Kırmızı Ayakkabı

“Küçük bir çocukken sahip olduğum o yaratıcı tutkum neydi?”
“İçimde, dizginlenemez olanın adı neydi?”
“İçimde artık durmadan kanayan o yaranın bulduğum geçici çözümü ne?”
“Kafamın üstündeki kafesin adı ne? O neyin bedeli?”
“Lütfen beni sev diye yalvardığım kim?”
“Kırmızı ayakkabım şimdi nerede?”

** Okumaya devam et “Kırmızı Ayakkabı”

Herkes Kendi Yolunda

Çok konuşmanın adı gürültü, çok yol aldım demenin adı ulaşamamak oluyor bazen.

Çok bilen olmak da var işin ucunda. Oysa Olimpos’tan dünyaya inmek de bir yaşam konusu. Çalış çalış bir yaşamda bitmez hatta. (Sonraki yaşam jüpiter retro sonra.)

Yahu dünyadayız sonuçta.

Bir ışığın bir karanlığın var.

Okumaya devam et “Herkes Kendi Yolunda”

Zihin vs. Beden

İnsan zihinde karar almak için tasarlanmadı, diyor aldığım bir danışmanlık. Ah, diyorum karşımdaki kadına, haklısın. Hiç zihinde karar almam ki, kitap alırken bile bedenime sorarım. Kalp ya da bağırsaklar di mi karar merkezi?

Bazısında, ama sende başka bir organ yanıtını alıyorum.

Aaa, eee onca karar, bunca yıl… Nasıl yani… Neyseki, theta frekansında akıyordu son yıllarda, saflıkla. ??

Duyuyorum organ adını. Hay bin kereviz, başka organ mı kalmadı, yine mi sen!  Okumaya devam et “Zihin vs. Beden”

Fili Anlamak

Şubat 2018’di, hep bir gün kapısını çalacağımı düşündüğüm bir çiftin kapısının çaldım. Bilgilerine, bilgiyi kullanma şekillerine saygı duyduğum. Henüz seminer düzenlemeye yeni başlamıştım. Çok hevesliydim. Ben dönüşüyordum, insanlar dönüşüyordu. Sanki dünya, benim dünyam bambaşka bir hale evriliyordu. Bir basamak atlar ve tüm oluşu birkaç basamak daha manzaralı izler gibiydim. Hala o histeyim.

Oraya neden gittiğimi bilmiyordum, sezgilerimi dinlemiş, eşim dışında da kimseye bir kelime dememiştim. Ama duyacaklarımı biliyormuşum, duyunca karşılıklı anladık. O gece orada duyduklarımı zaten gitmeden hatırlamışım ama neredeyse cümle cümle hala hiç unutmadım.  Okumaya devam et “Fili Anlamak”

Gökkuşağının Ardından…

Samimi olmak, zoraki olamayacak bir şey kendi doğasından.
Samimiyet aynı zamanda geliştirmek için dünyada deneyimlediğimiz erdemlerden. Bu sebeple, bilinçli bir çabaya olumlu yanıt vermekte her erdem gibi.
Hatta samimiyet eksikliği, bazı hastalıklarla da ilgili dolaylı yoldan.
Samimi insanları ve samimiyet için bilinçli çaba harcayan olmayı seviyorum. Bu bir algı yönetimi haline dönüşen dünyamızda bazen tuhaf kaçsa da.
Neden bu girizgah? Çünkü, okuduğun son derece samimi duygularla yazıldı ve dilerim öyle ruhlara ulaşır okuyucu.

Ve çünkü burada hep “İçimi açtım sana/İçini açmak için”
*Birhan Keskin

Soruyorum da bazen, benim içimden sana ne, senin içini açmaksa benim her ne haddimeyse? Okumaya devam et “Gökkuşağının Ardından…”

Güzel Şeylerden

Hadi güzel bir şeyler söyle bana.

Gelmekte geciken bir baharın neşesinden

Güzel bir şeyden bahset

Zeytin ağaçlarından

Her şeyin güzel olacağından

En güzel günlerimizi henüz yaşamadığımızdan

Bir yağmur sonrasında hissettiklerinin deminden

Boşa geçtiğini düşündüğün ama hiç boşa geçmemiş bir kıştan

Geçmez dediğin genel geçer acılardan

Kimliğine işlenmiş bir hüzünden geriye kalandan

İlla ki güzel olsun Okumaya devam et “Güzel Şeylerden”

Seni İçime Gömdüm

“Eline tüfeğini alıp fişeklikleri göğsüne çaprazlamasına asıp atını üstlerine sürse, kasabanın sokaklarında ölüm saçarak, önüne geleni yağmalayarak, yakıp yıkarak dolaşsa, kasabayı yerle bir etse bile, gözlerinden okunan bu sevginin ürküttüğü kadar ürkütmezdi onları.” 

Lise ikinci sınıftaydım, hafta sonları dershaneye gidiyordum. (Bir nesil bunu yaptı, evet.) Bir Edebiyat öğretmeni vardı, sınıfta sevgilisi olduğunu gördüğü iki kıza, üniversite sınavını kazanana kadar sevgililerinizi içinize gömün, bir kitap var alın onu da üstüne okuyun, demişti. Kitabı koşarak henüz hiç sevgilisi olmamış, bir süre daha hiç sevgilisi olmayacak olan ben almıştım. -Biliyorsunuz ki, birileri yaşar birileri yazar. Ben birileri yaşarken okuyanım genellikle.- Çok etkilenmiştim, ama o zamana dek gerçek bir sevgiyi tatmamış biri için dilini bilmediği ama ortak kelimelerden ve tanıdık görsellerden anlamaya çalıştığı yabancı yemek kitaplarından az farklıymış kitap da. Okumaya devam et “Seni İçime Gömdüm”

Kendime Ait Bir Oda

“Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın.”

Okuduğunuz sözler, kült bir kitap olan Kendine Ait Bir Oda’nın yazarı ve bilinç akışı tekniğinin öncülerinden Virginia Woolf’e ait. Bilinç akışı, normalde okunması zor bir teknik olsa da, Woolf’ün bu kitabı onun en rahat okunan hali ve her kadın tarafından keşke okunası… Okumaya devam et “Kendime Ait Bir Oda”

Pastanın Şanslı Dilimi

2018 yeni bir işe başladığım, çok gezdiğim, çok eğlendiğim, yeni birçok arkadaş edindiğim, çok güldüğüm, gözyaşı da hiç eksik olmayan ama dönüp baktığımda asla unutamayacağım dolu dolu bir yıl oldu. Ama yılın son gününde oturur da bunları düşünürüm derken, zihnim bambaşka bir anıya gitti. Hep yazmak istediğim, birkaç nedenden ötürü içten içe kendime kırıldığım, yine de detaylarını anımsamaktan mutluluk duyduğum. Düşünürken içim ısındı. Okumaya devam et “Pastanın Şanslı Dilimi”