<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kurtlarla Koşan Kadınlar | Tırtılın Düşü</title>
	<atom:link href="https://www.tirtilindusu.com/Blog/kurtlarla-kosan-kadinlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<description>Tırtılın D&#252;ş&#252;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 09 May 2020 10:03:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.5</generator>

<image>
	<url>https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2020/04/cropped-buttefly-32x32.png</url>
	<title>Kurtlarla Koşan Kadınlar | Tırtılın Düşü</title>
	<link>https://www.tirtilindusu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kırmızı Ayakkabı</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/kirmizi-ayakkabi/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/kirmizi-ayakkabi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 20:59:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtlarla Koşan Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=2002</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Küçük bir çocukken sahip olduğum o yaratıcı tutkum neydi?&#8221;&#8220;İçimde, dizginlenemez olanın adı neydi?&#8221;&#8220;İçimde artık durmadan kanayan o yaranın bulduğum geçici çözümü ne?&#8221;&#8220;Kafamın üstündeki kafesin adı ne? O neyin bedeli?&#8221;&#8220;Lütfen beni sev diye yalvardığım kim?&#8221;&#8220;Kırmızı ayakkabım şimdi nerede?&#8221;&#8230;** Daha Instagram hatta şimdiki anlamda bloglar bile yokken, bir mail listesine dahil olmuştum. Şimdi üzülerek ismini hatırlayamadığım tanıdığım [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/kirmizi-ayakkabi/">Kırmızı Ayakkabı</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone  wp-image-2121" src="https://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2019/10/redshoes_4_776ph-543x400.jpg" alt="" width="313" height="253" /></p>
<p>&#8220;Küçük bir çocukken sahip olduğum o yaratıcı tutkum neydi?&#8221;<br />&#8220;İçimde, dizginlenemez olanın adı neydi?&#8221;<br />&#8220;İçimde artık durmadan kanayan o yaranın bulduğum geçici çözümü ne?&#8221;<br />&#8220;Kafamın üstündeki kafesin adı ne? O neyin bedeli?&#8221;<br />&#8220;Lütfen beni sev diye yalvardığım kim?&#8221;<br />&#8220;Kırmızı ayakkabım şimdi nerede?&#8221;<br />&#8230;<br />**<span id="more-2002"></span></p>
<p>Daha Instagram hatta şimdiki anlamda bloglar bile yokken, bir mail listesine dahil olmuştum. Şimdi üzülerek ismini hatırlayamadığım tanıdığım harika kadınlardan biri, inanılmaz bir kararlılık ve heyecanla, okuduğu kitaplardan aldıklarını mailing sistemiyle bizlere ulaştırıyordu. Okumak demişken, her gün bir kişisel gelişim kitaplarından birini bitirecek kadar disiplinle okumaktan ve eşzamanlı olarak çalışan bir kadın olmaktan  bahsediyorum. Aynı açlıktaydık. Aynı davranıştaydık. Tek farkı, o bunu diğerlerine aktarabilecek bir yolunu bulmuştu. Bense bir gün bir blog yazacağım ama henüz değil diyerek, bildiklerimi hep yakın çevresine anlatanlardandım. Bu da kendi çapında bir fayda sağlamaktı neticede. O arada evlendim İstanbul&#8217;a yerleştim ve kendisinin seminerleri başladı. Ben de aşırı mesaiye kalmadıkça o seminerlere gitmeye başladım.</p>
<p>Onlardan birinde, şöyle bir anıyı dinlediğimi hatırlıyorum.<br />Bir gün, borcam kullanarak daha önce denemediği bir yemeği yapmak istiyor. Bu esnada, sanırım kitap okurken yemek yanıyor ve borcamı yemekten ayırmaya çalışırken bunun çok zaman alacağını fark edip borcamı yemekle birlikte çöpe atıyor.</p>
<p>O an kıkır kıkır gülerken, içimden tek geçen şey şuydu:<em> kendi deliliğime yakın birini bulmuştum!</em></p>
<p>Evli olması bir yana (hatta belki çocuğu da vardı) sistemin içine girmemişti. Tutkusu yemek yapmak ya da dantel işlemek olsaydı, onun için belki başka şeyleri yakardı. Mesele kitap okuması da değildi, mesele kendini tanıması, yaratıcılık nehrini canlı tutması ve alanını korumasıydı. Göze aldığı bedeldi. Tutkuydu.</p>
<p><em>Yaratıcılık nehrini canlı tut ve alanını koru! </em><br />**<br />Burada bir zamanlar bir yazı yazmıştım, seramiğe nasıl başladığımla ilgili. <a href="http://www.tirtilindusu.com/2018/01/30/bildigimiz-unuttugumuz-sonra-yeniden-hatirladiklarimiz-uzerine/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">(Tıkk Tıkk: Bildiğimiz, Unuttuğumuz, Sonra Yeniden Hatırladıklarımız Üzerine) </a><br />O  yazı çok kalbe dokundu ama en çok faydası ise kendimeydi, yazı benim unutma çiçeğimdi. Unutma. 12 yaşında yıllar sonra dönüp bakıp şifalandırmaktan bıkmayacağın bir anıyı, travmayı poğaça hamurundan yaptığın ilk biblonla şifalandırdığını hatırla. Ama unutmasam da, hatırlamanın fayda sağlamayacağı bir şey yaptım, onu beni daha az yoracak başka formlara soktum. Kendime yeni bir şehre taşınmakla birlikte başka meşgaleler buldum yine de kırmızı ayakkabıları bu sefer farklı eylemlerle yapmayı sürdürdüm. Daha az sistemli, makul şartlar altında ama yine de pes etmeden.<br />Ve geçenlerde bir sabah o bildik hisle uyandım. Sanki gizlice kan kaybediyorum, henüz oluk oluk değil, biraz zaman geçince kanıyorum diyeceğim, şimdilik bu sadece bir sızıntı ama nereden?<br /><em>-Her kadın, vahşiden tamamen ayrılmamış, tamamen uyuşmamış her kadın, bir erilden farklı olarak sızan kanı kokusundan bile bilir. Bildim.-</em><br />**<br />Kurtlarla Koşan Kadınlar, raftan önce gülümsedi, sonra seslendi, neredeyse haykırdı. Elimi uzatıp uzatıp soba gibi çektim. Bilirsiniz, neredeyse her bir öyküyü defalarca kez okudum. (Bazısı hala okunacağı anı seçiyor.) Ama bu sabah elime almazsam gerçekten canlanıp masamın üzerine atlayacağından korktum. Elime aldım, hatırlamam gereken ne dedim. Sayfalarında elimi gezdirdim. Neredeyse taç çakramın uyuştuğu o sayfalarda, çok sevdiğim bir arkadaşımı da yanımda hissederek, bu yazıya başlamadan birkaç saat önce başlığının altına kocaman harflerle ELEKTROŞOK yazdığım o bölümde, gözümü açtım.<br />Arkadaşıma yazdım. Okumaya başladık.<br />Kafka, boşuna dememiş. <em>&#8220;Okuduğumuz bir kitap başımıza darbe gibi inmiyorsa -tuğla gibi sarsmıyorsa- neden okumaya zahmet edelim onu?&#8221;</em> İndi.<br />**<br />Hiç yapmadığım bir hata olarak, işlerimde minik bir kaydırma hatası yapmışım bugün. Tam gün danışmanlıklarım vardı, meğer ikisini yarına planlamışım. Yaklaşık 80 kağıt parçasından oluşan bir tuğla ve yeterli zaman. İnanır mısınız daha ilk sayfadan okumamak için tonla bahanem oldu. Kalktım. Aylardır ertelediğim işlere el attım. Kalktım üçüncü Türk kahvemi yaptım. Kalktım, ders çalıştım. Oturdum, saatlerce telefonda konuştum. Neredeyse her bir sayfadan sonra. Birlikte okuduğum arkadaşımla mesajlaştım. İkimiz de mesajı dan diye alıyorduk da, şimdi o mesajla ne yapacaktık&#8230; Ben bu nedenle, mesajı okumayı kesip duruyordum. Durmadan.<br />**<br />Şöyle diyordu bir bakıma;</p>
<p>Bir kadın nasıl çorak şartlar altında olursa olsun, o eksikliğin içinde bir çokluk, tamlık yaratabilir yaratıcı doğasıyla. Hiç ayakkabısı olmayan ve kendi imkanlarıyla bezden, paçavralardan ayakkabı yapıp ayaklarını ve kendisini koruyan, yaratıcı kızın öyküsüdür bu. Ayakkabılar mükemmel değildir, belki gülünçtür ama hayat kurtarır. Onun yaratıcılığıdır. Yaşam sevincidir. Tutkusudur. Yaşamak için gerekli olan bunlardır. Gün gelir, o kırmızı ayakkabılarını, hayatını tek değeri benimsemek uğruna dondurmuş zengin bir kadının arabasına binip uslu bir kız olmak için feda eder. -Çünkü, bazen rahat etmek isteriz, bu da olasıdır.- Kırmızı ayakkabı, o en korkutucu tehdit, ilk fırsatta lüks arabalı yaşlı kadın tarafından yakılır. Ama o da ne! Kırmızı ayakkabı tehlikeli bir tutku olarak geri dönecek ve kızın ayaklarını her anlamda her yerden kesecektir. O kadar ki kız, kesip alın bu ayakkabıları benden diye yalvaracaktır&#8230;</p>
<p>Çünkü dünya, ürettikleri kırmızı ayakkabılarının değerini bilmeyen kadınlar için kafeslerle doludur. Bu kafes, dünyasal anlamda bir de muhteşemdir üstelik! Bazen muhteşem bir ilişki, bazen muhteşem koşullar, bazen muhteşem bir kariyer. Dışarıdan muhteşemlik gibi görünen içinde yaşayana kafestir.<br />Neticede,<em>&#8220;Birinin fazla kırmızı ayakkabıları varsa, çok dikkatli yaşaması gerekir.&#8221; </em>ve kırmızı ayakkabılarından koptuğun süreç, içgüdülerini de sarstığından, kendi üretmediğin kırmızı ayakkabılarla sisteme uymak ve kan kaybetmek pahasına kendini feda etmen gerekir.</p>
<p>Kafese yakalanan kadınsa, kan kaybederek dibe, dibe, dibe çekilir.<br />Ama korkmamak gerekir, çünkü dip köklerin olduğu yerdir. Ve oraya yeni tohumlar da ekilebilir, sancılı ve karanlık ve acı verici de olsa.<br />**<br />Dünyanın en zengin adamlarından birinin oğlunun yazdığı kitap, beni o kurt kapanlarından birinden kurtarmıştı zamanında. Herkes kurumsal hayata dön derken, o dur ve içine bak diyordu. &#8220;Kendi hayatını kendin kur&#8221; diyordu, bunu da zaten babam dünyanın en zengin adamlarından biri diyerek yapmıyordu üstelik. Bu bilgiye rağmen, kendi hayatını kurması için izin verilen bir oğulum ve aşık olduğum işi yapıyorum diyordu. Unutamayacağım bir cümlesi de şuydu: <em>Ağzındaki gümüş kaşık, sırtındaki gümüşten hançere dönüşmeden&#8230;</em></p>
<p>Çöpe atılan borcam, kızın küle dönen kırmızı ayakkabıları, gümüş kaşıkla doğan adamın onu hançer yapmamalı sözü&#8230; Hepsi aynı nokta. Hepsi aynı mesaj. Üstelik, girdiğimi hissettiğim kapanı o seminerlerden birinde ilk kez kendime itiraf etmiş ve sonra da kararımdan Peter Buffett&#8217;ın o sözleri karşısında caymamışken&#8230;<br />**</p>
<p>Kitabı okumak için verdiğim aralarda, bir arkadaşımla konuştum. Ona elime kitabı alarak, bugün Kurtlarla Koşan Kadınlar&#8217;dan bir sayfa tuttum, dedim. O esnada,</p>
<p>&#8220;Yeliz, çok komik bir şeyle sözünü böleceğim. Karşımda bir adam var ve kırmızı Lacoste altına sarı pantolon giymiş ve ayakkabıları kırmızı.&#8221; dedi. Hemen tuttuğum öykünün fotoğrafını attım. Bölüm 8: Kendini Korumak: Kurt Kapanlarını, Kafesleri ve Zehirli Yemleri Tanımak. Kırmızı Ayakkabılar</p>
<p>Yine de, telefonu kapatıp okumaya devam etmedim ama on dakika sonra arkadaşım bir ayakkabı denemek için telefonu kapatacağını söyledi, benim için mesaj çok netti.</p>
<p>Sonrasında girdiğim danışmanlık ise, dünyanın bana göre bir ucundaki bir başka kadınlaydı. Çalıştığımız konunun altında çıkan yaşanmışlığı anlatırken, olaya konu olan kırmızı rengi içimden gülümseyerek dinledim kendisinden.<br />**<br />Yanlışlıkla çok fazla kek kalıbını çöpe atmışlığım var pastacıyken, fakat borcamlarımı atmadım. Ama çok fazla gecemi, o yaratıcı damarı beslemek için yatağım yerine bilgisayar karşısında yazı yazarak, seramik için pinterest&#8217;te araştırmalar yaparak ve en çok da yaptığım bir dinazora, tavşana, çocuk figürüne ayakkabılar, saçlar yaparak feda ettim.<br />Hep de şunu savundum, yolum yaratıcılıktan geçmese, ilham veremezmişim ki bence tek hayat amacı bu yaptığım her şeyin altında yatanın&#8230; Çünkü, biliyorum. İlham bu dünyada birbirimize verebileceğimiz en değerli şey.<br />İşte bu nedenle, aslında bambaşka bir işle uğraşmam gerekirken, aldım bilgisayarı ve kanayan ya da sadece sızıntısı olan kadınlar için bu yazıyı yazdım. Çünkü yazmak, yeniden bir kırmızı ayakkabı yapmaktır, emekle.</p>
<p>O borcamı çöpe atabilecek, kırmızı ayakkabılarını hiç unutmayacak ve başta sorduğum soruları kendisine cesaretle sorabilecek tüm kadınlar için&#8230;</p>
<p>Şimdi burada olsanız, birkaç şişe şarap açıp ben ve arkadaşım bunları konuşurken bize eşlik ederdiniz. Birlikte kırmızı ayakkabılarımızın yerini neyle doldurduğumuzu sandığımızı konuşur, belki biraz da gülerdik, sonunda sahte ayakkabıları küle çevirme sözüyle ama.<br />O yaşlı kadınlara, kapan olan tüm adamlara, başımızı soktuğumuz ve ödül sandığımız, şükretmemizi istedikleri tüm kafeslere bir hareketle saygı duruşumuzu tamamlardık.</p>
<p>Güzel olurdu, bir gün olurdu belki&#8230;<br />Sevgiyle,</p>
<p>Yeliz</p>
<p>*<br />Müzik de arka fonda çalsın ve hiçbir şey dünyamı değiştiremez deseydi, o gecede&#8230;</p>
<p><iframe title="Fiona Apple - &quot;Across The Universe&quot;" width="1020" height="765" src="https://www.youtube.com/embed/AZ5WPXxNzPU?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/kirmizi-ayakkabi/">Kırmızı Ayakkabı</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/kirmizi-ayakkabi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nehrin Altındaki Nehir &#8211; Rio Abajo Rio-</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/nehrin-altindaki-nehir-rio-abajo-rio/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/nehrin-altindaki-nehir-rio-abajo-rio/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 May 2017 15:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtlarla Koşan Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=310</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurtlarla Koşan Kadınlar&#8217;ın(KKK) İlk Öyküsü La Loba ya da Dört Haham üzerine bir akış&#8230; Son bir yıldır, kadınlarla, nehrini arayan kadınlarla, deneyimlerden konuşuyoruz. Buraya ait olmadığını düşündüğümüz deneyimlerden. Sanki tavan arasında, minik bir çatlak oldu da ruhlarımız salınıyor artık özgürce yukarılarda. Ama başka tavan araları var mı? Bilemiyoruz. Dahası, ya o tavan arası&#8230; Minik bir [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/nehrin-altindaki-nehir-rio-abajo-rio/">Nehrin Altındaki Nehir – Rio Abajo Rio-</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>Kurtlarla Koşan Kadınlar&#8217;ın(KKK) İlk Öyküsü</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>La Loba ya da Dört Haham üzerine bir akış&#8230;</em></p>
<img decoding="async" class="aligncenter wp-image-2414" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2017/05/unnamed-6-300x185.jpg" alt="" width="1000" height="617">

Son bir yıldır, kadınlarla, nehrini arayan kadınlarla, deneyimlerden konuşuyoruz. Buraya ait olmadığını düşündüğümüz deneyimlerden. Sanki tavan arasında, minik bir çatlak oldu da ruhlarımız salınıyor artık özgürce yukarılarda. Ama başka tavan araları var mı? <em>Bilemiyoruz.</em> Dahası, ya o tavan arası&#8230; Minik bir çatırdı hep zihinlerde, bazen bir gülüş. Ne oluyor, ne değişiyor benliklerimizde&#8230;

Buraya yalnız geldim, bu yola oldukça yalnız ve kalabalık duygularla çıktım. Her adımda korkarak. Sıkılmış, bıkkın ve biraz ürkektim. Sonra <em>yaz</em> dedi bir ses. <em>Sen yalnızsın. Ama başkaları yalnız olmak zorunda değil.</em> Sonra, bu kararı verdim. Kendi sessiz çığlığımdan yola çıkarak, Tırtılın Düşü&#8217;ne başladım. Bunun hikayesini de en başta, burada anlattım. Ve aslında, şimdi yazacağım bu yazı, en çok ilk yazılarımdan biri ile ilgili. Önce onu okur musun? <em><a href="http://www.tirtilindusu.com/2017/01/27/tirtilin-dusu/#more-23" target="_blank" rel="noopener noreferrer">(Tık)</a></em>

Clarissa buyurmuş&nbsp;ki;

<em>&#8220;<span class="m_-7305251875497839252s1">Eski anatomistler, işitme sinirinin beynin derinlerinde üç ya da daha fazla yola ayrıldığından söz ederlerdi. Bu yüzden, kulağın üç farklı düzeyde işitecek bir yapıda olduğunu tahmin ediyorlardı. Bir yolun yeryüzündeki dünyevi konuşmaları işittiği söylenirdi. İkinci bir yol öğrenmeyi ve sanatı anlıyordu. Üçüncü yolu ise ruhun kendisi burada, yani yeryüzünde iken, yüce rehberliği işitebilsin ve bilgi alabilsin diye vardı.</span></em><em><span class="m_-7305251875497839252s1">&#8220;</span></em><span id="more-2482"></span>

Hiç tanımadığım bir kadın sabahın erkeninde titreyerek beni aradığında, o telefonu kapatamadığım için, belki de. Belki de, içimin bir yanı ruhun yolunu, üçüncü siniri hep bildiğinden. Dinleyen oldum, el veren, şifayı alıp iletmeyi kabul eden, en sonunda ise sadece tanık olan. Haddini bilerek, haddinde kalmayı kendine zorlayarak. Kitaplarda bazı şeyleri okumak ya da spiritüel filmlerde izlemek neyse de, gerçekte yaşamak sandığımız kadar hazırlıklı olduğumuz bir şey değil. Kaldı ki, bir gökyüzü değil öyle hemen mevzu bahis. Minicik bir ışık belki.

Jung anlatmaya çalıştığım dünyaya, <em>ortak bilinçdışı</em> demiş. Ki bilirsiniz Jung, bu yoldakilerin yoluna en büyük ışığı tutandır, hem inanç hem de bilim kimliği ile. Clarissa ise KKK&#8217;de <em>nehrin altındaki nehir</em> <em>ya da siz adına ne derseniz deyin</em> demiş ve en sevdiğim cümleleri işte böyle yerleştirmiş.

<em>&#8220;Her kadının bu Rio Abajo Rio&#8217;ya (nehrin altındaki nehre) girme potansiyeli vardır. Oraya derin meditasyon, dans, yazı, resim, ibadet, şarkı söyleme, davul çalma, etkin imgelem ya da bilincin yoğun bir şekilde değişmesini gerektiren herhangi bir faaliyet aracılığıyla ulaşır. Kadınlar bu dünyalar -arasındaki- dünyaya, özlem duyarak ve gözünün hemen köşesinde seçebileceği bir şeyi arayarak ulaşır. Oraya derin ve yaratıcı işlerle, bilinçli bir yalnızlıkla ve herhangi bir sanatla uğraşarak ulaşır. Bu ustalıkla işlerde bile, bu tarifsiz dünyada olan biten çoğu şey bizim için her daim esrarengiz olarak kalır, çünkü o bizim bildiğimiz fizik yasaları ve mantık kurallarını tanımaz.&#8221;</em>

Desem ki sana, belki tüm yaşamımız, o nehre girebilmek içindir. Karşımıza çıkan tüm deneyimler, tüm hikayeler işitsel sinirimizi geçip yeryüzünde rehberlik alabilmemiz içindir.

Ama önce, çölümüz bizi bekliyor kadınlar. Denirmiş ki, çöl kadınlarla kurtların ruhunun karşılaştığı ve birbirine karıştığı bir yermiş. İşte o çölde asla yok olmayacak kemiklerimizi toplamalı. Her parçamız öldüğünde bizden geride kalacak o kemikleri, yok edilemez olanı, üzerine kurulanı. Çünkü;

<em>&#8220;Hepimiz yola çölde bir yerde kaybolmuş bir kemik yığını, kumun altında yatan dağınık bir iskelet olarak başlarız.&#8221;</em>

Ve sonra, öyküdeki La Loba gibi o iskeletin üzerine şarkılar söylemeli ve ruhu üflemeli belki de. Sanatın, kulağımızdaki ikinci sinir olduğunu unutmadan.

Ve sonra o nehre ulaştığımızda, Dört Haham hikayesindeki ilk üç haham olmaktan sakınmalı ruhlarımızı. Nehrin altındaki nehirde ne &#8216;çok şaşıran&#8217; ne &#8216;yok sayan&#8217; ne de &#8216;mantıkla onu algılamaya çalışan&#8217; olmalı. Onu dönüştüren olabilmek öyküdeki gibi. Şiir gibi, şarkı gibi, heykel gibi, hatta bir örgü gibi&#8230; Bir Kurtlarla Koşan Kadın olabilmek için.

İlk öykü bana bunları söyledi. Okuduğum andan beri kendi çölümde kemiklerimi topluyorum. Ve kadınları arıyorum tüm ruhumla. Sadece çölün ve nehrin varlığını bilinci ile bilmese de aslında tüm hücreleri ile bilen o varlıkları. Yalnız olmayalım diye.

Bense, o nehrin yolunu buldum sanırım. Orada yıkandıkça, üzerine yazılar yazıp elimle sanat yoğuruyorum.

La Loba, Kurt Kadın, sizi beyninizin hiç ummadığınız bir yerinden izliyor. Bekliyor&#8230; hangi çöldeyseniz, orada.

Ve kemikleriniz kumların altından &#8220;Beni toplamanın zamanı geldi.&#8221; diyor belki de? Haydi öyleyse&#8230;

<em>* Kurtlarla Koşan Kadınlar- Clarissa P. Estes- Ayrıntı Yayınları 1. Öykü La Loba&#8217;dan alıntılardır.</em>The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/nehrin-altindaki-nehir-rio-abajo-rio/">Nehrin Altındaki Nehir – Rio Abajo Rio-</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/nehrin-altindaki-nehir-rio-abajo-rio/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Giriş: Kurtlarla Koşan Kadınlar</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/girise-giris-kurtlarla-kosan-kadinlar/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/girise-giris-kurtlarla-kosan-kadinlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2017 00:55:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtlarla Koşan Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kurtlarla koşan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=169</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;ve tüm sevdiklerime ve hala kayıp olanlara.&#8221; * diye başlıyor kitap. İlk okuduğumda, böylesine etkileyici bir ithaf olamazmış diye düşünmüştüm. Hala kayıp olanlara&#8230;&#160; Kurtlarla Koşan Kadınlar&#8217;ı (kısaltmak adına sonrasında KKK diyeceğim) bir grupla okumaya Mavi Sakal öyküsü ile başladım. Böylece giriş kısmı ile çok sevdiğim ilk öykünün konuşulduğu oturumu kaçırmış oldum. Oysa, bu kitap hayatımda [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/girise-giris-kurtlarla-kosan-kadinlar/">Giriş: Kurtlarla Koşan Kadınlar</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2217" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2017/04/16-year-old-artist-dimitra-milan-1-300x223.jpg" alt="" width="1000" height="742">

<em>&#8220;ve</em>

<em>tüm sevdiklerime</em>

<em>ve hala kayıp olanlara.&#8221; *</em>

diye başlıyor kitap.

İlk okuduğumda, böylesine etkileyici bir ithaf olamazmış diye düşünmüştüm. Hala kayıp olanlara&#8230;&nbsp;<span id="more-2476"></span>

Kurtlarla Koşan Kadınlar&#8217;ı (kısaltmak adına sonrasında KKK diyeceğim) bir grupla okumaya Mavi Sakal öyküsü ile başladım. Böylece giriş kısmı ile çok sevdiğim ilk öykünün konuşulduğu oturumu kaçırmış oldum. Oysa, bu kitap hayatımda okuduğum en etkileyici giriş bölümüne sahipti. En az sekiz kez okumuştum ve her defasında &#8220;Bazılarının tam anlamını henüz çözemesem de, bu cümleler, bu sözler şifalı. Gözlerimden beynime ulaşıyor, orada her kaydın tutulduğu epifiz bezimde bir şeyleri uyandırıyor.&#8221; demiştim. Grupla konuşurken ise, çoğu kişinin giriş bölümünden sıkıldığını öğrendim. Aynı zamanda, birlikte okuduğum bir arkadaşım da o kısmı biraz atlayarak okumuştu. Sonra anladım ki, vahşi kadın hepimizin içinde hem aynı formda, hem de farklılıkla&#8230; İhtiyacın olan seni kendine çekecek bu kitapta. Bütünüyle saygı duyan herkesin, unutamadığı başka başka cümleleri olacak.

İsterim ki, bende uyandırdıklarını anlatayım kısa kısa bu harika girişin.

Vahşiye özlemle dolu musunuz?

Biraz sert bir soru değil mi? Hele siz de benim gibi nezaket içinde yetişmiş, ister arkadaşlık ister gönül ilişkisi olsun, bir ilişkinin en büyük kuralının ve ölçütünün ise bu kurallar olduğunu düşündüyseniz.

Durun, bu vahşilik bu tanımın dışında.

Clarissa, en belirleyici tarih olarak ikinci dünya savaşını veriyor ama, aslında başlangıcı savaşların, o her şeyi değiştiren endüstri devriminin çok ötesinde. Kadınlığın kutsal olduğu, kadınların bilge olduğu, yaşam verdiği bir dönem vardı. Hemen ardından, kadın olmanın aşağılandığı başka bir dönem geldi.

Kadınlığın anlamı hızlıca değişirken, toplum da bambaşka bir boyutta değişmekteydi. Adına modernleşme, kapitalizm ya da her ne derseniz deyin. Bir şey değişti. Kadının tabiatının üstü, topuklularla, şapkalarla&#8230; her toplumda farklı kisvelerle örtüldü.

<em>&#8220;&#8230;iliklerine kadar sömürülen kadınların ruhsal yaralanmalarına &#8216;sinir krizi&#8217; adı verildiği; sımsıkı korselere sokulan, sımsıkı gemlenen ve sımsıkı dizginlenen kız ve kadınların &#8216;edepli&#8217;, &#8216;zarif&#8217; görüldüğü&#8230;&#8221;</em>

İşte içimizdeki, her şeyi bilen o vahşi kadın&#8230; O gün kayboldu. Kendi içimizde, pusuya yatmış bekliyor. Tüm çabamız, tüm mutsuzluğumuz, tüm eksikliğimiz onunla bağlantıda olamamaktan. Ve yine de bekliyor. Kadınlığın doğasının benzediği vahşi bir kurt gibi&#8230; Onu bulmanı bekliyor.

Şayet bulursan, onu bırakmamak için çok çetin bir savaşa gireceksin. Çünkü, onunla birlikte -yazarın da dediği gibi- yaratıcı hayatın çiçek açacak, ilişkilerin anlam ve derinlik kazanırken, cinsellik, iş, oyun döngülerin yeniden kurulacak. Ölümü, kalmayı ve gitmeyi öğreneceksin, zamanında.

Hayatının belki de en durağan olduğu, rengini yitirdiği o noktada&#8230; ulumasını duyuyor musun?

ve sen hala kayıp olan mısın? Öyleyse, çölde kemik aramaya hoş geldin.

&#8212; d e v a m &nbsp; e d e c e k&#8211;

*&#8221;&#8230;&#8221; kısımlar kitaptan alıntıdır.The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/girise-giris-kurtlarla-kosan-kadinlar/">Giriş: Kurtlarla Koşan Kadınlar</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/girise-giris-kurtlarla-kosan-kadinlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurtlarla Koşan Kadınlar</title>
		<link>https://www.tirtilindusu.com/giris-kurtlarla-kosan-kadinlar/</link>
					<comments>https://www.tirtilindusu.com/giris-kurtlarla-kosan-kadinlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Mar 2017 17:07:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtlarla Koşan Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tirtilindusu.com/?p=160</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dr. Clarissa Pinkola Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar&#8217;ı yirmi yılı aşan bir sürede yazabilmiş. Kendisi bir şair, bir psikanalist ve bir öykü toplayıcısı. Kitap, vahşi kadın arketipine dair mit ve öykülerden oluşuyor. Benim elimdeki basımı 529 sayfa. Toplamda 16 öyküden oluşuyor. Ama öyküler, öylesine öyküler ki&#8230; Ben bir yıldır onunla yaşıyorum. Bazı başucu kitaplarım gibi benimle [...]</p>
The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/giris-kurtlarla-kosan-kadinlar/">Kurtlarla Koşan Kadınlar</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2241" src="http://www.tirtilindusu.com/wp-content/uploads/2017/03/images-5.jpeg" alt="" width="1000" height="1000">

Dr. Clarissa Pinkola Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar&#8217;ı yirmi yılı aşan bir sürede yazabilmiş. Kendisi bir şair, bir psikanalist ve bir öykü toplayıcısı. Kitap, vahşi kadın arketipine dair mit ve öykülerden oluşuyor. Benim elimdeki basımı 529 sayfa. Toplamda 16 öyküden oluşuyor. Ama öyküler, öylesine öyküler ki&#8230;

Ben bir yıldır onunla yaşıyorum. Bazı başucu kitaplarım gibi benimle şehir şehir geziyor Kurtlarla Koşan Kadınlar. Kadınlara bu kitaptan bahsediyorum. Bıkmaksızın okuyun, diyorum. Bazen hediye ediyorum.

<span id="more-2475"></span>Ama bir yandan da biliyorum. Yazılması da okunması da ömürlük bir kitap Kurtlarla Koşan Kadınlar. Ayrıntı Yayınları, bu kitabı Ağır Kitaplar dizisinden çıkarmış. Sanırım, yeterince açıklayıcı içine girdiği grup.

Öte yandan, ilk kısımda da bahsettiğim gibi &#8216;arketipler&#8217; ile okuyoruz ve anlamlandırıyoruz bu kitabı. Peki, nedir arketip?

En basit anlatımıyla semboller demektir arketip. Bir kavramı kavram yapan ilk sembol. İlk tanımlama. Negatif ve pozitif tüm yüklemelerden arınmış ilk yapıtaşı.

&#8220;Anne, baba, şifacı&#8230;&#8221;

Burada, kitaplardan bahsetmeyi düşünmüyordum aslında. Ama bazı kitaplar üzerine yazmak, yazılanları okumak başlı başına bir dönüşüm. Ve iddia ediyorum, bu yazıyı okuyan sen, bir kadınsan eğer&#8230; Sana bu kitabın vereceğini, kimse veremeyecek ömrün boyunca. Ve kitabı okuyan bir erkekse, ne mutlu o erkekle sohbet edecek ve hayatına misafir edecek kadınlara. Tabii o bir mavi sakal değilse&#8230;(İkinci öykü :))

Dolayısı ile, her şeyden önce dilerim ki bu kitap karşınıza çıkmıştır. Ve siz ona yeterince zaman ayırırsınız. Hatta şanslıysanız, bir grup ile birlikte okur ve tartışırsınız.

Okudukça ve tartıştıkça, istiyorum ki burada da minik minik çıkarımlar paylaşayım. Çünkü, bu kitaptan korkup bırakan ya da yeterince anlamadığını düşünen kadınlarla karşılaştım. Bazen ben de öyle hissettim hatta. Ve sonra, üzerine konuşup okudukça, tüm kitaplar hakkında söylenmiş o özlü söze bir kez daha inandım.

&#8220;İki kişinin okuduğu, asla aynı kitap değildir.&#8221;

Okuyucu, o kitabı her defasında yeniden yazar. Hatta, bir yıl sonra okuduğunda bile farklı bir kitaptır okuyacağı. O halde, ne mutlu paylaşımların çok renkliliğine ve okumanın biricikliğine.

Kim bilir, belki de Clarissa, bunu kurgulamıştır yazarken. Biz kadınların, sürümüzü bulabilmemiz ve La Loba ile bağlantıya geçebilmemiz için, böylesine minik bir hile saklamıştır kitaba. Birileri tartışsın, birileri üzerine yazsın istemiştir. Kadın çemberlerinin ve okuma gruplarının kurulacağını düşlemiştir. Ve o düş gerçek olmuştur dünyanın birçok ülkesinde&#8230;

Yine de, ne kadar tartışsak da kitap hep bunun çok ötesinde olacak.

Dünya var oldukça, mitler, masallar ve öyküler fısıldanacak ve yeni anlamlarla buluşacak&#8230;

Hazırsan birkaç öykü sana ulaşmak için yola çıktı bile&#8230;The post <a href="https://www.tirtilindusu.com/giris-kurtlarla-kosan-kadinlar/">Kurtlarla Koşan Kadınlar</a> first appeared on <a href="https://www.tirtilindusu.com">Tırtılın Düşü</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tirtilindusu.com/giris-kurtlarla-kosan-kadinlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
