Seni İçime Gömdüm

“Eline tüfeğini alıp fişeklikleri göğsüne çaprazlamasına asıp atını üstlerine sürse, kasabanın sokaklarında ölüm saçarak, önüne geleni yağmalayarak, yakıp yıkarak dolaşsa, kasabayı yerle bir etse bile, gözlerinden okunan bu sevginin ürküttüğü kadar ürkütmezdi onları.” 

Lise ikinci sınıftaydım, hafta sonları dershaneye gidiyordum. (Bir nesil bunu yaptı, evet.) Bir Edebiyat öğretmeni vardı, sınıfta sevgilisi olduğunu gördüğü iki kıza, üniversite sınavını kazanana kadar sevgililerinizi içinize gömün, bir kitap var alın onu da üstüne okuyun, demişti. Kitabı koşarak henüz hiç sevgilisi olmamış, bir süre daha hiç sevgilisi olmayacak olan ben almıştım. -Biliyorsunuz ki, birileri yaşar birileri yazar. Ben birileri yaşarken okuyanım genellikle.- Çok etkilenmiştim, ama o zamana dek gerçek bir sevgiyi tatmamış biri için dilini bilmediği ama ortak kelimelerden ve tanıdık görsellerden anlamaya çalıştığı yabancı yemek kitaplarından az farklıymış kitap da. Okumaya devam et “Seni İçime Gömdüm”