<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Theta Healing | Tırtılın Düşü</title>
	<atom:link href="https://www.tirtilindusu.com/Blog/theta-healing/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<description>Tırtılın D&#252;ş&#252;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 May 2020 16:46:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>

<image>
	<url>https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/04/cropped-buttefly-32x32.png</url>
	<title>Theta Healing | Tırtılın Düşü</title>
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tırtılın Düşü</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu-2/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2020 00:28:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tirtilindusu.com/?p=2693</guid>

					<description><![CDATA[<p>: Dönüşüm : Düş : İlham : Hayret : Saygı : Mizah : Zarafet : Mütevazilik : Merak : İçtenlik : İyi Niyet : Bilgelik Arayışı : Hizmet&#160; Benim için Tırtılın Düşü’nün anahtar kelimeleri. Bu blog, kendini yazan bir dönüşüm yolculuğu. Bir obur ve hevesli tırtılın kozasına girmesi, demlenmesi, büyümesi, ölüm-yaşam-ölüm döngüsünde dönüşmesi ve yepyeni [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu-2/">Tırtılın Düşü</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="720" height="800" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/80ea1d3c-caf2-4da8-886b-b6f811f1a9dc-720x800.jpg" alt="" class="wp-image-2694" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/80ea1d3c-caf2-4da8-886b-b6f811f1a9dc-720x800.jpg 720w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/80ea1d3c-caf2-4da8-886b-b6f811f1a9dc-360x400.jpg 360w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/80ea1d3c-caf2-4da8-886b-b6f811f1a9dc-768x853.jpg 768w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/05/80ea1d3c-caf2-4da8-886b-b6f811f1a9dc.jpg 1080w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p><strong><em>: Dönüşüm : Düş : İlham : Hayret : Saygı : Mizah : Zarafet : Mütevazilik : Merak : İçtenlik : İyi Niyet : Bilgelik Arayışı : Hizmet&nbsp;</em></strong></p>



<p>Benim için Tırtılın Düşü’nün anahtar kelimeleri.</p>



<p>Bu blog, kendini yazan bir dönüşüm yolculuğu. Bir obur ve hevesli tırtılın kozasına girmesi, demlenmesi, büyümesi, ölüm-yaşam-ölüm döngüsünde dönüşmesi ve yepyeni bir formda zarafetle yükselebilmesi.</p>



<span id="more-2693"></span>



<p>Tırtılın Düşü, şimdiye dek on binlerce kişiye ulaştı. Sayısını benim bile bilmediğim kadar insan, bu blog sayesinde yaşamlarında bir şeyleri dönüştürdü. Bazısı bir kitap gibi sabahtan geceye dek başından kalkmadan okudu, bazısı çıktı aldı ve yolculuklarda okudu. Bazısı ağlayarak okudu, bazısı günlerce düşünerek, durarak, sayfa sayfa ilerledi… Bazısı beni en yakın arkadaşı ilan etti. Bazısının rüyasından eksik olmadım. Seminerlerime katılıp “Tırtılın Düşü’ndeki tüm yazılarını okudum ve bunun için buradayım!” diyen öğrenci sayısını ise gerçekten bilmiyorum. Burada anlattıklarım, yazım dilim öğrencilerimi oluşturdu.</p>



<p>Umduğum gibi olmadı. İyi ki de olmadı. Umduğum, yazdığımı binlerce kişinin değil, sadece birkaç kişinin okuyacak olmasıydı çünkü.</p>



<p>Bloğumu kapatma kararı aldığımda kasım 2019’du, bir virüs girmişti. Tam da o dönemde bir sohbetimde, “Yaşam enerjimi nasıl kullandığımı, nerelerde kan kaybettiğimi gözden geçirmeliyim” derken! Tırtılın Düşü de benden bağımsız değildi elbette. Ama ben blog benim eserim ve kapatabilirim sanıyordum. Hiç beklemediğim tepkilerle karşılaştım. Birçok okuyucu, bir hak arama enerjisinde bana ulaştı ve bunu yapamayacağımı çünkü hala okumakta oldukları ya da dönüp okudukları yazılarımın olduğunu, Tırtılın Düşü’nün benim olduğu kadar kendilerinin de olduğunu söylediler. Oysa benim hissettiğim en yoğun duygu ‘yorgunluk’tu.</p>



<p>Fişi çektim ve bir süre mağarama girdim. Orada Spotify konuşmaları ürettim. Nefis olmuş olabilirler.&nbsp;</p>



<p>Şimdi yeniden Tırtılın Düşü ile dönüyorum. Yeni fikirlerim de var kendisine dair. Ancak başında, bir daha o yorgunluk noktasına ulaşmamak adına birkaç ince çizgi belirledim.</p>



<p>Bu blogta yazan her şey, benim vesilemle çıktı, bazısı benden bağımsız kalemimden aktı. Ancak, kaynak ister benim ulaştığım bilgi, ister bana ulaşan bilgi olsun, burası için harcanan uzun saatler ve emek var. Paylaştığım ve satın alınamayacak kadar değerli o şey: tüm içtenliği ile paylaştığım deneyimlerim var.</p>



<p><em>Bu nedenle en temelde 3 ince çizgi oluşturdum:</em></p>



<p><em>İlki, okuyuculardan üstte bahsettiğim erdemlere saygılı davranışı beklemek.</em></p>



<p><em>İkincisi, paylaşımlar konusunda titizlik. Yazılarımın paylaşılması, daha çok okuyucuya ulaşması beni mutlu eder ve onurlandırır. Lütfen ilgisini çekecek arkadaşlarınızla ya da kitlelerle paylaşın. Ancak, evrensel ahlak yasalarından Artha Yasası’na uygun olarak, ister bir kısmının ister tamamının paylaşımında, sahibinin etiketlenerek paylaşılmasını, kaynak belirtilmesi beklentisindeyim.</em></p>



<p><em>Üçüncüsü ise, sağlıklı sınırlar. Burada samimiyetle oluşturduğum bir dili sürdürmeyi seviyorum. Ancak, üretmeye, yazmaya, paylaşmaya devam edebilmek benim için çok önemli. Blogumda yazdığım yazıların ardından, özel mesajlarla etkileşimi sürdürmek benim açımdan mümkün değil. Yorumlarını, ekleyeceklerini, hissettiklerini duymak sonraki yazılarım için motivasyon olacaktır. Yazılarımla ilgili düşündüklerini bana özel kanallardan ulaştırman yerine yorum olarak bırakmanı rica ederim.</em></p>



<p>Tırtılın Düşü’nün bir parçası olduğun için,</p>



<p>Hikayem hikayene alan olduğu için minnettarım.</p>



<p><em>Sevgilerimle,</em></p>



<p><em>Yeliz</em></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu-2/">Tırtılın Düşü</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/tirtilin-dusu-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karpuz Tarlasında Çocuklar</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/karpuz-tarlasinda-cocuklar/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/karpuz-tarlasinda-cocuklar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 01:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=2068</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Çalışacağımız konu nedir? &#8220;İçimde bir kapı var. Arkasında mucizelerin olduğunu hissediyorum ve kapı kilitli değil. Ama dokunmak istemiyorum. Sanki tam potansiyelimi sergilemekten korkuyorum bazı konularda. Tüm gücü elime almak bana korkutucu geliyor gibi hissediyorum.&#8221; Doğru sorularla olaya gidiyorum. Gücü eline almaktan duyulan korkunun, ilk başladığı noktasına zaman spiralinde. Olay geliyor. &#8220;8 yaşındayım sanırım. İlk kez [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/karpuz-tarlasinda-cocuklar/">Karpuz Tarlasında Çocuklar</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>-Çalışacağımız konu nedir?</p>
<p><em>&#8220;İçimde bir kapı var. Arkasında mucizelerin olduğunu hissediyorum ve kapı kilitli değil. Ama dokunmak istemiyorum. Sanki tam potansiyelimi sergilemekten korkuyorum bazı konularda. Tüm gücü elime almak bana korkutucu geliyor gibi hissediyorum.&#8221;</em></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-2111" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/11/Viktor-Patrin-1942.-Watermelon-from-the-fields.-1973-300x184.jpg" alt="" width="1000" height="614"></p>
<p><span id="more-2068"></span>Doğru sorularla olaya gidiyorum. Gücü eline almaktan duyulan korkunun, ilk başladığı noktasına zaman spiralinde. Olay geliyor.</p>
<p><em>&#8220;8 yaşındayım sanırım. İlk kez bir köye gidiyorum hayatımda. Orada pek tanımadığım akrabalarım yaşıyor. İlk kez gittiğim için, özellikle benimle yaşıt olan akrabalarım bana karşı çok ilgililer ve mutlular. Hatta sanki beni mutlu etmek gibi bir görevleri olduğu hissindeler. Gittiğim ilk ev çok büyük, çiftlik gibi. Çok iyi ağırlanıyoruz. Sonra ikinci eve gidiyoruz. Mütevazi bir ev ilkine göre. Onların da tarlaları varmış. Kendimi bir karpuz tarlasında suçluluk duygusuyla kendimi tutmaya çalışırken görüyorum.</em></p>
<p>-Tam olarak ne oluyor o tarlada?</p>
<p><em>Silik silik&#8230; Hatta böyle bir anıya sahip olduğumu şu ana dek anımsamıyordum bile. Bir grup çocuk karpuz tarlasındayız. Bıçak var. Eğilip karpuzları ortadan ikiye kesip bırakıyorlar. Ve ben kendimi çok suçlu hissediyorum. Sanki benim yüzümden karpuzlar zarar görüyor gibi.</em><br />
&#8230;<br />
<em>Şimdi biraz daha iyi anımsıyorum. İkinci eve gittiğimizde, en sevdiğim meyveyi soruyorlar. Karpuz, diyorum hevesle. Zaten başka bir meyve de sevmiyorum.</em><br />
<em>Karpuz tarlamız var bizim, diyorlar. Sonra biz birkaç çocuk karpuz tarlasına gidiyoruz, ben seviyorum diye. Ev sahibinin kızının elinde bıçak. Tarlada her bulduğu karpuzu ikiye ayırıyor. Henüz olmadığını görüyoruz karpuzun. Bunun tadı kötüdür diyor ve bir diğerine gidiyor. Ben sanırım &#8220;Böyle yapmamalıyız.&#8221; diyorum. Ama &#8220;Tarlada çok karpuz var, sorun değil.&#8221; diyor. O an, bizim eve bir tane alındığını ve kötü çıksa da yediğimizi düşünüyorum sanırım. Bayağı bir karpuzu heba ettikten sonra, nihayet olmuş sayılabilecek bir tanesini bulup duruyoruz.</em></p>
<p>-Sonra ne oluyor?</p>
<p><em>Büyükler geliyor. Karpuzların birkaçını görüp şaşkınlık geçiriyorlar, burada ne oldu diye. Yemek istedik ama kötülerdi, diyor kız. Onlar bir şey demiyor. Ama ben kendimi aslında hiç iyi hissetmiyorum. Hissettiğim&nbsp;&#8220;Buraya zarar verdik. Böyle olmamalıydı.&#8221;&nbsp;</em></p>
<p><em>Bıçağı elinde tutan ve tarla sahibi, mülkiyetten ötürü güçlü olan. Karpuzlarsa, sadece potansiyellerini yerine getirmeye çalışan meyveler şu anki bakış açımla. </em></p>
<p>-Sence bu anı sana ne öğretiyor?<br />
<em><br />
Güç ve güce sahip olmak zararlıdır, hatta bir tür kibirdir. Kötüdür. Mülkiyet zararlıdır.</em></p>
<p>Kas testiyle pozitif olanları bulup inançları değiştiriyorum.</p>
<p>-Bu olaydan başka ne öğrendin?<br />
<em>Burada çok var cümlesi var ya, sanki bir şey elimde çok olursa onu mahvedebilirim gibi.</em><br />
<em>Zarar vermemek için her şeyin azına sahip olmalıyım.</em><br />
<em>Her şeyden çokça olursa, zarar veririm&#8230;</em></p>
<p>Yerine, bolluk ve bereketin güvenli olduğunu, zarar verme zorunluluğu olmadan da bolluğu deneyimleyebileceğini yükleyerek değiştiriyorum ve kas testi yapıyorum.</p>
<p>Ruhunun kazanımlarına geçiyoruz:<br />
<em>Sanırım, isteklerimi söylemenin zararlı olduğunu anladım. Sonra da, bana bir şey sorulduğunda, örneğin başka bir anıda, 13-14 yaşlarımda hayatımda ilk kez o dönemin lüks bir restoranına götürülmüştüm normalde hiç tanımadığım birilerinin çocuklarıyla, menü geldiğinde &#8220;Fark etmez&#8221; diyerek aslında istediğim yemeği seçmemiştim. Hatta içlerinden birisi &#8220;Menüde fark etmez diye bir yemek mi var?&#8221; diye sorup dalga geçmişti. O günden sonra, isteklerim hakkında diğerlerinden talepte bulunmayı bıraktım. Ve bunun&nbsp;</em><i>yerine gerekirse &#8220;Aç değilim. Bir şey istemiyorum. Fark etmez.&#8221; diyerek geçiştirmeyi ve bazen de susmayı öğrendim.</i></p>
<p>-Geçiştirince ya da susunca ne oldu?</p>
<p><em>Böylece, bir kez daha kimse ya da hiçbir şey benim istediğim şey için zarar görmemiş oldu. Masumiyeti korudum.</em><br />
<em>Ve bir de neyi istiyorsam, başkasından beklemek yerine her zaman çalışıp kendim aldım.</em><br />
-Çalışkan bir insan mısın?<br />
<em>Çok. 18 yaşımdan beri ihtiyacım olan hemen hemen her şeyi kendim aldım.</em></p>
<p>Test:<br />
<i>&#8220;Masumiyeti korumak için isteklerim konusunda yalan söylemeliyim&#8230;</i><br />
<i>Diğerlerinden bir şey istemek, istediğim bir şeyi dile getirmek diğerlerine zarar verir.</i><br />
<i>Ancak diğerlerinden bir şey talep etmezsem&nbsp;çalışkan bir insan olurum.&#8221;</i></p>
<p>-Peki, tüm bunların sonunda ne oldu?<br />
<em>Kimse üzülmedi. Mutlu oldular&#8230;</em></p>
<p>Test:<br />
<em>&#8220;Diğerlerini mutlu etmek benim görevim.</em><br />
<em>Diğerlerini mutlu etmek için susmalıyım, isteklerimi dile getirmemeliyim.<br />
Ancak kendimi suçlu hissedersem masumiyeti korurum, diğerleri mutlu olur.&#8221;</em></p>
<p>Çalıştığım kişi ileri seviye bir Theta Healing uygulayıcısı olduğundan ilave sorular soruyorum. Onun da sormasını istiyorum. Çalışma yüksek benlik ve Yaradan düzeyinde devam ediyor.<br />
<em><br />
&#8220;Ruhumun, sorumluluğu ve idrak sahibi olmayı öğrenmek istediği hissi geliyor.</em><br />
<em>Tarlada sorumsuzca davrandığımızı ve idrak edemediğimizi söylüyor sanki. Yanlış bir şey yaptığımızı hissediyordum ama idrak edememiştim aileler gelene dek.</em><br />
<i>Ve bir de iyilik, zarafet ve saygı hissi geliyor. İyi bir insan olmayı, zarafetle hareket&nbsp;etmeyi ve var olan her şeye saygı duyup özenle gözetmeyi öğrendim bu deneyimden.&#8221;</i></p>
<p>-Öyleyse, bu deneyime bu harika erdemleri sağladığı için teşekkür edip bitirebiliriz.&nbsp;Şimdi, o kapının kapalı durmasının, gücünü tam anlamıyla ele almamanın sana şu ana dek nasıl hizmet ettiğini görüyor musun?<br />
<em><br />
Evet, bu sayede hiçbir canlıya bilerek zarar vermedim. İdraki ve sorumluluk duygusunu kazandım. Çalışkanım. İyi bir insan olmaya çalıştım kendimce. Ve bunları korumak için gücü elime almak istemiyormuşum.</em></p>
<p>-Peki şimdi o kapıyı açıp, gücünü eline alıp hala iyi bir insan olabileceğini biliyor musun?<br />
<em>Elbette!<br />
</em><br />
-İlk adımı nasıl atacaksın?<br />
&#8230; (Bana kalsın 🙂 )<br />
*<br />
Çok fazla mail ve dm alıyorum Theta Healing danışmanlığı için. Bu çalışmayı yazmamın bir tek nedeni var, konumuz her ne olursa olsun, ister bir kaza, ister bir boşanma, ister bir hastalık, parasızlık ya da potansiyelinin altında olduğu duygusu&#8230; Konu her zaman iyiliklerdir.<br />
Biz ruhumuzu geliştirmek için bu dünyaya doğarız. Ve ruh bazen hastalıkla, bazen kıtlıkla, bazen problemlerle deneyimlerden iyilik kazanır.<br />
Bu nedenle, bakış açımız <em>&#8220;Ben bu sorundan kaç çalışmada kurtulurum?&#8221; &#8220;Çalışma kaç para?&#8221;</em> noktasından, ruhum hangi erdemi geliştirmek için bu durumu deneyimlemeyi seçmiş noktasına geçmeli, en azından bu çalışmanın içinde diye düşünüyorum.</p>
<p>*<br />
Biraz kaba bir tabir sayılabilir ama bir astroloji hocam olumsuz etkilerden bahsettikten sonra hep şu cümleyi kuruyor konuşmalarında: <em>&#8220;Allah da sizi kahretmek istemiyor canım. Tekamül edin diye!&#8221;</em><br />
Neden zorlukla tekamül ettiğimizi seminerler ilerledikçe anlıyoruz. Başka yolu yok farkındalığı olmayana.<br />
Ama olana?<br />
Kimse size mucizelerden bahsetmeyebilir. Ama mucizeler var. Her an. Hızır gibi yetişen mucizeler. Ama sadece bunun için alanında izin olana geliyorlar. İzin de, bu gibi çalışmalardan geçiyor işte.</p>
<p>*<br />
Danışmanlıkla ilgili yazı yazmadan, bu son örneği vermek istedim bu nedenle.<br />
Yazının adını en sevdiğim kitaplardan biri olan Çavdar Tarlasında Çocuklar&#8217;dan aldım son anda. Çünkü, her zamanki gibi anlattığım hikaye bana aitti. Çalıştığım kimsenin hikayesini burada yazamazdım 🙂<br />
Bir sonraki yazımda danışmanlıklardan bahsedeceğim.<br />
Sevgiyle&#8230;</p>
<p>Yeliz</p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/karpuz-tarlasinda-cocuklar/">Karpuz Tarlasında Çocuklar</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/karpuz-tarlasinda-cocuklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstedikleri Kişi Olmak</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/istedikleri-kisi-olmak/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/istedikleri-kisi-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Oct 2019 18:02:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=2046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bloğumu takip edenlerin en çok kendimden örnekler anlattığım yazıları okumayı ve öğrencilerin de deneyimlerimi seminerlerde de dinlemeyi sevdiklerini bildiğimden 24 saatlik bir emin miyim sorusuna evet eminim cevabımla birlikte size bir kazma hikayesi daha anlatmak istedim. Yine kendimi ifşa ediyorum, hayırlısı. Dün Instagram hikayemde Eskişehir&#8217;de seminerime gelen Gülçin&#8217;e sınıfta örnek kazma yaptığımı, fibromiyalji konusunda çalıştığımızı [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/istedikleri-kisi-olmak/">İstedikleri Kişi Olmak</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2113" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/10/e418002c21e129aa1e7648a772f78941-300x300.jpg" alt="" width="1000" height="1000"></p>
<p>Bloğumu takip edenlerin en çok kendimden örnekler anlattığım yazıları okumayı ve öğrencilerin de deneyimlerimi seminerlerde de dinlemeyi sevdiklerini bildiğimden 24 saatlik bir emin miyim sorusuna evet eminim cevabımla birlikte size bir kazma hikayesi daha anlatmak istedim. Yine kendimi ifşa ediyorum, hayırlısı.</p>
<p>Dün Instagram hikayemde Eskişehir&#8217;de seminerime gelen Gülçin&#8217;e sınıfta örnek kazma yaptığımı, fibromiyalji konusunda çalıştığımızı ve sonuç olarak da kazma sonrası ağrılarının tamamen geçtiğini paylaştım.<span id="more-2046"></span></p>
<p>Ve bingo, hikayeyi paylaşır paylaşmaz sağ kasığıma bir ağrı girdi. Gece iki sularında Eskişehir&#8217;e gelmiş, molasız 2 şehir ve 4 seminer geçirmiş, iki gün sonra bir diğer seminere yola çıkacak biri olarak zaten bel ve ayak ağrısıyla uyanmıştım, kasık ağrısı tuzu biberi oldu.</p>
<p>Bir buçuk yıl önce o ağrı nedeniyle acile gittiğimde orada bir kist olduğunu öğrenmiş bir daha da doktora gitmemiştim. Ağrısı olmadığından gitmem de gerekmemişti demeyeceğim, biliyorum herkes rutin kontrollere gitmeli. Neyse.<br />
Burada tuhaf olan benim doktora gitmemem değil, o kiste hiçbir çalışma yapmamış olmam. Burada hemen şunu söyleyeceğim, şu an iş olarak seminer düzenleyen ve danışmanlıklar veren birisi olmakla birlikte, kendime yapmak istediğim çalışmalardan asla kaçmadığımı belirtmek isterim. Theta Healing bakış açısı, şifacı kendini şifalandırmamalı ya da şifalandıramaz değil, bilakis şifa senden başlar bakış açısına dayanır. Hatta Vianna&#8217;nın bir örneği hep aklımda, evinde kalabalık bir davet var ve tetiklendin. İlk yapacağın şey, hemen kendine bir on dakika ayırıp içine dönmen.</p>
<p>Ama hepimizin, fark etmeden atladığı konular var bu hayatta. Bu konu benim hayaletim, fark etmeden atladığım. Hem acil bir durum olmadığından ve acı da çekmediğimden, hem de kendi alanımda daha çok çalıştığım ve şifalandığım konuların çok şükür ki sağlık yerine diğer konular olmasından.</p>
<p><strong>Şimdi, önce bu yazıda ne anlatmak istediğimi açıklamalıyım.</strong></p>
<ol>
<li>Bazı konular, aslında gündem olmayı hak etse de, onları görmüyor olabiliriz. Beyin, bizi acıdan uzak ve hayatta tutmak ister. Aslına bakarsanız, acı illüzyonu birçok konunun altındadır.</li>
<li>Baktığımız bakmadığımız her konunun altında bir hizmet vardır.</li>
<li>Her konuya bakmak zorunda değiliz 🙂</li>
</ol>
<p>Bu yazıyı yazma nedenim ise, mini mini theta healerlara bir kazma örneği göstermek, danışmanlık almak isteyenlere ise hangi semineri tamamlamış öğrenciden nasıl bir kazma alabileceklerini gösterebilmek. Diğerlerine de, hoş zaman geçirtmek 🙂 Yani nesi hoşsa 🙂 (Yanlışlıkla geldiyseniz, anı olur devam edin.)<br />
*</p>
<p>Sağ kasıkta minik bir ağrı, yumurtlama dönemi, kist tetikleniyor, ben de şifalanan bir öğrencimden bahsetmişim, buradayım Yeliz bana neden hiç bakmıyorsun, diyor. O an, sana neden bakmıyorum hakikaten, diyorum içimden.</p>
<p>Elimi ağrıyan bölgeye koyuyorum. Konuş benimle diyorum. Kazma gibi bir niyetim yok o an, sadece meraktayım mesajını.</p>
<p><em>&#8220;Kontrol etmek istemiyorum.&#8221;</em> diyor ağrı.<br />
<em>&#8220;Neyi?</em>&#8221; diyorum içimden.<br />
<em>&#8220;Operasyon olmadan iyileşirsem hep dikkat etmek zorunda kalırım. Ben dikkat etmek istemiyorum.&#8221;</em></p>
<p>Daaan diye kalıyorum. Yahu, kistim neyi kontrol ediyor ki bu hayatta?</p>
<p>İçimden bir ses, bulaşma bu konuya diyor. Zaten yorgunum, zaten günlerdir çalışıyorum kendime. Bugün için tek planım, yatak odasındaki yataktan salondaki kanepeye geçip uzunca yatmak. Hadi kalk bir kahve yap da kazma kaynasın diyorum.</p>
<p>Kahvemi içerken, &#8220;ben buradayım&#8221; diyor yine. Susmayacak anladım. Ağrı kesici içmek mi, neyin var diye sormak mı? Normalde içmesem de, uykusuz, yorgun ve 8 saatlik otobüs yolculuğu sonucuyum canım, içilir yani.<br />
Tabii ki sormak seçimim. Diğeri şu an bu bünyeye uyuşturucu. Her anlamda uyuşmaya karşıyım.<br />
Kendimi kazma çalışmasına alıyorum 🙂<br />
*</p>
<p>Başlangıç seminerinde biz 5+2 soruyu öğretiriz kazma çalışmasında. Amaç bu sorularla kök inanca neden olan olayı bulmaktır. Yani bir olay ararız, çalışmamızda ve olayın kazanımı olan kök inancı.<br />
İleri seviye seminerinde, sorulara zorunluluk bırakmalar ve hizmet eklenir. Yani, kazma çalışmasında sadece his yüklemesi yapmayız, kişinin zorunluluk hislerini de alırız, kazmadan kök inanca geçer, hizmetine odaklanırız.<br />
Derin kazma ise gelir duygundan seni alır. Hızlıca seni olaya götürür, hepsinin üstüne çıkarsın o en üstte erdemleri bulursun aşmak istediğin konuda. Sonra da şöyle dersin,<br />
&#8220;Vay be, bu iyilik için, bu erdemler için ben bu acıyı çekiyormuşum! Vay arkadaş!&#8221;<br />
*</p>
<p>Tek bir soru sormadan beni sadece bir dakikada olaya götürüyor o ağrı. Neden ona bakmadığım sorusunu sorduğumdan, bana neden ona bakmadığımın yanıtını vermek istiyor.<br />
*</p>
<p><em>Bir bayram günü. Gitmeyi çok sevdiğim bir akrabamın evindeyim. Uslu uslu koltukta oturuyorum. Ev güzel, onlar da tatlı, sakin, munis insanlar. Her zaman evlerinde güzel tatlılar var. Ev, mütevazi ama konforlu. Mobilyalar özellikle çok güzel. -Hay Allah, kistim bu bayram el öpmesinde ne yapıyor!-</em></p>
<p>Babam buraya gelmeden önce gergin, sinirli. O zamanki algım, babamın işinde başarılı olduğu için böyle olduğu. Yani <strong><em>&#8220;başarılı erkekler gülmez, somurtur, konuşmaz, ciddilerdir, duygularını belli etmezler&#8230;&#8221;</em></strong> Bunlar babama bakarken oluşturduğum kök inançlar. Dolayısıyla, onlar yerinde olsa, yani değiştirmemiş olsam, hayatımda hep böyle erkekler olacak. Güç sahibi ama sinirli. Baba figürü, bana Maslow&#8217;un ihtiyaçlar piramitindeki birçok ihtiyacımı veriyor. Al sana bir de <em>g<strong>üç temasını duygusuz, sinirli, somurtkan ve iletişime kapalı erkeklere verme ihtiyacı</strong></em><strong>.</strong> Neyse ki, alanımda bu inanç da yok.</p>
<p>Oradaki görevim, uslu uslu oturmak, bana sorulan sorulara cevap vermek, arada mutfağa gidip ayak altında dolanmadan içeridekilere su götürmek gibi. Her davranışımı, her cümlemi kontrol etmeliyim. Ve susmalıyım, çünkü çocuğum. Ve aslında çok sıkılıyorum. Sıkıntıdan patlıyorum. O koltuktan kalkmak, oynamak, eğlenmek istiyorum. Ama sıkıysa yap.<strong><em>(&#8220;Çocuklar susmalıdır. Sevilmek için davranışlarımı ve sözlerimi kontrol etmeliyim. Ancak, onların istediği gibi davranır ve uslu durursam sevilirim.&#8221;&nbsp;yine konuşan kök inançlar)</em></strong></p>
<p>Buraya kadar başlangıç semineri kazması. Hadi biraz ilerleyelim.<br />
*</p>
<p>Uslu uslu oturup onların istediği gibi davranırken bir güzellik oluyor. Babam &nbsp;ondan büyük&nbsp;akrabasıyla konuşmaya başlıyor. Bambaşka bir tonda, içinin güzelliğini görüyorum. Ne kadar bilge bir adam olduğunu görüyorum o zamanki aklımla.<br />
Ve sohbetten o kadar keyif alıyorum ki (şu an düşününce gerçekten tuhaf, konular kötüye giden ekonomi, başbakan, siyaset, dolar, mark, iflaslar, belediyecilik gibi temalarken&#8230;) sırf daha fazla dinleyebilmek için, neredeyse nefes alışımı bile kontrol ediyorum, sessizleşiyorum, hiçbir şey bu konuşmayı bölsün benim varlığımı görsünler istemiyorum. Artık o koltuktan kalkmak istemiyor içim. Aksine, koltuğun kendisi olayım da dinleyeyim hiç duymadığım bu konuşmaları.</p>
<p>Burada zorunluluklara temas ediyorum, bazısı: Sevilmek için uslu durmak, onların istediği gibi davranmak, nefes alışını bile durdurmak, gücü erkeklerde arama, erkek gibi konuşma, gücü ve bilgeliği ciddi konularda aramak ihtiyacı&#8230;</p>
<p>Peki iyiliklere geçelim, ruh ne kazanıyor burada?<br />
Bilgelik ve fayda kazanıyor her şeyden önce. Oradaki o bilgiyi alıp sonra okulda arkadaşlarına hiç bilmediği anlarda satıveriyor 🙂 &nbsp;Okulda, kompozisyon yarışmalarında, öğretmenlerinin gözünde güç elde ediyor.</p>
<p>Sonra tabii şu zorunluluk gelişiyor, bilgeliği, güçlü kişiliği geliştirmek için sessiz kalma, kenarda köşede kalma, konuşmaların muhattabı değil de tanığı olma, bilgelik için katlanma, bilgelik için oyunlardan, arkadaşlardan, neşeden, dişilikten vazgeçme&#8230; Bilgeliği sadece kendini kontrol ederek ve otoritenin kendisini kontrol etmesine izin vererek, sürekli dikkat ederek öğrenme gibi&#8230;</p>
<p>Hepsini tek tek serbest bırakıyorum. Özgürleştiriyorum alanımı. Kendim için alanımda, kolaylıkla bilgeliğe giden yola alan açıyorum.</p>
<p>Kazmanın sonrası daha da sürprizli devam ediyor. Ama burada daha fazlasına gerek yok 🙂<br />
*<br />
Ve sonunda şunu anlıyorum.<br />
Babamın/Otoritenin bilgeliğini ancak susarsam görüyorum, ancak, kendimi onların istediği doğrultuda kontrol edersem, ancak kontrol edilirsem. Yani ancak onları memnun edersem.<br />
Ve artık ne susmaktan ne de kontrol edilmekten yana bir eğilimim var.</p>
<p>Başa dönersem&#8230; Kistime bakmama engel inançlarım varmış alanımda,&nbsp;hiç bakmadım, çünkü oraya bakarsam şifalanabilir. Theta Healing, mucizevi şifalar yaratan bir teknik. Kaynağı ise Yaradan. Yaradan ise, zihinlerimizde bir otorite. Çocukken, bazen babanı onun yerine bile koyduğun 🙂 Yakaladınız değil mi?</p>
<p>Şimdi sahip olduğum o programlar diyor ki, Yeliz kisti şifalandırması için Yaradan&#8217;dan şifa isteyebilirsin, onun bilgeliğine ulaşabilirsin ama karşılığında onun istediği gibi olmak zorundasın. Şimdiye dek seni hep şifalandırdı ama bu sefer büyük bir şey isteyeceksin, karşılığında operasyon geçirmeyeceğin. Ondan şifa istemek yerine bir doktordan iste, böylece zamanında babanın olmanı istemediği kişi olmaya devam edebilir, bir koltukta oturma ve susma zorunluluğun olmadan eğlenebilirsin.</p>
<p>Burada bilmem gereken, benim zaten her halimde onun sevdiği, gurur duyduğu, parçasını taşıyan olduğum, cezalandırılma, kontrol edilme zorunluluğum olmadan da onun beni sevdiği, gurur duyduğu ve onun sevgisine, şifasına izinli olduğum. Hem neşeli bir insan olup hem de bilge biri olabileceğim.<br />
*</p>
<p>Hayatımızı yöneten, o yüzde 88&#8217;lik alandaki kayıtlarımız muazzam.<br />
İçimizde, hem müthiş bir potansiyel hem de direnç var. Direnci bu çalışmalarla yendiğimizde inanıyorum ki, inandığımız kaynaktan alanımıza akan şifa, herbir hücremizi baştan yaratıyor.<br />
Kasığından naber derseniz, ağrım sızım artık yok. Kist orada mı, olabilir. Çünkü o konuya değil neden o konuyu görmezden geldiğime baktım henüz. Ayrıca, belirtmek isterim, Theta Healing, benim için en çok bir idrak tekniği. Bir rahatsızlıkta elbette gideceğimiz yer doktorlarımız. Burada baktığımız tek şey o rahatsızlıktan ruhun kazanımı, rahatsızlığın duygusal rezonans alanı. Bazen ruhun kazanımını anladığımızda şifa kendiliğinden gelir. Bazen de anlasan bile o operasyonu geçirmen gerekebilir. İçinde bulunduğumuz dünyada, ne mucizeleri ne de yasaları es geçmekten yanayım. İşin aslı, bu ikisinin bir gün birlikte olacağına, şifayı mucizeler ve yasalarla gerçekleştireceklerine de inanmaktayım.</p>
<p>Sevgi ve şifayla&#8230;</p>
<p>Yeliz</p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/istedikleri-kisi-olmak/">İstedikleri Kişi Olmak</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/istedikleri-kisi-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sezgi</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sezgi/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sezgi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 23:42:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=2022</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sezgiler, orada bir yerde açılmayı okunmayı bekleyen mektuplar gibiler.Nasıl oldu da, her şeyi sadece zihnimize indirgeyip içimizdeki o bilgelik haline isimler takmayı başardık? Hazımsızlık, çok yemek, uykusuzluk dedik alanın okuduğu o sezgiye. Korkudan mı? Tolunay&#8217;la konuştuk geçen, Merkür akrep transitinden. Kolektif bilinci anlatan 12. evimden geçiyor, kaldı ki doğuştan da merkürüm (zeka/iletişim) uranüsle (ani değişim/üst [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sezgi/">Sezgi</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2118" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/10/209375_orig-300x225.jpg" alt="" width="1000" height="750" /></p>
<p>Sezgiler, orada bir yerde açılmayı okunmayı bekleyen mektuplar gibiler.<br />Nasıl oldu da, her şeyi sadece zihnimize indirgeyip içimizdeki o bilgelik haline isimler takmayı başardık? Hazımsızlık, çok yemek, uykusuzluk dedik alanın okuduğu o sezgiye. Korkudan mı?</p>
<p><span id="more-2022"></span></p>
<p>Tolunay&#8217;la konuştuk geçen, Merkür akrep transitinden. Kolektif bilinci anlatan 12. evimden geçiyor, kaldı ki doğuştan da merkürüm (zeka/iletişim) uranüsle (ani değişim/üst zeka/delilik-dahilik) orada. Çok teknik içermeyecek ama, yukarıdan, kolektiften bir anten gibi bilgiyi, bilgeliği, kehaneti alabilmek demek bu. Üstelik akrep gizlilik, bilinmeyen, okült konular demek. Yani benim yaptığım işi yapanlar için, ejderhanın hazinesine ulaşmak. Not alsana sana gelenleri, dedi. Tamam, dedim. Sonra biraz YouTube vs. konuştuk. Birden şu cümleler çıktı dilimden sıradan bir şekilde.</p>
<p><br /><em>&#8220;Düşünsene küçük adımlarımızı. Bir YouTube kanalı açmak, aslında küçücük bir adım. Ya da senin bir projeye başlaman. Ama yukarıdan bakıldığında, kim bilir nasıl büyük adımlar bunlar. Nasıl gurur duyulası büyük girişimler.&#8221;<br /></em>Bunlara yakın cümleler kurarken anladık ki konuşmaya başladı transitim. 🙂</p>
<p> </p>
<p>Öte yandan şöyle hayal ettim, beşinci seviyede ruhsal aile ya da yüksek benlik, sonunda bir erdemi geliştirmeyi seçti diye neşe içinde. Ben dünyada bir şey yapmadım sanırken, yukarıda kutlama, şenlik.</p>
<p> </p>
<p>Bir Michael Newton yazısında okumuştum, bunu uzunca videoyla anlatırım belki. Bir adam öldükten sonra yüksek benliğine ballandırarak bu dünyadaki başarılarını anlatıyordu. Yüksek benlikse tek bir başarısından bahsediyordu. O da ağlayan hiç tanımadığı bir kadına nasılsın dediği andı&#8230;</p>
<p> </p>
<p>Sezgiler dedik. Hepimizde yüksek bu dönem. Ama nasıl yorumlayacağımızı bilemediğimizden belki, öylece durup duruyoruz. Babam geliyor aklıma.<br />Babam ne zaman ailede bir ölüm yaşanacak olsa (ki hep sürprizliydi ölümler) bir gece öncesinde hastalanırdı. Öyle böyle değil, sessizlikte uzanıp yatmak, sanki kendisi gidecek gibi.</p>
<p> </p>
<p>Bir haftadır doğru düzgün uyuyamıyorum, ki uyku hassas karnım ve vazgeçilmezimdir. En son neden diye sormak aklıma geldi Theta&#8217;da. Yanıtı geldi, bilinçli zihnimin hiç önemsemediği, bence son derece önemsiz bir bilgiyi alanım biliyordu. O bilginin bir yerde yola çıktığını. Zihnim, öteledi. Ama tabii ki, alanım doğru okudu.</p>
<p> </p>
<p>Tecrübem, bir bilginin, bir olayın, bir deneyimin alanımıza dünyada onu deneyimlemeden girdiğine inanıyorum. Her defasında da, aynı cümleyi kuruyorum. Bir şey oldu, bir şey oluyor.</p>
<p> </p>
<p>En son bu duyguyu temmuz ayında yaşadım. İki tutulma arası gökyüzü tam şenlikliyken, içim yanmaya başladı. Öyle bir his ki, yanıyorum sanki kokusu gelecek. İçimde yaşamlar yanıp ölüyormuş gibi, dumanı gözlerimi yakıyor gibi bir his. Bir his ki bana ait değil. Eşzamanlı bir his geldi içime, o his şöyle dedi: <em>&#8220;Her bir öğrencin için Tema&#8217;ya fidan bağışı yap.&#8221;</em> Hemen bağışları gerçekleştirdim geriye dönük ve bundan sonra da bağışlama kararı aldım. Zihnim şöyle dedi, theta healing&#8217;te en çok yaptığın şey köklenmek, anlattığın tüm örnekler köklenmek üzerine, fidan öğrencilerin köklensin diye geldi. Çok mantıklıydı. Kendi içimde böyle diyerek konuyu kapattım.<br />Sonra kardeşim mesaj attı, abla içim yanıyor, sence neden diye. Benim de yanıyor ama iyi düşünelim dedim. İkimiz de korku içinde bir şeyin gelmesinden tereddütle, bekledik yangının sönmesini. Ertesi gün söndü ama İzmir&#8217;in kocaman bir alanı yanmaya başlayıp günler sonra sönerek, canlar, yaşamlar, ağaçlar kül oldu.<br />Anladım ki hisler, kolektiften de alana iniyormuş. Her his, her zaman bize değilmiş. Çünkü, biz ve onlar, ben ve sen diye bir ayrım enerjide asla yoksa&#8230;Sonra da, aklıma geldi, bir arkadaşımın annesi ne zaman dünyanın bir yerinde Tsunami olsa bunu hissediyordu. Bir başkası depremleri hissediyordu.</p>
<p> </p>
<p>Biz harika reseptörlere sahip bünyeleriz.<br />-Peki nasıl unutuyoruz sizce?-<br />Theta Healing, tüm bu bilgiyi alabilme yoludur. Taç çakrada, tıkanık süzgeç alanları (kısıtlı programlarımız) temizlendikçe, alana iniverir o bilgi. Ama programlar duruyorsa, ya uzaylı gibi dolaşır ya da okuyamayız o bilgiyi.</p>
<p> </p>
<p>Bir başka aldığım bilgide de, bedenimiz hayır yanıtını verirken zihnimizin hayırın nedenlerini yargıç gibi öne çıkarmasından dem vuruyordu. Bir örnek, bir yere gitme sözü verdin ama birden içinde bir his belirdi, gitmiyorsun. Modern yaşam, ilişkilerin senden bir açıklama bekler. Oysa, alanındaki bilgi mantığa tamamen ters bir şekilde gitmemeni sağlamıştır. Mantığa uygun açıklama yaptığında sezgini susturursun. Yapmadığında da sosyal çevreni kaybetmez misin? Al sana dilemma.</p>
<p> </p>
<p>Ruhun bildiğini zihin en son kabul eder diyerek kapatmaya niyetleniyorum yazımı. Ruh bilir, zihinse deneyimledikten sonra zaten biliyordum deyiverir. Zihnin her şeye bir şeyi vardır.</p>
<p><br />Ruhun bilgisine, alanlarımızın sezgisine saygıyla&#8230;<br />Dünden beri kulağıma sanki denizin, rüzgarın ya da İzmir&#8217;in fısıldadığı ama henüz anlamını bilmediğim o cümleyle:<br /><em>&#8220;Olan oldu, her zaman olan olur.&#8221; </em></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sezgi/">Sezgi</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sezgi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sık Sorulan Sorular: Theta Healing</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/sik-sorulan-sorular-theta-healing/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/sik-sorulan-sorular-theta-healing/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2019 10:59:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1990</guid>

					<description><![CDATA[<p>En çok soru aldığım konu elbette Theta Healing. Bazen yanıtlamam zaman alabiliyor. Sürekli seyahat etmem bir yana, Instagram’da doğrudan gelen mesajların çokluğu, telefonumdaki mesajlar ve mailler bazen yetişemeyeceğim kadar fazla oluyor. Bu nedenle, hem toplu halde aldığım soruları hem de sık gelen mesajları burada yazacağım. Çok heyecanlı, hadi başlayalım! Theta Healing seminerleri online/uzaktan alınabilir mi? [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sik-sorulan-sorular-theta-healing/">Sık Sorulan Sorular: Theta Healing</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2124" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/09/thetahealing-basic-dna.png" alt="" width="1000" height="709">

En çok soru aldığım konu elbette Theta Healing. Bazen yanıtlamam zaman alabiliyor. Sürekli seyahat etmem bir yana, Instagram’da doğrudan gelen mesajların çokluğu, telefonumdaki mesajlar ve mailler bazen yetişemeyeceğim kadar fazla oluyor. Bu nedenle, hem toplu halde aldığım soruları hem de sık gelen mesajları burada yazacağım.

Çok heyecanlı, hadi başlayalım!<span id="more-1990"></span>
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Theta Healing seminerleri online/uzaktan alınabilir mi? Bir günlük seminer olur mu?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></i></b></li>
</ul>
Mayıs 2020 itibariyle, tekniğin ilk üç semineri online olarak alınabilir.

İlk üç aşamadan bahsetmem gerekirse, başlangıç semineri olan Basic Dna 3 gün, ardından alabileceğiniz Advanced Dna 3 gün ve Derin Kazma Semineri (Dig Deeper) 2 gündür. Hepsi sıralı olarak alınabilir ve eğitmen belirttiğim sürelerin altında bir seminer süresi belirleyemez.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Neden 3 gün sürmelidir?</i></b></li>
</ul>
Tekniğin kurucusu Vianna Stibal, bize “Öğrencileriniz zaten bu bilgileri biliyorlar ve sizin tek amacınız hatırlatmak” der. Aslında, bu cümle sadece Theta Healing tekniğine ait değildir, bütün kadim öğretiler bize öğrenmek olmadığını sadece hatırlamak olduğunu ve ruhun zaten her şeyi bildiğini söyler. Hatırlatmak için, seminerlerden süresinde 3 uyku döngüsü çok önemlidir. İşte neden 3 gün olduğunun yanıtı. 🙂

Ayrıca, eskiden başlangıç semineri olan Basic Dna 10 gün kadar sürermiş. Ancak, bu semineri alan kişi sayısı arttıkça insanlar çok daha hızlı hatırlamaya başlamış. Bu nedenle Vianna, belki öyle bir gün gelecek ki sadece 1 gün sürecek ve hatta belki öyle bir döneme geçiş yapacağız ki, insanların bu bilgiyi hatırlamak için seminerlere katılmasına bile bir gün gerek kalmayacak, demişti. Ama şimdilik 3 günde ancak ilerliyoruz 🙂<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>
<ul>
 	<li><b><i>İyi bir uygulayıcı olmak için bütün seminerleri almalı mıyım?</i></b></li>
</ul>
Böyle bir kural kesinlikle yok. Alınması şüphesiz muhteşemdir ama çok sayıda seminer var.
3 ana modülü aldıktan sonra ilgi alanınıza göre birçok farklı konuya yönelebilirsiniz.
Örneğin, ideal kilo, ruh eşi, hastalıklar ya da sezgisel anatomi gibi. Ama zorunda mısınız? Elbette hayır!

Ben seminerlerimde de öğrencilere sonraki semineri alın demekten yana değilim. Bakış açım, bu bir araç ve benim hayatımı dönüştüren, her saniye kullandığım, her konuda “Bu konuda Theta Healing’le ne yaparımı” artık düşünmeden bile bulduğum, bu teknikle tanıştığıma şükrettiğim, büyüleyici, kolaylaştırıcı, hızlı bir araç. Herkes için olmayabilir. Bundan doğal ne olabilir? Kör adamlar ve fili anlattım geçen yazımda. Dünyada milyonlarca yol ve teknik var senin kendini dönüştürebileceğin. Sadece deneyerek bilebilirsin. Denedin ve sevdin… O zaman zaten kendiliğinden sonraki seminerleri almak isteyebilirsin. Hayatını kolaylaştıran, seni hafifleten bir tekniği elbette ilerletmek isteyebilirsin.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>
<ul>
 	<li><b></b><b>Seminerden önce kitap okunmalı mı? Hangi kitapları önerirsiniz?</b></li>
</ul>
Vianna Stibal’ın başlangıç seminerinde “Sıradışı Bir Enerji Yaklaşımına Giriş” kitabını, ileri seviyede ise &#8220;İleri Seviye Theta Healing&#8221; kitabını seminerlerde hediye ediyorum. (Bu bir eğitmenin yükümlülüğü aynı zamanda, çünkü seminerin tamamlayıcısı bu kitaplar.)

Kitaplar aynı zamanda tüm kitapçılarda satılıyor. Bazı öğrenciler gelmeden önce okumayı tercih ediyor ve seminerde de iyi ki öyle yapmışım, çok rahat oturdu konular diyorlar. Bazısı ise, iyi ki okumadan gelmişim, en iyi böyle anlardım, okusam anlamaz ve gelmezdim, diyorlar. Sorunun yanıtı, oldukça kişiye özel 🙂

Ben eğer öğrenci adayı bu seminere katılıp katılmama konusunda çok kararsız ise, o noktada “İstersen kitabı al ve biraz bak bakalım, içini ısıtacak mı okudukların” diyorum. Bunun dışında, herkesin kendi seçimi 🙂
<ul>
 	<li><b><i> Kitapları okuyarak tekniği uygulayabilir miyim?</i></b></li>
</ul>
Kitapları okuyarak tekniğin bakış açısını anlayabilir ve seminer almanız durumunda neleri başarabileceğinizi öğrenebilirsiniz ancak, özellikle bahsettiğimiz theta dalgasında kalmak eğitmen eşliğinde bir süreç gerektirdiğinden kitabı okuyup çalışmaları denediğiniz halde yapamama ihtimaliniz yüksektir.

Ayrıca, bilgiler ortada olmakla birlikte, püf noktaları seminerlerde verilir ve çalışmalar eğitmenin gözetimi altında güvenle uygulanır.
<ul>
 	<li><b><i>Bugüne dek hiçbir ruhsal çalışmaya katılmadım, benim için seminer uygun mu?</i></b></li>
</ul>
Elbette. Tekniğin böyle bir önkoşulu yok. Nasıl ki, biz bedeni deneyimleyen bir ruhsak, tüm deneyimlerimiz bir bakıma ruhsal değil mi öyleyse? Burada sadece sistemli olarak bazı çalışmaları deneyimleme yolunu seçiyoruz ve kısa yollar öğreniyoruz.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Tekniğin herhangi bir önkoşulu var mı?</i></b></li>
</ul>
Yaptığımız çalışmalar saf bir niyetle ilerlemek olduğundan, önkoşul olarak inancı söyleyebiliriz. Birçok dinde farklı isimle anılsa da Theta Healing inancımız doğrultusunda Yaradan’ın varlığına dayalı bir tekniktir.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Herkes theta dalgasına uyumlanabilir mi?</i></b></li>
</ul>
Elbette, bu zaten doğal olarak deneyimlediğimiz bir şey. Theta beyin dalgasına günlük hayatımızda uykunun ilk evreleri ya da öncesinde, bilinçsiz olarak geçiyoruz. Ben bazen seminerin farkını şöyle yorumluyorum, istediğiniz her anınızın eşref anınız olması gibi bir şey 🙂
<ul>
 	<li><b><i>&nbsp;Seminer ücretleri nasıl?</i></b></li>
</ul>
Seminer ücreti dünya genelinde minimum bir tutarda, dolar bazında belirlenmiştir, altında seminer düzenlememiz yasaktır. Bu minimum tutarın üstüne çıkmak eğitmen inisiyatifinde olduğundan ücret bilgisi için mail göndererek daha net bir bilgi almanızı öneririm.
<ul>
 	<li><b></b><b>Seminerler neden ücretli?</b></li>
</ul>
Kimse özel olmadığı ve ruhsal ve maddi dünya arasında bir fark olmadığı için. 🙂

Kimse özel değil, kimse seçilmiş değil, kimse kahraman değil, kimsenin görevi kimseyi kurtarmak değil! Birilerini, kurtarıcı, gönüllü olarak görme algımız bizi ilerlemekten alıkoyuyor.

Herkes, bir yolda ilerlemek için çaba harcıyor, zaman ayırıyor, kitaplar okuyor, deneyim kazanıyor, seminerlere katılıyor. Sonra, diğer insanlar da tamamen eşiti olarak o yolu seçmeye gönüllü olabiliyor.

Ödediğiniz ücret, ruhsallık adına ödenen bir ücret değil. Kişinin size ayırdığı zamanı deneyimlemek için ödenen bir tutar.

İnsanların, makyaj malzemesi, çanta, ev dekorasyonu ya da bilgisayar oyununa ödemekten gocunmadıkları ücretleri, ruhunun dilini anlamak, hayatındaki çözümsüz gibi görünen konulara bir ışık tutup farkındalık kazanmak için ödememesi &#8211; sadece bu teknik için konuşmuyorum- zaten ne kadar zor zihinsel sınırlar ve kişisel değer anlayışı ile yaşadığımızı açıklıyor ne yazık ki.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Nasıl eğitmen olunur?</i></b></li>
</ul>
Tekniğin eğitmeni olmak isterseniz, kurucusu Vianna Stibal’dan (ya da bazı ülkelerde oğlu Joshua’dan) eğitmenlik eğitimi almalısınız.

Bu eğitime başvurmak içinse, ilk üç modülü yani Basic dna, Advanced dna ve Derin Kazma’yı uygulayıcı olarak tamamlamış olmanız gerekir. Ardından da, sırasıyla tek tek eğitmenliklerini alabilirsiniz.

Vianna, zamanının neredeyse tamamını dünyayı gezip eğitmenler yetiştirerek geçiriyor. Ben Basic dna ve Advanced dna seminerlerini Atina’da, Derin Kazma eğitmenliğini ise Valencia’da aldım.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

Ve güzel haber: Vianna, ilk kez Türkiye’ye geliyor! 2020 nisanda Türkiye’de olacak ve eğitmenler yetiştirecek. Bu fırsat, bizim olmasını canı gönülden dilediğimiz, büyük bir fırsat ve uzun yıllardır bekleniyor. 🙂
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Eğitmen olmak için akıcı bir İngilizce’ye sahip olmam gerekir mi?</i></b></li>
</ul>
Vianna, konuları oldukça anlaşılır bir şekilde anlatıyor. Ama yine de neredeyse her ülkedeki seminerlerinde Türkçe çevirmenler de görev alıyor. Dilerseniz, çevirmen desteğinden yararlanabilirsiniz.
<ul>
 	<li><b><i>Seminer öncesi bireysel danışmanlık almam uygun mudur?</i></b><span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></li>
</ul>
Eğer hayatınızda, altındaki nedenleri ele almak ve farkındalık kazanmak istediğiniz önemli bir konu varsa, elbette deneyimleyebilirsiniz. Ya da seminere gelip kendi üzerinizde çalışmayı seçebilirsiniz.

Şöyle bir fark olabilir, benden bir danışmanlık aldığınızda, aldığım tüm seminerlerin ve yapmış olduğum danışmanlıkların bakış açısıyla daha derin bir yöntemle çalışma yapıyorum. Bu bir kısa yol olabilir.

Ama bence, kişinin adım adım kendisi üzerinde çalışması da keyiflidir.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

Tamamen, konunuzun aciliyet derecesi ve seçiminiz 🙂
<ul>
 	<li><b><i>Kazma çalışmasının ismi çok geçmekte, tam olarak nedir?</i></b></li>
</ul>
Tekniğin temelidir desem abartmış olmam.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

Kazma çalışması, şu an hayatınızda çözmek istediğiniz herhangi bir konuya dair farkındalık sağlamanızı amaçlayan derin ve ilginç bir çalışmadır.

Sorularla, adım adım duygularınızı da izleyerek konunun ortaya çıktığı zamana ve olaya uzanırız.

Bu genellikle, hayatın ilk dönemlerinde deneyimlenmiş bir durum olabilir, ama geçmiş seviye dediğimiz kolektif anılara, atalar seviyesi olan genetiğe ya da ruhun getirdiklerini bize anlatan ruhsal seviyeye de uzanabilir.

Başlangıç seminerinde, kazma çalışmasına sadece giriş yapılır.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

İleri seviye seminerinde ise, başlangıç seviyesindeki kazmanın ilerisine ve kazanımlarına gidilir.

Üçüncü aşama olan derin kazma ise, başlı başına kazmayı derinleştiren bir seminerdir. Daha derin kaz seminerinde, kazma ileri seviyenin kazanımlarından da uzaklaşarak erdemlere kadar uzanır. Atalarla ve geçmişin anılarıyla da bağ kesilir.

Derin kazma, kazmanın en üst versiyonu ve bambaşka bir bakış açısıdır.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Yaratımlar yapmak istiyorum, Theta Healing ile mümkün müdür?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></i></b></li>
</ul>
Elbette. Önce yaratım nasıl yapılır ve yapılmaz, onu öğrenerek başlıyorsunuz seminere. Ben genellikle şöyle diyorum, iyi ki bunca zaman yaratımlarımız gerçekleşmemiş. Sonuçta, hala biz “Beni kimseye muhtaç etme.” “Sevgilim beni terk etmesin.” “Bana zor bir müdür verme.” “Borç verme” “İşsiz kalmayayım.” “Hasta olmayayım.” gibi olumsuz cümlelerle yaratım yapıyorsak, biri daha fazla ilerlemeden bizi durdursun 🙂<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Bunca zaman olumlamalar yaptım, kitaplar okudum ve bakış açımı değiştirdim ama sorun çözülmedi. Theta Healing bu konuya nasıl bakıyor?</i></b></li>
</ul>
Bu bahsedilen çalışmaların içinde olmasam da sanıyorum ki hepsi muhteşemdir. Ama bir yaramız varsa, o yaranın tam ters kutbundaki cümleler kanamasını engellemeyebilir. Farz edelim ki, kişiye okul hayatı boyunca kendisini öğretmen ve arkadaşları tarafından değersizlik hissine neden olacak olaylar yaşatıldı. (Dışlanma, alay, vs.) Burada, olumlamanın ötesinde ele alınması gereken bir durum/olay vardır. Kişi her sabah uyandığında, ben değerliyim olumlamasını yapsa da, onun bunu içselleştirebilmesi için o olayla/durumla doğru bir şekilde yeniden temas etmesi ve daha köklü bir çalışma yapması gerekir diye düşünüyorum.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Başlangıç seviyesi alanlara neler önerirsiniz?</i></b></li>
</ul>
İleri seviye seminerine katılmak isterseniz önünüzde değerlendirebileceğiniz 5 yıl var, öncelikle o bilgi ile başlayayım. 5 yıl içinde ikinci semineri alabilirsiniz, ancak süre uzarsa, başlangıç sertifikanızı yenileyerek ilerleyebilirsiniz, çünkü teknik yaşayan, dönüşen ve zaman içerisinde gelişen bir yapıda.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

Kişisel önerilerim ise, mazeretlere sığınmadan kendiniz üzerinde çalışmalar yapmanız. Sonuçlara bağımlı olmadan, alkış beklemeden ilerlemeniz. Kazma çalışması, beden taraması gibi konuları sıklıkla kendinize ve diğerlerine uygulamanız.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>

İlk başlarda, theta frekansında uzun kalamadığınızı hissedebilirsiniz, bunu bir kas gibi düşünün ve her gün deneyimlemek için bilinçli çaba harcayın. Böylece kuşkunuz olmayacaktır, zaten bu semineri tamamladıysanız en başta da kuşkunuz olmasın 🙂
<ul>
 	<li><strong>Advanced dna seminerini hemen almalı mıyım? 3 seminer üst üste alınabilir mi?</strong></li>
</ul>
Tamamen size bağlı. Basic dna iyice otursun sonra alayım derseniz, araya fazlaca bir zaman koymuş olabilirsiniz çünkü ikinci seminer ilkinin tamamlayıcısı ve daha iyi/uzun bir theta dalgasına ulaşmamız için yemin, sözleşme, antlardan arındığımız bir seminer.

İsteyenler, ben büyük resmi görüp anlarım diyenler ya da zaman yönünden sıkıntı çekenler&nbsp;art arda elbette alabilir.
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Eğitimden sonra bağlantımız devam ediyor mu?</i></b></li>
</ul>
Her seminerde WhatsApp grupları kuruyorum ve öğrenciler sonrasında da birbirleri ile iletişim içinde olabiliyorlar seçerlerse. Ben de gruplarda olmakla birlikte, öğrenci ve danışan sayısının çokluğundan ve mesajlaşma yoğunluğundan günlük sohbetlerin içinde değilim. Teknik olarak içinde olmam grup çokluğu ve iş yoğunluğumdan da mümkün değil. Ama acil ve önemli durumlarda yanıt veriyorum.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>
<ul>
 	<li><b><i></i></b><b><i>Öğrencilerinizin gelişimini değerlendiriyor musunuz?</i></b></li>
</ul>
Hayır, elbette. Benim ya da bir başkasının ne haddine! Bunun düşüncesi bile çok büyük hadsizlik olur.

Herkesin gelişimi farklı, herkesin yolu farklı. Kimi, seminerden sonra çok büyük dönüşümler elde eder, hepsi gözle görünür. Ama bir diğeri belki sadece haftada bir kez çalışma yapabilir, hayatında elle tutulur değişilikler olmasa da içte bir şeyler değişmektedir ve onun hayat öyküsü baz alındığında, bu bir kez yaptığı çalışma büyük bir dönüşüm demektir.

Bu bir yarış değil, tamamen kişisel bir yol. Sadece kişi ve yolu arasında…
<ul>
 	<li><b><i>&nbsp;Theta Healing’in hayatınızdaki en büyük artısı sizce ne?</i></b></li>
</ul>
Zaman, dünyasal bir algı ama bizi sınırlandıran bir algı da aynı zamanda. En büyük artısı, zaman kazanmak derim. Biz bir mesajı alana dek o konu ile ilgili dünya bakış açısıyla sınav dediğimiz deneyimler yaşayabiliriz. Oysa, mesajı ilk uyaranda almak hatta ona bile ihtiyaç duymadan okuyabilmek, zaman kazandırır.

İkincisi, kendimi keşfetmek diyebilirim.Theta Healing öncesi, sürekli neden soruları soran bir insandım. Aldığım yanıtlar huzur bulmama yetmiyordu.

Örneğin, neden şimdi o cümleyi kurdum, neden istediğim zammı alamadım, neden bu korkum var, neden o kişi ile aramda bu sorun oluştu, neden çok istediğim dua ettiğim halde bu konu hayatımda gerçekleşmiyor gibi… Meğer ben kazma çalışmasını ve yaratım tekniklerini arıyormuşum ve bu soruların yanıtını buldum. Küçüğü büyüğü olmadan mucizelerle hem de. Bu mucizeler de aslında en çok daha inançlı bir insan olmamı sağladı diyebilirim. Bunu birçok öğrenci de dile getiriyor, aslında bu çalışmalar bizi Yaradan’la ve her şeyin mümkün olduğu, sınırların sadece zihnimizde olduğu algısı ile yüzleşmemize ve özgürleşmemize neden oluyor.

Saatlerce kazanımlarını yazabilirim ama özetle, olaylara/kişilere/durumlara bambaşka bir bakış açısı ile bakmamı sağlaması en büyük üç artısı 🙂

*

Şimdilik bu kadar. Sorular geldikçe eklemeler yaparım.
Sevgiyle&#8230;The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/sik-sorulan-sorular-theta-healing/">Sık Sorulan Sorular: Theta Healing</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/sik-sorulan-sorular-theta-healing/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Theta Healing: 30- Erdemleri Acıyla Öğrenmek</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-30-erdemleri-aciyla-ogrenmek/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-30-erdemleri-aciyla-ogrenmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2019 21:53:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1864</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Çok daha kolay geçen yaşamların da oldu. Ama onlardan pek fazla bir şey öğrenemedin.&#8221; Michael Newton Yazmak istediğim çok şey var ama ne zaman kelimelere kalem tutsam çil yavrusu gibi dağılıyorlar bu ara. Kendi içimde spiralde kıvrıla kıvrıla sessizleştiğim, dem aldığım bir dönemdeyim. Ve tam o anda Michael Newton&#8217;ın bilmem hangi kitabında okuduğum bu cümle [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-30-erdemleri-aciyla-ogrenmek/">Theta Healing: 30- Erdemleri Acıyla Öğrenmek</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>&#8220;Çok daha kolay geçen yaşamların da oldu. Ama onlardan pek fazla bir şey öğrenemedin.&#8221; Michael Newton</em></p>
<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2146" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/06/31857586974_ea55bbd16a_b-300x212.jpg" alt="" width="1000" height="708">

Yazmak istediğim çok şey var ama ne zaman kelimelere kalem tutsam çil yavrusu gibi dağılıyorlar bu ara. Kendi içimde spiralde kıvrıla kıvrıla sessizleştiğim, dem aldığım bir dönemdeyim. Ve tam o anda Michael Newton&#8217;ın bilmem hangi kitabında okuduğum bu cümle geliyor ve bana yazdığım alıntıyı söylüyor. Bugün bir kez daha aynı hissi yaşayınca, tamam dedim. Konumuz meğer buymuş 🙂

En çok kullandığım cümle &#8220;Acıyla tekamül etme zorunluluğuna gerek olmadığı&#8221; Neden? Bunu sürekli kendime hatırlatıyorum da ondan. Hatırlatırken üzülüyorum da bazen. Yine neden hatırlamam gerekti diye. Konu Mirkelam şarkısına dönüşüyor gözümde: <em>&#8220;Sonra üzülsem, üzüldüğüme üzülsem&#8230;&#8221;</em>

Seminerlerde, bu konuyu yüksek benlikle anlatırım. Yüksek benlik, ileri seviye (2. aşama) seminerinin konusudur ve neden acıyla tekamül ettiğimizi bana en iyi açıklayan olmuştur.

Bu dünyaya birçoğumuz bir amaç için geldiğimize inanırız. Açıkçası, şunu itiraf edebilirim, eğer bu inanç gerçek olmasaydı bile o amacı yaratmak, bence hayrımıza olurdu. Hepimiz güçlü roketler ya da hızla fırlayacak oklar gibiyiz ama bir hedef/amaç yoksa roketin de okun da bir anlamı yok. &nbsp;<span id="more-1864"></span>

Dünyaya doğduğumuz amaç, en yukarıdan bakıldığında geliştirilmesi gereken erdemlerdir aslında. Bu erdemleri, ruh deneyimlemek istemiştir ve bir yaşam planı seçilmiştir buna uygun olarak. Amaç o yaşam planında a noktasından b noktasına hedeflenen erdemlerle gidebilmektir. Şüphesiz, ruh dünyasında bu çok kolaydır. Bir beden seç, bir anne baba, şu deneyimleri al ve tamamlayıp dön. Ama dünyaya doğduğumuz andan itibaren hatta ve hatta anne karnındayken bile işler değişir. Bazı ruhlar, daha o noktada kararından cayar ve geri döner. Bazısı doğar ve seçtiği o mükemmel planın kusursuzluğunu elbet hatırlayamadığından hayatı boyunca kurban temasında yaşamından nefret edip öğrenilmiş çaresizlikle hayatını geçirir.

Şüphesiz, her şey bir amaca hizmet eder ve öğrenilmesi gereken tatlılıkla ya da acıyla öğrenilir.

Daha çok acıyla öğrenilir. Neden?
Size en temel gözlemimi ileteceğim. Son bir yılda çok değişik eğitim/karşılaşmaların içindeyim. Ve bakış açısı olarak, yaşamdaki deneyiminden manzarası benden çok daha geniş olduğunu düşündüğüm kişilerle de birlikteyim. Bazen şu bakış açısına tanık olup şaşırıyorum. <em>&#8220;Ama bu yol acıyla yürünür. &#8221; &#8220;Bir tane kolay yaşam öyküsü olup başarılı olmuş birinden bahsedin.&#8221; &#8220;Bu hastalık sayesinde bu noktalara geldi.&#8221; &#8220;Bunun için kendimi şu kadar gün aç bırakıp inzivaya gittim.&#8221;</em>

Tam bunları dinlerken içime bir sıkıntı saplanıyor. İç sesim bana, bu yolu biliyorsun ve bu bakış açılarını lütfen içselleştirme, artık bu çağda hizmette değil, diyor. Theta Healing bakış açısına da oldukça aykırı bu söylemler. Ama onlar da bir zamanın doğrusundan bahsediyorlar.

Misal şöyle düşünün. Bir kişinin deneyimlemesi gereken erdem cesaret olsun. Benim için cesaret erdemi, belki durup dururken mesleğimi bırakıp kalbimin sesini dinleyeceğim dediğim o noktada bir gelişim aşaması olarak hayatımda yerini aldı. Ya da çok korktuğum ama merak ettiğim bir aktivite için gönüllü olarak bir adım attığımda. O adımla korkuya rağmen cesareti geliştirdim diyelim. Ama bugünden biraz daha uzak geçmişe gidelim. Benim atalarım cesaret erdemini savaşarak elde ettiler. Gece vakti evini basan bir teröriste direnerek elde ettiler belki de. Daha acılı bir yol. Oysa ki, ben şu anda kendimde bu erdemin eksikliğini hissediyorsam, karşıma bir hırsızın, haydutun çıkmasını beklemeden, sakince sorabilirim: Ben kendimde cesareti nasıl geliştiririm? Nasıl bir yanıt geldiğini merak ediyor musunuz iç rehberliğimden? &#8220;Bir sivil toplum kuruluşunda çalışarak&#8230;&#8221;

İşte hayata doğarken seçtiğimiz o amaç, yol bize olasılıklar sunuyor. Bu olasılıkları anlayalım diye karşılaşmalar ve insanlar. Ama biz çoğu zaman belki de atalete kapılıyoruz. Şu anda bu çilekli pasta çok güzel, dur üstüne bir limonata içeyim diyoruz belki de. Doğal olarak bizim yolumuzda yürümemizden görevli o yüksek benlik, acı ve tatlı, zor ve kolay, neşeli ve üzüntülü &nbsp;deneyim ayrımı yapmıyor. Onda iyi ve kötü yok. Sadece deneyim ve kazandırdığı erdem var. O erdem için, sana bir şey gönderiyor. Madem yeni bir yolla öğrenmeyeceksin, eskiler gibi geliştir bakalım.

Özetle, sistem icraate bakıyor.
Tatlı tatlı konuları konuşmak, acı veren gerçeklerden kaçmak çok güzel. Ama güzel olan her zaman hafif olan değil. Ruhun hafiflemesi için, tüm bunlara rağmen özgürlüğe bir adım atmamızı diliyorum. Kolaylıkla da öğrenelim. İlla zor yaşamları deneyimlemek zorunda bırakmayalım kendimizi ve farkında olalım. Farkında olmazsak, her şeyi kör bir alanda zamanını bekleyen deneyimler olarak bırakırsak, o zaman en acele ders alacağımız şekilde deneyimleriz o erdemi.

Bu yazı, erdemleri anlattığım derin kazma seminerini anlatan bir yazı da oldu bir bakıma.

Ve bir de uyarı&#8230; Instagram&#8217;da da paylaştım. Belki biliyorsunuz, astroloji öğrencisiyim aynı zamanda. Temmuz, çok güçlü tutulmaların ayı ve birçok kişinin hayatında sarsıcı değişiklikler sunabilecek bir ay. (ve sonrasındaki 6 ay elbette) Tuhaf olanı, öngörülemeyen bir alanda gerçekleşiyor tutulmalar. Karma ve kader çalışıyor. 3b bakış açısıyla, eyvahlar sıralayabilirsiniz. Bu yazıdan sonra, şunu düşünmek iyi olur mu ne dersiniz? Belki, a noktasından b noktasına gitmeye öylesine bir direncimiz var ve pasta o kadar güzel ki, pastanın üzerine bir karafatma düşerek bizi o masadan hatta kafeden kaldıracak ve yürümeye zorlayacak. Kim bilir, kafenin su basması da olabilir, masada pasta yerken sana elini uzatıp gel birlikte şehri gezelim diyen yakışıklı bir yabancı da olabilir.

Her ne ise olan bilelim ki her şey o yolda yürümemiz ve o erdemleri öğrenmemiz için. Gönüllü olalım ve değişime kucak açalım. Küflerimizden arınalım. Budanacak dallarımız ve toprağa düşen meyvelerimiz için gözyaşı dökmeyi bırakalım. Gidenler toprağın nasibiymiş, budanan dallar büyümeme engelmiş, şükürler olsun diyelim. Belki de başka yolu yok.

Sevgiyle&#8230;The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-30-erdemleri-aciyla-ogrenmek/">Theta Healing: 30- Erdemleri Acıyla Öğrenmek</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-30-erdemleri-aciyla-ogrenmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fili Anlamak</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/fili-anlamak/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/fili-anlamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 20:13:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[theta healing]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şubat 2018&#8217;di, hep bir gün kapısını çalacağımı düşündüğüm bir çiftin kapısının çaldım. Bilgilerine, bilgiyi kullanma şekillerine saygı duyduğum. Henüz seminer düzenlemeye yeni başlamıştım. Çok hevesliydim. Ben dönüşüyordum, insanlar dönüşüyordu. Sanki dünya, benim dünyam bambaşka bir hale evriliyordu. Bir basamak atlar ve tüm oluşu birkaç basamak daha manzaralı izler gibiydim. Hala o histeyim. İşte o gece, [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/fili-anlamak/">Fili Anlamak</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2148" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/05/elephant-3736931_1280-300x200.jpg" alt="" width="1000" height="666">

Şubat 2018&#8217;di, hep bir gün kapısını çalacağımı düşündüğüm bir çiftin kapısının çaldım. Bilgilerine, bilgiyi kullanma şekillerine saygı duyduğum. Henüz seminer düzenlemeye yeni başlamıştım. Çok hevesliydim. Ben dönüşüyordum, insanlar dönüşüyordu. Sanki dünya, benim dünyam bambaşka bir hale evriliyordu. Bir basamak atlar ve tüm oluşu birkaç basamak daha manzaralı izler gibiydim. Hala o histeyim.<span id="more-1853"></span>

İşte o gece, konuştuğumuz masanın arkasındaki duvarda bir fil tablosu vardı. Theta Healing tekniğinin eğitmeniyim ve seminerler düzenlemeye başladım, dediğimde bana abi demek istediğim o kişinin dilinden dökülenleri bir gün buraya yazacağımı da biliyordum.

O gece kör insanlar ve fil hikayesini dinledim. Hikaye sanırım Buda&#8217;ya ait. Birçok yerde okudunuz belki de, bir de benden dinleyin.

Bir grup kör adam fille tanışmak istemiş, filin yanına gidip her biri bir parçasını tutmuş filin. Biri karnına çarpmış filin, demiş ki &#8220;Bu fil, duvar gibi.&#8221; Bir diğeri, dişine dokunmuş filin. O da demiş ki, &#8220;Adeta bir mızrak fil. Sivri, yuvarlak ve düzgünce.&#8221; Üçüncüsü, hortumunu tutmuş ve &#8220;Fil bir yılandır.&#8221; demiş. Dördüncüsü ise, dizine dokunmuş ve &#8220;Fil bir ağaçtır.&#8221; demiş. Beşincisi, kulağına dokunmuş. &#8220;Fil&#8230;&#8221; demiş &#8220;Olsa olsa bir yelpazedir.&#8221; Altıncısı, kuyruğuna dolanmış filin ve demiş ki &#8220;Fil, olsa olsa bir halattır.&#8221;

Hikayede anlatılan, bütünsel bakış açısı olsa da, ben hikayeden bambaşka manalar çıkardım.

Hepimiz fil metaforu üzerinden O&#8217;nu merak ediyoruz. Anlamak istiyoruz, varoluşumuzu, nedenimizi&#8230; Burada neden olduğumuzu. Ama o çok büyük ve biz sadece meraklı kör adamlarız. Tuttuğumuz parçasını, tek bir gerçek sanıp fil budur dersek, yanılırız.

Öte yandan, elbet bunlar kendi yorumum, bütünün bilgisi parçada saklıdır. Algımız, bildiklerimiz kadar. Kimimiz hortumunu tutarak file yakın hissederiz kendimizi, kimimiz kuyruğu ya da dişiyle. Ama fil, bunlardan çok daha ötesi. Ve onu anlama çabamız bence çok kıymetli.

Şimdi sen bu yola girmiş, girmeye niyetlenmiş arkadaşım.
Bil ki, birileri bazen karşına çıkıp sana tuttuğun parçadan alayla söz edecekler. Onlar da başka parçalarını tutuyorlar çünkü ve fili o parça sanıyorlar. Astroloji, şifa yöntemleri, bilim&#8230; hepsi onun parçası. Hepsi onun bir yerini işaret ediyor. Ama fili anlayacak açıklığımız henüz bu gözlerde yok, öyleyse uzak durmamız gereken en önemli şey, her şeyi sınırlı aklımızla bildiğimizi sanmak, elimizde tuttuğumuz parçanın tek doğru olduğuna inanmak, başkalarının tuttuğu parçalar üzerinden kendimizi yargılamak olabilir.

Belki en güzel adım, hayatın onu anlamaya dair bir çaba olduğunu ve hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını bilmemiz, her durumda, olayda &#8220;Bu olay/durum/şey daha bütünsel açıyla nasıl görünür?&#8221; sorusunu sormak ve fanatizmden kendimizi korumamız olur.

Sevgiyle&#8230;
YelizThe post <a href="https://www.tirtilindusu.com/fili-anlamak/">Fili Anlamak</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/fili-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Theta Healing: 29- Vesile Olmak</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-29-vesile-olmak/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-29-vesile-olmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Apr 2019 00:36:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her Theta Healing Basic Dna seminerine tekniğin ana kurallarını açıklayarak başlarız. Bunlardan bir tanesi &#8220;vesile olmak&#8221;tır. Son seminerimde birçok farklı tekniği deneyimleyen bir öğrencim, bu açıklamadan çok mutlu olduğunu söylediğinde, bir an bu konudan blogumda hiç bahsetmediğimi düşündüm. Oysa, ortak kanımız daha çok üstünde durulması yönünde oldu. Gelin size tanık olmak vesile olmak nedir biraz [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-29-vesile-olmak/">Theta Healing: 29- Vesile Olmak</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2358 size-full" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/04/paradajz_web.jpg" alt="" width="1000" height="815" srcset="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/04/paradajz_web.jpg 1000w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/04/paradajz_web-491x400.jpg 491w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/04/paradajz_web-982x800.jpg 982w, https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/04/paradajz_web-768x626.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" />

Her Theta Healing Basic Dna seminerine tekniğin ana kurallarını açıklayarak başlarız. Bunlardan bir tanesi &#8220;vesile olmak&#8221;tır.

Son seminerimde birçok farklı tekniği deneyimleyen bir öğrencim, bu açıklamadan çok mutlu olduğunu söylediğinde, bir an bu konudan blogumda hiç bahsetmediğimi düşündüm. Oysa, ortak kanımız daha çok üstünde durulması yönünde oldu.

Gelin size tanık olmak vesile olmak nedir biraz ondan bahsedeyim.<span id="more-1824"></span>

Tekniğin kurucusu Vianna Stibal&#8217;ın bir uyarısı vardır sadece teknikle ilgili, der ki, tek bir gerekliliği vardır bu tekniği uygulamanın; o da inançtır. Öğrendiğiniz sadece bir tekniktir, dinlerden bağımsızdır. Ama sizin tekniği uygulamanız için, inandığınız kaynağın ismi ne ise, ona gitmeniz, aracı kullanmadan ondan istemeniz gerekmektedir. Bu açıdan diyebilirim ki, tekniğin tek kuralı &#8220;inanç&#8221;tır.

Bütün çalışmaları, inandığımız o kaynağa dua ederek yaparız.
Ve o duanın sonrasında gerekli olan bir şey vardır. Gözlemlemek&#8230; Düşlemek yani. Sadece gözlemlediğimiz şey gerçektir.

Hem Rezonans Kanunu&#8217;nu okuyanlar bilecektir şu çok önemli bilgiyi:

<em>&#8220;Bir şeyin gerçekte deneyimlenmesinin enerjisi ile hayal edilmesinin enerjisi aynıdır.&#8221;</em>

Cümlenin büyüklüğünün farkında mısınız? İşte bu yüzden düşlemek önemli!

Gelelim vesile olmaya&#8230; Biz inandığımız kaynağa her dinde, inanışta farklı isimlerle dua ederiz. Aslında birdir. Yaratan, yaratma gücü, var olan her şeyin yaratıcısı olan o&#8217;dur. &#8220;İste. Verilecektir.&#8221; diyecek kadar yücedir.

Bir çalışmanın üç saç ayağı vardır:

<em>talep eden danışan</em>
<em>dua eden/çalışma yapan / aracı</em>
<em>Şifayı gerçekleştiren Yaratıcı</em>

Yaptığımız çalışma, istersek koşulsuz sevgi için dua etmek, istersek kazma çalışması yapmak olsun&#8230; Yapan biz değilizdir. Bu çok ince bir farktır. &nbsp;<em>&#8220;İnsanların iyiliği için zaman ayıran, ayırdığı zaman için ödeme alan ve bu metodu uygulayan kişisiniz.&#8221; diye yaklaşır konuya tekniğin kurucusu Vianna Stibal</em>

Bu bakış açısı, ilk başta kolay görünmekle birlikte bir miktar zorlayıcıdır en başında. Siz sadece gözlemci ve vesilesinizdir. Bunu kendinize de hatırlatmanız gerekebilir.

Vianna bize uygulayıcının bir çalışmadaki sorumluluğunun sadece %8 olduğunu söyledi desem? Bu sorumluluk sadece tekniğin oldukça basit sayılabilecek adımlarını uygulamaktan geçer. Geri kalan tüm süreç Yaradan&#8217;la Danışan arasındadır. Yaradan&#8217;dan da şifa %100 indiğine göre? aa-a 🙂 Evet, aslında tüm sorumluluk danışandadır. O durum, sorun ona hizmettedir. Hizmetler ne kadar büyükse, &nbsp;kabı o kadar kırıktır. İşte, insanlar neden şifalanmazın yanıtlarından sadece biri&#8230;

Biz özellikle ikinci aşama semineri olan İleri Theta Healing&#8217;te Varoluş Seviyeleri&#8217;ni tartışırız. Dördüncü varoluş seviyesinde şamanlar yer alır, beşinci varoluş seviyesinde ise melek şifacıları, Jon of God gibi medyumik yeteneklerle yüksek rehberlere kanal olanlar&#8230; Her şeyin Yaratıcısı olan kaynağa gitmediğimizde, Theta şifası bir sınırlama olabileceğinden bahseder. Örneğin, şamanların bir hastalığı üzerine alıp iyileştirmesi gibi&#8230; Bazı ekollerde hala çok ama çok iyi şifacılar hastalığı üzerine alıp ölümcül bir hastalığa sahip olan kişiyi iyileştirebilir, kendi canı pahasına. İşte şüphesiz bir zaman diliminin realitesi bu çalışmalardı ve çok değerlilerdi. Hala daha da öyleler. Ancak, theta healing tekniğinde, bu durum önerilmez. Ayrıca, farklı seviyelerle doğrudan çalışmak, üçüncü boyut olan dünyamız ve sonrasında ego ve dualite söz konusu olduğundan, kişide bir kibir ve sağlıksız bir egoizm yaratabilir. Şahsen böyle kişilerle tanıştım&#8230;

Seviyeler demişken, her seviyenin kendi realitesi vardır, oradan bize atalar ya da geçmiş vasıtasıyla aktarılan programları vardır: dönüp kendi kodlarımıza bakarız; acaba o zamanlardan gelen bir hücre hafızası söz konusu mudur diye. &nbsp;Varsa bu programlar alanımızdan çalışmayla temizlenir.

Zaman, anlık mucizelere açık, Yaradan&#8217;dan doğrudan isteyebildiğimiz o harika zamandır çünkü. Ben özelim, ben bilirim, ben iyileştiririm&#8230; bunlar theta şifası için söz konusu olamayacak cümlelerdir.

Tüm bu bilgilerin ışığında, egonun insan için sağlıklı bir şey olduğunu bilmek ve &#8220;Ben egosuz bir insanım&#8221; diyenlerin de samimiyetinden uzak durmak kaydıyla yine de şunu vurgulamak bence elzemdir. Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı bir egoya evet; ancak, vesile olurken, &nbsp;öğrencilere hatırlatırken oluşabilecek egoya hayır!

Vianna&#8217;nın çok sevdiğim iki sözü ile bitireyim:
İlki, öğrencileriniz en az sizin kadar iyiler. Siz de en az benim kadar iyisiniz.
Ve de; Theta Healing, &#8220;Ben başardım&#8221; demenize neden olacak egolarınızı desteklemek için tasarlanmadı.

Bunu hiç unutmamak dileğiyle&#8230;
Nicelerine vesile olma umuduyla&#8230;

YelizThe post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-29-vesile-olmak/">Theta Healing: 29- Vesile Olmak</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-29-vesile-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Theta Healing: 28- Derin Kazılardan&#8230;</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-28-derin-kazilardan/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-28-derin-kazilardan/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Mar 2019 13:49:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birkaç haftadır, şişmiş bir burun ve boğazda yanmayla uyanıyorum. Hikaye çok tanıdık. Allerji&#8230; ve yaklaşan bahar. Geçtiğimiz yıl, gluten, süt ürünleri, kafein, meyve, şeker ve tahmin edebileceğiniz her şeyi içeren bir diyete girmiş ve tüm bu sorunlardan kurtulmuştum. Son dönemde, yediklerime hiç dikkat etmediğimden (yok ay boğadaydı, İzmir boyozuydu, şehir dışında olunca sınırsız yemekti, anne [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-28-derin-kazilardan/">Theta Healing: 28- Derin Kazılardan…</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2163" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/03/3bf27b2d067821c704023946bcdd59c8-300x298.jpg" alt="" width="1000" height="995">Birkaç haftadır, şişmiş bir burun ve boğazda yanmayla uyanıyorum. Hikaye çok tanıdık. Allerji&#8230; ve yaklaşan bahar. Geçtiğimiz yıl, gluten, süt ürünleri, kafein, meyve, şeker ve tahmin edebileceğiniz her şeyi içeren bir diyete girmiş ve tüm bu sorunlardan kurtulmuştum. Son dönemde, yediklerime hiç dikkat etmediğimden (yok ay boğadaydı, İzmir boyozuydu, şehir dışında olunca sınırsız yemekti, anne yemekleri vs. gibi sınırsız bahane listemden ötürü) bir ay içinde de genellikle 3 şehir değiştirdiğimden, konu geri döndü. Sabah bir akrabam aradı ve sesim nedeniyle çok hasta olduğumu falan sandı. Telefonu kapatınca kendime, hadi kızım otur kendini kaz, ilaç almıyorsun, çalışma yapmıyorsun, her sabahın böyle mi geçsin birkaç ay dedim. Tabii ki, gözümü bile açamamışken oturup kendimi kazmadım. (Hep dürüst olacağım bu konularda, biliyorsunuz değil mi?) Onun yerine çay içip brownie yedim! Resmen intihar. Neyse&#8230;

Yediğimiz, içtiğimiz konunun sadece bir kısmı, diğer kısmı ise buna neden olan duygu ve programlarımız. Bunu theta healing advanced seminerinde de detaylı konuşuruz. Örneğin, diyelim ki ben bir vitamini meyveden alamıyorum. Bu aslında sadece vitamin eksikliği sorunu değildir, vitaminler ikinci varoluş seviyesindedir. O seviyenin var oluş enerjisi sevgidir. Bu benim sevgiyi alamadığım anlamına gelir. Sevgi konularında çalışana dek, dışarıdan vitamin alarak ancak ikinci varoluş seviyesiyle dengelenirim. Birinci varoluş seviyesinden bir minerali bedenim alamıyorsa, bu kez de konu destektir, desteklenmektir. Çalışacağım konular bunlardır, gibi&#8230;

Son derece keyifsiz uyandığımdan, güne daha dingin başlamak ve biraz kafamı dağıtmak için elime yarım kalan bir kitabımı aldım. Spiritüel Yasalar/ Diana Cooper.

Spiritüel yasalardan bağlılık konusuna geldim. Diyordu ki, <em>&#8220;Bağlı olduğunuz şey, her kim ya da her neyse, sizi manipüle edebilir. Artık özgür olamazsınız. İpin ucunda sallanan bir kukladan farkınız kalmaz.&#8221;&nbsp;</em><span id="more-1796"></span>

Bağlılık, aslında bence anlatmak istediği kavram olarak bağımlılık, insanın en büyük zaafı olarak gelmiştir bana. Kendi adıma da en korktuğum şeydir. Ve ne zaman aşırıya kaçan sahiplenme isteğim ortaya çıksa, kısa süreliğine ruh halimde dengeleyemediğim saçma durumlar oluşur. O halimi hiç sevmem, ama onun sadece bir parçam olduğunu, tamamen ben olmadığını kabul ederim. Bir süre drama yaratmasına da sonunda eğlendiğim için izin veririm. Sonra karşıma alırım, neden böyle olduk derim, altındaki iyiliği görürüm, bir daha bu konuda onun yerine böyle davranabiliriz, tamam, hadi biraz dinlen artık, hizmetin bitti, ben de hayatıma dengede devam edeyim derim. Uzlaşmacı bir kişiliğimdir özümde neticede. Kendi içimdeki kurbağı öper, prenses yerine altın tozu yaparım. Biz buna zaten kazma diyoruz açıkçası. Kurbağa yanlarımızı öpmek, neyse ne olmalarına da izin vermek.

Okumaya devam ettim.<em> &#8220;Bir üstat bağımsızdır. Statülerden, maddiyattan ya da duygusal ihtiyaçlardan bağımsızdır.&#8221;</em> cümlesi geldi. Altını çizdim çizmesine de, içim bir rahatsız oldu. Bedenimden gelen sinyaller çalışmam gereken konuları gösterir.

Bir sayfa daha çevirdim başka bir cümle denk geldi. <em>&#8220;Bağlılık koşullu sevgidir. Bir üstat koşulsuzca sever ve bağlar oluşturmaz. Sevdiği insanları özgür bırakır ve onların kendileri olmalarına izin verir. Sevdiği biri onu terk eder ya da ölürse, yas tutar fakat yıkılmaz. Kendi merkezinde kalır.&#8221;</em>

Son cümle, son damla oldu sanırım. <a href="http://www.tirtilindusu.com/2018/12/21/bir-denizin-kiyisinda/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Burada</a> bir vizyondan bahsetmiştim aylar önce. Kendi sahilinde, kendi merkezinde kal diyordu ruhsal plandan rehber orada. Bana bunu yapmam için her gün aynı şiiri gönderiyordu yüksek benliğim. Peki ben kalabiliyor muydum?

Tabii ki, hayatımda bazı anlarda merkezimde kalmak çok kolay değildi. Göğsümde bir taşla yaşıyor, bu hisse de araf diyordum. Tam bunları düşünürken birden kendimi bir saat öncesinde kaçtığım kazma çalışmasının içinde buldum.

Hislerimi gözden geçirmeye başladım. Neden bazen merkezimde kalamıyordum? Bu hangi durumlardaydı? Bu kimlerle ilişkimde geçerliydi? Bir bağımlılık kokusu mu yükselmekteydi&#8230; Hislerim burnumda yoğunlaşıyordu ve damağımda. Aynı allerji gibi. Yoğun bir şekilde hapşırmaya başladım bu esnada. Öte yandan başıma da ağrı girer gibi oldu. Hiç şüphem yoktu. Kitap beni çalışmam gereken konuya götürmek için elime gelmişti. Ve bedenim bana bu hisleri nerede depolayıp hastalık/rahatsızlığa dönüştürdüğünü göstermek için yardım etmekteydi.

Hissim neydi? İçimden bir şeyleri atmak istemek.
Neden atmak istiyordum? Çünkü, bir şeyler çok gözümün önündeydi.
Gözümün önünde olunca ne oluyordu? Hayatıma devam edemiyordum.
Bu bana kendimi güçsüz, üzgün ve isyankar hissettiriyordu.
Bu ne zaman başlamıştı?

Ta daa&#8230; Hiç ummadığım bir an. Hiç ummadığım&#8230;
Annemin babasının, benim koyduğum isimle Uf dedemin vefatı! Kazmada bazen gittiğimiz anı bize saçma gelir. Saçma anıları severim. Hazinedir. Çok saçma geldi. Saçma gelmesi, zihnimin beni korumaya çalışmasından. Ya sen değilsindir, yanlış anı diyesim geldi. O an gözlerimden yaşlar akmaya başladı ve beni anıya sabitledi.

Babamın babası, İbrahim dedem, bir gece prostat ameliyatı olmak için hastaneye yatmıştı. Durumu ameliyat konusu dışında gayet iyiydi. Sabah ameliyata girecekti ve refakatçi olarak kimse kalmıyordu yanında. O gece beyin kanamasından öldü. Hayatımda tanıdığım ilk ölüm. Şok edici. Çok tuhaf. Hiç hazır değilsin, aklından bile geçmiyor. Kafası kopan horozların ortalıkta dolanması gibi bir süre&#8230; Bu ölüm bana, bir ölümün ani olmasının çok sarsıcı olduğunu anlattı. Zamanla ölenler, alıştırarak gidiyorlardı. Daha kabullenebilirdi belki.

Değilmiş. Annemin babası, birkaç yıl sonra siroz oldu. Siroz, alkol alanların hastalığıydı gözümde. Dedem, camiden çıkmayan, dev gibi adam, her yere koşarak gider&#8230; Nasıl siroz olurdu? Çok anlamsızdı! Sonra o dağ gibi adam, yavaş yavaş eridi, bilinci yavaş yavaş söndü, ama ruh bedene beden ruha bir süre daha eşlik etti.

İşte bu anıyı hatırladım. O dönem, bir şirketin insan kaynakları departmanında çok yoğun çalışıyordum. Günde bazen 20-30 kişiyle mülakat gerçekleştirdiğim olurdu. İş görüşmesine girerken, acil bir haber beklediğim için özür diler telefonumu masaya bildirimler açık halde bırakır ve görüşmeye başlardım. Her an ölüm haberi gelebilirdi. İşyerim İzmir&#8217;in bir ucunda, acil durumlarda kaldırıldığı Dokuz Eylül Hastanesi ise İzmir&#8217;in diğer ucundaydı. Aylarca, dedenizi son görüşünüz olabilir cümlesiyle korkuyla ve bir anda işyerinden çıkıp eve, hastaneye giderek çalıştım. Dedemi son görüşlerimde, o benim kim olduğum hakkında bir bilgiye sahip bile değildi. Artık dile getiremesek de, hepimiz tek bir şeyi dilemekteydik.

Hayatı boyunca alkol almamış dedem, -muhtemelen- hastanede verilen kandaki hepatit b nedeniyle siroz olmuştu.&nbsp; Hepimiz aynı şeyi demiştik, neden siroz! (Biz bunu kabul edemesek de, genellikle bütün programlarımızın altından Yaradan&#8217;a isyan çıkar. Hatta ukalalık ölçüsünde; &#8220;Bu işi doğru yap-a- madın!&#8221; hissi. Biliyorum, kabul etmek zor.) O zamanlar, henüz bu bilinçte değildim.

İkincisi, konu son derece gözümün önündeydi. Hayatıma devam edemiyordum. Etmek için maksimum efor sarf ediyordum. Tüm planlarım, tek bir telefonla değişiyordu. Bu kadar gözümün önünde olan bir konu -konunun hassasiyetinden bağımsız- benim içimdeki güçlü, kontrolcü, başarılı olmak isteyen kişiliğimi zora sokuyordu.

Benim her zaman gurur duyduğum hızlı karar alan, net olan, hiçbir şeyi sürüncemede bırakmak istemeyen parçalarım bu olayda sendeliyordu. Bir insanın iyileşmesi ya da ruhunun gitmeyi istemesi dış koşullardı. Dış koşullar üzüyordu, içimdeki netliği bozuyor hissi vardı. Aslında burada değişecek inançlarım ve serbest bırakılacak zorunluluklarım vardı. Ama dahası&#8230; Ben tüm bunları hangi iyilik için deneyimliyordum? Yani güçlü olunca, başarılı olunca daha iyi ne oluyordu hayatımda? Neydi ana tema?

İşte bunu buldum. Enerji anlamında inanç seviyelerimden temizledim, daha yüksek bir realiteye ait olan yeni inançları tanımladım kendime. Dedim ki, ne olursa olsun, sen inanç ve güvenle anda kalabilir ve hayatını sürdürebilirsin. Bir şey/insan/ilişki/meslek ya ölmeli ya yaşamalı ama asla sürüncemede kalmamalı bakış açını hafifletip ölümün zorunluluğu yerine sevginin teslimiyetini ve her zaman sonsuz olasılıklara açık olmayı, teslimiyeti ve akışta gelenin hediyesini seçebilirsin. Hapşırık kesildi, şu an size gayet nefes alarak yazıyorum.

Yazmasam olmazdı. Hayatıma bambaşka bir gözle bakmamı ve dönüşüm yaratmamı sağlayan bu tekniği kendi üstümde uygulamayı, başkalarında da deneyimlemeyi ve hatırlatarak öğretmeyi çok seviyorum.
Dilerim yeni bakış açıları sunsun yazım size. Koşulsuz sevgi ve şifayla&#8230;The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-28-derin-kazilardan/">Theta Healing: 28- Derin Kazılardan…</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-28-derin-kazilardan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Theta Healing: 27- Gün Sonu Raporu</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-27-gun-sonu-raporu/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-27-gun-sonu-raporu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Oct 2018 23:14:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Theta Healing]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=1586</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayağıdır hikayenin geri kalanını anlatmıyorum size. Oysa, itiraf etmem lazım. Sıklıkla dönüp eski yazılarımı okuyup bazen &#8220;Ah!&#8221; diyorum biliyor musunuz? Ah, üzüntüden değil. Nasıl berrak bir zihinle ve nasıl güzel anlatılmış hikaye. Fazlası yok eksiği çok. Ama en çok, içimdeki saf sevgiyi hissediyorum yeniden okurken. Saf niyet, saf sevgi. Çok az kişinin gerçekten hatırladığına ama [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-27-gun-sonu-raporu/">Theta Healing: 27- Gün Sonu Raporu</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2193" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2018/10/Friends-on-a-bench-300x200.png" alt="" width="1000" height="667">
Bayağıdır hikayenin geri kalanını anlatmıyorum size. Oysa, itiraf etmem lazım. Sıklıkla dönüp eski yazılarımı okuyup bazen <em>&#8220;Ah!&#8221;</em> diyorum biliyor musunuz? Ah, üzüntüden değil. Nasıl berrak bir zihinle ve nasıl güzel anlatılmış hikaye. Fazlası yok eksiği çok. Ama en çok, içimdeki saf sevgiyi hissediyorum yeniden okurken. Saf niyet, saf sevgi. Çok az kişinin gerçekten hatırladığına ama uyanışın başladığına duyulan inanç. Hala öyle güçlü ki!<span id="more-1586"></span>

Geçen sene bu zamanlardı, hazırlıkları yapmaya başladığımda. Hayatımda neler değişti. Bazen inanamıyorum! Gerçekten inanamıyorum. Bu cümleleri yazarken gözlerimin dolduğunu bilseniz, yeter.
Kaç kez öldüm hizmet etmeyen benlik parçalarımla genellikle acısız ve kendiliğinden, sonra yeniden doğdum.
Kaç olası gelecek planı değişti, kim bilir!
Kaç yüz kaç bin işaret geldi, yardım geldi. Bilmezdim öncesinde. Tahmin bile edemezdim. Anlatsalar inanmazdım hatta.
Kaç deneyim yaşadım, hayal dahi edemeyeceğim.
Herkes değişti, her şey değişti. Boşluklar oldu, boşluklar doldu. Öyle insanlarla doldu ki hem de! En basit sohbetler, evrenlere sığmadı.
Nasıl bu kadar şanslı olabildim? Kaç bin şükür sıralamalıyım yeterli hissedebilmek için?

Yazabileceğim çok şey vardı. Not alabileceğim. Unutulmaması gereken. Atlı kovalar gibi geçtiler önümden. Unutmam sandım. Unutulur muydu hiç! Hiç birini aklımda tutamadım. Kayıp gittiler yeni mucizeler yaşanırken. O kadar çok mucize birikti ki! Tamam, dağları yerinden oynatmadık. Belki sadece minik mucize parçalarına dokunduk. Ama o minikte, evrenin sırrı yok mu?

Öyle şeyler oldu ki!
Belki otursam günlerce başından kalkmadan yazarım. Birileri çıkıp deli der muhakkak. Yine zerre kadar umrumda olmaz. Keşke sabırlı olsam da yazsam.

Unutmadan, bazen hayal kırıklıkları da oldu. Bazen de olmazmış dediğim anlar oldu. Bazen üzülünür mü bu kadar diyerek tam da o kadar üzüldüm. Bazen bıraktım evreni ve bekleyenleri, döndüm sadece kendi içime baktım bir ay boyunca hiçbir şey yapmadan. Bazen ağlayarak ama sonunda hep gülerek&#8230; Eninde sonunda çıktım o çukurdan, hafifleyerek yine gökyüzüne baktım.

Bu kısım yazılmaz genelde hikayelerde. İçtenliğin de sınırlarını yaratır insanlar. Benimse sınırlarım hep cebimde. Siz yine de sadece bilin diye.
<em>O içe kapanmanın da muhteşem ve kabul edilmesi gereken olduğunu. Hediyenin oradan geldiğini. Kendini ancak kendi yaraların kadar sevebildiğini. Ve dahası, diğerlerinin de seni ancak o kadar sevebileceklerini.</em>

Tüm seminerlerde aynı cümleyi kurdum. Önce kendi yaralarımız dedim. Önce kendin. Bu cümleyi en çok kendime kurduğumu bilerek.

Galiba döndüm buralara theta healing yazılarımla. Hem de büyük özlemle. Ve bir teşekkürle&#8230;
Son seminerde, birkaç cümle duydum. <em>&#8220;Bloğunuzla en yoğun dönemde karşılaştım. Buna rağmen işi bırakıp sabahtan zorunlu olarak kalkmam gereken öğlen 15:00&#8217;e dek okudum. Kalkmamak için elimden geleni yaptım, olmadı. Masam boş bardaklarla doldu. 21. yazınıza kadar geldim. Her yazı böyle samimi mi olurdu, hiç mi abartı ya da fazlalık olmazdı&#8230;&#8221;</em> Gözlerim doldu.&nbsp; Bu cümleler dünyayı hiçe sayıp iki gün sonraki seminere getirmişti cümleleri kuranı.&nbsp;<em>Bana dünyaları verdiniz,</em> dedim. Meğer benim için dünya, kelimelerimmiş. Giderken <em>&#8220;Biliyor musun, yazdığın kişisin. O samimiyet, yazdıklarındaki gerçekçilik&#8230; Tam da beklediğimdi.&#8221;</em> dendi. Yine bulutlandım.
Gerçekten, benim için hediye bu demekmiş. Dünya bu demekmiş. Teşekkür ederim Tülin. Teşekkür ederim, benzer cümleleriyle yollarımızın kesiştiği her bir mucize! İyi ki varsınız.

Öte yandan, bunca güzel cümleye rağmen bir direnç insanın içinde bazen, yazıya karşı. Yazı yazmak, bir tür delilik, büyük bir emek. Hiçbir zaman nasıl anlaşılacağını, kime ulaşacağını ve ne kadar ulaşacağını bilemiyorsun. Bir yandan da yazı yazmak, -belki benim için- her şeyden önce o kaynağa kanal olmak. Sonra spontan bir akışa izin vermek. Sonra da oyunlar oynamak, kelimelerle, başlıklarla, akışla. Biliyor musunuz, bu aralar sabır yok bünyemde. Buradan geri kalmam ondan. Bir şeyler hepimiz için o kadar hızlı değişti ki, yeni bir versiyon başladı sanki evrende. Her şey o kadar hızlı ki! Yavaşlayan geride kalıyor. Azıcık durup dinleneyim diyorsun, uzatırsan oyunda bile değilsin. Yaratımlar saniyeler içinde gerçekleşiyor. En olmazlar, birkaç ay içinde yaratılıyor. Hastalıklar iyileşiyor ama bazen bir burun akıntısı üç gün geçmiyor. Anne karnı travması çözülüyor da, basit bir iç sıkıntısı gecelerini mesken ediyor. Neden? Bunları da konuşacağız. Hepsi hizmetteler çünkü.

Merak edenler için, yeniden Vianna ile yollarımız kesişti. Çok güzeldi. Yeni bir eğitmenlik sertifikası aldım. Önümüzdeki günlerde de yeni bir seminer eklenecek bilgimdekilere. Yeni hatırlananlar olacak. Hepsini yazmak, üstelik eskinin diliyle şehirleri kapsayarak yazmak&#8230; niyetim.

Yine çok gezeceğim. Ve aslında yine çok gezdim. Hiç susmamam da bundan. Yarın Ankara&#8217;da olacağım. Ardından uzunca İzmir. Ardından İstanbul. Ardından Konya, Bursa belki. Antalya ve hatta belki Almanya var sıralananlarda. Burada duyurmadığım için kızıyorsunuz bazen. Belki artık burada da duyurmanın vakti.
Bu arada Eskişehir&#8217;e taşındım. Belki bir ara bu kararın hikayesini de anlatırım.

Kahvelerinizi hazırlayın, kaldığımız yerden devam edelim öyleyse.
Adını bile bilmediğim dostlarımı özledim.
Yeniden başlıyoruz!
Okurken hissettiğiniz o koşulsuz sevgiyle&#8230;The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-27-gun-sonu-raporu/">Theta Healing: 27- Gün Sonu Raporu</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/theta-healing-27-gun-sonu-raporu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>11</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
