Rüyalar: Şimdi Tatlı ve Kahvelerimizi Alabiliriz…

 

I

Hazım kısmında ilk kez bir soru içimde yankılanmıştı. Rüyalar, hayatımızın takip ettiğimiz simgeleri, belki de en mahremimiz… Burada tanımadığım herhangi bir insanın tıklaması ile karşısına çıkmalı mıydı? Bu kadar açık olmam doğru muydu? Yaralanabilirdim.

Düşünün ki, bir insanla ilişkinizin mahremi pek de mahrem değildir aslında. Neticede iki kişi arasındadır. 3. kişilere ulaşma olasılığı her zaman söz konusudur. %50’si diğer kişinin inisiyatifindedir. Ama sizin ruhsal deneyimleriniz… Sadece dikey düzlemden size akan bilgiler. %100 mahremiyet. (Bildiğimiz kadarıyla?)

Neyse ki, prensip olarak önce yapar sonra düşünürüm. 🙂

“Yaralanabilirlik açık yara gibidir. Orası diğer kişilerin yaptıklarına, kendi yaptıklarınıza karşı sizin kesinlikle hiçbir bariyerinizi yükseltmediğiniz ve hiç kimseye kim olduğunuzu kanıtlamak zorunda olmadığınız yerdir. Sadece orada olabilirsiniz, kendiniz olarak var olabilirsiniz.”

O gece Dr. Dain Heer’in Kendin Ol Dünyayı Değiştir isimli kitabını okurken bu cümlelere denk geldim. Tabii ki yaralanabilir olacaksın, gerçek olman buradan geliyor, doğru yoldasın kızım, der gibiydi. İyi geldi.

II.

İlk yazımda (burada) yıllar sonra yeniden çözmem için karşıma çıkan bir korkudan bahsetmiştim. Belki bir gün o konuyu ayrı bir başlık halinde yazarım. Şimdilik sadece hatırlatayım. Ayağıma takılan bu taş, ne yapabilirim de kurtulabilirim derken bana, derinleşen rüyaları verdi. Her biri bir yardım, bir uyanış gibiydi. Ama genellikle simgeleri yorumlamak hiç kolay değildi.

İlk cevap olarak gelen rüya örneğin ‘Bambularla Yürüyen’; (burada)

Burada hiç şüphe yok ki, gösterilen doğum-ölüm (yeniden doğuş) döngüsüydü. Yüzlerce kez farklı roldeydim. Bana önerilen birkaç rol vardı ve seçtiğim role biraz gecikmiş ve son anda girmiştim. (Şüphesiz ailemi seçtim. Gerçek hayatta da hayatını tehlikeye atacak kadar geç doğan bir bebekmişim.)

Elini uzatan, rehber ruh ya da yüksek benliğimdi. Onunla hak ettiğim yeni bir alana geçecekken, elime bambuları almıştım. (Kolektif bilinç ve atalarımdan kalan, eski inançları/bana ait olmayan ama kendi payıma sorumluluğunu aldığım kök inançları…)

Özetle rüya, “Korkunun nedeni kökleri sararmış ömürleri dolmuş hizmet süreleri bitmiş kök inançların. Bak kökleri hiç de sağlam değil, bunlar çoktan ölmüş. Öyleyse bırakalım, yükselsin, zaten bunlar eline nasıl geldi anlamadım. Sana ait değillerdi, başlangıçta senin bile değillerdi.” diyordu. Bense, bırakamıyordum. En sonunda da, kederle bırakıp yükselmesine engel olmak için üzerine ağırlık bırakıyordum. Aslında bırakamıyordum.

Bambunun simgelerini bu rüya için yazmama hiç gerek yok. Ben ana mesajı en kolay bambu ile anlayabilirdim. Bana özel bir anlamı vardı. (Evimde kökleri iç içe geçmiş üç bambum var. Çok değer veririm.)

Rüya tek kelime ile, kurtul şunlardan. Onlarla devam edemezsin. Edemeyeceksin. Onlar, artık bu realiteye ait değil. Oysa, sen çok güzel deneyimlere geçiş yapmayı hak ettin, diyordu.

Mesajı almıştım. Ama nasıl kurtulacağım hakkında en ufak bir bilgim bile yoktu. Yeniden sormaya başladım. Nasıl?

III.

İlk yazımı paylaşıp rüya linkini ekleyince özelden birçok tanıdığım ve tanımadığım kişi nasıl böyle rüyalar görüyorsun, ben nasıl görebilirim gibi sorular sordu. (Yeri gelmişken, soruları yorum olarak sorabilirsiniz, böylece aynı soruyu sormak isteyip yazamayan birçok kişiye ses olabilirsiniz.)

Belirtmem gerek ki, bir soru sorduğunuzda ve alanınızda bunun için yeterli yer açtığınızda görüyorsunuz. İnanırsanız eğer. Ama sorun şu ki, gördüğünüzü anlamıyorsunuz. Beklediğiniz gibi anlatılmadığı için algılayamıyorsunuz, onu belki de saçma sapan bir rüya sanıyorsunuz. Hele ki, bu konuyla ilgili bir kalıp varsa bilinçaltınızda. Sizi rüyalardan koruyan küçük bir çocuk varsa… “Rüyalar tehlikelidir. Rüyalar anlamsızdır…” diyen ve gördüğünüzü bile unutturacak olan…

Ya da benim gibi, çok değişik bir deneyimin içinde olduğunuzu anlıyor, ama yine de yorumlayamıyorsunuz. Neden?

Cevap sizin realitenizden, 3. boyut dünyasından gelmiyor da ondan. Gelen dikey bir mesaj oluyor. Ve size bu dünyada bugüne kadar yaratılmış tüm simgelerin dilinden konuşuyor. Sizse bakış açınızı, vizyonunuzu genişletmek yerine, onu rüya tabirlerinde aratıp “Hıı tamam bugün bu olacak kesin.” diyorsunuz. Üstüm açık kalmış… Yemeği çok kaçırmışım…

Anlamadığınızda, en önemli tavsiyem, sorun. Yeniden, yeniden ve yeniden.

Bahane üretmeyelim, akıl yürütmeyelim. Yeniden soralım.

“Bu sefer tane tane anlat. Uyanınca anlamam için argümanlar sun. Bu sefer uyanık bir şekilde işaretleri takip edeceğim. Teşekkür ederim.”

Teşekkür ettim.

Ve sonraki yazıda anlatacağım ilk pelikan rüyama indi…

ve -uzun süre- hiçbir şey -bir pelikanın tarafından öldürülebileceğim gibi saçma bir anlam dışında hiçbir şey- anlamadım…

***

Ve fondaki müzik değişir Tıkk Tıkk

***

Yazıdaki ilk görsel buradan alınmıştır.

İkinci görsel buradan alınmıştır.

“Rüyalar: Şimdi Tatlı ve Kahvelerimizi Alabiliriz…” için 3 yorum

  1. Rüyalarımda genelde gerçekte gördüğüm şeylerin üzerine düşündüklerimi görüyorum. Küçükken eski evimizin oradaki üst geçitte acaba şu olsa düşer miyim böyle olsa diyip hayal ederdim sürekli de rüyamda girer bu merdivenler, üst geçit.gördüğüm rüyalar ya öyle incelediğim şeylerle ilgili ya da filmlerdeki, kitaplardaki okuduğum maceraları yaşama isteğinden o tarzdaki macera rüyaları. Aralarda cidden anlamı olan, yol gösterebilecek senin anlattığın gibi bi rüya gördüm mü bilmiyorum şuan gördüklerimin bile cidden anlamı var mı onu da bilmiyorum. Gördüğün rüyaların bir mesaj olduğundan nasıl emin oluyorsun? Bunu ne zaman nasıl anlayacağım bunu merak ediyorum

    1. Cümle cümle analiz edeyim 🙂

      “Rüyalarımda genelde gerçekte gördüğüm şeylerin üzerine düşündüklerimi görüyorum.” demişsin.

      Doğru, eğer bilincimizi günlük hayattan kurtaramazsak gece benim ilk yazılarımda anlattığım gibi tenis toplarıyla uğraşır dururuz. Bunun için öneriler: yatmadan önce meditasyon yap, gevşe, istersen dua oku. Bunun amacı, bir yaratıcıya bağlanmak da değil. Sakinleş, farklı bir realiteyi hatırlamasına izin ver ruhunun. Gece uykuya daldığında ruh o kaynağa gidecek, ama zihin susmuyorsa, kızgınsa, üzüntü, nefret halindeyse, ne kadar yükselebilir ki. Eğer her ikisini de yapmak istemezsen, gece uzun yürüyüşler yapabilirsin sakince, dingince. Ya da yoga pilates gibi dinlendiren ve esneten bir spor. Sonrasında farkı göreceksin. Amaç, egoyu zihni farkındalıkla incelemek. Herkes için farklı bir yolu var.
      Bu süreçte, gece uyumadan bir papatya çayı içebilirsin. Odana lavanta yağı alabilirsin. Her ikisi de seni rahatlatır ve kapıları açar. Çok tok karnına uyumamaya dikkat edebilirsin. Odanın karanlık olması da etkilidir.

      “Küçükken eski evimizin oradaki üst geçitte acaba şu olsa düşer miyim böyle olsa diyip hayal ederdim sürekli de rüyamda girer bu merdivenler, üst geçit.”

      Bu çok normal. Ben de bazen çocukluğumun geçtiği yokuşu görürüm ve orada hep düşerim. Bunun nedeni, çocukluktan gelen, çözemediğin ama hayatına etki eden kök inançlarındır diye düşünüyorum. Bunlar, hayatta şu an ilerlemende engel teşkil eden sorunlardır. O çocuğa belki de artık o üst geçidin korkulacak ya da tehlikeli bir yer olmadığını söylemek için doğru zamandır. Böylece, artık korkusuzca güvenli olan yolları seçebilir.

      “Gördüğüm rüyalar ya öyle incelediğim şeylerle ilgili ya da filmlerdeki, kitaplardaki okuduğum maceraları yaşama isteğinden o tarzdaki macera rüyaları. Aralarda cidden anlamı olan, yol gösterebilecek senin anlattığın gibi bi rüya gördüm mü bilmiyorum şuan gördüklerimin bile cidden anlamı var mı onu da bilmiyorum.”
      Açıklamam ilk cümlendeki ile aynı. Zihnin, izlediğin filmlerden, günlük telaşlardan, önemsiz detaylardan kurtar. Yoksa fantezilerin ötesine geçemeyebilirsin.

      “Gördüğün rüyaların bir mesaj olduğundan nasıl emin oluyorsun? Bunu ne zaman nasıl anlayacağım bunu merak ediyorum.”
      Çünkü öyleler 🙂 Kuşku dahi duymadığında, soruların olduğunda, yanıtlar istediğinde… Her zaman mesajı alırsın. Ama mesajı anlamak için kendini bunun için hazırlamak şart.

      Bu hafta 3 gece aynı soru ile uyudum ama mesajı alamadım. Belli ki, zihnim gündelikle çok meşguldü. Ya da yanıtı almamam gerekiyordu. Dün gece artık talep dahi etmemişken yanıt geldi. Bir yere gitmem gerekiyordu ve ben yürümek, araba kullanmak ya da taksiye binmek yerine, tam iki saat gelecek otobüsü beklemeye karar veriyordum. Daha açık bir mesaj nasıl olabilirdi? Sorduğum konu, bir yere nasıl gideceğim, gerekli kaynağı nasıl yaracatacağımdı. Ve mesaj bana, bekleme, başka yollar dene, geç kalacaksın, diyordu.
      Dilerim açıklayıcı olmuştur. 🙂
      Sevgiler…
      Yeliz

Bir Cevap Yazın