Kozada İki Yıl…

Merhaba arkadaşım,
Bu yazıyı dün yazmaya başladım, 28 Ocak sebebiyle ama sözü kısa tutamadım. Bugüne kaldı.
Okuyucu diye başlamıştım iki yıl önce, çünkü sandım ki okuyup çıkacaksın hayatımdan. Ama biz seninle arkadaş olduk, ben seni bilmesem de bazen, gönül bağı kurduk, oturduk kahve içtik bazen, bazen bir yorumdan selamını aldıkça mutlu oldum, bazen de elele tutuşup gözlerimizi kapatıp birbirimizi kazdık 🙂 (Olayların buraya geleceğini ben de düşünmemiştim evet 🙂 )
Bana bir blog yazacaksın bilgisi geldiğinde, zaten aktif bir bloğum vardı ve çalışmalarımı sergiliyordum orada. Tuhaf bir bilgiydi. Ben eğitimini aldığım işimi bırakmış, pastacılık yapıyordum. İlgi alanlarım kalabalıktı, ama adı Tırtılın Düşü olan bir bloğu yazma ve dönüşümü anlatma fikri? Aman Allahım! Anlatacak neyim vardı ki. Anlatabileceğim birkaç konuyu da okuyanlar bana “deli” demeden nasıl anlayacaklardı?
Kendimi çok hafife almışım, okuyucularımı da. 🙂 Okumaya devam et “Kozada İki Yıl…”

Kendime Ait Bir Oda

“Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın.”

Okuduğunuz sözler, kült bir kitap olan Kendine Ait Bir Oda’nın yazarı ve bilinç akışı tekniğinin öncülerinden Virginia Woolf’e ait. Bilinç akışı, normalde okunması zor bir teknik olsa da, Woolf’ün bu kitabı onun en rahat okunan hali ve her kadın tarafından keşke okunası… Okumaya devam et “Kendime Ait Bir Oda”