Bir Frekans Meselesi…

Kabuslar ya sadece rüyalarımızda değilse? Biz her gün onları gözlerimiz açıkken yaratıyor sonra hayatımızın gerçeği haline getiriyorsak?

Neden bazı insanlar sıklıkla güzel şeyler deneyimlerken, diğerleri bu dünyada kaçındığımız görece daha mutsuz sayılabilecek deneyimleri yaşamak durumundadır sizce?

Daha şanssız oldukları için mi? Yaşamda bazı konularda birkaç adım geride olduklarından mı? Yoksa, buna inandıkları ve yarattıkları için mi? Acılara ya da mutsuzluklara tutunmak denileninden belki.

Zihninizin bir radyo olduğunu düşünseydiniz, nasıl bir radyo kanalını dinlemek isterdiniz?

Hüzünlü mü? Neşeli mi? Öfkeli mi? Romantik mi?

Peki, diyelim ki güzel şeyler yaşamak istiyorsunuz. Kendinizi hafif ama güçlü hissettirecek, sizi hayata bağlayacak şeyler. Aklınıza ilham perileri salacak olanlar. Zihniniz bir radyo ise, öfkeli müzik yapan bir kanalda bunlara rastlayabilecek misiniz? Okumaya devam et “Bir Frekans Meselesi…”

Nehrin Altındaki Nehir – Rio Abajo Rio-

Kurtlarla Koşan Kadınlar’ın(KKK) İlk Öyküsü

La Loba ya da Dört Haham üzerine bir akış…

Son bir yıldır, kadınlarla, nehrini arayan kadınlarla, deneyimlerden konuşuyoruz. Buraya ait olmadığını düşündüğümüz deneyimlerden. Sanki tavan arasında, minik bir çatlak oldu da ruhlarımız salınıyor artık özgürce yukarılarda. Ama başka tavan araları var mı? Bilemiyoruz. Dahası, ya o tavan arası… Minik bir çatırdı hep zihinlerde, bazen bir gülüş. Ne oluyor, ne değişiyor benliklerimizde…

Buraya yalnız geldim, bu yola oldukça yalnız ve kalabalık duygularla çıktım. Her adımda korkarak. Sıkılmış, bıkkın ve biraz ürkektim. Sonra yaz dedi bir ses. Sen yalnızsın. Ama başkaları yalnız olmak zorunda değil. Sonra, bu kararı verdim. Kendi sessiz çığlığımdan yola çıkarak, Tırtılın Düşü’ne başladım. Bunun hikayesini de en başta, burada anlattım. Ve aslında, şimdi yazacağım bu yazı, en çok ilk yazılarımdan biri ile ilgili. Önce onu okur musun? (Tık)

Clarissa buyurmuş ki;

Eski anatomistler, işitme sinirinin beynin derinlerinde üç ya da daha fazla yola ayrıldığından söz ederlerdi. Bu yüzden, kulağın üç farklı düzeyde işitecek bir yapıda olduğunu tahmin ediyorlardı. Bir yolun yeryüzündeki dünyevi konuşmaları işittiği söylenirdi. İkinci bir yol öğrenmeyi ve sanatı anlıyordu. Üçüncü yolu ise ruhun kendisi burada, yani yeryüzünde iken, yüce rehberliği işitebilsin ve bilgi alabilsin diye vardı. Okumaya devam et “Nehrin Altındaki Nehir – Rio Abajo Rio-“

Erteleyenlerden misin?

Çok sıkı bir erteleyiciyim. Bununla gurur duymuyorum ve düzeltmek adına çalışmalar yapıyorum. Ama bu sonucu şu ana kadar değiştirmedi ve ben altını ne zaman kurcalasam, hep aynı şey çıkıyor.

“Ya şu an o işi en mükemmel şekilde yapamazsam?” “Ya şu anki ruh halim en yüksek performansım için uygun değilse?” “Ya o yazıyı yazmadan önce diğer iki kitabı da okumam daha iyi sonuç çıkaracaksa?” “Öncelikli işimi 7 saatten önce tamamlayamayacağıma göre önce görece daha az önemli minik işlerimi halledeyim ki, ona tam zamanımı ayırayım.” Bunlar, şu anki kazı çalışmam esnasında benim karşıma çıkan biricik temeller. Bunu uzattıkça uzatabilirim. Ama bağlanma noktasını biliyorum. “Mükemmeliyetçilik” Her şeyin başı olan o sevimsiz yılan. Okumaya devam et “Erteleyenlerden misin?”

Toplumsal Düş ve 100. Maymun Deneyi

En yaygın ve saldırgan insan tutumu, dışarıyı, diğerlerini, başkasını suçlamak. Dışarıda bir suçlu, bir alt edilmesi gereken olduğuna inanmak. Kolaydır, çünkü, bu tutum bizde sorumluluk hissi yaratmaz, kendini her daim haklı, kurban ve fakat güçlü hissettirir.

Şüphesiz, bir sürecin içinden geçiyoruz. Tedirginlikle, üzüntüyle, korkuyla ve hayal kırıklığıyla. Öte yandan, umut bir yerden baş gösteriyor hep. İlk tepki geçtiğinde, okuyanlara Tanrılar Okulu’nu hatırlatıyor.

“Düş, var olan tek gerçektir.”*

Nasıl bir ilgisi var demeyin. Nasıl basit bir söz değil mi? Anlamı öyle değil.

Okumaya devam et “Toplumsal Düş ve 100. Maymun Deneyi”

Girişe Giriş: Kurtlarla Koşan Kadınlar

Photo credit: http://www.lilliwaters.com/Black-sunday

“ve

tüm sevdiklerime

ve hala kayıp olanlara.” *

diye başlıyor kitap.

İlk okuduğumda, böylesine etkileyici bir ithaf olamazmış diye düşünmüştüm. Hala kayıp olanlara…  Okumaya devam et “Girişe Giriş: Kurtlarla Koşan Kadınlar”

Giriş: Kurtlarla Koşan Kadınlar

 

Dr. Clarissa Pinkola Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı yirmi yılı aşan bir sürede yazabilmiş. Kendisi bir şair, bir psikanalist ve bir öykü toplayıcısı. Kitap, vahşi kadın arketipine dair mit ve öykülerden oluşuyor. Benim elimdeki basımı 529 sayfa. Toplamda 16 öyküden oluşuyor. Ama öyküler, öylesine öyküler ki…

Ben bir yıldır onunla yaşıyorum. Bazı başucu kitaplarım gibi benimle şehir şehir geziyor Kurtlarla Koşan Kadınlar. Kadınlara bu kitaptan bahsediyorum. Bıkmaksızın okuyun, diyorum. Bazen hediye ediyorum.

Okumaya devam et “Giriş: Kurtlarla Koşan Kadınlar”