Sarkaca Devam: Doğru Soruları Sorabilmek

İlk yazımda size sarkacın ne olduğunu ve ne için kullanabileceğinizi anlattım. Okumadıysanız, önce bu yazıya Tıkk Tıkk yapın, öncelik onun 🙂

Bu yazımda sarkaca nasıl sorular ve davranışlar içinde yaklaşmalısınız onu anlatacağım. Aslında, sorabileceklerinizi sınırlandırmak mümkün değil. Sadece bazı konulara dikkat ederek sorularınızı yöneltmeniz önemli.

  • Öncelikle, karşınızda bir canlı var. Adı üstünde elinizdeki bir doğal taş. Oluşma süresi içinde neler yaşadı, ne volkanlar ne lavlar deneyimledi siz hayal dahi edemezsiniz. Ama saygı duyabilirsiniz. Soruları sorarken, onun emrinize amade bir madde olduğunu düşünmeyin lütfen. Aksine, hala yaşayan, sizdeki bir hastalığa bağlı olarak renk değiştiren, yumuşayabilen empat ve şifalı bir taş ile karşı karşıyasınız.
  • Sorduğunuz soruda önce kendinize şu soruyu sorun. Niyetim saf mı? Saf niyet nedir? Sizin ve bütünün hayrına olan niyettir. Bu cümle, burada açıklayamayacağım kadar derin bilgelik gerektirdiğinden sadece yer veriyorum. Sorunuz sizin ve diğer insanların -bütünün- hayrına mı? Evet, niyetiniz kolay yoldan para kazanmak ise sayısal loto sonuçlarını hiçbir zaman bilemeyeceksiniz. Ama belki kayıp saatinizi bulabilirsiniz. 🙂
  • Sarkaca sorular yöneltirken, net sorular sormak ve net olmak zorundasınız. Sorunuz evet ya da hayır cevabına doğrudan yönlendiren bir soru olmalı. Örneğin;
    “…. ile ilişkimde nasıl bir adım atmalıyım?” bu soruya elbette bir yanıt bekleyemezsiniz. Ama şu soruyu sorabilirsiniz. “… ile olan arkadaşlığıma yeniden bir şans vermeli miyim?(aramalı mıyım, özür dilemeli miyim?.. gibi…)”
  • Soruyu açık bir zihinle sormalısınız. Bu ne demek? Depresif, kızgın hissettiğiniz, derin bir üzüntünün içindeyken sorduğunuz sorular bilinçaltı titreşimlerinizden daha ziyade o an betada olan zihninizden gelecektir. Dolayısı ile, sağlıklı bir yanıt alamazsınız. Diyelim ki, çok ağır bir yemekten henüz kalktınız, hatta biraz alkollüsünüz. Her ikisi de sizin titreşiminizi düşecektir. Yine sağlıklı bir sonuç alamazsınız.
  • Soru sorarken, temiz zihin ve temiz beden kuralını unutmayın. Soruyu sorduğunuz anda yanıtını düşünmeye başlarsanız, sarkaç zihninizdeki yanıtı size verecektir. Siz yanıtı düşünmeyin, sadece soruya odaklanın.
  • Hayattaki en güzel bilgeliğin, doğru sorular sormak ve alacağın yanıta hazır olmak gerektiğini düşünenlerdenim. Dolayısı ile, yanıta hazır olun. Değilseniz, sormayın.
  • Bazen hiçbir yanıt gelmeyebilir. Yanıtın gelmemesi de başlı başına bir yanıt olabilir. Israrcı olmamak, üst üste aynı soruyu farklı cümlelerle sormamak ve biraz beklemek gerekir.
  • Aldığınız yanıt sizi mutlu etti ya da üzdü diyelim. Bunun sadece bir araç olduğunu lütfen unutmayın. Geleceğe dair yüzde yüz yanıt alabileceğiniz hiçbir araç yok. Her an binlerce olasılığı içinde saklıyor. Ama siz aldığınız yanıta tamamen odaklanır ve o kanunmuş gibi hareket ederseniz, sonsuz olasılıkları kaybedebilir ve mantık çizgisinden uzaklaşmış biri gibi davranabilirsiniz. (Yazar burada “‘kıymetlimiisss’ diye dolaşan Gollum’a dönüşmeyin, ben bile sizi tanımam sonra” demek istiyor.) Aynı zamanda, elimde büyülü bir değnek var gel soru soralım diye arkadaşlarınızı taciz etmemelisiniz. 🙂 O size özel, mümkünse kimse dokunmasın ve kimseyi de korkutmayın. 🙂

Son olarak yine altını çizmek isterim ki, bunun bir araç olduğunu, doğru şekilde ve doğru şartlarda sorulduğunda eğlenceli ve çalışan bir uygulama olduğunu bilmeli, ama ondan sürekli medet ummamalı ve tabu haline getirmemelisiniz.

Birazdan son bir yazı yazarak, taşı aldıktan sonra kendinize nasıl uyumlayacağınızı, nasıl niyet yükleyip kendinizi tanıtacağınızı ve ne zaman ne şekilde temizlemeniz gerektiğini anlatacağım.

Şimdi yazıyı okudunuz, elinizde (ya da niyetinizde :)) bir sarkaç var ve onu nasıl programlayacağınızı bilemiyorsunuz. Buyrun üçüncü yazıya alalım sizi: Buradan

“Sarkaca Devam: Doğru Soruları Sorabilmek” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın