Tırtıl'dan Kartpostal İçin Tıkla

Instagram

Dün gece evime konuk olan 47 kadın vardı. Bir nevi, yeni dönemimize özel kadınlar gecesiydi, ama mezdekeli, kahkahalı, kısırlı, çaylı ya da pijamalı ya da şaraplı, klasik müzikli olandan değil. Biraz selpak, biraz inleme sesiyle olanından. Ben genelde ilkini tercih ederim ama bu da iyiydi, inanın. Hele ki mars elimizi kolumuzu kurban bilinci ile balığın son derecelerinde bağlamış ve yöneticisi olan koça geçmek üzereyken… 
Hep birlikte, kendimizden çıktığına hayret ettiğimiz sesleri çıkararak rahmimizde nesiller boyu taşımış olduğumuz acıları, travmaları, kayıpları, hayal kırıklıklarını, istismarları… serbest bıraktık. 
Bittiğinde pamuk gibiydim. Yarım kavanoz ellerimle yaptığım çilek reçeliyle koltuğa oturup güzel bir müzik açıp rastgele bir şeyler okumaya başladım. Bir hikayeye denk geldim. Çarpıldım!!!
İşkence gören, ama bildiğiniz gibi bir işkence değil, yazamayacağım kadar büyük işkenceler gören bir adamın hikayesiydi. Nazilerin kendisine yaptığı bu yıllar süren işkencelerden sonra, 2-3 yıl hastanede yatmış, tüm beden gücünü yitirmiş, bacaklarına da protezler takılmıştı. Bu adam kabilesine bu halde döndüğünde, Kızılderililer onu bu halde uzun süre kabul edememişler, hemen konsey ona nasıl yardım edebiliriz diyerek toplanmıştı ve bir karara varmışlardı.
Onu belinden bağlayarak derin bir suya atmışlar, protezleri de fırlatıp atmışlardı.
Atarken şöyle demişlerdi:
“Böyle yaşayamazsın. Ruhun bedeninden gitmiş. Ruhunu kendine geri çağır! Ya da öl. Çünkü kimse ruhu olmadan yaşayamaz. Ruhun senin gücündür.”
Adam, suyun içinde, Nazilerin kendisine yaptığından daha büyük bir işkence görmüştü. Çünkü ruhunun geri gelmesi için taşıdığı onca nefreti ve incinmeyi bırakması gerekiyordu.
Ve çıktığında, en büyük işkenceden sağ ve sağlıklı çıkmıştı! İyileşmişti!
“Ruhun en büyük gücündür.” Ve ruhunun büyük kısmı, sen şu ana gelene dek yitmiştir, travmada, acıda, ayrılıklarda… Sen olamadığın her anda.
Çarpıldım boşuna değil. Duygusal olarak çarpıldım. Zaten kullandığım teknikte de favori çalışmam ruh parçası iadesidir ama yine de çarpıldım okuduklarıma! 
Şükrettim sonra. Geri çağırdık bir kısmını dedim. Onca kadınla!
Şükranla, şükranla… 🌿🌹
Dün gece evime konuk olan 47 kadın vardı. Bir nevi, yeni dönemimize özel kadınlar gecesiydi, ama mezdekeli, kahkahalı, kısırlı, çaylı ya da pijamalı ya da şaraplı, klasik müzikli olandan değil. Biraz selpak, biraz inleme sesiyle olanından. Ben genelde ilkini tercih ederim ama bu da iyiydi, inanın. Hele ki mars elimizi kolumuzu kurban bilinci ile balığın son derecelerinde bağlamış ve yöneticisi olan koça geçmek üzereyken… Hep birlikte, kendimizden çıktığına hayret ettiğimiz sesleri çıkararak rahmimizde nesiller boyu taşımış olduğumuz acıları, travmaları, kayıpları, hayal kırıklıklarını, istismarları… serbest bıraktık. Bittiğinde pamuk gibiydim. Yarım kavanoz ellerimle yaptığım çilek reçeliyle koltuğa oturup güzel bir müzik açıp rastgele bir şeyler okumaya başladım. Bir hikayeye denk geldim. Çarpıldım!!! İşkence gören, ama bildiğiniz gibi bir işkence değil, yazamayacağım kadar büyük işkenceler gören bir adamın hikayesiydi. Nazilerin kendisine yaptığı bu yıllar süren işkencelerden sonra, 2-3 yıl hastanede yatmış, tüm beden gücünü yitirmiş, bacaklarına da protezler takılmıştı. Bu adam kabilesine bu halde döndüğünde, Kızılderililer onu bu halde uzun süre kabul edememişler, hemen konsey ona nasıl yardım edebiliriz diyerek toplanmıştı ve bir karara varmışlardı. Onu belinden bağlayarak derin bir suya atmışlar, protezleri de fırlatıp atmışlardı. Atarken şöyle demişlerdi: “Böyle yaşayamazsın. Ruhun bedeninden gitmiş. Ruhunu kendine geri çağır! Ya da öl. Çünkü kimse ruhu olmadan yaşayamaz. Ruhun senin gücündür.” Adam, suyun içinde, Nazilerin kendisine yaptığından daha büyük bir işkence görmüştü. Çünkü ruhunun geri gelmesi için taşıdığı onca nefreti ve incinmeyi bırakması gerekiyordu. Ve çıktığında, en büyük işkenceden sağ ve sağlıklı çıkmıştı! İyileşmişti! “Ruhun en büyük gücündür.” Ve ruhunun büyük kısmı, sen şu ana gelene dek yitmiştir, travmada, acıda, ayrılıklarda… Sen olamadığın her anda. Çarpıldım boşuna değil. Duygusal olarak çarpıldım. Zaten kullandığım teknikte de favori çalışmam ruh parçası iadesidir ama yine de çarpıldım okuduklarıma! Şükrettim sonra. Geri çağırdık bir kısmını dedim. Onca kadınla! Şükranla, şükranla… 🌿🌹
Bu bir davettir.
Theta Healing tekniğinde, boş gezen hafıza temizliği isimli bir çalışma vardır.
Bu çalışma, beynimizin aslında tüm verileri kaydetmesi ama bazı durumlarda (narkoz, ameliyat, alkol, travma, uyku gibi) doğru işleyememesi nedeni ile oluşabilecek sorunlar için yapılır. Tekniğin kurucusu Vianna Stibal,
“Boş gezen hafızalar, biz bilinçsiz durumdayken travmatik olan veya olmayan olaylardan beynimize kazınmış olan kayıtlardır. Bu bir ameliyat sırasında, kaza anında, savaş travması sırasında, taciz ya da alkol, uyuşturucu, sakinleştirici kullanımı dolayısıyla da olabilir.” diyor ve ekliyor.
“Ameliyat edilen ya da bilinci kapatılan insanları düşünün; söylenen tüm sözcükler, her zaman beynin içine kaydediliyor. Özellikle, kanser olan ya da kanser bile olmayan bir tümörün alındığı sırada, doktor “sanırım bu kanserli” dediğinde çok önemli olur.”
… Ve zihnin bilinçsizken işleyemediği bu veriler, kendini tekrar tekrar oynatıp günlük hayatın içinde tetikleyebilir. Anlamsız kaygılar, odaklanma sorunları, takıntılar geliştirebiliriz. Benim bu konuyla ilgili danışan ya da öğrencilerde deneyimlediğim çok sayıda -ve birçoğu da komik- örnek oldu. Bunları ileri seviye seminerinde anlatırım ve uygularız. Aynı zamanda danışmanlıklarda da uygulanan şeylerdir burada paylaştığım şifalar.
Burada söyleceğim şey çok ancak, hazır yarın bir sınav varken, özellikle odağınızı dağıtan, tam odaklanmamızı engelleyen, eski bir düşünce formunu nedensizce aklımızda döndüren o parçalar için çalışmaya davetlisiniz.
“Artık size hizmet etmeyen bütün boş gezen hafızalarınızın çekilmesi ve yerine koşulsuz sevgi tanıtılması için onay verir misiniz?”
Lütfen kendi isminizi bırakın sadece. Ve çocuklarınızın ismini onayını alarak yazınız.
Çalışma saat 18:00’e dek katılıma açık olacak. 
Sevgiyle…
(Fotoğraf benim için çok özel bir gün ve an. “Where is my mind?” Aklım nerede diye sorarak bugüne atıf yapıyor adeta!)🕊
Bu bir davettir. Theta Healing tekniğinde, boş gezen hafıza temizliği isimli bir çalışma vardır. Bu çalışma, beynimizin aslında tüm verileri kaydetmesi ama bazı durumlarda (narkoz, ameliyat, alkol, travma, uyku gibi) doğru işleyememesi nedeni ile oluşabilecek sorunlar için yapılır. Tekniğin kurucusu Vianna Stibal, “Boş gezen hafızalar, biz bilinçsiz durumdayken travmatik olan veya olmayan olaylardan beynimize kazınmış olan kayıtlardır. Bu bir ameliyat sırasında, kaza anında, savaş travması sırasında, taciz ya da alkol, uyuşturucu, sakinleştirici kullanımı dolayısıyla da olabilir.” diyor ve ekliyor. “Ameliyat edilen ya da bilinci kapatılan insanları düşünün; söylenen tüm sözcükler, her zaman beynin içine kaydediliyor. Özellikle, kanser olan ya da kanser bile olmayan bir tümörün alındığı sırada, doktor “sanırım bu kanserli” dediğinde çok önemli olur.” … Ve zihnin bilinçsizken işleyemediği bu veriler, kendini tekrar tekrar oynatıp günlük hayatın içinde tetikleyebilir. Anlamsız kaygılar, odaklanma sorunları, takıntılar geliştirebiliriz. Benim bu konuyla ilgili danışan ya da öğrencilerde deneyimlediğim çok sayıda -ve birçoğu da komik- örnek oldu. Bunları ileri seviye seminerinde anlatırım ve uygularız. Aynı zamanda danışmanlıklarda da uygulanan şeylerdir burada paylaştığım şifalar. Burada söyleceğim şey çok ancak, hazır yarın bir sınav varken, özellikle odağınızı dağıtan, tam odaklanmamızı engelleyen, eski bir düşünce formunu nedensizce aklımızda döndüren o parçalar için çalışmaya davetlisiniz. “Artık size hizmet etmeyen bütün boş gezen hafızalarınızın çekilmesi ve yerine koşulsuz sevgi tanıtılması için onay verir misiniz?” Lütfen kendi isminizi bırakın sadece. Ve çocuklarınızın ismini onayını alarak yazınız. Çalışma saat 18:00’e dek katılıma açık olacak. Sevgiyle… (Fotoğraf benim için çok özel bir gün ve an. “Where is my mind?” Aklım nerede diye sorarak bugüne atıf yapıyor adeta!)🕊
Bugün 4. kez anne rahmi şifasına davet ediyorum sizi. Paylaşım yoruma sadece ilk 400 kişi için yaklaşık 15 dakika açık kalacak. Sonrasında sadece o isimlere çalışma yapacağım. Bir süre tekrarlamayacağım, çünkü aslında son bir ayda epey bir kişiye çalıştım ve sonrasında da her hafta olmasa da aralıklarla bu çalışmayı yapacağım.
*
Bu sürede, çok enteresan mesajlar aldım sizlerden. Rüyasında şifayı gören, annesiyle ilişkisi değişen, iyileşen, küçük çocuğunun rüyasında anne ben senin rahminden doğdum rüyamda dediği… Her defasında tüylerim diken diken oldu.
Bunun dışında, çalışmaya katılamasa da, anne rahmindeki travmalarını bana anlatan ve bir çözüm arayan da çok oldu. 
Nadiren yaptığım bir çalışma vardır, yaklaşık bir saat kadar sürer ve anne rahmindeki duygulara, travmalara ilişkindir. Bu çalışmayı genellikle zaten benden farklı konularda danışmanlık alan ve devam ettiğim danışanlara öneriyordum. Ancak konuyla ilgileniyorsanız, sadece anne rahmindeki travmalarınıza özel olan bu konuda benden danışmanlık talep edebilirsiniz.
*
Bu akşamki çalışmaya gelince, anne rahminde henüz bir cenin olduğun anları koşulsuz sevgi ile şifalandırmak için çalışırız.
Bu çalışmanın, alkol problemi, dikkat eksikliği, bipolar bozukluk gibi birçok çalışmaya katkısı olabileceğini tekniğin kurucusu Vianna Stibal kitabında belirtiyor.
Katılmak isterseniz, lütfen sadece kendi isminizi paylaşıma bırakın.
Dilerseniz arkadaşlarınızı etiketleyebilirsiniz ama lütfen onlar adına ya da başka aile üyeleriniz adına isim bırakmayın. 18 yaş altındaki çocuklarınızın isimlerini elbette yazabilirsiniz. Ancak takip etmem için lütfen ayrı yorumlara yazın.
Yorum olarak çalışmayı gerçekleştirdiğimi yazmayacağım, yazdıysanız olacağına eminlik duygusunda beklemenizi istiyorum.
Bu çalışma karşılığında sizden bir enerji değişimi olsun isterseniz, benim de ortak olduğum bir projenin ismini vermek isterim. Ege Orman Vakfı işbirliği ile oluşturduğumuz @aysemozturkhatiraormani ‘na 10 tl karşılığında bir fidan bağışlamak mümkün. Ama zorunlu değil🙏🏻 Bağışlarsanız sayfadaki açıklamaları okur musunuz? Açıklamada “Ayşem Öztürk” yazmalı.
Sevgiyle 🦋🙏🏻
Bugün 4. kez anne rahmi şifasına davet ediyorum sizi. Paylaşım yoruma sadece ilk 400 kişi için yaklaşık 15 dakika açık kalacak. Sonrasında sadece o isimlere çalışma yapacağım. Bir süre tekrarlamayacağım, çünkü aslında son bir ayda epey bir kişiye çalıştım ve sonrasında da her hafta olmasa da aralıklarla bu çalışmayı yapacağım. * Bu sürede, çok enteresan mesajlar aldım sizlerden. Rüyasında şifayı gören, annesiyle ilişkisi değişen, iyileşen, küçük çocuğunun rüyasında anne ben senin rahminden doğdum rüyamda dediği… Her defasında tüylerim diken diken oldu. Bunun dışında, çalışmaya katılamasa da, anne rahmindeki travmalarını bana anlatan ve bir çözüm arayan da çok oldu. Nadiren yaptığım bir çalışma vardır, yaklaşık bir saat kadar sürer ve anne rahmindeki duygulara, travmalara ilişkindir. Bu çalışmayı genellikle zaten benden farklı konularda danışmanlık alan ve devam ettiğim danışanlara öneriyordum. Ancak konuyla ilgileniyorsanız, sadece anne rahmindeki travmalarınıza özel olan bu konuda benden danışmanlık talep edebilirsiniz. * Bu akşamki çalışmaya gelince, anne rahminde henüz bir cenin olduğun anları koşulsuz sevgi ile şifalandırmak için çalışırız. Bu çalışmanın, alkol problemi, dikkat eksikliği, bipolar bozukluk gibi birçok çalışmaya katkısı olabileceğini tekniğin kurucusu Vianna Stibal kitabında belirtiyor. Katılmak isterseniz, lütfen sadece kendi isminizi paylaşıma bırakın. Dilerseniz arkadaşlarınızı etiketleyebilirsiniz ama lütfen onlar adına ya da başka aile üyeleriniz adına isim bırakmayın. 18 yaş altındaki çocuklarınızın isimlerini elbette yazabilirsiniz. Ancak takip etmem için lütfen ayrı yorumlara yazın. Yorum olarak çalışmayı gerçekleştirdiğimi yazmayacağım, yazdıysanız olacağına eminlik duygusunda beklemenizi istiyorum. Bu çalışma karşılığında sizden bir enerji değişimi olsun isterseniz, benim de ortak olduğum bir projenin ismini vermek isterim. Ege Orman Vakfı işbirliği ile oluşturduğumuz @aysemozturkhatiraormani ‘na 10 tl karşılığında bir fidan bağışlamak mümkün. Ama zorunlu değil🙏🏻 Bağışlarsanız sayfadaki açıklamaları okur musunuz? Açıklamada “Ayşem Öztürk” yazmalı. Sevgiyle 🦋🙏🏻
“Burada, 
Dopdolu dingin bir ışık saçılıyor
arkamda
Kopkoyu, yılgın bir gölge yayılıyor
Önümde”
Hepimiz dört alana sahibiz bir bakış açısına göre: hem kendimizin hem de diğerlerinin bildiği, sadece bizim bildiğimiz, sadece diğerlerinin bildiği ve henüz bilinmeyen.
Bir örnek, harita bir resim yapma yeteneğiniz var ve zaten ressamsınız, bu bilinen bir bilgi. Öte yandan, aslında harika da şarkı söylüyorsunuz, sesiniz müthiş ama bunu bilen sadece sizsiniz.
Bir diğer kutucuk da, aslında çok iyi bir konuşmacısınız ya da diğerlerine ilham veren bir insansınız ve diğer insanlar bunun gayet farkında ama siz bunu kendinizde görmüyorsunuz.
Ve bir de soru işaretli bir alanınız var. Oradaki potansiyelinizin henüz ne siz ne de diğerleri farkında değil. Orası keşfedilmeyi bekleyen mükemmel alan…
Buna Johari Penceresi deniliyor.
Şimdi gökyüzünde bunca retro hareket varken, venüs geri hareketiyle aslında içimizin asla görmek istemediğimiz bir parçasına ışık tutmuşken, ay tam da balzamik fazdayken… Kendinize bir sorsanız: potansiyelim, ışığım tamam da içimdeki gölgeden, karanlık parçadan ne haber? Kıskanç parçamdan, manipülasyoncu, benmerkezci, dedikoducu, saldırgan, kurban… parçamdan ne haber?
O gölgenin ne kadarını yalnızca ben biliyorum?
O gölgenin ne kadarını yalnızca diğerleri biliyor da ben görmüyorum?
Ne kadarı herkes tarafından biliniyor?
Şimdi uygun ışık tutulmadığı için görmediğim ama gelecekte görebileceğim gölge özellikler neler?
Bir rüya görmüştüm yıllar önce, giysilerim değişiyor ama gölgem yok oluyordu. Kafamı yukarı kaldırıp bana derhal yeni bir gölge ver diyordum Yaradan’a. Yaşayan herkesin gölgesi vardır, yalnızca hayaletlerin gölgesi yoktur, diye kızarak.
Gölge, sana -yine- hizmette olan parçan. Gölge, henüz aydınlanmamış ama potansiyelini bekleyen parçan.
Anlaşılmayı bekleyen parçan.
En sevdiğim kitaplardan birinin adıyla o gölge, bazen en çok ışığı arayanlarda.
Yeryüzünün en güçlü büyücüsü Ged’in dilinden: Bir mum yakan, bir gölge yaratır. Bu yüzden en sinsi gölgen en aydınlık yanının yanından çıkabilir...
Sana hizmette olan, o gölge(lerin) ne?
Kalbe soru olarak kalsın… #gölge
“Burada, Dopdolu dingin bir ışık saçılıyor arkamda Kopkoyu, yılgın bir gölge yayılıyor Önümde” Hepimiz dört alana sahibiz bir bakış açısına göre: hem kendimizin hem de diğerlerinin bildiği, sadece bizim bildiğimiz, sadece diğerlerinin bildiği ve henüz bilinmeyen. Bir örnek, harita bir resim yapma yeteneğiniz var ve zaten ressamsınız, bu bilinen bir bilgi. Öte yandan, aslında harika da şarkı söylüyorsunuz, sesiniz müthiş ama bunu bilen sadece sizsiniz. Bir diğer kutucuk da, aslında çok iyi bir konuşmacısınız ya da diğerlerine ilham veren bir insansınız ve diğer insanlar bunun gayet farkında ama siz bunu kendinizde görmüyorsunuz. Ve bir de soru işaretli bir alanınız var. Oradaki potansiyelinizin henüz ne siz ne de diğerleri farkında değil. Orası keşfedilmeyi bekleyen mükemmel alan… Buna Johari Penceresi deniliyor. Şimdi gökyüzünde bunca retro hareket varken, venüs geri hareketiyle aslında içimizin asla görmek istemediğimiz bir parçasına ışık tutmuşken, ay tam da balzamik fazdayken… Kendinize bir sorsanız: potansiyelim, ışığım tamam da içimdeki gölgeden, karanlık parçadan ne haber? Kıskanç parçamdan, manipülasyoncu, benmerkezci, dedikoducu, saldırgan, kurban… parçamdan ne haber? O gölgenin ne kadarını yalnızca ben biliyorum? O gölgenin ne kadarını yalnızca diğerleri biliyor da ben görmüyorum? Ne kadarı herkes tarafından biliniyor? Şimdi uygun ışık tutulmadığı için görmediğim ama gelecekte görebileceğim gölge özellikler neler? Bir rüya görmüştüm yıllar önce, giysilerim değişiyor ama gölgem yok oluyordu. Kafamı yukarı kaldırıp bana derhal yeni bir gölge ver diyordum Yaradan’a. Yaşayan herkesin gölgesi vardır, yalnızca hayaletlerin gölgesi yoktur, diye kızarak. Gölge, sana -yine- hizmette olan parçan. Gölge, henüz aydınlanmamış ama potansiyelini bekleyen parçan. Anlaşılmayı bekleyen parçan. En sevdiğim kitaplardan birinin adıyla o gölge, bazen en çok ışığı arayanlarda. Yeryüzünün en güçlü büyücüsü Ged’in dilinden: Bir mum yakan, bir gölge yaratır. Bu yüzden en sinsi gölgen en aydınlık yanının yanından çıkabilir... Sana hizmette olan, o gölge(lerin) ne? Kalbe soru olarak kalsın… #gölge
Bugün burada, ilk kez bir şey için niyet ediyorum. Bir alan açmaya.
Hepimiz yolculuğumuzda, yaşadıklarımızın aslında farklı olduğunu da düşünsek benzer acılardan, deneyimlerden geçiyoruz. Bu deneyimler bizim kapılar çalmamıza vesile oluyor. Bazı kapılar bize uygun oluyor, bazı kapılar o an için aradığımız olmayabiliyor.
Ben bu kapılardan birinin içinden geçtim, hala yürüyorum, bir yolcu ve bazen rehber olarak 3 yıldır. Hayatımın her anında kullanabildiğim bir kolaylaştırıcım var. Şükrediyorum. Kendime iyi gelirken verdiğim danışmanlıklarda ve seminerlerde karşımdakilerin de yolculuğunda bir noktaya değerek, çoğunlukla vesile oluyorum yolculuktaki hallerinin şifasına.
Bu bir teşekkür ve hediye duyurusu…
Bugüne dek, yaptığım işte burası ve bloğum dışında bir kanal arayışım olmadı ve burada aslında işimle ilgili paylaşım yapmamama rağmen, beni takip edenler bir şekilde yaptığım işin bir parçası oldu. Bunun için ne kadar şükran duysam az. 
Gökyüzünde kolektif için çalışmamızı bize öğütleyen bunca retro hareket varken, bir hediye vermek istedim.
Bir kişiye Theta Healing danışmanlığı hediye edeceğim. Bu danışmanlık, benim çok özel ve özenle çalıştığım, hakkaniyet olması için tek ücret politikasını sürdürdüğüm ve aslında kolaylıkla randevu oluşturamadığım bir hizmet. Tek bir konunun hizmetini anlamak için telefon yoluyla çalıştığımız ve yaklaşık bir saat süren bir çalışma.
Çekiliş kelimesi, işin içine bir denklik ve onurlandırma katmıyor. Bu nedenle, bunca zaman, onurlandırmak için bilinçli çaba harcadığım olan bir hizmeti, burada konu haline getirmedim. Ancak, belirleme şeklim bireysel olarak seçmek değil, çekiliş olacak.
Ve üç kişiye de Theta Healing seminerlerinde hediye ettiğimiz, ilk üç modülün kitap setini hediye edeceğim.
Bunun için yoruma bir şeyler bırakmak dışında hiçbir şey yapmanız gerekmiyor. Belki bana güzel bir alıntı bırakırsınız, belki sadece bir kalp. Elbette, hesabımın katkı sunacağına inandığınız bir arkadaşınız varsa bilmesini sağlayabilirsiniz. Ama sadece çekiliş için gelecek birilerine hiç ihtiyacımız yok 🙂
Eminim, sistem doğru ihtiyacın karşısına beni koyacaktır. 
Sevgimle… 🦋🙏🏻 #thetahealing #hediye
Bugün burada, ilk kez bir şey için niyet ediyorum. Bir alan açmaya. Hepimiz yolculuğumuzda, yaşadıklarımızın aslında farklı olduğunu da düşünsek benzer acılardan, deneyimlerden geçiyoruz. Bu deneyimler bizim kapılar çalmamıza vesile oluyor. Bazı kapılar bize uygun oluyor, bazı kapılar o an için aradığımız olmayabiliyor. Ben bu kapılardan birinin içinden geçtim, hala yürüyorum, bir yolcu ve bazen rehber olarak 3 yıldır. Hayatımın her anında kullanabildiğim bir kolaylaştırıcım var. Şükrediyorum. Kendime iyi gelirken verdiğim danışmanlıklarda ve seminerlerde karşımdakilerin de yolculuğunda bir noktaya değerek, çoğunlukla vesile oluyorum yolculuktaki hallerinin şifasına. Bu bir teşekkür ve hediye duyurusu… Bugüne dek, yaptığım işte burası ve bloğum dışında bir kanal arayışım olmadı ve burada aslında işimle ilgili paylaşım yapmamama rağmen, beni takip edenler bir şekilde yaptığım işin bir parçası oldu. Bunun için ne kadar şükran duysam az. Gökyüzünde kolektif için çalışmamızı bize öğütleyen bunca retro hareket varken, bir hediye vermek istedim. Bir kişiye Theta Healing danışmanlığı hediye edeceğim. Bu danışmanlık, benim çok özel ve özenle çalıştığım, hakkaniyet olması için tek ücret politikasını sürdürdüğüm ve aslında kolaylıkla randevu oluşturamadığım bir hizmet. Tek bir konunun hizmetini anlamak için telefon yoluyla çalıştığımız ve yaklaşık bir saat süren bir çalışma. Çekiliş kelimesi, işin içine bir denklik ve onurlandırma katmıyor. Bu nedenle, bunca zaman, onurlandırmak için bilinçli çaba harcadığım olan bir hizmeti, burada konu haline getirmedim. Ancak, belirleme şeklim bireysel olarak seçmek değil, çekiliş olacak. Ve üç kişiye de Theta Healing seminerlerinde hediye ettiğimiz, ilk üç modülün kitap setini hediye edeceğim. Bunun için yoruma bir şeyler bırakmak dışında hiçbir şey yapmanız gerekmiyor. Belki bana güzel bir alıntı bırakırsınız, belki sadece bir kalp. Elbette, hesabımın katkı sunacağına inandığınız bir arkadaşınız varsa bilmesini sağlayabilirsiniz. Ama sadece çekiliş için gelecek birilerine hiç ihtiyacımız yok 🙂 Eminim, sistem doğru ihtiyacın karşısına beni koyacaktır. Sevgimle… 🦋🙏🏻 #thetahealing #hediye
“Başlangıçta kelimelerle büyü aynı şeydi ve hatta kelimeler, bugün de aynı sihirli gücü sürdürmektedir. Kelimeler aracılığıyla herhangi birini dünyanın en mutlu veya en kederli insanı haline getirebiliriz.” Sigmund Freud demiş.
Nasıl oluyor da, bir insanın sıradan gibi görünen bir sözü şifa oluyor bize?
Ya da nasıl oluyor da ağızdan iyiniyetle çıkmış bir söz, bizde derin yaralar açabiliyor?  Nasıl da yaramıza basıyor. Dil yarası oluyor adı.
Dört Anlaşma kitabı Toltek bilgeliğinden bahsederken, Freud’un da baz aldığı şekilde “Söz büyüdür” cümlesini ilk kural olarak veriyor. Tamam, hemen akabinde “Kişisel algılama” da diyor. Belki algılamıyorsun da, sadece sözün etkisinin farkındasın.
Söz büyü… Bizse sevdiklerimize bilerek ya da bilmeyerek büyüler yapan “ABRA KADABRA” diyerek yaratan büyücüleriz.
Yarattığımızın farkında mıyız?
Attığımız tohumların, devirdiğimiz çamların?
Çevremizdeki beş insanın ortalaması olduğumuz bakış açısı misal, onlar bir çömlek ustası gibi sözleriyle işliyor belki bizi, biz de onları.
“Kimse bu konuda senin eline su dökemez” diyorlar mesela. Bakınca ne muhteşem, öte yandan o konu alıp kabul ettiğimizde içsel bir motivasyon sonrasında ise hırs hali. Sürekli bir yarış belki. Bir kibir, bir kaybetme korkusu.
Seni seviyorum ama bir de şöyle olmasan dendiğinde mesela. Ama’dan öncesi yok.
“Şöyle olmasan” mesajı kalıyor damakta.
“Eğer bunu böyle yaparsan, benden sana …” geliyor mesela. Bir pazarlık. Bünyemiz zaten yetişme dönemimizden ne çok aşina bu konuya.
Bir süredir, takılıyorum tüm bu konulara. Çok iyiniyetli bir cümle, hareket, niyeti okusam da mesajcıdan bağımsız içimde bir süre dönüyor. Yerken doyamadığın ama birkaç saat sonra mideni rahatsız eden bir yemek gibi kalıyor dikkatimde.
Bazen çok aceleci cümlelerin, züccaciye dükkanındaki fil gibi yıktıklarını görüyorum değdiği yerleri.
Bazen harika ancak içsel ince düşünülmemiş hallerin, ne denli sınır ihlali gibi hissettirebileceğini de.
Çuvaldız, cebimde, kendimde.
Kad ikizlerken gökyüzü, en çok bu konu üstüne düşüneceğim.
Belki elime bir elek alıp eleyeceğim içimin tanelerini.
Kimden ne duyduğuma, kime ne dediğime kulak kesilmeye gayret edeceğim.
...özenle, zarafetle ♥️🙏🏻
“Başlangıçta kelimelerle büyü aynı şeydi ve hatta kelimeler, bugün de aynı sihirli gücü sürdürmektedir. Kelimeler aracılığıyla herhangi birini dünyanın en mutlu veya en kederli insanı haline getirebiliriz.” Sigmund Freud demiş. Nasıl oluyor da, bir insanın sıradan gibi görünen bir sözü şifa oluyor bize? Ya da nasıl oluyor da ağızdan iyiniyetle çıkmış bir söz, bizde derin yaralar açabiliyor? Nasıl da yaramıza basıyor. Dil yarası oluyor adı. Dört Anlaşma kitabı Toltek bilgeliğinden bahsederken, Freud’un da baz aldığı şekilde “Söz büyüdür” cümlesini ilk kural olarak veriyor. Tamam, hemen akabinde “Kişisel algılama” da diyor. Belki algılamıyorsun da, sadece sözün etkisinin farkındasın. Söz büyü… Bizse sevdiklerimize bilerek ya da bilmeyerek büyüler yapan “ABRA KADABRA” diyerek yaratan büyücüleriz. Yarattığımızın farkında mıyız? Attığımız tohumların, devirdiğimiz çamların? Çevremizdeki beş insanın ortalaması olduğumuz bakış açısı misal, onlar bir çömlek ustası gibi sözleriyle işliyor belki bizi, biz de onları. “Kimse bu konuda senin eline su dökemez” diyorlar mesela. Bakınca ne muhteşem, öte yandan o konu alıp kabul ettiğimizde içsel bir motivasyon sonrasında ise hırs hali. Sürekli bir yarış belki. Bir kibir, bir kaybetme korkusu. Seni seviyorum ama bir de şöyle olmasan dendiğinde mesela. Ama’dan öncesi yok. “Şöyle olmasan” mesajı kalıyor damakta. “Eğer bunu böyle yaparsan, benden sana …” geliyor mesela. Bir pazarlık. Bünyemiz zaten yetişme dönemimizden ne çok aşina bu konuya. Bir süredir, takılıyorum tüm bu konulara. Çok iyiniyetli bir cümle, hareket, niyeti okusam da mesajcıdan bağımsız içimde bir süre dönüyor. Yerken doyamadığın ama birkaç saat sonra mideni rahatsız eden bir yemek gibi kalıyor dikkatimde. Bazen çok aceleci cümlelerin, züccaciye dükkanındaki fil gibi yıktıklarını görüyorum değdiği yerleri. Bazen harika ancak içsel ince düşünülmemiş hallerin, ne denli sınır ihlali gibi hissettirebileceğini de. Çuvaldız, cebimde, kendimde. Kad ikizlerken gökyüzü, en çok bu konu üstüne düşüneceğim. Belki elime bir elek alıp eleyeceğim içimin tanelerini. Kimden ne duyduğuma, kime ne dediğime kulak kesilmeye gayret edeceğim. ...özenle, zarafetle ♥️🙏🏻
Bu bir şifa çalışmasına davettir. Katılım sınırlı tutulacaktır ve yoruma bir süre sonra kapanacaktır. 🤍🌸
Geçtiğimiz hafta ikinci kez paylaştığım anne rahmi şifasını üçüncü kez duyuruyorum. *
Anne rahmi hepimiz için, güvende olduğumuz, korunduğumuz, sevgi dolu bir alan olmalıydı.
Ama hayat şartları, hastalıklar, kötü giden evlilikler, annenin yası, kullanmak zorunda kaldığı ilaçlar ya da çevre, aile koşulları ve çok daha fazlası… onu da içinde büyüttüğü bizleri de etkiledi.
Hatta dahası, bizler büyükannelerimizin ve önceki kuşakların travmasının da önemli bir kısmını miras aldık.
Bu dünyada olan ya da anısı kalplerimizde olan tüm annelerimize, bizi sağlıkla taşıdıkları, var olmamızı sağladıkları rahimlerine hürmetle bir çalışmaya niyet ediyorum. *
Bu çalışmada, anne rahminde henüz bir cenin olduğun anları koşulsuz sevgi ile şifalandırmak için çalışırız.
Bu çalışmanın, alkol problemi, dikkat eksikliği, bipolar bozukluk gibi birçok çalışmaya katkısı olabileceğini tekniğin kurucusu Vianna Stibal kitabında belirtiyor.
Katılmak isterseniz, lütfen sadece kendi isminizi paylaşıma bırakın.
Dilerseniz arkadaşlarınızı etiketleyebilirsiniz ama lütfen onlar adına ya da başka aile üyeleriniz adına isim bırakmayın. 18 yaş altındaki çocuklarınızın isimlerini elbette yazabilirsiniz. Ancak takip etmem için lütfen ayrı yorumlara yazın.
🌼Yorum olarak çalışmayı gerçekleştirdiğimi yazmayacağım, yazdıysanız olacağına eminlik duygusunda beklemenizi istiyorum.
🦋 Bu çalışma karşılığında sizden bir enerji değişimi olsun isterseniz, benim de ortak olduğum bir projenin ismini vermek isterim. Ege Orman Vakfı işbirliği ile oluşturduğumuz @aysemozturkhatiraormani ‘na 10 tl karşılığında bir fidan bağışlamak mümkün. Ama zorunlu değil🙏🏻 Bağışlarsanız sayfadaki açıklamaları dikkatlice okur musunuz? Açıklamada “Ayşem Öztürk” yazmalı.
Dişi enerjinin tüm ışığıyla…
#thetahealing #annerahmi
Bu bir şifa çalışmasına davettir. Katılım sınırlı tutulacaktır ve yoruma bir süre sonra kapanacaktır. 🤍🌸 Geçtiğimiz hafta ikinci kez paylaştığım anne rahmi şifasını üçüncü kez duyuruyorum. * Anne rahmi hepimiz için, güvende olduğumuz, korunduğumuz, sevgi dolu bir alan olmalıydı. Ama hayat şartları, hastalıklar, kötü giden evlilikler, annenin yası, kullanmak zorunda kaldığı ilaçlar ya da çevre, aile koşulları ve çok daha fazlası… onu da içinde büyüttüğü bizleri de etkiledi. Hatta dahası, bizler büyükannelerimizin ve önceki kuşakların travmasının da önemli bir kısmını miras aldık. Bu dünyada olan ya da anısı kalplerimizde olan tüm annelerimize, bizi sağlıkla taşıdıkları, var olmamızı sağladıkları rahimlerine hürmetle bir çalışmaya niyet ediyorum. * Bu çalışmada, anne rahminde henüz bir cenin olduğun anları koşulsuz sevgi ile şifalandırmak için çalışırız. Bu çalışmanın, alkol problemi, dikkat eksikliği, bipolar bozukluk gibi birçok çalışmaya katkısı olabileceğini tekniğin kurucusu Vianna Stibal kitabında belirtiyor. Katılmak isterseniz, lütfen sadece kendi isminizi paylaşıma bırakın. Dilerseniz arkadaşlarınızı etiketleyebilirsiniz ama lütfen onlar adına ya da başka aile üyeleriniz adına isim bırakmayın. 18 yaş altındaki çocuklarınızın isimlerini elbette yazabilirsiniz. Ancak takip etmem için lütfen ayrı yorumlara yazın. 🌼Yorum olarak çalışmayı gerçekleştirdiğimi yazmayacağım, yazdıysanız olacağına eminlik duygusunda beklemenizi istiyorum. 🦋 Bu çalışma karşılığında sizden bir enerji değişimi olsun isterseniz, benim de ortak olduğum bir projenin ismini vermek isterim. Ege Orman Vakfı işbirliği ile oluşturduğumuz @aysemozturkhatiraormani ‘na 10 tl karşılığında bir fidan bağışlamak mümkün. Ama zorunlu değil🙏🏻 Bağışlarsanız sayfadaki açıklamaları dikkatlice okur musunuz? Açıklamada “Ayşem Öztürk” yazmalı. Dişi enerjinin tüm ışığıyla… #thetahealing #annerahmi
Hayata doğarken, önümüzü göremediğimiz bu yolculukta, yanımıza bir pusula olarak aldığımız bilgilerden ikisi: ejderhanın başı/ejderhanın kuyruğu. Daha çok bilinen isimleriyle: Kuzey ay düğümü ve Güney ay düğümü.
Kahraman yola çıktığında, yolcuğu hakkında çok az şey biliyor. Oysa bir yolu var onun, bir gideceği, amacı. Böyle bakıyor bazen gideceğim bir yer var sanki, alıştığım yerde gelişmiyorum artık ben derken. Ama o yerin adı ne? 
Kuzey ay düğümü diyoruz işte adına.
Bir de geldiği, durup baktığı yer var, güney ay düğümü adı da.
Bloğumda son iki yazıda bunları uzun uzun anlattım.
Hepimizin bir kahraman olduğunu bilirsek, o kahramanın bir de kolektif yolculuğu var. İşte o yolculuk yaydan ikizlere gidiş önümüzdeki bir buçuk yılda. Nasıl bir rüzgarla ilerleyeceğiz, neler deneyimleyeceğiz Tırtılın Düşü’nde okuyabilirsiniz.
Kısaca başlıklarla:
* Çok eğitim alacağız, bazısı belki çok da dolu içerikli olmayacak.
* Çok konuşacağız, özellikle yakın çevremizle.
* Bağ kuracağız, bağ kuracağız.
* Bilgeliği Kaf Dağı’nda değil, yakın çevremizde arayacağız.
* Sorular soracağız, yazılar yazacağız. Belki kitap çıkaracağız.
* Biraz daldan dala atlarken kafamız karışacak.
* Belki yeni eğitim sistemlerini konuşuyor olacağız.
* Belki çocuk doğuracak ya da belki mevcut ilişkilerimizden kopup ruh eşi/ikiz ruh yolculuklarına çıkacağız.
* Allah kerim demektense, dur ben bir mantığımla ele alayım konuyu diyeceğiz.
* Dilerim, yayın karanlık gölgesi olan fanatizm, bir guru/lidere güç teslimi temalarından çıkıp mantıkla, önyargıları bırakarak, her görüşe açık olarak genişleteceğiz idrak kaplarımızı.
* Ama dilerim ki dedikodu batağına saplanmayalım bir ikizler gölgesiyle.
Kahramanın yeni yolculuğu güzelliklerle gelsin…
(#tb ta 5 yıl öncesi 💙) #astroloji #aydüğümleri #tirtilindusu
Hayata doğarken, önümüzü göremediğimiz bu yolculukta, yanımıza bir pusula olarak aldığımız bilgilerden ikisi: ejderhanın başı/ejderhanın kuyruğu. Daha çok bilinen isimleriyle: Kuzey ay düğümü ve Güney ay düğümü. Kahraman yola çıktığında, yolcuğu hakkında çok az şey biliyor. Oysa bir yolu var onun, bir gideceği, amacı. Böyle bakıyor bazen gideceğim bir yer var sanki, alıştığım yerde gelişmiyorum artık ben derken. Ama o yerin adı ne? Kuzey ay düğümü diyoruz işte adına. Bir de geldiği, durup baktığı yer var, güney ay düğümü adı da. Bloğumda son iki yazıda bunları uzun uzun anlattım. Hepimizin bir kahraman olduğunu bilirsek, o kahramanın bir de kolektif yolculuğu var. İşte o yolculuk yaydan ikizlere gidiş önümüzdeki bir buçuk yılda. Nasıl bir rüzgarla ilerleyeceğiz, neler deneyimleyeceğiz Tırtılın Düşü’nde okuyabilirsiniz. Kısaca başlıklarla: * Çok eğitim alacağız, bazısı belki çok da dolu içerikli olmayacak. * Çok konuşacağız, özellikle yakın çevremizle. * Bağ kuracağız, bağ kuracağız. * Bilgeliği Kaf Dağı’nda değil, yakın çevremizde arayacağız. * Sorular soracağız, yazılar yazacağız. Belki kitap çıkaracağız. * Biraz daldan dala atlarken kafamız karışacak. * Belki yeni eğitim sistemlerini konuşuyor olacağız. * Belki çocuk doğuracak ya da belki mevcut ilişkilerimizden kopup ruh eşi/ikiz ruh yolculuklarına çıkacağız. * Allah kerim demektense, dur ben bir mantığımla ele alayım konuyu diyeceğiz. * Dilerim, yayın karanlık gölgesi olan fanatizm, bir guru/lidere güç teslimi temalarından çıkıp mantıkla, önyargıları bırakarak, her görüşe açık olarak genişleteceğiz idrak kaplarımızı. * Ama dilerim ki dedikodu batağına saplanmayalım bir ikizler gölgesiyle. Kahramanın yeni yolculuğu güzelliklerle gelsin… (#tb ta 5 yıl öncesi 💙) #astroloji #aydüğümleri #tirtilindusu
Bu bir şifa çalışmasına davettir. Katılım sınırlı tutulacaktır ve yoruma bir süre sonra kapanacaktır. 🤍🌸
Geçtiğimiz hafta ilk kez paylaştığım anne rahmi şifasını ikinci kez duyuruyorum. *
Anne rahmi hepimiz için, güvende olduğumuz, korunduğumuz, sevgi dolu bir alan olmalıydı.
Ama hayat şartları, hastalıklar, kötü giden evlilikler, annenin yası, kullanmak zorunda kaldığı ilaçlar ya da çevre, aile koşulları ve çok daha fazlası… onu da içinde büyüttüğü bizleri de etkiledi.
Hatta dahası, bizler büyükannelerimizin ve önceki kuşakların travmasının da önemli bir kısmını miras aldık.
Bu dünyada olan ya da anısı kalplerimizde olan tüm annelerimize, bizi sağlıkla taşıdıkları, var olmamızı sağladıkları rahimlerine hürmetle bir çalışmaya niyet ediyorum. *
Bu çalışmada, anne rahminde henüz bir cenin olduğun anları koşulsuz sevgi ile şifalandırmak için çalışırız.
Bu çalışmanın, alkol problemi, dikkat eksikliği, bipolar bozukluk gibi birçok çalışmaya katkısı olabileceğini tekniğin kurucusu Vianna Stibal kitabında belirtiyor.
Katılmak isterseniz, lütfen sadece kendi isminizi paylaşıma bırakın.
Dilerseniz arkadaşlarınızı etiketleyebilirsiniz ama lütfen onlar adına ya da başka aile üyeleriniz adına isim bırakmayın. 18 yaş altındaki çocuklarınızın isimlerini elbette yazabilirsiniz. Ancak takip etmem için lütfen ayrı yorumlara yazın.
🌼Yorum olarak çalışmayı gerçekleştirdiğimi yazmayacağım, yazdıysanız olacağına eminlik duygusunda beklemenizi istiyorum.
🦋 Bu çalışma karşılığında sizden bir enerji değişimi olsun isterseniz, benim de ortak olduğum bir projenin ismini vermek isterim. Ege Orman Vakfı işbirliği ile oluşturduğumuz @aysemozturkhatiraormani ‘na 10 tl karşılığında bir fidan bağışlamak mümkün. Ama zorunlu değil🙏🏻 Bağışlarsanız sayfadaki açıklamaları dikkatlice okur musunuz? Açıklamada “Ayşem Öztürk” yazmalı.
Fotoğraf: Geçtiğimiz yıl bu çalışmayı öğrettiğim Alaçatı/Advanced dna kampında, çok sevdiklerimin sadece bir kısmıyla… 
Dişi enerjinin tüm ışığıyla…
#thetahealing #annerahmi
Bu bir şifa çalışmasına davettir. Katılım sınırlı tutulacaktır ve yoruma bir süre sonra kapanacaktır. 🤍🌸 Geçtiğimiz hafta ilk kez paylaştığım anne rahmi şifasını ikinci kez duyuruyorum. * Anne rahmi hepimiz için, güvende olduğumuz, korunduğumuz, sevgi dolu bir alan olmalıydı. Ama hayat şartları, hastalıklar, kötü giden evlilikler, annenin yası, kullanmak zorunda kaldığı ilaçlar ya da çevre, aile koşulları ve çok daha fazlası… onu da içinde büyüttüğü bizleri de etkiledi. Hatta dahası, bizler büyükannelerimizin ve önceki kuşakların travmasının da önemli bir kısmını miras aldık. Bu dünyada olan ya da anısı kalplerimizde olan tüm annelerimize, bizi sağlıkla taşıdıkları, var olmamızı sağladıkları rahimlerine hürmetle bir çalışmaya niyet ediyorum. * Bu çalışmada, anne rahminde henüz bir cenin olduğun anları koşulsuz sevgi ile şifalandırmak için çalışırız. Bu çalışmanın, alkol problemi, dikkat eksikliği, bipolar bozukluk gibi birçok çalışmaya katkısı olabileceğini tekniğin kurucusu Vianna Stibal kitabında belirtiyor. Katılmak isterseniz, lütfen sadece kendi isminizi paylaşıma bırakın. Dilerseniz arkadaşlarınızı etiketleyebilirsiniz ama lütfen onlar adına ya da başka aile üyeleriniz adına isim bırakmayın. 18 yaş altındaki çocuklarınızın isimlerini elbette yazabilirsiniz. Ancak takip etmem için lütfen ayrı yorumlara yazın. 🌼Yorum olarak çalışmayı gerçekleştirdiğimi yazmayacağım, yazdıysanız olacağına eminlik duygusunda beklemenizi istiyorum. 🦋 Bu çalışma karşılığında sizden bir enerji değişimi olsun isterseniz, benim de ortak olduğum bir projenin ismini vermek isterim. Ege Orman Vakfı işbirliği ile oluşturduğumuz @aysemozturkhatiraormani ‘na 10 tl karşılığında bir fidan bağışlamak mümkün. Ama zorunlu değil🙏🏻 Bağışlarsanız sayfadaki açıklamaları dikkatlice okur musunuz? Açıklamada “Ayşem Öztürk” yazmalı. Fotoğraf: Geçtiğimiz yıl bu çalışmayı öğrettiğim Alaçatı/Advanced dna kampında, çok sevdiklerimin sadece bir kısmıyla… Dişi enerjinin tüm ışığıyla… #thetahealing #annerahmi