlar, gizli değildir yolları, keskin bir bıçaktan bile hiç zarar görmeden kayarlar, beden imkanları baz alındıklarında oldukça ritmik ve istikrarlı hareket ederler. İleri, ileri, ileri&#8230; Evleri spiral şeklinde kabuklarıdır ve bırakırlar da bazen geride. Ama içine girdiklerinde, sadece kendileri vardır. Ve bir de asla geriye dönmezler. Yolları bazen aşağı, bazen yukarı seyretse de, o bir spiraldir, aslında sadece ilerlerler.

Bu eşsiz dünyama, sen de hoş geldin salyangoz&#8230;

Bir ışık yaktın, birkaç çukur kapattın.

İyi ki geldin. Hoş geldin&#8230;The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-22-evren-rehberdir-ruhu-uyanana/">Theta Healing: 22- Evren Rehberdir Ruhu Uyanana…</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-22-evren-rehberdir-ruhu-uyanana/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>14</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rüyalar: Pelikanların Rüyası</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/ruyalar-pelikanlarin-ruyasi/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/ruyalar-pelikanlarin-ruyasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Aug 2017 16:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öyküleşen Rüyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=513</guid>

					<description><![CDATA[<p>IV. Upuzun bir sahildeyim. Sırtım denize dönük, deniz açık mavi, sonsuz ve pırıl pırıl. Kumlar muhteşem. Burası benden başka hiç kimsenin olmadığı bir deniz kıyısı. Sağ yanımdaki bembeyaz tüylü turuncu gagalı &#160;devasa pelikanı ve sol yanımdaki minicik kulübeyi saymazsak. Hepimizin sırtı denize, yüzü ise sonsuz kum tanelerine bakıyor. Pelikana mesafeli, kulübeye ise yakınım. Pelikan birden [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/ruyalar-pelikanlarin-ruyasi/">Rüyalar: Pelikanların Rüyası</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2396" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2017/08/749581_orig-300x149.jpg" alt="" width="1000" height="498"></p>
<p>IV.</p>
<p><em>Upuzun bir sahildeyim. Sırtım denize dönük, deniz açık mavi, sonsuz ve pırıl pırıl. Kumlar muhteşem. Burası benden başka hiç kimsenin olmadığı bir deniz kıyısı. Sağ yanımdaki bembeyaz tüylü turuncu gagalı &nbsp;devasa pelikanı ve sol yanımdaki minicik kulübeyi saymazsak. Hepimizin sırtı denize, yüzü ise sonsuz kum tanelerine bakıyor. Pelikana mesafeli, kulübeye ise yakınım. Pelikan birden devasa kanatlarını açıyor. Nefes dahi almadan izliyorum. Sadece kanatlarını açarak, bir kez bile çırpmadan gökyüzüne yükseliyor. Ama nasıl bir yükseliş! Sanki bir sanat! Sanki bir görünmez iple yukarı çekiliyor doğrusal bir şekilde. Sonra bulutları geçmeye başlıyor. Her bulutta &#8220;Ah&#8221; diyorum aşağıda, &#8220;Şimdi o buluta kafasını çarpacak.&#8221; &#8220;Şimdi yok olacak!&#8221; Ama o yükseldikçe yükseliyor, yükseldikçe yükseliyor ve görünmez oluyor. Hissettiğim büyülenme ve hayranlık. Ama tam o anda beklemediğim bir şey oluyor. Pelikan aynı rahatlık ve hızla, yine sadece kanatlarını açarak ve doğrusal bir şekilde yeryüzüne dönüyor. Yaklaştıkça, nefesim kesiliyor, kalbim deli gibi çarpıyor. Her nedense, onun beni öldüreceğinden eminim. Sürekli &#8220;Beni öldürmek için geliyor, bana zarar verecek.&#8221; diyorum ve yapabileceğim tek şeyi yapıp kulübeye giriyorum.</em><span id="more-2492"></span></p>
<p><em>Kulübe bir gardrop büyüklüğünde, ancak bir çocuk saklanabilir, sığamıyorum. Kapısı kapanmıyor, başım ise tenteye değiyor. İki elimle kapı kolunu çekip sadece dua ediyorum. &#8220;Allahım lütfen, lütfen bana ulaşamasın!&#8221; Ama o ayaklarıyla tam da başımın üstüne denk gelen tenteye konuyor ve gagasının olanca gücüyle kapıyı zorluyor. Tam bu esnada gözümü açtığımda, korkudan ölebilirdim.</em></p>
<p>Uzun uzun düşündüm. Gülay&#8217;la belki saatlerce pelikanın ne olabileceğini konuştuk. Günlerce pelikanın ne olduğunu anlamaya çalıştım, yabancı sitelerde, ulaşabildiğim tüm kaynaklarda aradım durdum. Yardım istemiştim, bana bir şey gelmişti. Ben yardım isterken, gelecek yardımı hiç böyle hayal etmemiştim ki. Ve sonunda ben onu itmiş, ondan saklanmış ve çığlıklar atmıştım.</p>
<p><em>&nbsp;&#8220;Neden pelikan? Neden hayatımda bir kez bile görmediğim o hayvan?&#8221;&nbsp;</em>Bu sorunun yanıtı beni <em>erk hayvanları</em> konusuna kadar götürecekti. Ama o da başka bir yazının konusu.</p>
<p>V.</p>
<p>Bu rüyanın hemen sonrasında, birkaç ay önce pasta yaptığım çok tatlı birisi, &nbsp;Theta Healing eğitmeni olduğundan bahsetti. Ben de reiki yaptığımı ve şu an için sadece reikide yol almak istediğimi söyledim. Bolluk ve bereket konularındaki sıkıntılarım üzerine mesajlaştığımız bir gece, rüyamda sorayım nedenini dedim. Unutamayacağım bir rüya bana nedenini anlattı.</p>
<p><em><br>Bir kıyı kasabasındayım, Türkiye gibi değil, solda Japon olduğunu düşündüğüm iki kadın var. Balık ayıklıyorlar. Ama size o balıkların güzelliklerini anlatamam. Kırmızımsı mercan renginde iki muhteşem balık. Bakarken hayran oluyorum. Ve sürekli şu cümleleri kuruyorum. &#8220;Aman Allah&#8217;ım, bunlar nasıl balık. Ben hayatımda hiç ama hiç böyle güzel bir balık görmedim. Ben hiç böyle güzel balıklar yemedim. Nasıl bu kadar güzeller.&#8221; Üç dört adım atıp iki büklüm oluyorum, midem korkunç bir şekilde kasılıyor. Bir şey yukarı çıkıyor ve ben birden o kırmızı balıkların onlarcasını içimden çıkarıyorum.Bir yandan ağzımdan döküldüklerini görürken bir yandan inanamıyorum. Nasıl yani, ben onlara sahip miydim? Kaynak ben miydim?</em></p>
<p>Bu rüyanın muhteşem netlikteki yanıtı üzerine, evine gidiyorum ve ilk theta çalışmamı gerçekleştiriyorum. Çıktığımda belki bambaşka beklentilerle gitmiş olduğumdan, deneyimi çözemiyorum. Daha doğrusu, anlamıyorum. Hiçbir şekilde anlamıyorum. İnternette okuduğum hiçbir şey de anlatamıyor bana Theta&#8217;yı. Hep aynı cümleler&#8230; Bir kişi de yok mu kendi deneyimini anlayabileceğim gibi anlatsın. <em>-O ben oldum yine, iyi mi?-</em>Hatta Sinem&#8217;in doğum gününden bir gün sonrası o gün. Hediyem ulaşmış, Sinem arıyor teşekkür etmek için. Ama toparlayamıyorum kelimeleri, <em>bir çalışmadan çıktım ama kafam hiç yerinde değil</em>, diyorum, kendimce saçmalıyorum konuşmada. Anlamadığım için <em>Reiki iyi diyorum kendime, ikinci bir şifa yöntemine gerek yok, zaten pelikan konusunu da çözemedim cevap orada.</em></p>
<p>İçim rahat, konu sonsuza dek kapandı.</p>
<p></p>
<p>VI.</p>
<p><em>Sadece bir ay sonra, yine bir rehber rüya geliyor. Kardeşlerimle doğum günümü kutluyormuşuz gecikmeli olarak. Bana at kiralamışlar bir saatliğine, akşam altıda teslim edecekmişiz. Ata binmek istemiyorum, at sanki benimle konuşuyor, korkmana gerek yok benden, diyor. Bırakıyorum bir yerlerde ve bir köy evinde buluyorum kendimi. Bir meydanda, içeride kalabalık. Tek katlı bir ev. Saatin altı olduğunu görünce, korkuyla kapısını açıyorum evin. Erkek kardeşimin atı bulup geri getirmesini istemek için. O esnada, Gökmen önde at arkada geliyorlar. Ama at beni görünce, geriye dönüp çılgınca koşuyor, kaçıyor. Ben ya kaybolursa ya geri veremezsem korkusundayken, at yerden ağzına bir şey alıyor ve bana doğru koşmaya başlıyor. Ağzındakinin de bir hayvan olduğu kesin ve bu beni aşırı korkutuyor. Ne getirdiğini biliyorum, onu istemiyorum, onu hemen at ağzından, diye çığlık atıyorum. Ama kimse onu durduramıyor. Ve o ağzındakini önümdeki iki basamağa bırakıp bana gülümserken ben yerde ne olduğuna bile bakamayıp kapının arkasına saklanıp kapıyı üstüme bastırıyorum. Kafamı uzattığımda, yerde sersemlemiş ve yorgun bir pelikan görüyorum. Uyanmadan önceki son sözüm, &#8220;Yine mi pelikan? Ooff&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Sabah kız kardeşimi arıyorum ve rüyamı anlatırken, <em>&#8220;Abla inanmıyorum!&#8221;</em> diyor, <em>&#8220;Ben de dün gece rüyamda seni gördüm. Onlarca beyaz atın yanındaydın, bunlar nereden çıktı, neden buradasın, diyordum. &#8216;Ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor muydun?&#8217; diyordun.&#8221;</em></p>
<p>Sonra Gülay&#8217;dan şu yorum geliyor: <em>&#8220;O kadar dibinde bir şey var ki, fark etmiyorsun. O neyse yürü diyor artık rüya. Bollukla, saflıkla, sağlıkla. Ayrıca, güçlü bir koruyucun var.&#8221;</em></p>
<p>Benim bir kez daha onun ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.</p>
<p>VII.</p>
<p>Tam bu dönemde, çok ama çok sevdiğim bir insanın kanser olduğunu öğrendim. Dünyanın en güzel çiçeklerinin ve düğün pastalarının yaratıcısı ustam Ayşem hocam&#8230; Elimden sadece reiki yapmak geliyordu ve reiki yapıp dua ediyordum. Etkisini gördüğünü söylüyordu, ama yine de çektiği acı&#8230; Kabul edilebilir gibi değil.</p>
<p>Bir gün bana bir mesaj attı. <em>&#8220;Yeliz, dün bana bir şey yapıldı. İlk kez kendimi bebek gibi hissettim. Ağrılar gitti, o neyse şu kişiye sorup öğren ve onun eğitimini al lütfen.&#8221;</em> dedi. <em>&#8220;O kadar mı?&#8221;</em> dedim. <em>&#8220;O kadar.&#8221;</em> dedi.</p>
<p>Mesajın cevabını beklerken yanıtı hissediyordum ve içimden ne olur yine şu <em>theta</em> olmasın diyordum.</p>
<p>Yönlendirdiği kişiden cevap geldi: <em>&#8220;Theta healing. Düşünürsen, bir hafta sonra eğitimi var.&#8221;</em></p>
<p>Ve yine şunu dedim. <em>Bu eğitimi neden alayım? Benim izlemem gereken yol, pelikanlardı&#8230; Ama pelikanların neyi simgelediğini bir türlü bulamıyorum ki&#8230;</em></p>
<p>İzninizle, artık hesabı istiyorum. Bir <a href="http://www.tirtilindusu.com/2017/08/12/ruyalar-tesekkur-ederim/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">sonraki</a> yazı için&#8230;</p>
<p>***</p>
<p><em>Sanki rüyam için çizilmiş olan ilk görsel <a href="https://www.etsy.com/listing/181968595/pelican-art-seabird-photograph-bird?ga_order=most_relevant&amp;ga_search_type=all&amp;ga_view_type=gallery&amp;ga_search_query=pelican%20art&amp;ref=sr_gallery_2" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan alındı.</a></em></p>
<p><em>Sanki rüyam için çizilmiş olan ikinci görsel&nbsp;<a href="https://www.google.com.tr/imgres?imgurl=https%3A%2F%2Fs-media-cache-ak0.pinimg.com%2F736x%2F18%2F88%2Fbd%2F1888bddca51410f8d37106922968e91a--pelican-tattoo-pelican-art.jpg&amp;imgrefurl=https%3A%2F%2Fwww.pinterest.com%2Fexplore%2Fpelican-tattoo%2F&amp;docid=tZ8OTGiu3LMOzM&amp;tbnid=E2MbWVsAYPQyzM%3A&amp;vet=10ahUKEwio9rmOmtDVAhXJE5oKHTV4B2AQMwgxKAwwDA..i&amp;w=400&amp;h=502&amp;bih=589&amp;biw=1366&amp;q=pelicans%20art&amp;ved=0ahUKEwio9rmOmtDVAhXJE5oKHTV4B2AQMwgxKAwwDA&amp;iact=mrc&amp;uact=8" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan alındı.</a></em></p>
<p><em>Sonuncusu ise&nbsp;</em><a href="https://www.sevendaysvt.com/vermont/art-review-judith-vivell/Content?oid=2359964" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>buradan alındı.</em></a></p>


<p></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/ruyalar-pelikanlarin-ruyasi/">Rüyalar: Pelikanların Rüyası</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/ruyalar-pelikanlarin-ruyasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tırtılın Düşü</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2017 13:53:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Semboller]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=23</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bundan bir buçuk yıl önce, 2 mayıs 2015&#8217;te mucizevi bir şekilde bir araya gelen dokuz kadın, &#160;hem hayatın hediyesi hem de bir dönüşümün başlangıcıydı hepimiz için. Orada iki Yeliz olduğumuzdan, ikinci adım, yaptığım kitap kurtlarından ötürü &#8216;tırtıl&#8217; oldu. 3 yıllık şekerden ürünler hayatımda en gurur duyduğum şeydi kitap kurtlarım. Dolayısı ile, tırtıl ismi benim için [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu/">Tırtılın Düşü</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2221" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2017/01/Monarch_Butterfly_-_Contemporary_Watercolor_Painting_Art_Print-300x201.jpg" alt="" width="1000" height="671">

Bundan bir buçuk yıl önce, 2 mayıs 2015&#8217;te mucizevi bir şekilde bir araya gelen dokuz kadın, &nbsp;hem hayatın hediyesi hem de bir dönüşümün başlangıcıydı hepimiz için. Orada iki Yeliz olduğumuzdan, ikinci adım, yaptığım kitap kurtlarından ötürü &#8216;tırtıl&#8217; oldu. 3 yıllık şekerden ürünler hayatımda en gurur duyduğum şeydi kitap kurtlarım. Dolayısı ile, tırtıl ismi benim için bir mutluluk ve onur oldu hayatımdaki dokuz kadınla.

<span id="more-2469"></span>

Bugüne kadar, birçok çalışmanın, workshopun içinde yer aldım. Reiki, aile dizilimi, access bars, feng shui gibi. Bunları uzun uzun anlatmak için buradayım. Ama başlangıcında özet olarak diyebilirim ki, tüm bu çalışmalar ve bireysel deneyimlerim ve de şüphesiz okuduğum kitaplar, yazılar&#8230; bana öncesinde çok da derinine inmediğim bir bakış açısı sundu. İç sesime güvenmeyi, ama hepsinden de ötesi onu duyabilmeyi öğrendim.

Çok sevdiğim bir kitap olan Ruhların Yolculuğu&#8217;nda (Ruh ve Madde Yayınları- Dr. Michael Newton) çok etkilendiğim bir bölüm var. Bu bölümde, Dr. Newton&#8217;a hipnoz altındaki denekten, şu bilgi geliyor:

<em>&#8220;Gözcüler zihne paldır küldür girmezler. Daha çok&#8230; yumuşak bir dalıştır. Onlara gayret ve huzur veren fikirler aşılarım&#8230; onlar bunu ilham olarak kabul ederler.&#8221;</em>

Gözcüler, derken bize ifade etmek istediği, bu dünyaya ne için geldiysek, onu yapabilmemizi sağlamak için bize destek olan yüksek ruhlar.

İşte, geçtiğimiz ağustos ayında, adeta sıcaktan buharlaşmak üzereyken ve kendi kendime <em>&#8220;İş hayatımı dönüştürdüm ama bu değil, bunun ötesinde bir şey olmam ve yapmam gereken. Nedir, nedir?&#8221;</em> diye sorarken, o yumuşak dalışı tüylerim diken diken hissettim. Ilık bir his cümle olarak aktı.

<em>&#8220;Yaz.&#8221;</em>

<em>&#8230;</em>

<em>&#8220;İnsanların sana danıştığı konuları yaz. Konuşurken keyif aldıklarını, bağlantıda hissettiğin anları yaz.&#8221;</em>

<em>&#8220;Yaz&#8221;</em> mesajı çocukluğumdan beri gelen, öğretmenlerle, arkadaşlarla, yarışmalarla, tanımadığım insanlarla&#8230; aklınıza gelebilecek her yoldan bana ulaşan bir mesajdı. Ama ilk kez, yaz bir öneri gibi değil, ilk yardım çantası gibi zihnime bırakılmıştı. Kendi kendime mızmızlandım, &nbsp;bir önceki bloğumun ismi olan &#8220;Benim Tatlı Hikayem&#8221;in ismini bile kaç ayda bulduğumu düşündüm. Şimdi isim bulmak hiç kolay değil dedim. Zihnim, bu değişik deneyimi reddediyordu. Ve yine hissettim.

<em>&#8220;Tırtılın Düşü&#8221;</em>

ve sessizlik.

Düş&#8230; Düşleme sanatı. Dreamer. Tanrılar Okulu. Ve tırtıl. Hem düzlemsel olarak hem de metafor olarak bir araya gelince böyle bir anlam yansıtan o iki kelime.

O ana kadar, pek çok ilham aldığıma yaptığım iş nedeniyle de inanmıştım. Ama ilk kez emindim, hissettiğimin benden daha yüksek bir enerjiden geldiğinden. O şaşkınlıkla sezgilerine çok güvendiğim arkadaşım Gülay&#8217;ı aradım, bir solukta anlattım. İçimden bir şey beklememi söylüyordu; ama, hislerim çok netti. Ona ne hissediyorsun dedim, biraz bekle dedi. Birkaç ay bekle.

İşte ben o ağustos gününden beri bu bloğu zihnimde her gün yazıyorum okuyucu. Nereye gideceğini bilmeden. Bazen, her mantık realitesindeki insan gibi yaşadıklarımın saçmalık olduğu ihtimalini irdeleyerek ama çoğu zaman inanarak.

Bahsettiğim konuşmanın üzerinden bir hafta geçmişti, zihnim devreye giriyor ve beni yaşadığım histen alıkoymaya başlıyordu. Kuşadası&#8217;ndaki yazlığa gittim. Bahçeyi hatta tüm bahçeleri güve şeklinde kelebekler sarmıştı. İlk ortaya çıkışları bir hafta öncesiydi.
Yanımda okumak için, daha öncesinde elimi bile sürmediğim, Mine Söğüt&#8217;ün bir kitabını almıştım. İçinde Metüst&#8217;ün bir şiiri çıktı.

<em>&#8220;Tırtılın düşü</em>

<em>Kelebek olmak</em>

<em>ve güzel ölmektir.&#8221;</em> diyen&#8230;

Bu konular üzerinde düşünüp sonra kendimi işe verdiğim bir gün çalışma odamın camına bir kelebek kondu, geceye kadar benimleydi. Bir başka gün, hiç bu konuyu bilmeyen bir arkadaşım bana karşısına çıkan bir kelebeği gönderdi, önemsemedim. Adeta aynı kelebek birkaç saat sonra Gülay&#8217;dan bana geldi. Bir başka gün, yatağımın yanında ölü ama harika bir kelebek vardı. Örnekleri çoğaltabilirim. Bunları, kendine kanıt arayan bir akıl olarak değil, işaretleri takip eden biri olarak yazıyorum. Ve yazarken, bir roman olmadığından yazdığım, çıplak biri olarak yazıyorum. Belki yazdıklarını bir daha okumaktan, başkaları tarafından okunmamasından ama en çok da <em>okunmasından</em> korkacak biri olarak&#8230;

Ve sen. Benim için değil, kendin için, sadece kendin için. Okuduğun, duyduğun, başkasının deneyimi olan hiçbir şeyi yargılamaman mümkün mü? Okumak, kabul etmek zorunda değilsin ama yargı zihinlerin bataklığıdır. Biliyorum, zor. Ben de hala çabalıyorum. Ama Dört Anlaşma&#8217;nın ilk kuralını biliyor musun? (Don Miguel Ruiz)

<em>&#8220;Yargılama. Zihnindeki o yargıcı sustur.&#8221;</em>

Şimdi o yargıç azıcık susabilir mi? Ne dersin?

Karar senin&#8230;The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu/">Tırtılın Düşü</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
