Rüyalar: Ana Yemeğe Karar Verdiysek…

Restoranı seçtik (Tırtılın Düşü), başlangıcımızı seçtik, menüyü inceledik, sıra ana yemeği seçmekte. 🙂 Davetimi kabul edip benimle olduğunuz için çok teşekkür ederim. Üzerine bir kahve içip uzun uzun sohbet edeceğiz. İşte o kısım için çok sabırsızım. Ama yemeğin hakkını vermek gerek, haydi soğutmadan başlayalım 🙂

Ana yemek kısmında, size birkaç farklı rüya türünden bahsetmek istiyorum. Siz de eklemeler yaparsanız yorumlarda, çok mutlu olurum. Rüya defteri tutmaya karar verdiniz, peki her rüyanızı aynı kategoride değerlendirebilir misiniz? Bazı rüyalar sanki hemen şimdi oluyormuşçasına gerçektir, ama bazılarında sanki boyut değiştirirsiniz. Çevreniz, görünüş, hisler değişir. İşte şimdi onları gözden geçirelim. Ara ara kendimden örnekler vereceğim, çünkü örnek verebileceğim tek bilgi kendi rüyalarım. İşin aslı bunca yazıyı sadece iki rüyamı kahve içeceğimiz kısımda size anlatmak için yazıyorum. Dilerim okurken sıkılmazsınız 🙂

Rüyaların ilk çeşidi, kehanet rüyaları.

Bu rüyalarda başınıza gelebilecek ya da başkalarının yaşayabileceği olayları görürsünüz. Son iki yıldır rüyalar konusunda sürekli diğer insanlarla iletişimde olduğum varsayılırsa, bu rüyaların insanları korkuttuğunu söylemem yanlış olmaz. Genellikle “Ben hiçbir şekilde rüyamı hatırlamam.” diyen biri muhtemelen gerçekleşen bir kehanet görmüştür ve sonrasında rüya görmeyi kendine (bilinç düzeyinde ya da bilinçaltında) yasaklamıştır. Kendisi ne o rüyasını ne de ket vurduğunu hatırlıyordur. Rüya görmek bir tercih meselesi olmadığından, bu durumda bilinç devreye girer, üstünü örter ve rüyayı siler. Geleceğe dair rüyalar illa ki kötü olmak zorunda değil. Theta healing eğitmenim, bana çocukken gördüğü rüyayı anlattı. Rüyasında cam tavanlı bir araba kullanıyormuş ve direksiyon joystick şeklindeymiş. Anlattığında saçma bulunmuş, ama geçenlerde bir dergide rüyasında gördüğü arabanın aynısının fotoğrafını görmüş. Düşünün aradan geçen 40 yıl. İnanılmaz değil mi?

Rüyaların belki de son dönemde en çok konuşulanında sıra, lucid rüyalar.

Lucid rüyada, rüyada olduğunuzun farkındasınız. Rüyanıza istediğiniz gibi yön verebilirsiniz, bu yolla fobilerinizi yenebilirsiniz. Özellikle son dönemde bununla ilgili yapılmış harika çalışmalar var. Aynı zamanda, lucid rüyalar şamanik çalışmalarda da kullanılıyor. Gerçek Rüyalar Ustası – Olga Khariditi/Dharma Yayınları son dönemde bu konuda okuduğum kitaplardan biriydi. Burada, kitabın neredeyse sonunda, Olga bir karışım içerek kitapta adına bellek şeytanları denilen psikolojik rahatsızlıkları yenmek için bir lucid rüya deneyimini şamanik ritüellerle birlikte yaşıyordu. (Sadece atıfta bulunuyorum, rüyalarla ilgili kapsamlı bir kitap değil.)

Benim lucid rüyalarla tanışmam çocukluğuma dayanıyor. Anlattığım bazı kişiler çok şaşırıyor ama inanın hiç şaşırtıcı değil. Çocukken mucizevi bir güce sahibiz, kaynağımızı hatırlıyoruz. Sonra, yaşadıklarımızın etkisi ile bırakın geldiğimiz kaynağı bir kaynaktan geldiğimizi dahi unutuyoruz. İşte onu unutmadığım yıllarda, her gece şu soru ile uyuyordum. Uyuyunca ne oluyor, nasıl oluyor da rüya gördüğümü anlamıyorum. Sonra o dönem birlikte uyuduğum halama şöyle diyordum “Ben bu gece kendime rüyadayken rüyada olduğumu hatırlatacağım.” Bunu yapmam hiç zor olmadı ve uzun yıllar -ta ki bu işten sıkılana kadar- her gece kendime rüyada olduğumu hatırlattım. Yıllar sonra, üniversitedeyken, lucid rüya deneyimim bir hediye gibi, kendimi pek de iyi hissetmediğim bir dönemde yeniden geldi. Şimdi de dönem dönem yaşıyorum.

Bir diğer rüya türü, ölen yakınlarımızla bağlantıda olduğumuz rüyalar. Sanırım birçok kişi bu rüyayı deneyimlemiştir.

Aslında, bu konu öyle kapsamlı bir konu ki. Biliyorum bazılarınızda, ölenler nasıl rüyamızda bizi ziyaret edebilirler ki gibi sorular oluşmuştur. Bu başka bir yazının konusu olsun. Medyumik yetenekleriniz varsa, bu rüyaları muhtemelen sık görüyorsunuzdur. Belki korkuyorsunuz, bana ne oldu diyorsunuz. Aslında korkulacak hiçbir yanı yok.

Dedem ani bir şekilde vefat ettikten bir yıl sonra rüyama girdi. “Neden üzgünsün, neden beni duymuyorsunuz, hepinizle konuşuyorum ama beni görmüyorsunuz, bu gece senin neden ağladığını babaannen ve halana sordum, biri yemek yapıyor ve diğeri dikiş dikiyordu, ikisi de ağlıyordu. Kimse beni duymadı. Ben çok üzülüyorum, elimden de bir şey gelmiyor. Ağlamayın ne olur.” dedi. Sabah babaannem de halam da rüyayı teyit etti. Ağlamayı bıraktık. Ve biz o bilge sözü kabul ettik. “Ölenler, sadece görünmez olmuşlardır.”

Çok sevdiğim babaannemin kaybından sonra, bu rüyalarım onunla hızla artmaya başladı. Sonunda, olabilecek en sevgi dolu biçimde, biraz korktuğumu belirttim. Ve o esnada elini tutup bunun bir rüya olduğunu bildiğimi, ona olan sevgimin sonsuz olduğunu, her zaman minnetle anacağımı ama rüyalara bir son vermemiz gerektiğini söyledim. Üçe kadar saydığımda ben uyanacağım ve hepsi bitecek, dedim. Dolayısı ile, benim için rüya aynı zamanda bir lucid rüya deneyimine dönüştü. İnanır mısınız, bir daha asla göremedim. İstesem dahi. Buradan şunu anlamamız mümkün. Tüm bu süreç özgür iradenize bağlı, yaratılan en üstün varlıksınız, “özgür irade”den ötürü.

Ama bazen bir mesajları oluyor size ya da sevdiklerine. Bunun en güzel örneğini, eşimin çok sevdiğimiz dayısının vefatından sadece birkaç gün sonra yaşadım. Elimden tutarak yeteneklerimi kullanmak için zamanımın geldiğini ve korkmamamı söyledi. Başka kadınların da olduğu bir masaya oturtuldum, orada bir koltuğu hak etmişim. Sonra bir ekranda kendi akaşik kayıtlarımı (birkaç detay dışında hiçbir şeyi hatırlamamam acı) izledim. Sonunda bir ricada bulundu. Kızım bana bir soru soruyor, ona git ve sorduğu sorunun cevabının bir kitapta olduğunu söyle, dedi. Ve kitabı bana gösterdi. Ben de açıkçası bir deli gibi görünme pahasına, eşimin kuzenine rüyamı anlattım. Gözyaşları içinde soruyu ve cevabı doğruladı. Gösterdiği kitap ise, Evrensel Yasa- Tekrardoğuş idi. Neden sorusunun yanıtıydı.

Tam da sırası gelmişken, zamanda yolculuk ettiğimiz rüyaları anmamak olmaz. Bazen geçmiş zamanlara dair rüyalar görürüz. Bu rüyalarda, orada olduğumuza dair bir his bizimledir. Öyle gerçektir ve hayallerimizin ötesindedir ki. İster atalarımızın deneyimleri deyin ister geçmiş yaşamlar. Şanslıysanız, birkaçı size gösterilir ve belki bu hayattaki bazı sorunlarınıza ışık tutarlar. Hepsini rüya defterinize elbette yazın ama özellikle bu rüyaları es geçmeyin olur mu? İleride yeniden bir işaret almanız ve kelimenin tam anlamıyla “HATIRLAMANIZ” çok olası çünkü.

Yine birçok kez deneyimlediğinizi düşündüğüm bir rüya türünde sıra. Rüyanın içinde rüyalar… Çok enteresan değil mi?

Bu konu hakkında net bir bilgiye ulaşmak zor. Çok önemli olduğunu söyleyenler de var, diğer rüyalardan farksız olduğunu söyleyenler de. Yine kendi deneyimlerimden şu sonucu çıkardım. Bazen sadece istediğimiz bir şeyin ne kadar mümkün ya da korktuğumuz bir şeyin ne kadar kolay aşılabileceğini bize gösteren destekleyici rüyalar olabiliyor. Ama bazen, özellikle aynı zamanda astral boyut rüyası ise, derinliğini artıran ve kesinlikle iyi yorumlanması gereken bir rüya olduğunu düşünüyorum.

Şu anda oturduğum eve ilk taşındığım gece, -saçma bir adet olarak nitelendirilse de yastığımın altına çok kıymetli bir arkadaşımın hediye olarak aldığı eski zamanlardan kalma bir anahtarı koyup- uyumuştum. En son o zaman rüyanın içinde rüya görmüştüm ve o zaman astral boyut rüyaları ile tanışmıştım. Uyandığımda hissettiğim derinlik ve sanki yuvadan ayrılmanın acısıydı. İki rüya içinden geçerek, bambaşka bir boyut algıladığımı hissetmiştim. Ve orada, tüm hücrelerimi harekete geçiren sonsuz bir sevgi vardı. Bir buçuk yıla rağmen, hala rüyanın sıcaklığını ve ellerimin tüm gün boyunca enerji ile dolu olması hissinin güzelliğini anımsıyorum.(Bana rüyamın astral olduğunu söyleyen ve rüyalarımın ne denli derin ve önemli olduğunu söyleyip pür dikkat kesilmemi sağlayan ise, tanıdığım en harika rüya yorumcularından biri olan arkadaşım Gülay’dı. Arkadaşlığımızı bu rüyalar başlattı. Her zaman minnetimle…)

Son paragraftan kopya verdiğim üzere, yazmak istediğim son tür astral projeksiyon rüyaları. Astral seyahati duymuş olabilirsiniz. Bazen bunu rüya halinde de yaşayabiliyoruz. Aslında, uzak bir diyara gitmiyoruz, zaten içinde olduğumuz bir boyutu görebilir hale geliyoruz.

Astral rüyalarda beni en etkileyen deneyim, yıllardır görüşmediğim ama hayatımda bir dönemde çok güzel bir rolü olan arkadaşımı gördüğüm rüyam idi. Kesinlikle bu boyutta olmayan bir evrende ormanda yalnız yürüyor ve uzaktan onu görüyordum. Kucağında bebeğini tutuyor ve sanki telepatik bir mesajla beni eşi ile birlikte selamlıyordu. Kelimenin tam anlamıyla bendeki karşılığı huzur ve ahenkti. Karşılıklı gülümsüyorduk. Uyandığımda bebeği olduğunu anlamıştım. Ve gece birde bir bebek sahibi olduğunu öğrendim sabahında.

İşte rüyalar, böyle bambaşka bir alem. Biraz uzun olmuş olabilir, rüya anlatmayı da dinlemeyi de çok severim. Dilerim siz de sevmişsinizdir.

Bazen bana, anlatma bu kadar derin rüyalarını anlamı bozulur, etkisi gider ya da göremezsin diyenler oluyor. Aslında bu bize hep öğretilen bir düşünce. Bense, anlatarak yeniden bu konuya odaklanmamızı ve onları bir rehber olarak görmemizi savunuyorum. Siz rüyalarınıza önem verdikçe onların boyutu genişleyecek ve hayatınızdaki rolü artacak. Bunun için, minicik bir yüreklendirme için, anlatmak ve paylaşmak şart. Haksız mıyım?

Tatlıya geçelim mi? Benimkinin üstünde bir top dondurma olsun lütfen!
*Buradan

“Rüyalar: Ana Yemeğe Karar Verdiysek…” için 8 yorum

  1. Yine yeniden bir solukta okuduğum harika bir yazı olmuş bunun için kendi adıma minnettarım. Eskiden inanılmaz rüya gören (en çok ölmüş olan babamla iletişime geçtiğim), rüyalarıma yön veren, rüyalarım doğrultusunda günlük hayatla karşılaştığım biriydim ama bişey oldu ve ben o bağlantıyı kaybettim ve sanırım bundan ötürü sürekli bir arayışta oluşum belki o bağlantıyı tekrar kurup yeniden hatırlayabilirsem.. Diliyorum ki tekrar olsun.. Ve bir sonra ki yazıyı da inanılmaz sabırsızlıkla bekliyorum 🙏

    1. Çok teşekkür ederim yorumunuz için 🙂
      Kendinize sorsanız, ilk ne zaman rüya görmeyi bıraktınız, o dönemde hayatınızda ne olmuştu? Hatırlamıyor olabilirsiniz, hafızanızı hiç zorlamayın sadece yanıtı sorup bırakın. O yanıt size bir şekilde en doğru zamanda gelecektir.
      Öte yandan, gece yatarken derin nefes alıp kendinizi gevşetebilirsiniz. Ve sonra gözlerinizi kapatıp “Rüyanı hatırla.” emrini verebilirsiniz beyninize.
      Burada emir cümlesi kurmanız çok önemli. “Rüyamı hatırlamak istiyorum.” derseniz, sadece rüyanızı hatırlamak istemeniz algılanır.
      Direkt hatırla, diyerek uyuyun. İlkinde olmayabilir. Sakın pes etmeyin. Gerekirse on gün üst üste yapın. Büyük ihtimalle, yeniden sis perdesi aralanacaktır.
      Bir sonraki yazı için yüreklendirdiniz bu arada çok teşekkür ederim. Acaba çok mu yazdım, dursam mı diyordum kendime 🙂
      Sevgiler…

  2. Bayıldim sanki beni anlatıyorsun öyle bir his kapladı içimi 😊 Çok kısaca anlatmak isterim 🙈 Çok küçükken 4 5 yaşlarında olduğunu hatırlıyorum sayısını bilmediğim kadar çok aynı ruyayi görürdüm. Hollanda yada Almanya sokaklarında yürüyorum sadece ayaklarımı ve çevredeki sarı dökülmüş yaprakları görüyorum evin duvarına yaslanmis bir bisiklet.. Bu rüyayı Reiki 2 odevlerimi yaparken hatırladım ☺ Ve çocukken 15 yaşına kadar kehanet rüyaları gorurdum 3 kişinin vefatını ölmeden önce görünce “lütfen Allahım ben bu ruyalari gormek istemiyorum ” deyişimi çok net hatırlıyorum ve bir daha da gormedim. Ama dönem dönem Astral rüya görüyorum ve gün boyu etkisi sürüyor bilinçaltı deyip üzerini kapatiyordum ama kapatmamak lazimmis şimdi farkettim. Ama 10 ay önce annanemi kaybettik rüyamda görüyorum sarılıyor hasret gideriyorum ve günlerce annanemi görmüş hissi yaşıyorum. Şimdi rüyalar ile ilgili makalelerin bazi şeylerin farkına varmami sağladı.Bilgelerini paylastigin için çok teşekkür ederim 🙇‍♀️😘💗

    1. Reiki 2’ye mi geçtin? Tebrik ederim Seda’cım 💗 Reiki 2 bence çok keyifli. Kim bilir daha neler hatırlayacaksın?
      Muhtemelen bir geçmiş yaşamındı çocukken gördüğün. Geçen gün tanıştığım birisi, hayatının 4-6 yaş arasında her gece rüyasında Japonca konuştuğunu söyledi. Ailede kimse Japonca bilmiyor, ama çocuk rüya alemine geçtiğince Japonca konuşup Japonca sayıklıyor. Sonra, bunun imkansızlığı öğretiliyor ve unutma başlıyor.
      Yine bir tanıdığım bana Mardin’de olan akrabalarından bahsetmişti. Mahallede bir çocuk doğuyor ve birden hatırlıyor. Ben şu evde yaşıyordum, hatta şuraya altınlarımı saklamıştım ben o ailenin çocuğuyum diyor. Sonunda dediği yer kazılıyor. Hakikaten uzun yıllar önce oraya biri altınlarını saklamış. Bunun gibi birkaç olay daha anlatmıştı ve inanılmaz etkilenmiştim.
      Astral rüyalar, öyle huzur dolu ki, üstünü kapatmak bir yana keşke o ruh halimizi sonsuza kadar koruyabilsek. Kitaplardan, doğmak için uzun sıralar beklendiğini okumuştum. Ama gerçek olan bir şey varsa, o da doğduktan sonra, sadece saf sevginin olduğu ve dualitenin olmadığı yuvayı zaman zaman özlememiz. Dünyanın hem cazibeli hem de zor bir deneyim olması.
      Anneannene Allah’tan rahmet diliyorum, huzur içinde uyusun. İzin verdiğin sürece seni ziyaret edecektir, eminim.💗
      Yorumun için ben teşekkür ederim esas. 🙂
      Sevgiler yürekten…

      1. Teşekkür ederim Yeliz’cim 🙇‍♀️ Evet Reiki 2 gerçekten çok keyifli 👍 Çok değişik deneyimler ve duygular içindeyim iyiki Reiki öğreniyorum 🤹‍♀️💗

  3. Yazdıkların beni çok etkiledi. Lisedeyken rüyamda,annemi kaybettigimi gördüm. Uyandigimda gerçekten de göz yaşlarımla agladigimi fark ettim. Böyle durumlarda o kişinin uzun yaşayacağını söylerler. Gerçekten de annem 89 yaşına kadar yaşadı 🙏
    Babamı kaybettigimde, aramiz biraz gergindi ve maalesef çok istememe rağmen hiç bir rüyamda göremedim 😞

    1. Allah rahmet eylesin, annene de babana da Suzancığım <3
      Mekanları cennet olsun...
      Uyumadan önce dua etsen, görürsün belki rüyanda. Belki çok denemişsindir ama bir kez daha denenebilir...
      Görememenin nedeni kesinlikle aranızdaki pürüzler değildir. Belki gözü hiç arkada kalmamıştır. Öyle emindir geride bıraktıklarının iyiliğinden, dik duruşlarından...
      Yorumun ve okuduğun için çok teşekkür ederim...

Bir Cevap Yazın