Theta Healing: 8- Tavernada Bir Gece ve 8

Theta Healing maceramdaki 8. yazıma hoş geldiniz 🙂 Günlük tadında ilerlediğimin farkındayım 🙂

Bir hikayesi olan ve içtenlikle yazılmış bir yazı bence öyle bir büyüdür ki, herkese ihtiyacı olanı verir.

Birkaç yazı önce, ‘tesadüfen karşılaşmadık’ları artık geçelim ve bunun altındaki mesaja odaklanalım, demiştim. (Burada) Bu yazı da, mesajlarla ilgili. 

Theta Healing basic eğitmenliğimizin 3. gecesinde Plaka’daki bir tavernada buluştuk Türk ekibin büyük çoğunluğuyla. Biz Gökmen’le son anda gittik ve bize ayrılan iki sandalyeye oturduk masada. Müzik sisteminin yanına oturmama rağmen, çaprazımda daha önce grupta hiç konuşmadığım bir kadınla tanışıp sohbete başladık. Ben aynı zamanda rüya yorumcusuyum, demez mi! Tabii ki bir rüya yorumcusu ile tırtılın düşü yakın oturacaktı ve sohbete dalacaktı. Sanırım o gece iki saat boyunca sirtaki müzikleri altında sadece rüyalardan sohbet ettik Azize ile. Gözlerim parlıyordu!

Benim için, (son derece boğazına düşkün benim için) yiyebileceğim, içebileceğim, tadına bakabileceğim her şeyden katlarca değerli ve lezzetli bir konu: rüyalar! (Hiç okumadıysanız, çok şanslısınız. Tam bu yazıdan başlayan bir rüyalar yazı dizim var: Tıkk Tıkk) Yol boyunca da konuştuk Azize’yle… Hatta Azize, herkes böyle rüyalar görmez Yeliz, diyerek beni onure etti. Ben de bir kez daha rüyalarla izlediğim yolun, aldığım mesajların doğruluğunu idrak ettim. 🙂 Ben ona aceleye getiremem yolda anlatarak ama pelikanların hikayesini bir gün benden dinlemelisin, beni buraya onlar getirdi bak, dedim. Sonra da, Yunanistan’da gördüğüm birkaç rüya üzerine konuştuk. İlk gece 80 tl’lik burs kazanıyordum mesela bir yerden. Rüya boyunca da, bana neden burs verdiler, üstelik 80 tl de ne? diyordum. Mesela, bununla ilgili üç olasılığı konuştuk.

8 yaşında ne yaşadın? 80 gün sonra hayatında ne olacak? 80 tl ile ilgili nasıl bir sorunun/alma verme dengesizliğin var?

Ben bunlara bir de 8 sayısının anlamını ekledim ve mesajımı aldım.

Bir güzel haber, ilerleyen zamanlarda Azize ile bir röportaj yapacağım ve siz de onu tanıyıp rüyalarla ilgili danışmanlık talep edebileceksiniz.

Masada yanımda oturan kişi ise, benim gibi reiki enerjisini de kullanıyordu. Ona reiki eğitmeni olacakken, theta ile tanıştığımı ve biraz ara verdiğimi ama şimdi onun da eğitmenliğini alma isteğinin içimde canlandığını ve çalışmalarına döndüğümü anlattım. Bir mesaj da ondan geldi. 3a bırakılacak bir seviye değil, bir niyetle adım atmışsın, lütfen onu 3b’ye tamamla. Bunu almanı senden bekleyenler vardır mutlaka, diyerek. Bir kez daha, iç sesim beni doğru yönlendirmiş, teyit mesajı da evrenden bana ulaşmıştı.

Daha önce, çok sayıda meyhane ve tavernaya gittim ama spiritüel konularda konuşmak için gittiğim ilk ve tek oldu sanırım. 🙂 Biz zaten eğitimin etkisiyle yorgunluk içinde olduğumuzdan, saat 11:00’e gelirken kalktık. Yunan insanın eğlence anlayışıyla ilgili duyduğum en yerinde bilgi de kendini doğruladı. İlk gittiğimizde mekandaki tek masaydık ve kötü bir yere geldik galiba, bizden başka kimse yok diyorduk. Saat 10:00’dan sonra mekan dolmaya başladı ve 11:00’e doğru ise, insanlar boş masa bulamıyor ve garsonlara yoğunluktan ulaşılamıyordu.

Yanımda götürdüğüm, yılların emektarı kitabım “Atina’da Bir Kadın”da taverna eğlence anlayışıyla ilgili bakın ne diyor:

“… Erkeklerin buzukya’da arkadaşlarını ağırlayıp hesabı ödemek için bir aylık maaşlarını harcamaları sık rastlanılan bir durumdu.

…Sabahın iki buçuğunda kulüpten çıkarken, kulübün kapısındaki görevli yarı üzgün yarı hesap sorar halde “Niçin bu kadar erken ayrılıyorsunuz?” diye sordu. Yarın sabah iş var bahanesini, sanki hakaret duymuşçasına eliyle savuşturur gibi yaptı. Eğer buzukinin ruhunu gerçekten yakalamış olsaydınız, bu gibi şeyleri aklınıza bile getirmez, sizin için zaman dururdu. Hafta ortasında bile, gösteriler dörde kadar sürer. Bu sancılı eğlence düzenine ayak uydurmak ne de olsa bir gurur meselesidir; ruhun bedeni alt etmesi gerekir.

… Hatırladıkça utanıyorum: bir seferinde arkadaşlarımıza akşam yemeği için sekiz buçukta buluşmayı teklif etmiştim de herkesin maskarası olmuştum:

“Sen bizi ne sandın, Alman mı?” demişti içlerinden biri. Yunancada geç saatlere kadar ya da bütün gece boyunca uyumamak için kullanılan bir fiil var ‘sabahlamak’. ‘Sabahlamadan’ hayatı tam anlamıyla yaşamış sayılmazdın. Yorgun argın kahve ve sigarasına gömülmüş birini gördüğünüzde, ‘sabahladım’ diye bir açıklama yapması, o kişiyi anlayıp mazur görmeniz için yeter de artar bile.”

Bu okuduklarımdan sonra, size yemin edebilirim ki benim kız kardeşim psikolojik olarak bir Yunanlı! Çünkü biz Türkler, onun enerjisine hiçbir zaman layık olamadık. Önümde güzel yemekler, bedenim için uygun sıcaklık, konfor ve olmazsa olmaz güzel bir sohbet yoksa beni 11’de bile o masada tutamazsınız, gözlerim perdelerini kapatır ve uykuya teslim olurum. Ama o yemeden içmeden günlerce eğlenebilir ve bir mekanı ancak daha iyi olan bir başkası için terk edebilir.

Siz yine de yolunuzu komşu topraklara düşürürseniz, birkaç günlük uykusuzluğu göze alın ve geceleri de kentin tadını çıkarın. Uzun zamandır, gerçek anlamda yaşayan bir şehrin ne olduğunu, saat ikide üçte dahi eğlencenin yeni başladığını ve sokaklarda güvenli hayatın olduğunu Atina bana hatırlattı. Belki ölümsüz tanrıları hala antik şehrin eteğindeki insanları yaşlılıktan böyle koruyordur, kim bilir…

“Theta Healing: 8- Tavernada Bir Gece ve 8” için 15 yorum

  1. “Bir hikayesi olan ve içtenlikle yazılmış bir yazı bence öyle bir büyüdür ki, herkese ihtiyacı olanı verir” seni neden çok severek okuduğumu bir kez daha anladım…bu arada hergun buraya gelip yeni bir yazı görmek de ayrı bir keyifmiş yeliz 😊 sevgiler…

    1. Ben aslında 4 yazıda bitirecektim bu seriyi, vallahi. Zamanım olmadığından ve gereksiz gördüğümden hiç detay anlatmaya niyetim yoktu, zaten instagram’da o kadar çok şey paylaştım ki diyordum. Ama yorumlar o kadar heveslendirdi ki beni, yazdıkça yazıyorum kendim de inanamıyorum 🙂 Çünkü hikayeler değerli, Zorba da bana bunu söyledi 🙂
      Çok teşekkür ederim Elvan yorumun için 🙂
      Sevgiler…

  2. 8 in sırrını merak ettim.Hiç aklımda yokken Yunanistan’i da merak eder oldum.Her yazinızda yeni bir pencere açiliyor karşimda ve kendimi sihirli bir dünyada gezinirken buluyorum…Keyifli bir yolculuk …Teşekkürler yeniden…

    1. Yunanistan, bize benzeyen ama bizden biraz daha keyifli bir ülke sanırım. Bireysellik kavramı bize göre daha yerini bulmuş ve dünyanın nimetleriyle araları iyi. Ama öte yandan, bazen biz onlardan daha rahat koşullarda yaşıyoruz, daha konforlu hayatlarımız var diye de düşünmedik değil (su,tesisat, ısıtma sistemleri gibi.) Ama en çok dikkatimizi çeken, bir ruhu korumalarıydı binalarında ve yaşayışlarında. Ayrıca, hayatlarında fuzuli bir şeye rastlamıyorduk, minimalist olmaya yakındı birçoğu.
      Gidin görün bence, ben yeniden Atina bileti alacağım 2018 içinde, resmen tatil planı yapabilmek için gün sayıyorum 🙂
      Sekizin anlamı ise; bolluk, bereket, dünya nimetlerinin bollaşması, cennet ve güç demekmiş. Aynı zamanda gizemli ve ruhsal bir sayı imiş 🙂
      Ben teşekkür ederim yorumunuz için.
      Sevgiler…

  3. Son iki yazıya yorum bırakmamış olabilirim ama büyük bir merakla devamını bekleyen bir ben var burda 🙏💫

  4. Bütün seriyi okudum sonunda ama bir his daha birkaç bölüm olduğunu söylüyor. Yazıları okurken instagramda izlediğim görüntüler bir bir düştü zihnime sanki seninle birlikte yaşamıştım anlattığın bunca güzel şeyi. Heyecanına ortak olabilmek, aynını kilometrelerce uzakta hissedebilmek öyle güzel ki. Evet bir güzel şey daha var ki; yolun, yapacakların, hissettireceklerin ve şifalandıracakların şimdiden geliyor gözlerimin önüne. Herkesin dediği gibi parıl parıl parlayacak ve çevreni de parlatacaksın.
    Dilerim yolun hep açık olsun. Ve öyle de oldu <3

    1. Sinem’ciğim,
      Çok ama çok teşekkür ederim. Dilerim bir yıldız olur parlarız karanlıkların içinde.
      Her adımımda tüm kalbinle yanımda olduğunu öyle iyi biliyorum ve bana öyle iyi geliyorsun ki…
      Bir kez daha çok teşekkür ederim canım.
      Oldu, oldu, oldu…

Sinem için bir cevap yazın Cevabı iptal et