Işığını Saç Diye Seni Kırıyorum

Hepimizin, hikayesi kendimize has yaralarımız var. Bu yaralar bizi arayışa itiyor, iyileşmeyecek gibi duruyor, biz onun şifasının peşinde koşuyoruz, tam iyileşecekken kabuğu kopuyor, iyileşme sürecimiz yeniden başlıyor ve o yara bir şekilde gündemini koruyor. İşin enteresan yanı, kendinde şifası için yöntemler aradığın, tam potansiyel sergilediğin bu yara, senin o arayışın sayesinde başkalarında şifalanıyor.

 

Yaran, belki ıssız bir ada sandığın varoluşunu, bir olduğun bütüne açıyor.

En sevdiğim mitolojik hikaye: Chiron’un (Şiron ya da Kayron diye telaffuz edilir) hikayesi. Öyle etkilenmiştim ki duyunca, gecenin bir saati dinlediğim hikayenin üstüne başka başka kaynaklardan da okuma ihtiyacı duyduğumu, sonra da çevremdeki herkese anlattığımı ve Chiron’un benim gizli kahramanım olduğunu hatırlıyorum.

Chiron, Satürn’ün evlilik dışı doğan oğludur. Satürn, deniz perisi Philyra’ya  aşık olur, Philyra ondan kaçmak için kısrak kılığına girer. Satürn ise kendini ata çevirir, Philyra ile birlikte olur. Bu birliktelik içgüdüseldir ve birlikteliğin meyvesi  Chiron’dur. Yarı at yarı insan şeklinde doğmuştur ve onu gören Philyra o kadar iğrenir ki, Tanrılardan kendisini başka bir şeye çevirmesi için talepte bulunur, ıhlamur ağacına dönüşür. Chiron, babasını hiç tanımaz, annesi tarafındansa doğar doğmaz terk edilir. Hayatta ilk yaralarını böylece alır.

Sonrasında iyi yürekli Tanrı Apollon, Chiron’u bulur ve böylece Chiron müzik, şiir, şifa Tanrısı tarafından eğitilir. Öyle yetenekli olur ki, Chiron müzikle uğraşırken gökyüzündeki yıldızlar bile durup onu seyreder. Yaşamın anlamını arar Chiron, var olanın ötesini bilmek ister. Kahin olur, öğretmen olur, astrolog olur.

Bir gün ölümsüz Chiron bir saldırıya uğrar ve yara alır. Ölümsüz olduğu için ona saplanan ok Chiron’u öldürmez. Ama çok canını yakar. Öyle ki, bu acı dayanılmazdır. Chiron, böylece bitkileri incelemeye başlar. Chiron, hekim de olur. Ne var ki, bulduğu çareler başkalarına iyi gelirken kendisine iyi gelmez. Onun tek bir kurtuluşu vardır; ölümsüzlüğünü hediye etmek… Bu fedakarlığının ödülüyle, ölümüyle gökte yay takımyıldızında sembol haline getirilir.

Chiron, beni en çok etkileyen mitolojik hikaye dedim. Nedeni ise, Chiron bizim yaralı parçamız, yaralı şifacı yanımız ve hepimizin parmak izi kadar özel haritasında bir yerde aslında.

Düşünün;
* Başkalarına merhem olurken kendinize şifa olmakta güçlük çektiğiniz hangi yaralarınız var?
* En gizli sırlarınız, kendinizde en zor kabullendiğiniz, kendinizi saklamak istediğiniz, reddedildiğiniz, en sevdiğiniz tarafından açılan, en savunmasız olduğunuz, kaçınılmaz olarak deneyimlediğiniz… o yara nerede?
* Hangileri bu dolunayla tetiklendi? (Çünkü bu dolunay tetiklenmesine destekti.)

Şimdi bu yaralarınızı sevin. Hatırlar mısınız Sezen Aksu’nun Işık Doğudan Yükselir adında bir albümü vardı. Onun introsunu dinliyorum dakikalardır bu yazıyı yazarken. Işık, bu yaradan sızacak, ışığımızı bulmamız için kırılmamız.

Chiron, hayatın anlamını arar demiştik, elinde ok tutar. Bu yaranın iki şifası olduğuna inandım ben de bu nedenle:

  • Kırıldığın yerden arayışa çıkacaksın. O arayış sana anlam, diğerlerine şifa olacak.
  • Sen bu sayede bir olduğunu hatırlayacaksın, ıssız ada olmayı bırakıp bütünün nefesiyle hayata bakacaksın.

Canını yakan, sana anlamını verecek hayatının. İşte bu nedenle, yaranı sev. Onu sana veren Yaradan’dan ve anlamından ötürü. Sonra da, o yaranın artık yara değil anlam olduğu, birlik olduğu evreye geç. Unutma, Chiron bilgeydi de aynı zamanda.

Minicik bir hediye şimdi geceye: Işık Doğudan Yükselir

 

“Işığını Saç Diye Seni Kırıyorum” için 8 yorum

  1. Nasil güzel bir hikayeymis ve ben bunu nasil kacirmisim.
    Resmen her animda “yay” oldugunu hissettiren bohem ruhumu anlatiyor.

    Ve senin kaleminden kelimeler cok büyülü <3

  2. Okuduğum kitapta Mevlana’nın “Yaraların, ışığın içeri girdiği yerdir” sözü yazıyordu hemen bu yazını hatırladım? buraya da yazmak istedim. ??

Bir Cevap Yazın