Fili Anlamak

Şubat 2018’di, hep bir gün kapısını çalacağımı düşündüğüm bir çiftin kapısının çaldım. Bilgilerine, bilgiyi kullanma şekillerine saygı duyduğum. Henüz seminer düzenlemeye yeni başlamıştım. Çok hevesliydim. Ben dönüşüyordum, insanlar dönüşüyordu. Sanki dünya, benim dünyam bambaşka bir hale evriliyordu. Bir basamak atlar ve tüm oluşu birkaç basamak daha manzaralı izler gibiydim. Hala o histeyim.

Oraya neden gittiğimi bilmiyordum, sezgilerimi dinlemiş, eşim dışında da kimseye bir kelime dememiştim. Ama duyacaklarımı biliyormuşum, duyunca karşılıklı anladık. O gece orada duyduklarımı zaten gitmeden hatırlamışım ama neredeyse cümle cümle hala hiç unutmadım. 

Kendimi hayat boyu bir şey için bıkmadan tebrik etsem, doğru kapıları cesaretle çalmam ve duyacaklarıma -ki hiçbir zaman hafif şeyler olmadı 3b bakış açısıyla- hep hazır olmam olur sanıyorum.

İşte o gece, konuştuğumuz masanın arkasındaki duvarda bir fil tablosu vardı. Theta Healing tekniğinin eğitmeniyim ve seminerler düzenlemeye başladım, dediğimde bana abi demek istediğim o kişinin dilinden dökülenleri bir gün buraya yazacağımı da biliyordum.

O gece kör insanlar ve fil hikayesini dinledim. Hikaye sanırım Buda’ya ait. Birçok yerde okudunuz belki de, bir de benden dinleyin.

Bir grup kör adam fille tanışmak istemiş, filin yanına gidip her biri bir parçasını tutmuş filin. Biri karnına çarpmış filin, demiş ki “Bu fil, duvar gibi.” Bir diğeri, dişine dokunmuş filin. O da demiş ki, “Adeta bir mızrak fil. Sivri, yuvarlak ve düzgünce.” Üçüncüsü, hortumunu tutmuş ve “Fil bir yılandır.” demiş. Dördüncüsü ise, dizine dokunmuş ve “Fil bir ağaçtır.” demiş. Beşincisi, kulağına dokunmuş. “Fil…” demiş “Olsa olsa bir yelpazedir.” Altıncısı, kuyruğuna dolanmış filin ve demiş ki “Fil, olsa olsa bir halattır.”

Hikayede anlatılan, bütünsel bakış açısı olsa da, ben hikayeden bambaşka manalar çıkardım.

Hepimiz fil metaforu üzerinden O’nu merak ediyoruz. Anlamak istiyoruz, varoluşumuzu, nedenimizi… Burada neden olduğumuzu. Ama o çok büyük ve biz sadece meraklı kör adamlarız. Tuttuğumuz parçasını, tek bir gerçek sanıp fil budur dersek, yanılırız.

Öte yandan, elbet bunlar kendi yorumum, bütünün bilgisi parçada saklıdır. Algımız, bildiklerimiz kadar. Kimimiz hortumunu tutarak file yakın hissederiz kendimizi, kimimiz kuyruğu ya da dişiyle. Ama fil, bunlardan çok daha ötesi. Ve onu anlama çabamız bence çok kıymetli.

Şimdi sen bu yola girmiş, girmeye niyetlenmiş arkadaşım.
Bil ki, birileri bazen karşına çıkıp sana tuttuğun parçadan alayla söz edecekler. Onlar da başka parçalarını tutuyorlar çünkü ve fili o parça sanıyorlar. Astroloji, şifa yöntemleri, bilim… hepsi onun parçası. Hepsi onun bir yerini işaret ediyor. Ama fili anlayacak açıklığımız henüz bu gözlerde yok, öyleyse uzak durmamız gereken en önemli şey, her şeyi sınırlı aklımızla bildiğimizi sanmak, elimizde tuttuğumuz parçanın tek doğru olduğuna inanmak, başkalarının tuttuğu parçalar üzerinden kendimizi yargılamak olabilir.
Belki en güzel adım, hayatın onu anlamaya dair bir çaba olduğunu ve hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını bilmemiz, her durumda, olayda “Bu olay/durum/şey daha bütünsel açıyla nasıl görünür?” sorusunu sormak ve fanatizmden kendimizi korumamız olur.

Sevgiyle…
Yeliz

“Fili Anlamak” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın