Theta Healing: 3- Eğitmenlik Macerası!

Yunanistan öncesiydi, kendime söz verip Theta Healing’i anlatıp eğitime gideceksin, insanlar merak edecek, sana ulaşmak isteyecek, onları bilgisiz bırakıp gitme, derken. Hatta iki yazı da kondurdum siteye, ama devamı gelemedi.

Önce bilgisayarım bozuldu, işareti görmedim. Yazacağım diye tutturdum. Eşim hemen onardı. Ama sonra, oturup yazacak beş dakika bile bulamadım. Tabii, araya bir de doğum günüm girdi. Doğum günümde, şehirden uzak bir kasabada, sürprizlerine bayıldığım eşime rağmen arada iç sesim şöyle diyordu: “Ama ben evde oturup thetayı yazacaktım.” 

Bir yaşa kızım! Yaşa sen önce! Bazen içimdeki görev bilincine inanamıyorum.

Neyse, buradayım. Bu yazı sevgili günlük tadında olacak okuyucular. Benden demesi.

Theta Healing’le nasıl tanıştığımı uzun uzun anlattım size rüya yazılarımda. Theta bana rüyada geldi. Hayatın içinde geldi. Görsel, işitsel her yolla geldi. Sadece görmem uzun zaman aldı. Ama bir kere görmeye başladığımda sonra bütün işaretleri görür, algılar ve aksiyon alır oldum.

Theta’nın basic ve advanced eğitimleri ana eğitimleri olarak geçiyor. Yani siz önce basic‘i alıyorsunuz, ardından advanced‘i alıyorsunuz. Ve bu noktadan sonra eğitmen olmak isterseniz eğitmenlik eğitimini alıyorsunuz her ikisinin. Eğitmenlik eğitimini dünyanın çeşitli ülkelerinde tekniğin kurucusu Vianna  Stibal veriyor. Ama diğer eğitimleri ülkenizde ve yaşasın ki artık benden alabilirsiniz. 🙂 Ayrıca, dünya ilişkileri, gökkuşağı çocukları gibi ana eğitim içinde olmadan seçebileceğiniz birbirinden farklı eğitimler de var. Kısaca, basic ve advanced olmazsa olmazlar, diğerleri ise ilgi alanınıza göre eklenebilecek olan modüller.

Ben basic eğitiminin daha ilk yarım saatinde şükrediyordum, Allah’ım iyi ki bu eğitimi alıyorum, bu hayatımda tanık olduğum en harika şey, diye. Basic eğitimi 3 gün sürdü ve her eve gelişimde, eşim sendeki değişime inanamıyorum, diyordu. Seni hayatımda ilk kez böyle görüyorum, bu nasıl bir eğitim, ben de alacağım bu eğitimi, bana ne!”  Sanki bir anda, üzerimden onlarca yük atmıştım. Hafiftim ve kalbim hayatım boyunca olabileceğine inandığım şeyleri bir eğitim içinde almaktan ötürü genişlemiş, aydınlanmış gibiydi.

Oysaki, basic eğitimine gitmeden önce tereddüt halindeydim. Gidiyorum da, neye gidiyorum, ne öğretecekler bana, reiki bana yetiyordu aslında, biraz da pahalı mı acaba, diye içimden onlarca düşünce geçiyordu. Hatta, çalıştığım bir iş sonucu elime tam eğitim ücreti kadar para geçmişti. O aynı zamanda, ödemem gereken birkaç faturanın toplam ücretiydi. Faturaları ödemem zaruri, eğitimse fuzuli gibi duruyordu günümüzdeki insan algısıyla. İnanır mısınız ikisi de aynı ücretti ve elimde sadece o kadar para vardı. Eğitimi daha önce almış olan arkadaşım Meryem’i aradım. Bana dedi ki, “O para ile theta eğitimi al, emin ol daha fazlası nasıl yaratılır öğreneceksin.”

Meryem’in haklı olduğunu anladım. Tüm sorularımın cevabını ilk yarım saatte aldım ve bunun hayatım boyunca kendim için yaptığım en güzel şey olduğunu anladım.

Eğitimden sonra, bendeki değişimi gören arkadaşlarımdan biri sordu: “Advanced’i alacak mısın?” diye. “Hayır.” dedim. “Bence basic yeterli.”

Sonra kendimi birden advanced eğitiminde buldum. Yine akışın içinde kendimi orada bulmuştum. Basic’te anlamıştım, ama advanced eğitiminden sonra adeta tüm taşlar yerine oturdu beynimde. Advanced eğitimi esnasında yine soruldu: “Eğitmen olacak mısın?” Yine “Hayır.” dedim. İşte o “hayır”da kendimi yakaladım. “Hayır mı? Az önce hayır mı dedin sen? Neden hayır dedin? Advanced eğitimine de hayır demiştin. Sen neden kendine iyi gelecek şeylere sürekli hayır diyorsun?” 

Acaba bu hayatta ruhumuzun, gerçek benliğimizin isteklerinden kaçına bilinçsiz olarak hayır diyoruz?

Her evet cevabımız bize mi ait?

Ya da her hayır cevabımız?

Ruhumuz konuşamıyor, bazen çok yoğun bir his gönderiyor bize, içimizi hafifletecek. Bak burada bir şey var, bu kişide bir şey var, hadi ona bir adım at, diyor. Tek sesi o. Bu ikimize de iyi gelecek diyor. Ama biz onu duyuyor muyuz, işaretleri okuyor muyuz?

Ruhumuzun atalar gibi, genetik seviye, öz inanç seviyesi gibi, geçmiş seviyeler gibi onlarca baskılayıcısı var. Biz ruhumuzu geliştirmek için buradayız, tekamülü için. Ama onun tekamülüne hizmet edecek vasıtalara engellerimiz, bariyerlerimiz var. Bazen bir, bazen birden çok.

Neden eğitmen olmak istemediğimi kazdım. Altında, bambaşka şeyler buldum.

İşin aslı, neredeyse on kez eğitmen olmak istemiyorum yanıtını kendime verdikten sonra anladım ki ben eğitmen olmak istiyordum. Hem de çok istiyordum. Beni böylesine dönüştüren bu tekniği onlarca, yüzlerce insana öğretmek istiyordum. Ben sadece bunu istediğimi söylemekten korkuyordum. Gücümün yettiği kadarını hayattan alıp fazlası için hadi bunu benim için hallet demek yerine, isterim ve olmazsa çok üzülürüm, üzülmektense, istemem daha iyi, diyordum. Tıpkı çocukluktaki bir anı gibi. Çok isteme, verilmezse üzülürsün, diyordu içimin o yaşta kalan yanı. Ve yetişkin Yeliz’in hayatta daha azıyla yetinmesini sağlıyordu onun koruması.

Ne acı! Yaşanacak onlarca güzel şey varken, sadece gücünün yettiğini istemek ne tuhaf! Biz paraya odaklanıyoruz. Para en büyük engelimiz sanıyoruz. Oysa o sadece bir araç! Yaratılabilen bir araç!

Üstelik, yaratıcı bizim ondan istediğimiz bu kağıt parçalarını anlamazken, onun yerine ondan deneyim talep etmemiz gerekirken. Dünyada sonsuz bolluk ve bereket varken! Evet, sonsuz!

Bunu anladım ve sadece bu çalışmayı yaptığım yirmi dakika içinde bu benim bütün hayatımı bir kez daha değiştirdi. İnancı bulup düzeltmek sadece birkaç dakikamı aldı. Theta için saniyeler içinde dönüşüm denir, işin aslı, ben o an saniyeler içinde dönüştüm. İçimdeki çocuğu, bilinçaltında pamuklara sarıp sarmaladığı anısını, ondan çıkardığı sonucu şifalandırdım.

Korkumu buldum. Bana nasıl hizmet ettiğini buldum. Ondan ne öğrendiğimi buldum. Sonra theta şifasını uyguladım bütün inanç seviyelerime. Eskiyi çıkardım ve yerine yenisini koydum. Ve korkmadan talep ettim. His yüklemelerini yaptım. Artık her istediğimi yaratabilirdim. Saniyeler içinde, yetinenden yaratan olmaya dönüşmeyi başarmıştım. Ve en güzeli, bundan tek bir kuşkumun dahi olmamasıydı!

Eve geldiğimde, “Nasıl olacak bilmiyorum ve artık kesinlikle nasıl diye sormuyorum ama ben bu sonbaharda theta eğitmeni olacağım.” dedim. Eşim etkilendi ve “Bu olacak, sana inanıyorum.” dedi. İşin aslı, dış göz bizi görse, bayağı eğlenirdi, neredeyse imkansızı konuşuyorduk. Ama imkansız da bizim sonradan öğrendiğimiz bir kelime değil mi?

Alabileceğim ilk eğitim Rusya’daydı. Üstelik, Rusya’da minik de olsa bir jest yapılmıştı Türklere. Birlikte eğitim aldığım arkadaşım Ece, Rusya için başvurusunu yapmış. Ben bunu gördüğüm bir rüya sayesinde öğrendim.

Uyumadan önce Rusya’ya theta eğitimi almak için gidecek miyim diye sormuştum. Rüyamda, theta için yurtdışındaydım Ece ile. Bir yola çıkmıştık. Turnikelerden geçmiştik. Sonra kendimizi bir yokuşun başında bulmuştuk. Orada, bölük bölük öğrenciler vardı adeta askeri disiplin altında. Bizi azarlamaya çalışan birilerine, biz sizin öğrencileriniz değiliz, theta uygulayıcılarıyız diyordum ve bize bağırmayı kesiyordu öğretmen. Ama, karşısındaki tek tip kalabalık için çok üzülüyordum ve iyi ki onlar gibi bir sistemin içinde değiliz, biz buradan nasıl çıktık, diyordum. Ardından yokuşu çıkmaya başlıyorduk. Hayatımda gördüğüm en zor yokuştu. İki cm’lik çıtalardan yapılmıştı dimdik yokuş. Ece önden hızlıca giderken, ben kayıp düşüyordum ve bu yokuşa tırmanmayacağım diyordum. Yokuşun ucunda Odtü varmış (yurtdışında Odtü he-he :)) ve diyordum ki “Ben onu görmek istemiyorum ki, hiç sıcak değil.” Başka bir yoldan gideceğim. Sonra bir markete giriyordum ve onlar bana bir yıl önce oraya bağışladığım (markete çanta bağışı?) ceketimi, çantamı ve şalımı veriyorlardı.

Rüyamı Ece’ye yazdığımda, Ece Rusya için başvurduğunu söyledi. Benimse beklediğim para henüz gelmemişti ve başvurmamıştım. Ama mesajı anladım. Bana bir çanta geliyordu. Zaten benim hakkım olan, kenarda beni bekleyen bir çanta. Gideceğim yer Rusya değildi. Orası benim için soğuk bir histi thetayı çıkardığımda. Ama neresiydi? Kasım ayında Yunanistan’da da eğitmenlik eğitimi olduğunu öğrendiğimde gözlerimin içi gülüyordu. Hiçbir zaman -kişisel bir nedeni yoktu kesinlikle- Rusya’yı görsem keşke dememiştim. Ama Yunanistan! Çocukluğumdan beri hayalim olan ülke! Bir türlü gidemediğim ülke! Köklerimin kaynağı! Artık emindim, eğitmenlik bana Yunanistan’ın hediyesi olacaktı.

Ve oldu, o çanta geldi. Tam zamanında.  🙂

Devamı sonraki yazılarda…

“Theta Healing: 3- Eğitmenlik Macerası!” için 16 yorum

  1. Nasıl büyük bir heyecanla okuyorum bir bilseniz 🙏❤️💫 Devamnı da büyük bir merakla beklemekteyim. Ve ardından gelecek eğitim duyurularını da 🙏💫🎈

    1. Ben de nasıl heyecanla yazıyorum bir bilseniz! 🙂 Elim ayağıma dolaşıyor, ya eksik anlatırsam, ya unutursam diye! 🙂 Tüm hikayemi anlatıp ardından eğitim içeriğini paylaşacağım. Orada buluşmamız için sonsuz olasılıklar nelerdir? 🙂

  2. Muhteşem nasıl etkilendim anlatamam💕💫 Aklımdan çıkmayan katılmak için can attığım eğitim ve senden beklediğim yazı. (Dün acaba Yeliz ne zaman yazicak diye düşünmüştum)💕

    1. Hepsi sırada 🙂 Arka arkaya geliyor içimden geldiği gibi 🙂 Canım Seda’cım, çok teşekkür ederim.
      Sevgilerimle…

  3. Yeliz, mükemmelsin sen! Spirütüel konularda gezmediğim okumadığım blog ve site kalmadı ama ben hiçbir yazıda burada aldığım hazzı almadım. Nasıl içten ve samimi yazıyorsun, en sevdiğim fantastik romanı okur gibi okuyorum her defasında hem acele ve heyecanla hem de bitmesin diye yavaşlamaya çalışarak 🙂 sen yaz güzel arkadaşım, hep yaz…

    1. Hep okuyacağını biliyorum 🙂 Canım benim, çok teşekkür ederim. Ne mutlu gerçekten bu sözleri duyana! Yazmamın tek nedeni buna vesile olmak çünkü.
      Çok çok teşekkürlerimle, sevgiyle…

  4. Reiki ile ilgili araştırma yaparken bloğunuzu keşfettim ve çok lezzetli bir yemeği iştahlar yer gibi bütttüünn yazılarınızı okudum, hatta ekmeğimle tabağı sıyırdım bile😊
    Theta ilgili olarak da yine sizin görünmez referansınızla gidip Basic eğitimi aldım ☺️
    Tüm bunlara vesile olduğunuz için de size kalpten teşekkür ediyorum 😊😊

    1. Bundan daha iyisi nasıl olur? 🙂 Çok sevindim, ne mutlu vesile olana!
      Birlikte çalışmalar yapmamız, advanced ya da sonrakilerde görüşmemiz için sonsuz olasılıklar nelerdir? 🙂
      Şifa olsun dilerim.
      Sevgilerimle…

  5. Bende soluksuz okudum☺ hatta hiç bitmesin istedim.Yazini okuyunca daha farklı dusunmeye başladım.Gerçekten ruyalar bize yol gösteriyor ama biz anlamiyoruz galiba😍en azindan ben…bende herseye hayir dedim yapamam uğraşamam zaten hastayım diyerek bu gunlere geldim.Simdi ise daha fazlasini yapmak ve ogrenmek istiyorum😍Senin yardiminla😘

    1. Kesinlikle öyle, rüyalar, karşımıza çıkan her şey bize bir şeyler öğretmek için çıkıyor 🙂
      Her şey güzel olacak, ben sadece vesile olacağım. Biliyorum 🙂 <3

  6. Bir insan bu kadar mı güzel yazar… daha önceki yorumlarimda da bahsetmiştim senden önce bu konularla hiç alakam yoktu ama okurken aklımdan geçmedi değil acaba yeliz izmirde de eğitim verir mi ve ben buna gidebilir miyim diye… Ve bu soruları aklımdan geçirdiğim an tüylerimin diken diken olmasına ne demeli? Devamını sabırsızlıkla bekliyorum Yeliz 😉

    1. Çok mutlu oldum 🙂 O kadar istiyorum ki İzmir’de eğitim vermeyi, hatta İzmir’de vereceğim eğitimin bir nedenle çok güzel sonuçları olacağına da inanıyorum. Dilerim ki, birkaç kişi daha talep eder ve güzel bir grup oluruz İzmir’de. En kısa zamanda…
      Çok teşekkür ederim 🙂 <3

  7. Sevgili Yeliz,
    En son instagramda dm’den yazışmıştık. Karşıma tesadüfen çıkmadığını biliyordum ama şu an emin oldum. Yazdıkların yani seni bu noktaya getiren ve başta olumsuz gözüken pek çok durumu deneyimliyorum. Tam da şu sıralarda önüme sürekli kök çakra ile ilgili yazılar, aile dizimi kitapları, eğitimler, uyanış hikayeleri vs çıkıyor. iş hayatımda tam 8 yıl sürekli yer değiştirdim ve bir kurumda 3 seneden fazla durmadım sanırım. Kendimi her anlamda aidiyetsiz hissedişim, birlikteliğe yüklediğim anlamlar, içten içe bildiğim ama sistematik şekilde göremediğim her şey hayatımda tezahür ediyor. Tüm bunların yanında öğretmen oluşum, bu misyonu şu anda uyguladığım yerin yokluklarla şekillenmesi, takındığım roller ve daha nicesi. Bana iyi gelecek her şeye tıpkı senin ve birçoğumuzun da yaptığı gibi hayır demek, kalbin ayrı dilin ayrı söylemesi ve içimizdeki kalıplar. Yeliz seni tanıyorum diyemem, zira kendimizi ne denli tanıyoruz muamma ama denk gelmenin hikmetine hep inanmışımdır. Görüşmek dileğiyle…

    1. Yorumun için çok teşekkür ederim Begüm. Yürüdüğümüz yolda, belki tek çabamız kendimizi tanıyabilmek ama kendimiz dediğimiz varlığa ulaşmak bile öyle yoğun bir çaba ve farkındalık istiyor ki… Ben de tesadüflere inanmam. Hele ki, bu blogta bir kişi bir yazımı okuyorsa, onun asla bir tesadüf olmadığını içimden bilirim.
      Bloğu ben yazmak istemedim. Adını ben bulmadım. Bunlar bana gösterildi. Şimdi neden gösterildiğini, neden yazdığımı, neden thetaya yönlendirildiğimi, bunları neden yaşadığımı ve neden aşmama yardım edildiğini ve neticede neden eğitmen olduğumu öyle net anlıyorum ki.
      Misyonum buydu. Tırtıl olup kelebeğe dönüşmek. Sonra da, diğer tırtılları bulup hadi bunu yapabiliriz, bakın ben bir yol buldum. Ya gelin ya da siz de bir yol bulun demek.
      Bir de bunu bir yıl gibi kısa bir sürede bilebilmek…
      Dilerim, yolun hep açık ve hep güzelliklerle dolu olur Begüm.
      Çok teşekkür ederim içten ve güzel yorumun için. Dilerim, hep keyifle ve kendinden bir şeyler bularak okursun.
      Sevgiyle…

Bir Cevap Yazın