Sohbet: 1. Gel Birlikte Demlenelim

Dem nedir biliyor musunuz? Nefes, soluk demek dem. Bir de Güzel Kelimeler Dükkanı öğretmişti ki, “hemdem” var. Arkadaş, o nasıl güzel kelime! O ne tatlı ifade! Canciğer, samimi dost demek.

Stefano D’anna, Tanrılar Okulu‘nu okuyan herkes benim sonsuza kadar dostum, demişti. Ben de en başından beri, bu bloğu okuyan herkes benim sonsuza dek dostum, diye düşünüyorum. İçimi açmışım, o da almış kabul etmiş, belki bana birkaç sırrını bahşetmiş, belki bunu sadece içinden konuşarak yapmış. Ne fark eder? Zihnim, kulağım bilmez. Bilmesin de. Ruhum kalbim bilir.

Bir demlenme sürecindeyim. Geçtiğimiz hafta bu yıl almış olduğum Karma Astrolojisi eğitiminin mezuniyet kampındaydım. -Tabii siz daha eğitim aldığımı bile bilmiyorsunuz, değil mi? Bu yıl eğitim konusunda ciddi atılım ya da iç sesimle yaramazlıklar yaptım da. Bu konuya da bir ara gireceğim. – Üst üste birçok etkinlik, söyleşi oldu. Üç gün boyunca, en hızlı not tutma şeklim olan bilgisayarımla kucağımda neredeyse havada uçan her kelimeyi alarak not tuttum. Şimdi onlar geldi bir güzel zihnime oturdu, bazısı hala havada süzülüyor. Bazısına, sen bana hafif gelen bir enerjide değilsin diyerek gönderiyorum. Ama bazısını ne yapıyorum biliyor musunuz, alıp kalbimin tam ortasına buyur ediyorum. İşte o, işte onları en çok konuşalım istiyorum. Zihnime sinenleri ve kalbime inenleri…

Son yıllarda, en iyi yaptığım iki şey: Eğitim almak ve eğitim vermek. Böyle olunca da, ilk bakışta, ama bu kadar bilgi nasıl içselleşecek denildiği yerde ben de şu yanıtı veriyorum; bilgi bazen en iyi karşıt bilgiyle ve tamamlayıcı bilgi ile içselleşiyor. Bu biraz şuna benziyor, İngilizce’yi bildiğimi Yunanca kursunda anlamıştım. Hocam Yunandı, ortak dilimiz İngilizce idi ve ben bunca yıl “İngilizce’den çok sıkıldım” derken Yunanca kursunda her iki dili aynı anda potadan geçirerek “Şu İngilizce’nin kaşını gözünü öpeyim” noktasına gelmiştim. Yunanca’yı da Çince kursunda anlarım belki. (Aramızda theta healer arkadaşlar varsa ve bana “Yeliz kendini kaz, neden bir bilgiyi illa başka bilgi ile anlayasın var” derse, hiç affetmem “Bu seni neden ilgilendirdi, bence sen de kendini kaz” derim. O kadarını biz de düşünüyoruz, zorunluluk duymadan tekrarladığımız zevklerimiz var, hayatı o zevklerle daha da heyecanlı buluyoruz. Her şeyi de kazmak zorunda değilim, değilsin. FYI.  🙂 )

Hadi bu ileti bir yazı dizisi olsun. Sohbet sohbet gidelim, çok içimden geldi, var mısın? Ben varım. (Kabul edenler, etmeyenler… Kabul edilmiştir.:) )

Size bu yazı dizisinde çok fazla monolog haline getirmeden, sizden de gelebilecek sorularla son dönem aldığım eğitimlerden, önce aldıklarımdan ve özellikle kampta duyduğumda kendi fikrimi damıtıp çözdüğüm konulardan bahsedeceğim.

Nereden başlayalım biliyor musunuz? Merkürden başlayalım. Hani şu retrosu başa bela olan. Evet kesinlikle merkürden başlayalım. Aaa astrolojiye döndü, dedi birileri duydum. Çok rica edeceğim, korkup kaçma hemen. Damıtmak dedim. Gel bak, burada neler neler var.

Başlıyoruz. Ver oradan bir Merkür! (Ben Merkür yazısıyım tıkla :))
-ve oturduğum kafede yan masadaki kız durup dururken gülmekten burnundan kahve çıkarır. Vay arkadaş! Ne neşe enerjisi yaydık!-

Bir Cevap Yazın