Theta Healing: 29- Vesile Olmak

Her Theta Healing Basic Dna seminerine tekniğin ana kurallarını açıklayarak başlarız. Bunlardan bir tanesi “vesile olmak”tır.

Son seminerimde birçok farklı tekniği deneyimleyen bir öğrencim, bu açıklamadan çok mutlu olduğunu söylediğinde, bir an bu konudan blogumda hiç bahsetmediğimi düşündüm. Oysa, ortak kanımız daha çok üstünde durulması yönünde oldu.

Gelin size tanık olmak vesile olmak nedir biraz ondan bahsedeyim.

Tekniğin kurucusu Vianna Stibal’ın bir uyarısı vardır sadece teknikle ilgili, der ki, tek bir gerekliliği vardır bu tekniği uygulamanın; o da inançtır. Öğrendiğiniz sadece bir tekniktir, dinlerden bağımsızdır. Ama sizin tekniği uygulamanız için, inandığınız kaynağın ismi ne ise, ona gitmeniz, aracı kullanmadan ondan istemeniz gerekmektedir. Bu açıdan diyebilirim ki, tekniğin tek kuralı “inanç”tır.

Bütün çalışmaları, inandığımız o kaynağa dua ederek yaparız.
Ve o duanın sonrasında gerekli olan bir şey vardır. Gözlemlemek… Düşlemek yani. Sadece gözlemlediğimiz şey gerçektir.

Hem Rezonans Kanunu’nu okuyanlar bilecektir şu çok önemli bilgiyi:

“Bir şeyin gerçekte deneyimlenmesinin enerjisi ile hayal edilmesinin enerjisi aynıdır.”

Cümlenin büyüklüğünün farkında mısınız? İşte bu yüzden düşlemek önemli!

Gelelim vesile olmaya… Biz inandığımız kaynağa her dinde, inanışta farklı isimlerle dua ederiz. Aslında birdir. Yaratan, yaratma gücü, var olan her şeyin yaratıcısı olan o’dur. “İste. Verilecektir.” diyecek kadar yücedir.

Bir şifa çalışmasının üç saç ayağı vardır:

Şifayı talep eden danışan
Şifa için dua eden/aracı
Şifayı gerçekleştiren Yaratıcı

Yaptığımız çalışma, istersek koşulsuz sevgi için dua etmek, istersek kazma çalışması yapmak ya da bir organı şifalandırmak olsun… Yapan biz değilizdir. Bu çok ince bir farktır. Vianna der ki; “İnsanların şifalanması için zaman ayıran, ayırdığı zaman için ödeme alan ve bu metodu uygulayan kişisiniz.”

Bu bakış açısı, ilk başta kolay görünmekle birlikte bir miktar zorlayıcıdır en başında. Düşünün, bir saatlik bir çalışmadan çıkmışsınız, çalışmanın olağanüstü bir sonucu olmuş, danışan kişi size “Sen harika bir insansın, şifacısın, senin sayende …. oldu” derken bir yanınız gayet insani olarak gelen övgüyü kabul etmek ister. Oysa bir şey yapmamışsınızdır. Şifayı gerçekleştiren Yaradan’dır. Siz sadece gözlemci ve vesilesinizdir.

Bu açıdan bakıldığında, bu tekniği uygulayan herkes eşittir. İstenen bir sonuç alındığında, o sonucu size gelen danışanın kime gitmiş olursa olsun alacağı sonuç neredeyse aynıdır. Herkesin elinde aynı yol haritası vardır. Deneyimli olmak, fazladan eğitimler almak elbette kişiye katkı sağlayabilir ama özünde hiçbir ekstra anlamı da olmayabilir. Hatta daha ilginci, Vianna bize uygulayıcının bir çalışmadaki sorumluluğunun sadece %8 olduğunu söyledi desem? Bu sorumluluk sadece tekniğin oldukça basit sayılabilecek adımlarını uygulamaktan geçer. Geri kalan tüm süreç Yaradan’la Danışan arasındadır. Yaradan’dan da şifa %100 indiğine göre? aa-a 🙂 Evet, aslında tüm sorumluluk danışandadır. O hastalık, durum, sorun ona hizmettedir. Hizmetler ne kadar büyükse, şifa testisi o kadar kırıktır. İşte, insanlar neden şifalanmazın yanıtlarından sadece biri…

Biz özellikle ikinci aşama semineri olan İleri Theta Healing’te Varoluş Seviyeleri’ni tartışırız. Dördüncü varoluş seviyesinde şamanlar yer alır, beşinci varoluş seviyesinde ise melek şifacıları, Jon of God gibi medyumik yeteneklerle yüksek rehberlere kanal olanlar… Her şeyin Yaratıcısı olan kaynağa gitmediğimizde, Theta şifası bir sınırlama olabileceğinden bahseder. Örneğin, şamanların bir hastalığı üzerine alıp iyileştirmesi gibi… Bazı ekollerde hala çok ama çok iyi şifacılar hastalığı üzerine alıp ölümcül bir hastalığa sahip olan kişiyi iyileştirebilir, kendi canı pahasına. İşte şüphesiz bir zaman diliminin realitesi bu çalışmalardı ve çok değerlilerdi. Hala daha da öyleler. Ancak, theta healing tekniğinde, bu durum önerilmez. Ayrıca, farklı seviyelerle doğrudan çalışmak, üçüncü boyut olan dünyamız ve sonrasında ego ve dualite söz konusu olduğundan, kişide bir kibir ve sağlıksız bir egoizm yaratabilir. Şahsen böyle kişilerle tanıştım…

Seviyeler demişken, her seviyenin kendi realitesi vardır, oradan bize atalar ya da geçmiş vasıtasıyla aktarılan şifa programları vardır: dönüp kendi kodlarımıza bakarız; acaba o zamanlardan gelen bir hücre hafızası söz konusu mudur diye: Örneğin, şifacı olmak için bir organımı feda etmeliyim/ Şifacı olduğum için hastalıkları üzerime almalıyım gibi… Varsa bu programlar alanımızdan çalışmayla temizlenir.
Zaman, anlık mucizelere açık, Yaradan’dan doğrudan isteyebildiğimiz o harika zamandır çünkü. Ben şifacıyım, ben bilirim, ben iyileştiririm… bunlar theta şifası için söz konusu olamayacak cümlelerdir.

Tüm bu bilgilerin ışığında, egonun insan için sağlıklı bir şey olduğunu bilmek ve “Ben egosuz bir insanım” diyen herkesin samimiyetinden uzak durmak kaydıyla yine de şunu vurgulamak bence elzemdir. Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı bir egoya evet; ancak, şifaya vesile olurken, şifayı öğrencilere hatırlatırken oluşabilecek egoya hayır!

Vianna’nın çok sevdiğim iki sözü ile bitireyim:
İlki, öğrencileriniz en az sizin kadar iyiler. Siz de en az benim kadar iyisiniz.
Ve de; Theta Healing, “Ben başardım” demenize neden olacak egolarınızı desteklemek için tasarlanmadı.

Oldu, oldu, oldu dediğimiz, sadece Yaradan’ın oldurduğu bizimse vesile olduğumuz şifadır.

Bunu hiç unutmamak dileğiyle…
Nice şifalara vesile olma umuduyla…

Yeliz

Bir Cevap Yazın